İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, şirket yöneticisi eşin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasında teminatsız ihtiyati tedbir ve haciz talebinin reddine yönelik istinaf incelemesi.
Özet: Davacı vekili, şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasında, eşi olan davalıya ait taşınmaz, motorlu araç ve banka hesapları üzerine, tarafların aile birliği içinde olması ve bilirkişi raporuyla ortaya konan yüksek miktardaki zararın yaklaşık ispat koşulunu karşılaması nedeniyle, üçüncü kişilere devirlerinin önlenmesi amacıyla teminatsız ihtiyati tedbir ve haciz konulması talebinin ilk derece mahkemesince haksız yere reddedildiğini savunarak, bu kararın hukuka, emsal kararlara ve davacının uğradığı ekonomik şiddete aykırı olduğunu belirtip, reddedilen ihtiyati tedbir/haciz talebinin kabulünü ve ilgili ara kararların kaldırılmasını talep etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİARA KARAR TARİHİ: █████/2026NUMARASI: ████████ Esas (Derdest)DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİTALEP: İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyadan talep edilen ihtiyati tedbir kararının reddedilmesi üzerine yapılan istinaf incelemesi sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2026/ 871 Esas ve 2026/ 875 Karar sayılı kararı ve karar gerekçesine göre, tarafların karı koca olması, aile birliği olması sebebi ile davalı adına olan taşınmaz ve motorlu araçların 3. Şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati haciz/ tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir/haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "...Davacı tarafça davalı adına olan taşınmaz ve motorlu araçların 3. Şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati haciz/ tedbir kararı kararı verilmesi talep edilmiş ise de, uyuşmazlık konusunun davalı adına kayıtlı malvarlığı olmadığından ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, muaccel bir para alacağına ilişkin bu aşamada yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığından ihtiyati haciz kararı da verilemeyeceği anlaşılmakla talebin reddine" karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynı davacının, davacının müdürü olduğu şirkete karşı açtığı, haklı nedenle ortaklıktan çıkma davasından verilen emsal karara aykırı olduğundan kaldırılması gerektiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile davanın yaklaşık ispat şartının yerine gelmiş olması durumunda ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğu, davalının mal varlığı dava konusu olmasa da ihtiyati haciz olarak tedbir kararı verilebileceği esasına aykırı olduğundan kaldırılmasına karar verilmesini, aynı davacının, davacının müdürü olduğu şirkete karşı açtığı, haklı nedenle ortaklıktan çıkma davasından verilen emsal karara aykırı olduğundan kaldırılması gerektiğini, istinaf incelemesine konu dava alacak davası olması sebebi ile davalı adına olan taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, ihtiyati haciz, dava konusu olmayan taşınmazlar veya davalıya ait malvarlığı üzerine konulması mümkün olduğunu, dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile zarar ispat edildiğini, davalının verdiği zarar tutarı 53.921.571,98 TL olarak hesaplandığını, HMK 389 madde gereği yaklaşık ispat şartı yerine geldiğini, HMK 390. Madde ile ' davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek' şeklinde izah edildiğinden ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekir iken talebin reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin 13.06.2025 tarihli ilk tedbir kararı reddi gerekçesi ile çelişkili olduğunu, davalı adına olan taşınmazlara ve davalı adına olan motorlu araçlara ve davalının banka hesaplarına ihtiyati tedbir olarak 3. şahıslara devir ve temlikinin önlenmesine karar verilmesini talep ettiğini, ilk derece mahkemesi 29.04.2026 tarihli ara karar ile kısmı ödeme ve adli müzaharet talebi yönünden kanun yolu yönünden karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin eşi tarafından uğratıldığı ekonomik şiddetin dosyalarda açıkça görüldüğünü, Mahkemenin 2023/ 1071 Esas sayılı dosyadaki denetim kayyımının da yetersiz kaldığını , azledilen müdürün dilediği gibi oynadığını, müvekkilin taşınmazı üzerine ve şirket hissesine mal rejiminin tasfiyesi davası sebebi ile tedbir konulduğunu, satmasının engellendiğini, HMK 334 madde şartları oluştuğundan müvekkilin adli yardımdan yararlandırılmasını, harç alınmamasını talep edildiğini, ilk derece mahkemesi 28.04.2026 tarihli ara karar ile yasa yolu kapalı olmak üzere talebi reddettiğini, 04.05.2026 tarihli itiraz dilekçesi hakkında da bu yönde karar vermediğini, bu nedenle de 28.04.2026 tarihli ara kararın da kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, ilk derece mahkemesi 28.04.2026 tarihli ara karar ile yasa yolları kapalı olması yönünden bir karar verilmemesi yönünden istinaf nedenlerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin 13.06.2025 tarihli ilk tedbir kararının reddi gerekçesi ile çelişkili olduğunu, ilk derece mahkemesinin 29.04.2026 tarihli ara karar ile kısmı ödeme ve adli müzaharet talebi yönünden kanun yolu yönünden karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyadan verilen 14.05.2026 tarihli ' ihtiyati tedbir talebinin reddine' dair kararın, davacı yanca, davalının müdürü olduğu şirkete karşı haklı nedenle ortaklıktan çıkma ve ortaklık payının ödenmesi davasında, İlk derece mahkemesinde ████████ Esas sayılı dosyadan talep edilen ihtiyati tedbir kararının reddedilmesi üzerine yapılan istinaf incelemesi sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ███████ Esas ve 2026/ 875 Karar sayılı kararı ve karar gerekçesine göre, dosyadan alınan bilirkişi raporuna göre zararın 53.921.571,98 TL olarak tespit edilmiş olması, HMK 389 ve devam maddeleri gereği yaklaşık ispat şartının yerine gelmiş olması sebebi ile Açıkça hukuka aykırı olduğundan kaldırılmasına, tarafların karı koca olması, aile birliği olması sebebi ile davalı adına olan taşınmaz ve motorlu araçların 3. Şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati haciz/ tedbir kararı verilmesi İlk derece mahkemesi 28.04.2026 tarihli ara karar ile yasa yolları kapalı olması yönünden bir karar verilmemesi yönünden istinaf nedenlerinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Talep, yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemli derdest davada, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, ara karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilince, 28.04.2026 tarihli adli yardım ve geçici ödeme taleplerinin reddine ilişkin ara karara karşı istinaf isteminde bulunulmuş ise de ; Türk Borçlar Kanunu’nun “Geçici Ödemeler” başlıklı "Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hakim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapılmasına karar verebilir," şeklindeki 76. maddesinde düzenlenen avans/geçici ödemeye dair düzenlemeler 6100 sayılı HMK'nın 389 vd. Maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir kapsamında olmayıp, özel nitelikte düzenlemelerdir. HMK'nın 341/1. maddesine, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilineceği şeklindeki açık düzenleme karşısında HMK'nın 389 vd. Maddeleri kapsamında olmayan geçici ödeme talebinin reddine ilişkin karar, ara karar niteliğinde olup, bu ara kararın istinaf edilebileceğine ilişkin Kanunda herhangi bir düzenleme bulunmadığından bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz. Diğer yandan adli yardımın düzenlendiği 6100 sayılı HMK'nın 334. Maddesinde: "Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya talep giderlerinin kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler." hükmü yer almakta olup, HMK 337. maddesi uyarınca adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebileceği gözetildiğinde adli yardım talebinin reddine ilişkin karar, istinafı kabil kararlardan olmadığından bu karara karşı da istinaf kanun yoluna başvurulamaz.Davacı vekilince 14.05.2026 tarihli ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara karara karşı istinaf isteminde bulunulmuştur. Talep, Türk Ticaret Kanunu'nun 644/1-a. maddesi atfı ile aynı Kanunun 553 ve 555. maddeleri uyarınca dava dışı şirketin davalı tarafından zarara uğratıldığı iddiasıyla zararın tazmini talepli davada davalının malvarlığına ihtiyati tedbir konulması ve ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkindir. İİK'nın 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. HMK'nun 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nun 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Somut olayda dava konusu uyuşmazlık, yöneticinin sorumluluğuna dayanmakta olup, talep edilen tutar tazminat mahiyetinde bir alacaktır. Tazminat talepleriyle ilgili ihtiyati haciz kararı verilmesine yasal bir engel olmamakla birlikte tazminatı miktarı ve muaccel olduğunun yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekir. Davacının dayandığı bilirkişi raporuna davalının itiraz ettiği, mahkemece itiraz doğrultusunda henüz herhangi bir ara karar oluşturulmadığı gözetildiğinde istenen tazminatla ilgili bu aşamada yaklaşık ispatın gerçekleştiğinden bahsetmek mümkün değildir. HMK'nın 389/1 maddesi uyarınca ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, davalının malvarlığının uyuşmazlık konusu olmaması sebebiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı gözetildiğinde mahkemece ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yokturHMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz isteyen davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. T.C.İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2026NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.03.2026 tarih ████████ esas ████████ karar sayılı dosyasında verilen karar ile "Davanın Kısmen kabul, Kısmen reddine, Davacının davalı şirketin feshi ve tasfiyesi taleplerinin REDDİ ile, TTK. 531.maddesi uyarınca davacının ... sicil numaralı ...Anonim Şirketi'nden çıkarılmasına , Karar tarihine en yakın tespit edilen davacı için 52.333.305,22 TL çıkma payının karar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine" karar verildiğini, mahkemece verilen bu karar ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, oysaki verilen kararda belirtilen paranın ödenmesi , davacı alacaklının şirketten çıkarılmasına bağlı olmakla , bu karar kesinleşmeden icraya konu edilmesi mümkün olmadığını, alacak muaccel olmadan icraya konulduğunu, bu nedenle borcun vadesi henüz gelmemekle davalının alacağı talep hakkı da henüz doğmadığını, TTK m 531 hükmü ve gerekçesinde, Anonim ortaklığın haklı sebeple feshi davası sonucunda mahkeme tarafından çıkarılmasına karar verilen pay sahibinin ayrılma akçesine ilişkin alacağı, verilen kararın inşai nitelikte olması sebebiyle, ancak ve ancak kararın kesinleşmesi ile muaccel hale geleceğini, bu nedenle ....icra Müdürlüğünce başlatılan takibe konu alacak da henüz muaccel olmadığından huzurdaki davayı açmak zorunlu olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 531. maddesi kapsamında hükmedilen ayrılma akçesi, niteliği gereği sıradan bir alacak hükmü olmayıp, şirketin yapısını doğrudan etkileyen, şirket malvarlığı üzerinde sonuç doğuran ve çoğu zaman şirketin finansal dengesini değiştiren kurucu (inşai) nitelikte bir mahkeme kararına bağlıdır. Bu nedenle söz konusu kararların kesinleşmeden icraya konulması mümkün olmadığını, nitekim verilen kararın muaccel hale gelmesi ve talep edilebilmesi için öncelikle ortağın şirketten ayrılmasının kesinleşmesi gerektiğini, bu karar bir para alacağı hükmü gibi görünse de gerçekte, Pay sahipliği statüsünü sona erdiren ve şirket ortaklık yapısını değiştiren bir statü kararı olduğunu, bu nedenle Ayrılma akçesi kararı sadece para borcu değil aynı zamanda ortaklık sıfatını da sona erdiren inşai bir karardır.İnşai kararların icrası ise ancak kesinleşme ile mümkün olduğunu, bu nedenle de kesinleşmeden icra edilmesi mümkün olmadığını, davalı ortağın şirketteki ortaklığı devam etmekte olduğunu, davalı, Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen çıkarma kararı kesinleşmediğinden şirketteki tüm ortaklık haklarına da sahip olmaya devam etmekte olduğunu, davalı, halen ortak olduğu için Genel Kurullara Katılma, kar payı ödenmesini isteme, şirkete özel denetçi tayini gibi hakları devam ederken aynı zamanda ayrılma akçesinin ortaklıktan çıkması kesinleşmeden önce kendisine ödenmesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle de davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti gerekmekte olduğunu, davanın kabulü ile .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasındaki takibe konu alacak henüz muaccel hale gelmemiş olduğundan davalı tarafça alacağı talep hakkının bulunmadığının (davacı şirketin bu aşamada borçlu olmadığının) tespiti ile Takibin İptaline, Tensip ile verilecek karar ile dava sonuna kadar icra takibinin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına , davalı, takibinde haksız ve kötüniyetli olduğundan alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.CEVAP: Usulüne uygun tebliğe rağmen davacı tarafça ''Davalı taraf ile arabuluculuk süreci henüz tamamlanmamıştır. Dolayısı ile Arabuluculuk son tutanağının Mahkemenize bu aşamada sunulması mümkün değildir. Bu nedenle mahkemenizce bu husus değerlendirilerek karar tesisini Saygı ile arz ederim.'' şeklinde beyanda bulunduğu ve arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Mahkememiz dosyasında arabuluculuk tutanak aslının sunulmadığı, █████/2026 tarihli ara kararı ile arabuluculuk son tutanağının sunulması için davacı tarafa süre verildiği, davacı tarafça arabuluculuk görüşmelerinin sonuçlanmadığının beyan edildiği görülmüştür. Dava konusunun menfi tespit istemine ilişkin olduğu, buna ilişkin davaların zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu ve dava şartı olarak kabul edildiği, bu nedenle dava tarihi itibariyle sonuçlanan arabuluculuk başvurusu bulunmadığı sabit olan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine," karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, kararın bu yönüyle hukuka aykırı olduğunu, gerekçenin eksik ve yanlış kurulduğunu, mahkeme gerekçesinin dava tarihi itibarıyla arabuluculuk dava şartının hiç gerçekleşmemiş olması yönünden eksik olduğunu, davanın 07.04.2026 tarihinde açıldığını, arabuluculuk başvurusunun ise 08.04.2026 tarihinde yapıldığını, bu nedenle karar gerekçesinde yalnızca “son tutanak sunulmadığı” değerlendirmesiyle yetinilmesinde eksiklik olduğunu, davanın dava tarihinde mevcut olmayan bir dava şartı ile açıldığını ve bu eksikliğin sonradan giderilemeyeceğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, davacının arabuluculuk dava şartını hiç yerine getirmeden dava açtığını, arabuluculuk başvurusunu dava tarihinden sonra yaptığını beyanla, davanın usulden reddi sonucu korunmak suretiyle, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünden kararın kaldırılmasını veya düzeltilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, İİK 72 maddesi uyanıca icra takibi nedeniyle olmadığının tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince arabuluculuğa başvuru dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi nedeniyle istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın ve dosya üzerinden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir (HUAK m.18/A/2, c. 4; HUAK Yönetmeliği m.22/3). Burada dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115 inci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir. Bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyecektir. Bu nedenle davanın esasına ilişkin incelemeye geçilmiş olsa bile mahkeme burada kesin süre vermeksizin davanın usulden reddine karar verecektir. Ancak bu durum, tarafların arabuluculuğa hiç başvurmadığı durumlarda geçerlidir. Somut olayda ilk derece mahkemesice davacı vekiline █████/2026 tarihli ara karar ile arabuluculuk son tutanağını sunması için süre verilmiş davacı vekilinin son tutanağı sunmalarının mümkün olmadığını beyan etmesi üzerine süre sonunda dosya üzerinden davanın usulden reddine karar verilmiştir.Mahkemece tensip zaptı düzenlenmeden ve davalıya tebligat yapılmadan dosya üzerinden karar verilerek davalı vekiline sadece gerekçeli kararın tebliğ edilmiş olmasına göre davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(b)/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ YASA YOLU açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026