Ortak muristen miras kalan taşınmazların kadastro tespitine itiraz davasında, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda zilyetlikle kazanım koşullarının değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki süreç, davacının, kadastro sırasında davalılar adına kaydedilen taşınmazların aslında babasına ait olduğunu ve miras yoluyla kendilerine kalması gerektiğini iddia ederek tescilin iptaliyle mirasçılar adına yazılmasını talep ettiği bir davada; ilk derece mahkemesinin taşınmazların ortak muris tarafından hibe edildiği ve davalılarca zilyetlikle kazanıldığı yönündeki ilk ret kararı Yargıtay tarafından yetersiz inceleme nedeniyle bozulmuş, bozma sonrası yapılan kapsamlı keşif ve bilirkişi incelemeleri sonucunda, davalıların taşınmazları tarla olarak en az yirmi yıldır nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla eklemeli zilyetlikle kullandığı tespitiyle, mevcut kadastro kayıtlarının geçerliliğinin sürdürülmesi yönünde bir kararın verildiğini ortaya koymaktadır.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2023/9 E., 2025/8 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Antalya ili .... ilçesi .... köyü çalışma alanında bulunan 2 59... , 27, 28... parsel sayılı sırasıyla 7.598,88 m², 3.750,17 m², 3.106,35 m² ve 5.144,01 m² yüzölçümlü taşınmazlar, satın alma, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle; 2 59... parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına; 2 59... parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına; 2 59... parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına; 2 59... parsel sayılı taşınmaz ise davalı ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların evveliyatında babası ...'ye ait olduğunu, babasının ölümü ile taşınmazın kendilerine kaldığını, mirasçılar arasında rızaî taksim yapılmadığını, taşınmazların babası adına tespit edilmesinin gerektiğini, dava konusu taşınmazlarda davalıların zilyetliklerinin bulunmadığını belirterek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile kök muris ... mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tesciline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında ise miras payı oranında adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... duruşmada alınan beyanında; taşınmazların babasının kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılar ....ve ... duruşmada alınan beyanlarında; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.03.2016 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların tarafların müşterek murisi ...’den intikal ettiği, taşınmazların muris tarafından sağlığında çocuklarına hibe edildiği ve davalılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı.... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.09.2020 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile "yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı belirtilerek; Mahkemece mahallinde, yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak keşifte yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların kime ait olduğu ve kimden kime, ne şekilde intikal ettiği, muris ....’dan intikal ettiğinin anlaşılması halinde, sağlığında davalıların babaları ...’ye hibe edilip edilmediği, edilmiş ise, taşınmazların zilyetliğinin devredilip devredilmediği, hibe edilmemiş ise vefatından sonra mirasçılarının tamamının katılımı ile usulüne uygun şekilde taksim edilip edilmediği, taksim yapılmışsa tarihi, çekişmeli taşınmazların kime düştüğü, her bir mirasçıya miras payına karşılık taşınmaz, para ya da menkul mal verilip verilmediği, çekişmeli taşınmazların kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı hususları maddi olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri terekeye dahil taşınmazların tespit tutanakları ve kesinleşmiş iseler kadastroca oluşan tapu kayıtları ile denetlenmeli, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "mahalli ve tespit bilirkişilerinin ortak beyanlarında yaklaşık 60 yıldır dava konusu parseli ...'nin kullandığını, davacı tanıkları ise taşınmazın evvelinin ...'ye ait olduğunu beyan etmişlerdir. Taşınmazın öncesinin ...'ye ait olduğu, ...'nin ölümünden önce çocukları arasında usulüne uygun bir taksim yapılıp, yapılmadığının bilinmediği dolayısıyla usulüne uygun yapılan bir taksimin bulunmadığının, taşınmazın davalının uhdesine geçişinin irsen intikal, hibe, taksim gibi herhangi bir hukuki sebebe istinaden gerçekleşmediğinin kabulü gerekmiştir. Ancak; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca zilyetlikle kazanım koşullarının sağlayıp, sağlamadığı noktasında yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmazların davalı ve mirasçıları tarafından tarla olarak kullandığı, eklemeli zilyetlik ile uyuşmazlık tarihinden geriye en az 20 yıl boyunca nizasız, fasılasız, aralıksız malik sıfatı ile zilyetliğinin olduğunun anlaşıldığı, teknik ve bilimsel verilerle örtüşen mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edildiği, tapusuz taşınmazların menkul mal hükmünde olduğundan zilyetliğin devrininin teslimle birlikte gerçekleşmiş olduğu göz önüne alınarak özel mülke konu olabilecek nitelikte olan taşınmazlar üzerinde ekonomik amaca uygun sürdürülen, hukuken değer verilecek nitelikte olan zilyetlikleri ile birleştiği gözetildiğinde zilyetliğin devri ile davalı bakımından zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 2 59... , 27, 28... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların müşterek muris babalarına ait olduğunu, babalarının ölümü ile kendisine ve kardeşlerine intikal ettiğini, taraflar arasında herhangi bir rızaî taksim yapılmadığını, taşınmazların kendisine ve kardeşlerine veraset ilamındaki payları oranında tescili gerektiğini, tespit ve mahalli bilirkişi beyanları ile de taşınmazın babaları ...'ye ait olduğunun belirtildiğini, bu yerin....'ye hibe edildiğine veya aralarında rızaî taksim yapıldığına dair somut ve inandırıcı delil bulunmadığını, kadastro tespiti sırasında bilirkişilerin yönlendirilmesi sonucu taşınmazların davalılar adına yazıldığını, parseller üzerinde kardeşleri ile birlikte kendisinin de hakkı olduğunu, bozma sonrası eksikliklerin giderilmediğini, murisin taşınmazları ...'ye hibe ettiğine yahut mirasçılar arasında miras taksim sözleşmesi yaptığına dair somut delil bulunmadığını, mirasın zilyetliğinin tüm mirasçılara birden geçtiğini, mirasçıların birbirlerine karşı mülkiyet hakkı kazanamayacağını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların müşterek muris....’dan intikal edip etmediği, muristen intikal ediyor ise sağlığında davalıların babaları ...’ye hibe edilip edilmediği, hibe edilmiş ise taşınmazların zilyetliğinin devredilip devredilmediği, hibe edilmemiş ise ölümünden sonra mirasçıları arasında usulüne uygun taksim yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazların Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere tarafların müşterek murisi ...'den intikal ettiği ve murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, hükmün bozulmasından önce mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından da taşınmazların tarafların müşterek murisinden intikal ettiği belirtilmiştir. Öte yandan davalılar tarafından, dava konusu taşınmazların müşterek murisleri...tarafından yakın miras bırakanları babaları ...'ye hibe edildiği ya da terekenin mirasçılar arasında taksim edildiği olgusu da ispatlanamamıştır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince davanın, davacının miras payı oranında kabulü ile davacının miras payının davacı adına; müşterek murisin diğer mirasçılarının dava açmadıkları dikkate alınarak kalan payların her bir dava konusu taşınmazın tespit maliki davalı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!