İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, kaçak su kullanımı kaynaklı kamu kurumu alacağının tahsili amacıyla başlatılan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir kamu kurumu tarafından, davalının idare bilgisi dışında, bahçesindeki bir kuyudan kayıtsız sayaçla usulsüz su kullandığı iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talepli davada, davacı kurumun resen abonelik düzenleyerek tahakkuk ettirilen borcun tahsilini amaçlamasına karşılık, davalı tarafın kuyunun aktif olmadığını, borcun hukuka aykırı tahakkuk ettirildiğini ileri sürerek icra takibine itiraz ettiği, ayrıca uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiğini ve derdest bir davanın bulunduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği bir hukuki süreç incelenmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026
NUMARASI : ████████ E - ████████ K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin idarenin alacağının tahsili amacıyla davaya konusu icra dosyası ile borçlu aleyhinde ilamsız icra yoluyla takip yapılmış olduğunu, borçlu süresi içerisinde borçlu olmadığını iddia ederek icra dairesine hitaben bir yazı kaleme almış ve icra takibine itiraz etmiş olduğunu ve takip durdurulmuş olduğunu, borçlunun itirazı haksız ve dayanaksız olduğunu, takip tarihi itibariyle borçlu toplam 1.620.249,86-TL'den müteşekkil borcunu ödemediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan işlem dosyasından da anlaşılacağı üzere davalı, idare alacağına konu adreste yerde kaçak su olarak tabir edilen, müvekkili kamu kurumundan habersiz olarak bahçesinde bulunan kuyudan, kayıtsız sayaçla usulsüzce su tüketiminde bulunmuş olduğunu, ancak davalı ilgili icra dosyasına yapmış olduğu itirazla, müvekkili idareye olan muaccel borcunu inkar etmiş olduğunu, idare alacağına konu ... Mah. .... Sok. No:... Esenyurt adresinde müvekkili kamu kurumunun sayaçlı bilgisi dışında kayıtsız sayaçla kaçak su(kuyu suyu) kullandığı █████/2024 tarihinde ... numaralı İzinsiz Su ve Usulsüz Su Kullanım ile Mühürleme Tutanağı ile tespit edilmiş olduğunu, bunun üzerine müvekkili kamu kurumu tarafından tespit edilmiş olduğunu bunun üzerine yönetmelik doğrultusunda davalı adına ...Numaralı Re'sen abonelik düzenlenmiş olduğunu, bu nedenle davalı ilgili sözleşme borcundan re'sen abone olması ve fiili kullanıcı olması nedeniyle sorumlu olduğunu, takibe ve davaya konu sözleşme alacağının tahsili için Büyükçekmece İcra Dairesi.. E. dosyası ile icra takibine başlanmış olduğunu ancak davalı tarafından yapılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itiraz nedeniyle icra takibi durmuş olduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi için Mahkemeye başvurduklarını, belirterek haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile takibin devamını, borçlunun % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatını ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görev yönünden reddi gerektiğini, aynı konuda, aynı taraflar arasında , aynı dava sebebine dayanılarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava derdest olduğundan işbu uyuşmazlığın yeni bir dava konusu yapılması mümkün olmadığını, bu çerçevede derdestlik bir dava şartı olup işbu davanın da dava şartı yokluğundan esasa girmeksizin reddi gerektiğini, mahkemece esasa yönelik incelemeye geçilerek hüküm tesis edilmesi halinde, UMK madde 24 uyarınca "hüküm uyuşmazlığı" doğması muhtemel olacağını, davalı idare, 06.11.2024 tarihinde yaptığı düzenli sayaç okumaları esnasında müvekkili şirket tarafından açılmamış, fiilen kullanılmayan ve borusu bozuk şekilde atıl durumda olan bir kuyunun sayaç değerini esas alarak kullanılmayan kuyunun sayacını fiilen aktif kabul etmiş olduğunu ve 19.364 m³ izinsiz su kullanımı gerçekleştiği varsayımıyla resen ...numaralı abonelik tesis etmiş olduğunu bu abonelik üzerinden 1.224.666,50-TL tutarında tahakkuk ettirmiş olduğunu, müvekkili şirket, █████/2024 tarihli dilekçesiyle, kullanılmayan bu kuyunun teknik olarak çalışamayacağını ve resen tesis edilen abonelik üzerinden yapılan cezai işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek itirazda bulunmuş olduğunu, ancak davalı idare, █████/2024 tarihli cevabında şu gerekçelerle itirazı reddetmiş olduğunu, takip talebi ile takibe dayanak fatura birbirleri ile uyuşmadığını, ihtilaf konusu fatura, 1.239.023,00-TL tutarında olduğunu, son ödeme tarihi █████/2024 olarak düzenlenmiş olduğunu, ancak davacı idare tarafından başlatılan MTS takip talebinde, asıl alacak tutarı hatalı biçimde 1.224.940,30-TL olarak gösterilmiş olduğunu ve █████/2025 tarihinden itibaren 395.309,56-TL faiz işletilerek toplam 1.620.249,86-TL tutarında bir icra takibi başlatılmış olduğunu,
işbu uyuşmazlık, davacı idare tarafından re’sen tesis edilen ve kamu gücüne dayalı bir idari işlem niteliğinde olduğunu, uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olduğunu; adli yargı mercilerinde incelenmesi görev yönünden mümkün olmadığını, bu nedenle davanın HMK m.114/1-c ve m.115 uyarınca usulden reddini, aynı taraflar arasında, aynı olay ve taleplere dayalı olarak İstanbul 14. İdare Mahkemesi’nin ████████ E. sayılı dosyası üzerinden halihazırda derdest bir yargılama bulunduğunu, işbu davanın ayrıca açılmasında hukuki yarar bulunmadığından HMK m.114/1-ı uyarınca dava şartı yokluğundan reddini, ortada geçmişe yönelik herhangi bir borç veya tahakkuk bulunmadığı halde hangi tarihte gecikmeye yönelik başladığı belli olmayan, “geçmiş dönem gecikme zammı” adı altında hukuki dayanağı olmayan bir faiz kalemi oluşturularak müvekkili aleyhine borç tahakkuk ettirildiğini, gözetilerek davanın esastan reddini davacının haksız ve dayanaksız olarak açtığı bu dava yönünden, icra inkâr tazminatına hükmedilmesi koşulları oluşmadığını, davacının bu yöndeki talebinin reddini, dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi kararı tarafından yapılan yargılama sonunda; "... açılan dava, davacı idarenin İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, ... Mahallesi, ....Sokak, No:... adresinde bulunan ... numaralı kayıtsız sayaç ile 19.364m³ izinsiz olarak kuyu suyu kullanıldığının tespit edildiğinden bahisle söz konusu sayaca ilişkin olarak ...numaralı re'sen abonelik tesisi yapılmasına ilişkin işlem ile bu abonelik üzerinden 1.224.666,50TL tutarında izinsiz su kullanım bedeli tahakkuku yapılmasına ilişkin düzenlenen faturanın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İdare ile kamu hizmetinden yararlananlar arasında sözleşme yapılmadan, idarenin tek taraflı ve kamu gücüne dayalı olarak tesis ettiği icrai ve kesin yürütülebilir nitelikteki işlemlerden doğan uyuşmazlıkların idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği, somut davada kaçak su kullanımının yapıldığı iddia edilen dönemde taraflar arasında abonelik sözleşmesi bulunmadığı anlaşılmakla açılan dava yönünden adli yargının görevli olmadığı, davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, HMK'nun 114/1-h ve 115 maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleriyle
1-Davalı tarafça yapılmış olan yargı yolu itirazının kabulü ile yargı yoluna ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle açılmış olan davanın usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; müvekkili tarafından açılan dava itirazın iptali davası olup özel hukuk tüzel kişisine karşı ikame edilmiş bir dava olup adli yargıda açılması ve yine adli yargı mercilerince karara bağlanması gereken bir uyuşmazlık olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusuna cevabında özet olarak; uyuşmazlığın temelinin, idare tarafından kamu gücüne dayalı olarak tek taraflı tesis edilen idari işlem olduğunu, idari yargının görevli olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme ve merci kararları bulunmakta olduğunu, abonelik sözleşmesi bulunmayan hallerde idarenin işlemleri özel hukuk ilişkisi doğurmayacağını beyanla başvurunun reddini istemiştir.
Dava, kayıtsız sayaçla kaçak su(kuyu suyu) kullanımı iddiasına dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2560 Sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 1. maddesinde; İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olduğu açıkça düzenlenmiştir. Diğer taraftan davalı, kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları altında yapmaktadır.
Davalı... Genel Müdürlüğü, 2560 sayılı ... Kanununun ek 5 ve geçici 10. maddeleri uyarınca kurulmuş olup, çalışmaları özel hukuk hükümlerine bağlı bulunmakta ve tacir sıfatını taşımaktadır.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte olan TTK’nın 16.maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda davacının 2560 sayılı yasa kapsamında bir kamu kuruluşu olduğu, kamu hizmeti ifa ettiği ancak çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı olduğu ve tacir sıfatını taşıdığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında kayıksız sayaçla kuyu suyu kullanımı iddiası nedeniyle alacak istenilmekte olup her iki tarafın da tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunduğu, dava konusunun idari bir işlemden kaynaklanmadığı sabittir.
Bu durumda, itirazın iptaline ilişkin davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekirken, idari yargı görevli olduğundan bahisle davanın görev yönünden reddine karar vermesi hatalıdır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK' un 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak, işin esası incelenerek hasıl olacak sonuca göre uyuşmazlığının esasına dair bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,
Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!