Trafik kazasında hatalı kusur değerlendirmesi nedeniyle sigorta şirketinin ödediği hasarın, karşı taraf sigorta şirketi ve sürücüsünden rücuen tahsili davası.
Özet: Bu hukuki metin, trafik kazası sonucu meydana gelen maddi hasar nedeniyle kasko sigortası kapsamında ödeme yapan bir sigorta şirketinin, kazada kusurlu karşı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı ve sürücüsüne karşı, hatalı kusur değerlendirmesiyle fazla ödeme yapıldığı iddiasıyla rücuen tazminat talebini ele almaktadır. Davacı sigorta şirketi, sigortalısına yaptığı ödemeyi kanuni halefiyet yoluyla geri istemekte, belirsiz alacak davası açarak kusur oranlarının bilirkişi incelemesiyle belirlenmesini ve ödenen miktarın faiziyle tahsilini talep etmektedir. Davalı sigorta şirketi ise başvuru şartının yerine getirilmemesi, zamanaşımı, görevli mahkeme ve davanın niteliği gibi çeşitli savunmalarla davanın reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBUL2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.07.2025 tarihinde ... ili ... ilçesi ... üzerinde, davacı ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... numaralı kasko poliçesi ile sigortalı bulunan, sürücüsü ...olan ...plakalı araç ile davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında sigortalı bulunan, sürücüsü ... olan... plakalı aracın yer aldığı maddi hasarlı bir trafik kazası meydana geldiğini, Yerleşik İçtihat ve uygulama uyarınca, sigorta şirketlerinin rücuen tazminat taleplerinde asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, hatalı kusur değerlendirmesi neticesinde müvekkili şirketin sorumluluğun üzerinde bir ödeme yaptığını, çelişkili kusur oranları karşısında Mahkememiz tarafından tanzim edilecek rapor doğrultusunda nihai kusur oranları tespit edilebileceğini, müvekkili şirketin sigorta sözleşmesi kapsamında sigortalısına yaptığı hasar ödemesi ile birlikte, sigortalısının üçüncü kişilere karşı sahip olduğu tazminat talep haklarına halef olduğunu, müvekkili şirketin dava yoluna başvurmadan önce davalı taraflara usulüne uygun rücu başvurusunda bulunduğunu, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, tüm bu nedenlerle, TTK m. 1472 uyarınca kanuni halef sıfatını haiz müvekkili şirketin, kazada kusurlu bulunan sürücü ... ile ilgili sigorta şirketlerine karşı yönelttiği rücu talebinin kabulü gerektiğini, HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılan davalarının ve taleplerinin bütünüyle kabulüne, kusur durumunun tespiti için dosyanın uzman bilirkişi heyetine tevdiine ve maddi gerçeğe uygun kusur oranlarının belirlenmesine, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla yargılama sırasında belirlenecek gerçek zarar miktarının, tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL'nin ve yargılama sırasında belirlenecek olan alacağın tamamına ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte rücuen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Cevap: Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle müvekkili şirket yönünden başvuru şartı zorunluluğu olmasına rağmen davacı vekilince müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru bulunmadığını, bu bakımdan davanın öncelikle bu sebepten reddi gerektiğini, huzurdaki davada zamanaşımının dolmuş olduğunu, bu bakımdan davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğu, ayrıca dava görevli ve yetkili olmayan mahkemede açılmadığını, davanın bu yönlerden de reddi gerektiğini, davacı yanın maddi hasara ilişkin talepleri zorunlu trafik sigortacısı tarafından giderildiğinden bu yönde de müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket sadece gerçek zarardan sorumlu olduğunu, hasar onarım hususundaki başvuru taleplerinin haksız olduğunu, aleyhe hüküm kurulması halinde parça ve işçilik iskontosunun uygulanması gerektiğini, bu oranın da en az yüzde otuz olması gerektiğini, müvekkili şirketin KDV’den sorumluluğu bulunmadığını, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının kaza tarihinden itibaren faiz işletme talebi hukuka aykırı olduğunu, davanın öncelike başvuru şartı ve zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden reddine, davanın esastan reddine, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı... tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu suretle iddiaların inkarı cihetine gidildiği anlaşılmıştır.Toplanan Deliller: Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden... plaka sayılı aracın hasar, kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu bilgisi, celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:Dava, kazaya karışan karşı aracın sigortacısı ve maliki olan davalılara ödenen hasar tazminatının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdatı istemine ilişkin belirsiz alacak davasıdır.6098 sayılı TBK’nın 78/1. maddesinde, borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimsenin, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebileceği hüküm altına alınmıştır.Dava dilekçesinde, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğundan bahisle davalı tarafından müvekkili şirkete yapılan başvuru üzerine hasar dosyası açılıp davalı sigorta şirketine 393.000,00-TL ödeme yapıldığı, davacının aldığı uzman görüşü mütalaa raporunda dava dışı sigortalısının %25 oranında kusurlu olduğu tespitinin olduğu iddia edilmiştir. Davacının dava dilekçesindeki beyanlarına göre davacı taraf herhangi bir zorlayıcı neden bulunmaksızın davalı tarafa kendi isteği ile ödeme yapmış bulunmaktadır. Buna göre, borçlanmadığı edimi kendi rızasıyla yerine getiren kimse, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Davacı sigorta şirketinin, kendi düzenlemiş olduğu poliçeye dayalı olarak yaptığı ödemeyi "kendisini borçlu sanarak" yapmış olduğunu ileri sürmesi mümkün değildir. Davacı tarafça kendisini borçlu sandığı hususunun ispat edilemediği anlaşılmakla kendi isteği ile ödediği paranın istirdadını talep edemeyecektir.Bu durumda, poliçede kapsamında ödenmemesi gereken ödemenin lütuf (ex gratia) ödemesi olduğu ve bu ödemenin davacı sigorta şirketine sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak talep hakkı vermeyeceği anlaşıldığından (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi... Esas ...Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar) açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdire bağlı aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle,1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL harç başlangıçta peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 466,60-TL posta ve tebligat yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ne verilmesine, 6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır