Danıştayda 18/01/2024 tarihli KDV Genel Uygulama Tebliğindeki taşımacılık istisnası yetki belgesi şartının ve kooperatif alacaklarına haciz bildirilerinin iptali istemiyle açılan dava.
Özet: Bu hukuki evrak, lojistik firmaları ve kooperatif üyelerinin, 18/01/2024 tarihli Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin uluslararası taşımacılık istisnasında yetki belgesi ve taşıt kullanımına ilişkin şartları düzenleyen bir paragrafının iptali ile bu düzenlemeden kaynaklanan vergi borçları nedeniyle kooperatif alacakları üzerine uygulanan haciz bildirilerinin kaldırılması talebini kapsamakta ve dilekçenin idari yargılama usul kanunu gereği görev, yetki, ehliyet, kesin işlem niteliği, süre aşımı ve husumet gibi usul yönlerinden ön incelemesinin yapıldığını belirtmektedir.
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
DAVACILAR : 1- ... 2-... 3-... 4- ...
5- ... Global Lojistik ve Ticaret Limited Şirketi
6- ... Uluslararası Lojistik Ticaret Limited Şirketi
7- ... Global Lojistik ve Ticaret Limited Şirketi
8- ... Global Lojistik ve Ticaret Limited Şirketi
9- ... Transport Uluslararası Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
10-... Uluslararası Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı/... (... Başkanlığı)
DAVANIN KONUSU : █████/2024 tarih ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:49)'in 4. maddesiyle değiştirilen Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin ''İstisnalar'' başlıklı II. Bölümünün ''C. Taşımacılık İstisnası'' başlığı altında yer alan 1.1. Kapsam kısmındaki dördüncü paragrafı ile söz konusu tebliğ nedeniyle Kaynaşlı Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından, Sınırlı Sorumlu Uluslararası ... Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi üyeleri olması muhtemel olan davacılardan bazılarının vergi borçları nedeniyle sözü edilen kooperatiften olan alacaklarına istinaden kooperatif adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 79. maddesi uyarınca düzenlenen muhtelif haciz bildirilerinin iptali istemine ilişkindir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi gereğince ilk inceleme ile görevli Tetkik Hakimi ...'nin açıklamaları dinlenilerek dosya belgelerin incelenmesinden sonra işin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
...Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin birlikte faaliyet gösterdiği ve üyeleri olması muhtemel olan davacılar tarafından, █████/2024 tarih ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:49)'in 4. maddesiyle değiştirilen Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin ''İstisnalar'' başlıklı II. Bölümünün ''C. Taşımacılık İstisnası'' başlığı altında yer alan 1.1. Kapsam kısmındaki ''Mükelleflerin istisnadan yararlanabilmesi için taşımacılık faaliyetini yaptıkları dönemde uluslararası taşımacılık faaliyetinin yürütülmesine ilişkin ilgili mevzuat gereğince kendileri adına düzenlenmiş geçerli bir yetki belgesine sahip olmaları zorunludur. Taşımacılık faaliyetinde kullanılan taşıtların tek bir yetki belgesi eki taşıt belgesine kayıtlı olması gerektiğinden bu faaliyetin yetki belgesi eki taşıt belgesine kayıtlı özmal veya kiralık araçlarla yapılması mümkündür'' paragrafının iptali ile söz konusu tebliğ nedeniyle Kaynaşlı Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından ... Taşıyıcılar Kooperatifinin üyeleri olması muhtemel olan davacılardan bazılarının vergi borçları nedeniyle sözü edilen kooperatiften olan alacaklarına istinaden kooperatif adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 79. maddesi uyarınca düzenlenen muhtelif haciz bildirilerinin iptali istemiyle █████/2025 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren dilekçeyle dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı'' başlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri sayılarak (a) bendinde iptal davası, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmaktadır.
Aynı Kanun'un "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, (4) numaralı fıkrasında ise ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri, "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, dilekçelerin, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; (6) numaralı fıkrasında, bu hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, sözü edilen maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendinde, yasal süresi içinde açılmamış olması durumunda davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetimini amaçlayan iptal davası açılabilmesi için objektif ehliyet olarak kabul edilen idare hukukuna özgü olmayan davaya taraf olma ve dava açabilme ehliyetine sahip olmanın yanı sıra 2577 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali"nin de gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Menfaat ihlali ise doktrin ve içtihatlarda, dava konusu işlemle davacı arasında kurulan güncel, meşru ve kişisel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaat ihlali için ciddi ve makul bir ilginin varlığı da şarttır.
Menfaatin güncel olması, davanın açıldığı anda mevcut olmasını, gelecekte doğması muhtemel bir menfaat için davanın açılamamasını; meşru olması, hukuk alemi tarafından korunan bir menfaat olmasını, hukuka ve ahlaka aykırı olan menfaatin ise korunmayacağını; kişisel olması ise dava konusu işlemin davacıya doğrudan ya da dolaylı yoldan tesir etmesini ifade etmektedir.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru, güncel ve doğrudan veya dolaylı yoldan bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince değerlendirilmesi yapılarak davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır.
Birel işlem olarak dava konusu edilen muhtelif haciz bildirilerinin, borçlu kısmında davacılardan bir kısmının adı/ unvanı gösterilmiş ise de söz konusu haciz bildirilerinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 79. maddesi uyarınca üçüncü kişi ... Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi adına ve Kooperatifin alacaklısı aynı zamanda kamu borçlusu olan davacılardan bir kısmına ait alacak, menkul mal ve haklara sahip olup olmadığının başka bir deyişle davacılardan bir kısmına borcu bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla düzenlendiği, 6183 sayılı Kanun'un ilgili maddesindeki öngörülen itiraz prosedürünün işletilmemesi halinde ise sözü edilen Kooperatifin ödeme emri ile takip edileceği dikkate alındığında iptali istenilen haciz bildirilerinin davacılar hakkında tesis edilmediği daha açık ifadeyle davacılarının dava konusu birel işlemlerin süjesi olmadığı bu haliyle de ihlal olan meşru, kişisel ve güncel bir menfaatlerinin bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın birel işlemler yönünden ehliyet nedeniyle reddi gerekmektedir.
Dava açma süresine ilişkin kurallar ile düzenleyici işlemlere karşı iki ayrı yol izlenerek dava açma imkanı tanınmıştır. Buna göre, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca düzenleyici işlemin ilanı üzerine altmış gün içinde dava açılabileceği gibi düzenleyici işlemin uygulanması üzerine de uygulama işleminin tebliğ tarihinden itibaren yine (60) gün içinde düzenleyici işleme veya düzenleyici işlemle birlikte uygulama işlemine karşı dava açılabilecektir. Bu şekilde, düzenleyici işlemin ilanı üzerine düzenleyici işleme karşı dava açmamış bulunan ilgililere, dava konusu edebilecekleri bir uygulama işleminin varlığına bağlı olarak düzenleyici işleme karşı da dava açma imkanının sağlanması amaçlanmıştır.
Düzenleyici işlemin, yayımı tarihinden itibaren altmış gün içinde dava konusu edilmemesi halinde ise uygulama işlemi üzerine dava konusu edilebilmesi için uygulama işleminin tebliğ tarihine göre dava açma süresinin geçmemiş olması gerekmektedir.
Bu itibarla dava konusu düzenlemenin █████/2024 tarih ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı ve aynı tarihte yürürlüğe girdiği, düzenlemenin yayımı tarihinden itibaren altmış gün içinde dava konusu edilmediği ve dava konusu düzenleyici işlemin uygulanmasına yönelik davacılar adına tesis edilmiş herhangi bir uygulama işleminin de dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakta █████/2025 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın, düzenleyici işlem yönünden, SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2. Davanın, birel işlemler yönünden, EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ...-TL yürütmenin durdurulması harcının isteği halinde davacılara verilmesine, posta giderleri avansından artan tutarın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra davacılara re'sen iadesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Kaynaşlı Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından,... Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin üyeleri olması muhtemel olan davacılardan bazılarının vergi borçları nedeniyle sözü edilen kooperatiften olan alacaklarına istinaden kooperatif adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 79. maddesi uyarınca düzenlenen muhtelif haciz bildirilerinin iptali isteminin esastan incelenmesi gerekirken, ''davanın ehliyet'' yönünden reddi gerektiği belirtilerek verilen karara katılmıyoruz.
(XX)- KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 4. fıkrasında; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı ancak, bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri; 5. maddesinin 1. fıkrasında ise aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep - sonuç ilişkisi bulunması halinde birden fazla idari işlemin bir dilekçe ile idari davaya konu edilebileceği belirtildikten sonra, 14 maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, dilekçelerin 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönünden inceleneceği; 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde de 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde yazılı halde; 3 ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak suretiyle otuz gün içinde dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 7. maddesinin 4. fıkrası ile aynı dilekçe ile dava açılabilecek hallerin düzenlendiği 5. maddenin birlikte değerlendirilmesinden, ilgililerin düzenleyici işlemle uygulama işleminin her ikisi aleyhine birden dava açabileceğinin belirtilmiş olmasının, her iki işleme karşı aynı dilekçeyle ve aynı idari yargı yerinde dava açılabileceği anlamına gelmediği sonucuna varıldığı, kamu düzeninden görev kuralı ve Anayasa'nın 37. maddesinde öngörülen "kanuni hakim ilkesi" ve bu davalarda verilecek kararların kanun yollarının farklı oluşu nedeniyle, düzenleyici işlemin Danıştay'da, uygulama işleminin ise, derece mahkemelerinde idari davaya konu edilmelerinin uygun olacağı açıktır.
Bu bakımdan; 2575 sayılı Danıştay Kanununun 24. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevine giren █████/2024 tarih ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:49)'un 4. maddesiyle Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin ''İstisnalar'' başlıklı II. Bölümünün C. Taşımacılık İstisnası başlığı altında yer alan 1.1. Kapsam kısmındaki dördüncü paragrafının iptali ile 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 6. maddesi uyarınca vergi mahkemelerinin görevine giren Kaynaşlı Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından davacılardan bazılarının vergi borçları nedeniyle sözü edilen kooperatiften olan alacaklarına istinaden kooperatif adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 79. maddesi uyarınca düzenlenen muhtelif haciz bildirilerinin kaldırılması talebinin, belirtilen mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edilip edilmediği hususunun ayrı ayrı incelenmesi zorunlu olduğundan, aynı dilekçe ile Danıştayda idari dava açılmasına olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dilekçenin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, otuz gün içerisinde, her işleme karşı, görevli ve yetkili yargı merciileri de gözetilerek, ayrı dava açmakta serbest olmak üzere reddi gerektiği görüşüyle karara usul yönünden katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!