İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, borçtan kaynaklanan itirazın iptali davasında taşınmaz devrinin önlenmesi talepli ihtiyati tedbir reddi kararının istinafını inceledi.
Özet: Taraflar arasında akdedilen karşılıklı ibra ve sulh protokolü ile taşınmaz ve demirbaş teslimine ilişkin anlaşmazlıktan doğan 6.000.000 TLlik alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, davacının borçluya ait belirli bir taşınmaz üzerinde alacağın tahsilinin tehlikeye düşeceği gerekçesiyle talep ettiği ihtiyati tedbir kararının, ilk derece mahkemesince taşınmazın uyuşmazlık konusu olmaması ve tapu kaydında ihtiyati haciz şerhi bulunması nedenleriyle reddedilmesi üzerine, davacı bu ret kararına karşı, taşınmazın alacağın doğuşuyla doğrudan ilişkili olduğunu ve ihtiyati tedbir koşullarının mevcut olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusu yapmış olup, uyuşmazlık ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİESAS NO : █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİARA KARAR TARİHİ: █████/2026NUMARASI : ████████ E DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: █████/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 08.01.2026 tarihinde akdedilen "Karşılıklı İbra ve Sulh Protokolü" ile aynı tarihli "Yer ve Demirbaş Teslim Tutanağı ve İbra Protokolü" uyarınca, "Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada 2 parselde" kain taşınmaz davalı tarafa fiilen teslim edildiğini, taşınmazın zilyetliğinin devredildiğini, davalı tarafın taşınmazı ve demirbaşları bizzat görerek, inceleyerek ve mevcut haliyle kabul ettiğini, tarafların da birbirlerini gayrikabili rücu şekilde ibra ettiklerini, taraflar arasında yapılan açık ve bağlayıcı mutabakat gereğince, 4.000.000,00 TL tutarın, müvekkilinin taşınmazdaki fiili kullanımına ilişkin kullanım bedeli olarak kabul edildiğini, 28.02.2026 keşide tarihli iki adet toplam 10.000.000,00-TL bedelli çekin davalı tarafça iade edilmeyip piyasada kullanıldığını, söz konusu çek bedelinden fiili kullanım bedeli olan 4.000.000,00-TL’nin mahsubu sonrası arta kalan 6.000.000,00-TL’nin ise herhangi bir şarta bağlı olmaksızın ve kesin vade belirlenmek suretiyle 26.02.2026 tarihinde müvekkiline ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının 26.02.2026 tarihinde muaccel hale gelen 6.000.000,00-TL tutarındaki borcunu ödemediğini, müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, müvekkili tarafından İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ D. İş sayılı dosyasından borçlu aleyhinde ihtiyati haciz kararı alındığını, İstanbul 2. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasından fiilen uygulandığını, aynı tarihte esas takibe de geçildiğini, davalının borcunu ödememesi, takibe itiraz ederek süreci uzatması ve ödeme yükümlülüğünden kaçınmaya yönelik tutumu birlikte değerlendirildiğinde, alacağın tahsilinin ciddi biçimde tehlikeye düştüğünü, bu nedenlerden dolayı; davalı adına kayıtlı "Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada 2 parsel" sayılı taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.İlk Derece Mahkemesi Kararı tarafından; "Somut durumda, talep eden tarafça davalının 26.02.2026 tarihinde muaccel hale gelen 6.000.000,00-TL tutarındaki borcunu ödememesi üzerine icra takibine geçildiğini, davalının borcunu ödememesi, takibe itiraz ederek süreci uzatması ve ödeme yükümlülüğünden kaçınmaya yönelik tutum sergilediğini, bu nedenle davalı adına kayıtlı "Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada 2 parsel" sayılı taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmişler ise de; talep dilekçesinde ileri sürülen iddia ve yasal düzenleme nazara alındığında tedbir talep edilen taşınmaz uyuşmazlık konusu olmadığından ve dava konusu icra takibi nedeniyle taşınmazın tapu kaydına ihtiyati haciz şerhi işlenmiş olduğu..." gerekçeleriyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; Somut olayın klasik anlamda soyut bir para alacağı uyuşmazlığı olmadığını, alacağın doğum sebebinin doğrudan doğruya ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın teslimi, zilyetlik devri, demirbaşların devri, kullanım bedeli mahsubu ve çek bedellerinin tasfiyesine ilişkin olduğunu, bu nedenle tedbir talep edilen taşınmaz, uyuşmazlıkla ilgisiz üçüncü bir malvarlığı unsuru değil; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve dava konusu alacağın doğduğu ekonomik ve fiili merkezde olduğunu, bu organik bağ gözetilmeden, taşınmazın uyuşmazlık konusu olmadığı yönünde yapılan dar yorum, somut olayın özellikleriyle bağdaşmadığını, ihtiyati haciz şerhinin varlığı ihtiyati tedbir kararı verilmesine engel olmadığını, yaklaşık ispat ve ihtiyat itedbir koşullarının oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, taraflar arasındaki protokol hükümlerini yerine getirilmediği iddiasına dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir. Davacı, davalının protokole aykırı davranmadığını, çeklerin iade edilmediğini, borcun ödenmediğini ileri sürerek takiple alacağın tahsiline talep etmiştir.Amaç bakımından ihtiyati tedbir, aynı uyuşmazlık konusu olan taşınır veya taşınmaz malların devrinin önlenmesi, dava sonuna kadar aynen muhafaza edilmesi veya bir tehlike yahut zararın önlenmesi amacıyla HMK' nun 389 vd. maddelerinde öngörülen durumlarda başvurulan bir yol olduğundan ihtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur.Somut olayda, taşınmazın aynına yönelik dava olmadığı anlaşılmakla mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin değerlendirmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacılar istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026