Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince, ticari şirket feshi davasında davacının şirket varlıklarının kötüye kullanılması iddiasıyla yaptığı ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının istinafen incelenmesi.
Özet: Anonim şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma davası kapsamında, davacı hissedar, diğer ortakların şirket kaynaklarını kişisel menfaatleri doğrultusunda kullandığı, şirket banka hesaplarından şahsi hesaplara usulsüz para transferleri yapıldığı ve şirket malvarlığının kötüye kullanılarak telafisi güç zararlar doğurduğu iddiasıyla, şirkete ait üç aracın devrinin önlenmesi amacıyla talep ettiği ihtiyati tedbir kararının, ilk derece mahkemesince yaklaşık ispat koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacı, bu ret kararının hukuka aykırı ve eksik incelemeye dayandığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
KARAR TARİHİ : █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2026
NUMARASI : █████████(Ara Karar)
DAVACI : ...-...
...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ esas sayılı ara kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
DAVACININ İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili ve kardeşleri ... ve ... ile birlikte davalı şirketi kurduklarını, müvekkilinin şirketteki hisse oranının %20 olduğunu, müvekkili ile diğer hissedarların miras yoluyla parsel kiraladıklarını, şirket tarafından ortakların içinde yaşayabileceği şekilde bahçe kurulduğunu ve şirket adına tarım araçları satın alındığını, tüm bu işlemlerin şirket adına alınan ve ödenen kredilerle yapıldığını, ortakların malik olduğu parseller üzerine davalı şirket lehine ipotek tesis edildiğini, şirket müdürü ortağın kendi adına tescilli parseli üzerine kurduğunu, şirketin tam teşekküllü olarak kurulması ve bahçenin verim vermeye başlamasından sonra davalı şirket müdürü ortak, birlikte %80 hisse sahibi olduğu diğer kardeşi ortakla bir olarak müvekkili ile birlikte iş yapmak istemediğini, davalı şirketin fiilen bağımsız ayrı bir ticaret yürütülmeye başlatması üzerine varlık amacının sona ermesi sonucunda şirketin %80 hissesine sahip diğer ortaklarca kredi sağlama ve gelir tahsil etme aracına dönüştüğünü, diğer ortaklar tarafından adil şekilde tüm hesapların yapıldığı ve müvekkiline de kendi alacak ve borçlarının bildirildiğini beyan edilse ve bir an için işbu husus kabul edilse dahi müvekkilinin hukuken sorumlu, ipotek ile risk altında olduğu şirketin banka kredileri, borç durumu hakkında herhangi bir bilgi sahibi olması ya da kara düzen hesaplara itiraz etmesinin mümkün olmadığını, şirket müdürü ortağın şahsi hesaplarından yapılan dayanaksız ödemeler ile şirket adına ödemeler yapıldığı bildirilerek müvekkilinden para istendiğini, davalı şirket ortaklarının mevcut yönetim ve tasarruf yetkilerini kötüye kullanmaları nedeniyle şirket malvarlığının her geçen gün azalması ve telafisi güç zararların doğması kuvvetle muhtemel olup, bu aşamada dava sonuna kadar şirketin mevcut hâlinin korunması amacıyla şirket adına tescilli ...; ...; ... plaka numaralı araçların devrinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen karar ile; davacı tarafından açılan davada davalı şirketin haklı sebeple feshi talebine ilişkin olarak dava açılmış olup, şirket adına tescilli ...; ...; ... plaka numaralı araçların devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş olup, dava dilekçesi ekindeki belgeler ve toplanan delillere göre yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde yasal koşulların gerçekleşmediğinden ve yargılamayı gerektirdiğinden koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı ...'nun istinaf dilekçesinde özetle: ihtiyati tedbir taleplerinin, müzekkere cevabı ile dosyaya sağlanan şirket banka hesaplarında tespit edilen şirket gelirlerinin usulsüz şekilde şahsi hesaplara aktarılmakta olduğuna ilişkin para transferlerine dayandığını, ... Bankası'na müzekkere yazılması üzerine banka hesaplarının şahsi amaçlar uğruna keyfi şekilde kullanılmakta olduğunun tespit edildiğini, yazılan müzekkere sonucunda alıcı hesabın şirket yetkilisi ... olduğunu, mahkemeye sunulan banka hesap dökümanlarında şirket hesabından yapılan aktarımların yeni ve tek olmadığının tespiti ile şirket kaynaklarının şahsi menfaatler lehine kullanılmakta olduğunu, davalı şirketin yeni bir şirket kurmak için hazırlıklara girmiş olduğunu; bu sebeple şirket tabelasını değiştirdiğini ikrar ettiğini, mahkemenin kuvvetli delil olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı ve eksik incelemeye dayandığını, işbu sebeple reddedilen ara kararın ortadan kaldırılarak tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasını arz ve talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, anonim şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma istemine ilişkindir.
İstinafa konu uyuşmazlık ise ilk derece mahkemesince davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde, davalı şirket adına tescilli ...; ...; ... plaka numaralı araçların devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği, Mahkemece verilen █████/2026 tarihli ara karar ile işbu ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6102 sayılı TTK' nun 530/2. maddesinde ''Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir'' hükmü yer almaktadır. Ancak, TTK'nun 636 ve 638. maddelerinde, limited şirketler yönünden özel geçici hukuki koruma düzenlemesi getirildiği halde, TTK'nun 530 ve 531. maddelerine dayanan anonim şirketin feshi davaları yönünden geçici hukuki korumaya ilişkin özel düzenleme yapılmadığından, geçici hukuki koruma talepleri hakkında, genel hüküm olan HMK'nun 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekmektedir.
6102 sayılı TTK’nun 638/2. maddesi “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir” hükmünü haizdir. Anılan maddede ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde çıkma davası açabilme olanağı tanınmıştır. Bu nedenle, çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir. Diğer yandan anılan madde ile çıkma davası açmış bir kişinin, yargılama süresince ortaklık haklarını kullanması ve borçlarını yerine getirmekle yükümlü olmasının konumuna uygun düşmeyeceği dikkate alınarak, mahkemeye bazı tedbirleri alma yetkisi verilmiştir. Bu çerçevede, mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilecektir.(bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2015 Tarih ve ██████████ Esas █████████ Karar sayılı kararı)
Davacı taraf, davalı şirketin feshi talebinin reddi halinde, duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm olarak davacının davalı şirket pay sahipliğinden yine davalı şirketçe paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenmesi suretiyle iktisap edilmesi mukabilinde çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bu talep yönünden 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi delaletiyle kıyasen 6102 sayılı TTK’nun 638/2. maddesinin uygulanması mümkün bulunmaktadır.
İhtiyati tedbir kurumu genel olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Değinilen madde kapsamında, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” genel tanımına yer verilmiş olup, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi delaletiyle kıyasen 6102 sayılı TTK'nın 638/2. maddesi kapsam itibari ile 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirden daha kapsamlı ve ihtiyati tedbir ile ilgili özel bir düzenleme niteliği taşımaktadır. Bu düzenlemeye göre mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceğinin belirtildiği, dolayısıyla uyuşmazlık konusu olmayan taşınır ve taşınmaz mallar ile hak ve alacaklar ile ilgili ihtiyati tedbir kararı da koşulları olduğu takdirde verilebilmektedir. Başka bir deyişle ihtiyati tedbir konusunun uyuşmazlık konusu olması şartı da gerekli değildir. Bu düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinin istisnalarından bir tanesidir.
Somut olayda; çıkma payı alacağı ile ilgili davanın davacı lehine sonuçlanması durumunda davalı şirkete ait araçların elden çıkarılması durumunda alınacak ilamın infaz kabiliyetinin bulunmayacağı ve davacının alacağı tahsil edememe durumunun ortaya çıkacağı, 6100 sayılı HMK 390/3 maddesi gereğince davacı tarafından bu taleple ilgili davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delillerin dosyaya sunulduğu anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi'nce ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ancak kararda hata edilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, ilk derece mahkemesinin davalı şirket adına kayıtlı araçlar üzerine ihtiyati tedbir şerhi konulması talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasına, Dairemizce UYAP sisteminden yapılan kontrolde davalı şirket adına kayıtlı olduğu tespit edilen ve aşağıdaki kararda belirtilen araçlar üzerine, teminat mukabili, üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir konulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA,
3-6102 sayılı TTK'nin 531. maddesi delaletiyle kıyasen 6102 sayılı TTK'nin 638/2 maddesi gereğince davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile;
4-6100 sayılı HMK’nın 84 vd. maddeleri gereğince Dairemizce davacıların şirketteki hisse durumları da göz önüne alınarak takdir edilen 20.000,00.TL teminatın ihtiyati tedbir isteyen tarafından nakit olarak ilk derece mahkeme veznesine yatırılması veya bu meblağı kapsayan kesin ve süresiz banka teminat mektubunun ilk derece mahkemesine sunulması halinde davalı şirket adına kayıtlı olduğu tespit edilen;
...; ...; ... plakalı araçlar üzerine işbu dava sonuçlanıncaya kadar araçların üçüncü kişilere satış, devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,
5-Teminat yatırıldığında ihtiyati tedbire ilişkin karar uygulanmasının İlk Derece Mahkemesi'nce YAPILMASINA,
İstinaf incelemesi yönünden;
6-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 732,00..TL maktu istinaf karar harcının istek halinde davacıya İADESİNE,
7-6100 sayılı HMK'nın 326/1. maddesi gereğince davacı tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan harcamaların ilk derece mahkemesince esas hakkında hükümle DEĞERLENDİRİLMESİNE,
8-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından taraflar yönünden vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
9-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesine İADESİNE,
10-Kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1-2 maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. █████/2026
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!