İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, fon sağlama hizmet sözleşmesi ihlali sonrası açılan itirazın iptali davasında yerel mahkemenin kısmi kabul kararını inceliyor.
Özet: İşbu istinaf incelemesi, bir hizmet sözleşmesi kapsamında fon sağlama ediminin yerine getirilmemesi iddiasıyla davacı şirketin davalı şirket ve kefili aleyhine başlattığı 48.000 TL ana para ve işlemiş faiz alacağına dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne yönelik kararına karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunu ele almaktadır; davacı, sözleşme gereği ödeme yapmasına rağmen taahhüt edilen fonun sağlanmadığını ve davalının temerrüde düştüğünü ileri sürerken, davalı ise sözleşmenin geçerliliğini reddetmekte veya edimini ifa ettiğini savunarak, alt mahkemenin sözleşme imza ve içeriğinin tespiti amacıyla davalı temsilcilerini isticvaba çağırması gibi yargılama aşamalarını özetlemektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 15.08.2016 tarihli “Hizmet Sözleşmesi” imzalandığını, diğer davalı ...'ın da sözleşmeye ve yetkilisi olduğu davalı şirketine garantör olduğunu, sözleşme kapsamında davalı şirketin yegane taahhüdü ve ediminin müvekkili şirkete fon sağlamak olduğunu, müvekkilinin sözleşme akabinde davalı/borçlunun edimini yerine getirmeden 48.000,00.-TL ödeme yapıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.2 maddesinde Davalı .... Şirketinin “fon sağlama hizmetini sözleşme süresi içerisinde yerine getirememesi durumunda alınan ücret ve vergilerin iade edileceğinin” kararlaştırıldığını, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete 05.07.2018 tarihinde İzmir 27.Noterliğinin ██████████ Yevmiye No'lu ihtarnamesi keşide edildiğini ve aldığı ücret ve vergileri iade etme yükümlülüğü hususunda temerrüte düşürüldüğünü,05.07.2018 temerrüt tarihi ile icra takibi açılış tarihi olan 02.10.2019 tarihleri arasında 11.642,30.-TL avans faizi işlediğini ve borç toplamının 59.642,30.-TL olduğunu, davalı-borçlu tarafından İzmir 2.İcra Dairesinin ██████████ E. Sayılı dosyasına, davalının haksız ve kötü niyetli olarak borca İtiraz ederek takibi durdurduğunu beyanla, itirazın iptaline ve takibin bakiye miktar üzerinden devamına karar verilmesini, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirket arasında karşılıklı imzalanmış bir “Hizmet Sözleşmesi” bulunmadığını, taraflar arasında hizmet sözleşmesi görüşmesi yapılarak mutabık kalındığını, bu mutabakat kapsamında da müvekkilinin edimini ifa ettiğini, müvekkilinin iyi niyetle fon şirketleri ve bankalarca teklifler sunulmasını sağladığını ancak her teklifin davacı tarafından reddedildiğini beyanla davanın esastan reddine karar verilmesini ve davacının yargılama giderleri ile vekalet ücretine mahkum edilmesini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Mahkememizce deliller toplanılmış, İzmir 2.İcra Dairesinin ██████████ esas sayılı takip dosyası getirtilmiş, incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine dayanak █████/2017 tarihli 48.000,00 TL tutarlı, █████/2016 tarihli hizmet sözleşmesi gereğince bakiye 48.000,00 TL asıl alacak ve 17.745,54 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 65.745,54 TL üzerinden ilamsız yolla icra takibine girişildiği, ödeme emrinin borçlulara █████/2019 tarihinde borçlular vekili tebliği ile süresi içinde borca, faize, faiz oranına ve fer'ilerine yapılan itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin █████/2021 tarihli duruşmasının ara kararı uyarınca "...davalı şirketin temsilcileri ... ve ...'ın █████/2016 tarihli ve Hizmet Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin kendileri tarafından imzalanıp imzalanmadığı ve sözleşmenin içeriğine ilişkin beyanda bulunmak üzere isticvap davetiyesi çıkartılmasına, HMK'nun 171.maddesi gereğince duruşma gün ve saatinde isticvap olunmak üzere hazır bulunması gerektiği, geçerli bir özürü olmaksızın gelmediği veya gelip te sorulara cevap vermediği takdirde Hizmet Sözleşmesinin içeriğini kabul ettikleri ve sözleşme altındaki imzanın davalı şirket adına isticvap edilen şirket temsilcileri tarafından atıldığının kabul edilebileceği, isticvap konusu vakıaların dosya kapsamında belirtildiği şekilde olduğu ve dosya kapsamına göre karar verilebileceği hususunun çıkartılacak davetiyeye şerh verilmek suretiyle ihtarına.." karar verilmiş olup, mahkememizde hazır olan davalı ...'ın "...davalı vekili tarafından dosyaya sunulan hizmet sözleşmesi aslı ile sözleşmenin eki niteliğindeki hizmet sözleşmesi hizmet alım talimatı sözleşmesinin tüm sayfalarının içeriği ve altındaki imzalar ayrı ayrı gösterildi. Huzurdaki davalıya sözleşme içeriğini kabul edip etmediği, sözleşmenin kendisinin huzurunda düzenlenip düzenlenmediği, sözleşme altında davalı ... Şirketinin kaşesi üzerinde bulunan imzanın ve ayrıca hizmet sözleşmesinin altında garantör olarak yer alan ismi altındaki imza gösterilerek imzaların kendisine ait olup olmadığı sorulan hususlarda beyanda bulunmak isteyip istemediği hususunda beyanı sorulmuş;
Davalı ..... beyanında özetle; "...bana sorulan hususlarda beyanda bulunmak istiyorum. Tarafıma gösterilen sözleşme ve ekinin içeriğini inceledim. İçeriğini ve altındaki imzaları inceledim. Tarafıma gösterilen sözleşme benim huzurumda imzalanmamıştır. Sözleşmenin yapıldığı tarihte ben şirketin yetkili temsilcisi idim dosyada imza sirküleri mevcuttur. Sözleşme ve eki altındaki imzalar benim tarafımdan atılmamıştır imzaları kabul etmiyorum zaten imza sirkülerindeki imzaya da benzememektedir. Benim imzam taklit edilmiştir. Davacı ile aramızda sözlü olarak yapılan anlaşmaya istinaden davacıya hizmet verdik. Yazılı sözleşme imzalamadık bu hususta tanıklarımız vardır..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ... beyanında özetle; "davalı firma ile benim davacı şirkette çalıştığım süreçte bir teklif almıştık. Bu aşamadan sonra ben işten ayrıldığım için süreçle ilgili herhangi bir bilgim yoktur. Firmayla ilk tanışıldığı zaman davacı şirkette çalışıyordum alınan teklifler yönetimle paylaşılmıştı. Daha sonra yönetim ile firma arasında olanlardan herhangi bir bilgim yoktur. Sözleşmeler muhasebe kayıtlarına girmez. Muhasebeye sadece ödemeler işlenirdi. O aşamada henüz herhangi bir faturasal olay olmadığı için muhasebe kayıtlarına girmemiştir, teklif içeriği finans kuruluşlarından fon sağlama, fon bulma, bankalardan kredi bulma ile ilgili.. "şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tarafların ticari defter ve belgelerinin ibraz etmeleri yönünden kesin süre verilmesine karşın davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını verilen kesin süre içerisinde bildirmemiş, davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde uyuşmazlık konularında inceleme yapılmak üzere dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilen █████/2021 tarihli bilirkişi raporu sunulmuş, buna göre 09.07.2018 tarihinden 31.12.2018 tarihine kadar %10,75 ve 01.01.2019 tarihinden 02.10.2019 tarihine kadar da %21,25 oranında faiz uygulaması gerektiği ve buna göre yapılan hesaplama neticesinde de ;
09.07.2018 ila 31.12.2018 arası işlemiş temerrüt faizi 2.522,67.-TL
01.01.2019 ila 02.10.2019 arası işlemiş temerrüt faizi 7.791,67.-TL olmak üzere davacı şirketin Toplam : 10.314,34.-TL faiz talep edebileceği hesaplandığı, tayin ve takdiri mahkemeye ait olmak üzere 02.10.2019 takip tarihi itibarıyla, davacı şirketin davalı şirketten 48.000,00.-TL asıl alacak +10.314,34.-TL işlemiş faiz olmak üzere Toplam 58.314,34.-TL talep edebileceği sonucuna varıldığı rapor edilmiştir.
Aynı bilirkişiden alınan █████/2021 tarihli ek raporda özetle; "..Kök raporda ,dosya kapsamı belgeler içerisinde, davalı şirketin davacı şirkete Fon Sağlama Yükümlülüğünü yerine getirdiğine veya bu yükümlülüğünü yerine getirmeye yönelik yaptığı çalışmalara dair bilgi ve belgelere rastlanmadığı saptaması yapılmış ve davalı vekili tarafından ana rapora itirazında bir kısım mail yazışmalarını dosyaya ibraz ederek müvekkilinin yaptığı hizmetlerinin ve emeklerinin göz önünde bulundurmaksızın raporun hazırlandığını beyanla itiraz etmiştir.
Taraflar arasında akdedilen Hizmet Sözleşmesinin 4.1 Aylık ücret başlıklı maddesinde belirtilen "..... 4.2 maddede belirtilen sadece fon sağlama hizmetinin sözleşme süresi içerisinde yerine getirememesi durumunda alınan ücret ve vergileri iade etmekle yükümlüdür."” hükmünü taşımaktadır.
Davalı vekilinin dosyaya sunduğu mail yazışmalarında; Davacı ... A.Ş nin dava dışı .... A.Ş.ndeki hisselerinin satın alınması yolu ile finansman sağlanabileceğine dair █████/2017 tarihli mail yazışması yapılmış ve ...A.Ş.nin değerlendirme raporunun yapılması gerektiği bundan sonrada sağlanabilecek fon miktarının belirlenebileceği bildirilmiştir.
Bir başka mail yazışmasında ise, davalı aracılığıyla,dava dışı ...Şti tarafından davacı şirkete “İş Planı Danışmanlığı Hizmet Teklifi ” ile davacıya yurt dışı IFCC şirketi üzerinden finans sağlanması için yapılması gereken çalışmalar, bu çalışmaların ortalama süresi, davacı şirketin ödeyeceği ücret ve komisyonlar ile ödeme şeklini belirten bir anlaşma teklifi yapılmıştır.
Bir diğer mail yazışmasında da, davacı şirkete yapılan teklifte iyileştirme yapılmadığı ve faiz dışı giderler nedeni ile de teklifin uygun bulunmadığı davalı tarafa bildirilmiş olduğu görülmektedir.
Yukarıda bahsi geçen mail yazışmalarının ,davalının yurt içi ve yurt dışı banka ve kredi kuruluşlarından fon sağlama hizmetini yerine getirip getirmediğinin ve davalının fon sağlama hizmeti için davacıdan aldığı toplam 48.000,00.-TL sının, Hizmet Sözleşmesinin 4.1 Aylık Ücret başlıklı maddesi gereğince geri ödenip ödenmeyeceğinin takdiri mahkemeye ait olduğu rapor edilmiş, alınan bilirkişi raporu Mahkememizce yeterli ve hükme esas almaya elverişli mahiyette görülmüştür.
Dava; İİK nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın İzmir 2. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasında alacağın varlığı ve miktarı, icra inkar tazminatı talep edip edemeyeceği, davacı tarafın faiz talep edip edemeyeceği, hangi tarihten itibaren ne tür faiz talep edebileceği noktalarında toplandığı,
Somut olayda; davacı şirketi ile davalı şirket arasında 15.08.2016 tarihli “Hizmet Sözleşmesi” imzalandığı, diğer davalı ...'ın da sözleşmeye ve yetkilisi olduğu davalı şirketine garantör olduğu, sözleşme kapsamında davalı şirketin tek taahhüdü ve ediminin davacı şirkete fon sağlamak olduğu, davacı şirket tarafından sözleşme akabinde davalıların edimini yerine getirmeden 48.000,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememize alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporuunda da; her iki şirket cari hesap muavin defter dökümünün birbiri ile örtüştüğü, davacı şirketin 02.10.2019 takip tarihi itibari ile 18.000,00.-TL.davalı şirkete borçlu olduğunun görüldüğü, ancak davacı şirketin İzmir 2.İcra Müdürlüğünün ██████████ E.sayılı dosyası ile açtığı takipte borcun sebebini 20.03.2017 tarihli 48.000,00.-TL.tutarlı 15.08.2016 tarihli hizmet sözleşmesine dayandırdığı, bu kapsamda yine her iki şirkete ait cari hesap muavin defter dökümü incelendiğinde 20.03.2017 tarihi itibari ile davacı şirketin davalı şirkete 15.08.2016 tarihli hizmet sözleşmesine istinaden toplam 48.000,00.- TL.ödeme yaptığı, davalı şirketin sözleşme kapsamı edimlerini yerine getirdiğine dair dosya kapsamı içinde herhangi bir bilgi ve belgenin olmadığı, davacı şirketin hizmet sözleşmesinin 4.1.md.si ”.... 4.2.madde de belirtilen sadece fon sağlama hizmetinin sözleşme süresi içerisinde yerine getirememesi durumunda alınan ücret ve vergileri iade etmekle yükümlüdür “ maddesi gereği 05.07.2018 tarihinde keşide ettiği İzmir 27.Noterliğinin ██████████ yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı şirketi temerrüde düşürdüğü, davacı şirketin davalılardan 48.000,00.-TL asıl alacak ve 10.314,34.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 58.314,34.-TL alacaklı olduğu..." gerekçesi ile, davanın KISMEN KABULÜNE, İzmir 2. İcra Dairesi'nin ██████████ Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptali ile 58.314,34.TL alacak üzerinden takibin devamına, davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve alacağın likit olduğu kabul edildiğinden hüküm altına alınan 58.314,34.TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın TTK gereği şirketler arasındaki tüm işlemlerin yazılı ve imzalı olması zorunluluğuna açıkça aykırı olduğunu, arabuluculuğa itirazın iptali için başvurulamayacağını, davaya temel sözleşmedeki imzanın kime ait olduğunun tespiti için imza örnekleri alınmasına rağmen imza incelemesi yapılmamasının eksik inceleme olduğunu, taraflar arasında usulüne uygun yazılı olarak kurulan imzalanmış geçerli bir sözleşmenin bulunmadığını, sadece müvekkilleri ... . Şti ile şirket yetkilisi ...'ın davalı ile aralarında yapılmış olan mutakabakat kapsamında hizmet sözleşmesi neticesinde emek ve mesai harcayarak edimini yerine getirmeye çalıştığını fakat davacı şirketin her seferinde işi yokuşa sürerek kendi edimini yerine getirmediğini, müvekkili ile davacı şirket arasında yapılan sözleşmenin ...'ın yükümlülükleri başlıklı 3.2.maddesine göre; "..., Hizmetlerin sağlanmasında .... ile işbirliği içinde çalışılmaması ve buna ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sebebiyle meydana gelecek gecikme ve zararlardan sorumlu olduğunu kabul ve beyan eder" denmekte olduğunu, müvekkili tarafından ilgili sözleşme kapsamında davacıya yurt içi ve yurt dışından bir çok teklif götürüldüğünü ancak bu süreçte hiçbir teklifin davacı şirketçe kabul edilmediğini, davacı şirketçe işin sürekli yokuşa sürülmesine rağmen müvekkilinin iyi niyetle hizmetine devam ettiğini, müvekkilinin, ilgili sözleşme kapsamında mutabakata dayanarak fon arayışı için Almanya'ya seyahatler gerçekleştirdiğini, yurt dışı merkezli birçok firmayla görüş birliği sağlanarak fon sağlama sürecine uygun olacağının davacıya belirtildiğini, ....&.... raporunun yani firmanın ilgili proje kapsamında yaratacağı nakit akışı ile ne kadar süre içinde geri ödeme yapabileceğini gösteren bir çalışma için davacı firmaya fiyat teklifinde bulunulduğunu, davacı tarafından reddedilen teklifin, sonrasında davacının istediği şartlarda revize edilerek son halini aldığını ancak davacının keyfi olarak konuyla ilgili olarak bir daha dönüş yapmadığını, bilirkişi raporunun müvekkilinin sözleşme için yapmış olduğu hizmetleri ve emekleri göz önünde bulundurulmadan hazırlandığını, davacının kötüniyetli olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, hizmet sözleşmesinin gereğinin yerine getirilmediğinden bahisle ödenen bedelin iadesi için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Bu açıklamalar ışığında, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalılar tarafından fon sağlama hizmetinin gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinin yasal delillerle ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 3.983,45.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 995,68.TL harcın mahsubu ile bakiye 2.987,77.TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu sırasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!