Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun, tasfiyesi tamamlanmış şirketin kanuni temsilcisi aleyhine tesis edilen vergi borcu hacizlerinde tebligat usulü ve VUK 101-102 madde değişiklikleri etkisi hakkındaki kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, tasfiyesi tamamlanmış bir şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla davacının banka hesap ve kredi kartlarına uygulanan vergi borcu haciz işlemlerinin iptali talebini incelemektedir; davacı, şirket borçlarına ilişkin vergi tarhiyatları ve ödeme emirlerinin kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediğini ileri sürerken, ilk derece mahkemesi hacizleri hukuka uygun bularak davayı reddetmiş, ancak bölge idare mahkemesi vergi usul kanununun tebligat hükümlerini detaylı inceleyerek tebligat sürecinde usulsüzlük olabileceğine işaret eden bir karar vermiş ve davalı idare bu kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : █████████
Karar No : ████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, kanuni temsilcisi olduğu ve tasfiyesi tamamlanarak ticaret sicilinden kaydı silinen ... Elektronik İletişim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla banka hesabı ve kredi kartlarına uygulanan haciz işlemlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Uyuşmazlıkta, tasfiyesi tamamlanarak ticaret sicilinden kaydı silinen ... Elektronik İletişim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanarak, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun ilgili dönemde yürürlükte bulunan 17. maddesinin (9) numaralı fıkrası uyarınca, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla özel tüketim vergileri tarh edilip vergi ziyaı cezaları ve özel usulsuzlük cezası kesildiği, tarhiyat ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin usulüne uygun bir şekilde davacıya tebliğ edildiği, akabinde vergi ve cezaların dava açılmamak suretiyle kesinleşmesi üzerine bu borçların tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin de usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ödeme emrine karşı da dava açılmaması ve ödeme yapılmaması üzerine haciz işlemlerinin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, usulüne uygun bir şekilde kesinleştiği anlaşılan borçların tahsili için tesis edilen dava konusu haciz işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.
Davacının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 14. maddesinde şu kurala yer verilmiştir:
"Vergi muamelelerinde süreler vergi kanunları ile belli edilir.
Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder."
Aynı Kanun'un 7061 sayılı Kanun'un █████/2018 tarihinde yürürlüğe giren 16. maddesiyle değiştirilen 101. maddesi ise şu şekildedir:
"Bu Kanuna göre bilinen adresler şunlardır:
1. Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri,
2. Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri,
3. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi.
Birinci fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanı dikkate alınır ve tebliğ öncelikle bu adreste yapılır.
İşyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır.
İşyeri adresi olmayanlara tebliğ, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır."
Anılan Kanun'un 7061 sayılı Kanun'un █████/2018 tarihinde yürürlüğe giren 17. maddesiyle değiştirilen 102. maddesinin beşinci fıkrası şu şekildedir:
"... Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır. ..."
Uyuşmazlıkta davaya konu haciz işlemlerinin dayanağı olan ödeme emri █████/2018 ve █████/2018 tarihlerinde tebliğe çıkarılmıştır. 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin beşinci fıkrasında ikinci defa çıkarılacak tebligatın "münasip bir süre sonra" yapılacağı kuralına yer verilmiştir. Açık bir süre öngörülmemiş ve münasip sürenin tayini idarenin takdirinde olsa da, anılan Kanun'un 14. maddesinde sürelerle ilgili açık bir hüküm bulunmaması durumunda idarece on beş günden az olmamak üzere bir sürenin belirleneceği hükmüne yer verilmiştir.
Bu kapsamda, belirlenecek münasip sürenin on beş günden az olamayacağı dikkate alındığında, haciz işlemlerinin dayanağı ödeme emri usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmek suretiyle takip işlemlerinin tamamlanmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, dava konusu haciz işlemlerinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi, belirtilen gerekçeyle istinaf isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar vermiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Yedinci Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararı:
213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde yer alan, tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebligatın çıkarılacağı yolundaki düzenlemeyle, idareye süreyle ilgili olarak takdir yetkisi tanınmıştır.
Bu kapsamda, on beş günlük asgari sürenin olayda uygulanması mümkün olmadığından, işlemin diğer yönlerden hukuka uygunluğu değerlendirilmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Daire bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesi kararını bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
█████/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!