Danıştay 12. Daire, bir uzman çavuşun sözleşmesinin aile bireyleriyle ilgili somut delil bulunmayan iltisak iddialarıyla yenilenmemesine yönelik işlemi hukuka aykırı bularak iptal kararını onayladı.
Özet: Askeri komutanlık tarafından, uzman çavuşun sözleşmesinin, yasa dışı ideolojik görüşler veya kurum güvenliğini ihlal eden tutumlar sergilediğine dair somut ve hukuken kabul edilebilir bir tespit bulunmadığı, ayrıca aile bireyleri hakkındaki bilgilerin sözleşme fesih gerekçesi olamayacağı gerekçesiyle yenilenmemesine ilişkin işlemin hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmiş, ilk derece ve bölge idare mahkemelerinin bu yöndeki kararları davalı idarenin temyiz itirazlarına rağmen, sözleşme yenilememe konusundaki takdir yetkisinin kamu yararı doğrultusunda kullanıldığı iddialarına karşın, yasalara ve usule uygun görülerek Danıştay tarafından onanmıştır.
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Komutanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sahil Güvenlik ... Hava Grup Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan davacının, sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin █████/2022 tarihli işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında, devletin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek yasa dışı ideolojik bir görüşü benimsediği veya kurumun güvenliğini ihlal edebilecek tutum ve davranışlar içinde bulunduğunu ortaya koyan hukuken kabul edilebilir somut bir tespitin bulunmadığı, davacının aile bireyleri hakkındaki bilgilerin sözleşmenin feshine gerekçe oluşturamayacağı, davacı hakkında tespit edilen bilginin de davacının fiillerinden kaynaklı olmadığı, zira bu hususun aksini ortaya koyan herhangi bir bilgi/belge dava dosyasına sunulmadığı gibi, UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulama neticesinde de, davacının sanık veya şüpheli sıfatıyla yer aldığı herhangi bir dosyasının bulunmadığı anlaşılmış olup, savunma dilekçesinde ve ekinde yer verilen, davacının aile bireyleri hakkındaki bilgiler esas alınarak tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının davacıya iadesine, parasal haklarının ise davacı kamu görevinden çıkarılmamış olsa idi yapılacak ödeme tarihlerinden itibaren her ay için ayrı ayrı işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden tahsil edilmeyen yargılama giderleri içerisinde yer alan 120,00-TL resmî posta giderinin davalı idareye tamamlatılarak, anılan taraf üzerinde bırakılmasına; yine adli yardım isteminin kabulü nedeniyle tahsil edilmeyen yargılama giderleri içerisinde yer alan harçların (toplam 656,20-TL), 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle tahsil edilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yasa koyucunun, terör örgütü üyeliğini suç olarak kabul edip, kamu görevinden çıkarılma yanında hapis cezası ve diğer yaptırımlara bağlamışken, “iltisak” ve “irtibat” hallerini ise suç isnadı olmaksızın sadece kamu görevinden çıkarma tedbirinin gerekçesi olarak öngördüğü; bir uzman erbaşın, hiçbir mazeret/gerekçe belirtmeksizin sözleşme süresi sonunda sözleşmesini yenilememe hakkı bulunduğu gibi, kamu hizmetini yürütmekle görevli idarenin de, bu hizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi için (uzman erbaşın iradesi sözleşmenin uzatılması yönünde olsa dahi) sözleşmeyi yenilememe yetkisini haiz olduğu, davacının yapacağı görevin, birlik güvenliği ve emniyetine etki edebilecek gizlilik dereceli bilgilere nüfus edebileceği yerler olması ve davacı hakkında elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi neticesinde, sözleşme yenilememe konusundaki takdir yetkisinin, objektif bir şekilde ülke güvenliği de göz önünde bulundurularak, kamu yararı doğrultusunda kullanıldığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın esasa ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın, davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden davanın açıldığı esnada alınmayan yargılama giderleri arasında yer alan harçların, genel bütçeye dahil olması sebebiyle harçtan muaf olan davalı idareden tahsil edilmesine yer olmadığına ilişkin kısmına gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin gönderme yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, harçlar yargılama giderleri içinde sayılmış olup; "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 326. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; "Yargılama giderlerine hükmedilmesi" başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrasında ise, yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği düzenlenmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "Harçtan müstesna işlemler" başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde, "Genel bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri harçtan müstesnadır." hükmüne yer verilmiş; aynı Kanun'un 1 ve 3 sayılı tarifelerinde ise, yargı harçları ve vergi yargısı harçları düzenlenmiştir. Her iki tarifenin de, yargı yerlerine bir başvuru anında başvurandan ve yargı hizmetinden yararlanandan alınacak harçları düzenlediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda anılan düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, yargılama sonunda haksız çıkan tarafa yargılama giderleri res'en yükletilmekte olup, bunun içinde harçlar da mevcuttur. Bir başka ifadeyle, yargılama sonunda haksız çıkan taraftan ayrıca harç tahsil edilmemekte, yasa gereği yargılama giderleri yükletilmektedir. Dolayısıyla, yargı yerine başvururken ödenmesi gereken harç muafiyeti veya istisnası, yargılama sonunda yükletilen yargılama giderlerini kapsamamaktadır.
Bu kapsamda, davacı tarafın lehine sonuçlanan davalarda, davacıdan alınmayan yargılama giderlerinin (harçlar dahil) tümünün davalı idareden res'en tahsili gerekmektedir.
Bu açıklamalar kapsamında, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla istinaf incelemesi yapılan İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında; davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden davanın açıldığı esnada alınmayan yargılama giderleri arasında yer alan ve toplam 656,20-TL olan harçların (başvurma harcı, karar harcı ve yürütmeyi durdurma harcının), genel bütçeye dahil olması sebebiyle harçtan muaf olan davalı idareden tahsil edilmesine yer olmadığına, şeklinde hüküm kurulmasında Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakla birlikte bu yanlışlık 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan; kararın anılan bölümünün, "...davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden davanın açıldığı esnada alınmayan yargılama giderleri arasında yer alan ve toplam 656,20-TL olan harçların da (başvurma harcı, karar harcı ve yürütmeyi durdurma harcının), davalı idareden tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına..." şeklinde düzeltilerek onanması gerekmekte ise de; kararın sadece davalı idarece temyiz edilmesi ve temyize gelen tarafın aleyhine hüküm kurulamayacağı (aleyhe bozma yasağı) ilkesi karşısında, bu hususla ilgili olarak hüküm kurulmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
Temyize konu kararın, "işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının, davacı kamu görevinden çıkarılmamış olsa idi yapılacak ödeme tarihlerinden itibaren her ay için ayrı ayrı işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" ilişkin kısmında ise;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı kuralına yer verilmiştir.
Bir idari işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak; idareye başvuru varsa başvuru tarihinin, başvuru yoksa davanın açıldığı tarihin esas alınması gerektiği hususu, Danıştay içtihatlarıyla istikrar kazanmıştır.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarına uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak, davanın açıldığı tarihin esas alınması gerekirken, "işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının, davacı kamu görevinden çıkarılmamış olsa idi yapılacak ödeme tarihlerinden itibaren her ay için ayrı ayrı işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde hüküm kurulmasında hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan; söz konusu kararın, "işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı █████/2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının davacıya iadesine, parasal haklarının ise davacı kamu görevinden çıkarılmamış olsa idi yapılacak ödeme tarihlerinden itibaren her ay için ayrı ayrı işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden tahsil edilmeyen yargılama giderleri arasında yer alan, resmî posta giderinin davalı idareye tamamlatılarak anılan taraf üzerinde bırakılmasına; harçların ise 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle tahsil edilmesine yer olmadığına ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; dava konusu işlemin iptali ile özlük hakların iadesine ve yargılama giderlerinden resmî posta giderleri dışında kalan (harçlara ilişkin) kısmın davalı idareden tahsil edilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının yukarıda belirtilen açıklama ile ONANMASINA, oyçokluğuyla,
3. Temyize konu kararın, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarına işletilecek yasal faiz başlangıcına ilişkin kısmının, "işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı █████/2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilerek ONANMASINA, oybirliğiyle,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, █████/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin gönderme yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, harçlar yargılama giderleri içinde sayılmış olup; "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 326. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; "Yargılama giderlerine hükmedilmesi" başlıklı 332. maddesinin birinci fıkrasında ise, yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği düzenlenmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde, "Genel bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri harçtan müstesnadır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 1 ve 3 sayılı tarifelerinde ise, yargı harçları ve vergi yargısı harçları düzenlenmiş olup, her iki tarifenin de, yargı yerlerine bir başvuru anında başvurandan ve yargı hizmetinden yararlanandan alınacak harçlar düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, yargılama sonunda aleyhine hüküm verilen tarafa yargılama giderleri resen yükletilmekte olup, bunun içinde harçlar da mevcuttur. Bir başka ifadeyle, yargılama sonunda haksız çıkan taraftan ayrıca harç tahsil edilmemekte, yasa gereği yargılama giderleri yükletilmektedir. Nitekim, yargı yerine başvuruda ödenmesi gereken harç muafiyeti veya istisnası, yargılama sonunda yükletilen yargılama giderlerini kapsamamaktadır.
Bu kapsamda, davacı tarafın lehine, davalı idarenin ise aleyhine sonuçlanan davada, davacıdan alınmayan yargılama giderlerinin (harçlar dahil), karar sonucunda verilen hüküm fıkrasında davalı idareye yükletilmesi, bunun sonucu olarak da tamamının davalı idareden re'sen tahsili gerekmektedir.
Bu duruma göre, temyize konu kararın hüküm fıkrasında, "...davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden tahsil edilmeyen yargılama giderleri içerisinde yer alan harçların (toplam 656,20-TL), Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle tahsil edilmesine yer olmadığına..." şeklinde hüküm kurulmasında davalı idarenin yargılama giderleri arasında yer alan söz konusu harçtan muaf olmaması nedeniyle hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmadığından, kararın bu kısmının bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!