Adana BAM 17. Hukuk Dairesinin, kaçak elektrik tüketimi itirazın iptali davasında tacir sıfatı ve ticarethane aboneliği temelinde görevli mahkeme tespiti üzerine verilen görevsizlik kararına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki belge, ticarethane aboneliği üzerinden gerçekleşen kaçak elektrik tüketimi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin davalının tacir sıfatını haiz olmaması gerekçesiyle görevsizlik kararı vermesi üzerine yapılan istinaf başvurusunu incelemektedir. İstinaf başvurusunda, uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili olması nedeniyle nispi ticari dava niteliğinde olduğu ve Yargıtay içtihatları uyarınca ticarethane aboneliğinden doğan davaların asliye ticaret mahkemelerinin görev alanına girdiği, bu sebeple yerel mahkemenin verdiği görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmektedir.

T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2026
NUMARASI : ████████ Esas ███████ Karar
DAVACI :...
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2026 tarih ve ████████ Esas - ███████ Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:Tedaş personelleri tarafından 29.09.2023 tarihinde dava konusu ... nolu elektrik tesisatında yapılan denetimde tesisatta gerçekleştirilen incelemelerde laboratuvar incelemesi sonucuna göre sayaca müdahale edilerek enerji tüketimi yapıldığı tespit edilerek Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42.1. maddesine göre davalı adına 29.09.2023 tarih ve ... seri nolu Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağının tutulduğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine göre hesaplama yapılarak kaçak tahakkuku düzenlendiğini, ödenmeyen kaçak tahakkuk fatura bedeli için davalı adına .... İcra Müdürlüğü ██████████ Esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu abonenin haksız olarak icra takibine itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptalini talep etmiş yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır .
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece".... Tüm bu açıklamalara göre dava konusu olay değerlendirildiğinde; dosya arasına alınan kayıtlardan davalının tacir olmadığının bildirildiği, ... yazı cevabı uyarınca kaçak tespit tutanağına konu adreste ticarethane aboneliğinin bulunduğunu bildirildiği, söz konusu yerin işyeri olduğu ancak abonelik türünün mahkememizi görevli hale getiremeyeceği zira gelen müzekkere cevapları ile yukarıdaki açıklamalar uyarınca davalının tacir sıfatını haiz olmadığından, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmadığı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan dava niteliğinde kabul edilemeyeceği, uyuşmazlık konusunun 6102 sayılı TTK'dan düzenlenen işlerden olmadığından mutlak ticari iş niteliğinde de olmadığı, sonuç olarak 6102 sayılı TTK'nın 4, 5 ve 11.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeler nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı, bu haliyle mahkememizin görevsiz olduğu asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebi ile davanın usulden reddine, dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. (Emsalen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin ████████ esas ve ████████ karar sayılı kararı). 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebi ile davanın USULDEN REDDİNE,...." karar verilmiştir.
DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından █████/2026 tarihinde ████████ Esas ve ███████ Karar sayılı dosyalar ile verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin tacir sıfatını haiz olmadığı gerekçesiyle verilen kararın yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve maddi gerçekliğe aykırı bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlığın müvekkil adına kayıtlı ticarethane statüsündeki elektrik aboneliğinden kaynaklandığını, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin █████████ E. ve ██████████ K. sayılı 23.12.2019 tarihli kararında da belirtildiği üzere abone grubunun ticarethane olarak belirlenmiş olmasının görevli mahkemenin tayininde kritik bir unsur teşkil ettiğini, somut olayda abonelik türünün tartışmasız bir şekilde ticarethane olduğunu, uyuşmazlığın ticari işletmeyi ilgilendiren nispi ticari dava niteliğinde bulunduğunu, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin ██████████ E. ve ██████████ K. sayılı kararında tarafların tacir olduğu durumlarda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinin hükme bağlandığını, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin ██████████ E. ve █████████ K. sayılı kararında da ticarethane aboneliği üzerinden yürüyen kaçak elektrik davalarının Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevi içerisinde olduğunun vurgulandığını, yerel mahkemenin sadece sicil kayıtlarına dayanarak görevsizlik kararı vermesinin hatalı olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ████████ E. ve █████████ K. sayılı kararında da ifade edildiği üzere ticaret sicil kaydının bulunmamasının tacir olunmadığı anlamına gelmediğini, fiili durumun ve abonelik türünün esas alınması gerektiğini, müvekkilin işlettiği yerin ticarethane olması sebebiyle uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi kapsamında nispi ticari dava niteliğinde olduğunu, Ticaret Mahkemesi Görevlidir Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından verilen █████████ E. ve ██████████ K. sayılı kararda da davacı elektrik dağıtım şirketi ve davalı gerçek kişi tacir olduğundan uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinin belirtildiğini, yerel mahkemenin işin esasına girmeksizin verdiği kararın usul ekonomisine aykırı olduğunu belirterek .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarafından verilen █████/2026 tarihli, ████████ Esas ve ███████ Karar sayılı görevsizlik kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, dosyanın yargılamaya devam olunmak üzere görevli ve yetkili .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne iadesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; Kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan fatura bedelinin tahsili istemi ile başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı ... EDAŞ tarafından davalı ... hakkında █████/2023 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlenerek 38.006,26 TL fatura tahakkuk ettirildiği, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine davacının alacağın tahsili istemi ile .... İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlunun ödeme emrinde yer verilen borca itirazı üzerine davacının itirazın iptali istemi ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde █████/2026 Tarih, ████████ Esas ve ███████ Karar sayılı karar ile davanın görev yönünden reddine karar verildiği, davalı vekilinin süresi içinde istinaf kanun yoluna müracaat ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması isteminde bulunduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.03.2016 tarih ███████-1023 E. ████████ K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1 maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerektiği, taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemeyeceği, ticari davaların, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olarak üç gruba ayrıldığı, mutlak ticari davaların, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olduğu, mutlak ticari davaların TTK'nın 4/1. Maddesinde bentler halinde sayıldığı, bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davaların da bulunduğu, bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartların aranmadığı, TTK'nın 4/1 bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesinin yeterli olduğu, bu davaların kanun gereği ticari dava sayılan davalar olduğu, nispi ticari davaların, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olduğu, TTK 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesi ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerektiği, bu şartların birlikte bulunmadıkça uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli olmadığı, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceği, TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davaların haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediği, hal böyle olunca işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmeyeceği, üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalar olduğu, yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgisi olmasının TTK'da yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır.
Somut olayda, eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı açıktır. Nispi ticari dava olabilmesi için de her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2008 Tarih, █████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12) yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.
TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. █████/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, █████/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (█████/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Davaya konu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'da öngörülen mutlak ticari davalardan olmadığı, dava dosyasına gönderilen ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde davacının gerçek kişi olarak tacir sıfatının bulunmadığının görüldüğü, yine davacının sadece gayrimenkul sermaye iradı yönünden gelir vergisi mükellefi olduğu dosya kapsamındaki belgeler ile sabit olduğu, davaya konu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nın 4, 5 ve 11.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeler dikkate alındığında ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşıldığından davaya konu uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan tahsili gereken 732,00 TL İstinaf maktu karar harcı başlangıçta tahsil edildiğinden yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın tebliği, harç ve diğer işlemlerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4 md. uyarınca İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK.'nın 362/1-c maddesi gereğince KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.█████/2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!