İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince, abonelik sözleşmesi kaynaklı itirazın iptali davasında yetkisiz icra takibinin dava şartı yokluğu sebebiyle usulden ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, abonelik sözleşmesinden kaynaklı ödenmemiş faturalara ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin, taraflar arasındaki sözleşmedeki yetki şartı uyarınca davalının ikametgahının bulunduğu Mersin mahkemelerinin yetkili olduğu ve İstanbulda başlatılan takibin yetkisiz icra dairesinde yapılması nedeniyle geçerli bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmesine karşı, davacının yetki itirazının dava şartı olmadığı ve takibin geçersiz sayılamayacağı iddialarıyla yaptığı istinaf başvurusunu incelemektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026
NUMARASI : ████████ E - 2026/9 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili başlangıçta tüketici mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; Davacı kurum ile davalı müşteri arasında abonelik sözleşmesi imzalandığını, imzalanan abonelik sözleşmesine istinaden davalı/borçluya hizmet tahsis edildiğini ve kullandırıldığını, davalı/borçlu ile davacı kurum arasında imzalanan abonelik sözleşmesine istinaden davalının sunulan hizmetlerden faydalandığını, davalı/borçlunun, sözleşmeden doğan borçlarını ödemediğini, abonelik sözleşmesinden kaynaklı ödenmemiş fatura/faturalar bulunduğunu, davalı/borçlunun, abonelik sözleşmesine ilişkin faturalara itiraz etmediğini, ödenmemiş faturalarla birlikte borcun muaccel duruma geldiğini, abonelik sözleşmesi borçlusu aleyhine ██████████ MTS sayılı dosyası üzerinden davacı kurumun alacağının tahsili amacıyla davalı/borçlu aleyhine icra takibi açıldığını, davalı/borçlunun icra takibine ilişkin ödeme emrine haksız olarak itiraz ettiğini, ödeme emrine itirazla birlikte takibin durduğunu beyanla; davanın kabulü ile, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı süresinde cevap vermemiş, bilahare kendisini vekil ile temsil ettirmiş, davalı vekili duruşmalarda özetle; abonelik sözleşmesinin firma adına imzalandığını, bu nedenle davalının şahsi sorumluluğu bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı Tarafından Yapılan Yargılama Sonunda; " .... Davadaki iddia ve savunmaya göre taraflar arasında TT Mobil Telefon Hizmetleri Kurumsal Tip Abonelik Sözleşmesi bulunduğu sabittir. Bu sözleşmenin 7. maddesinde uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak abonenin ikametgahının bulunduğu yer mahkemeleri ve icra daireleri yetkili kılınmıştır. Buna göre sözleşmedeki yetki şartı ve davalı borçlunun tacir sıfatının ve yerleşim yerinin Mezitli / Mersin ili oluşunun çekişmesiz olduğu ve özellikle 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunda; borçlunun kendisine gönderilen ödeme emri üzerine, yetkiye, borcun tamamına veya bir kısmına ya da alacaklının takibat icrası hakkına itiraz yolu açıktır. (m.11/7) yönündeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde eldeki olayda Mersin Mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olduğu tespit ve tayin edilmiştir. Şu halde, yetki sözleşmesine aykırı olarak esasen davacı şirketin kendi yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu İcra Dairelerinde yapılan takip yetkisiz icra dairesinde yapılmış olduğundan dayanak icra takibinin geçerli bir icra takibi sayılamayacağı ve HMK'nin 115/2 maddesi nezdinde eksikliğin giderilmesinin de somut olay yönünden mümkün olmadığı sonuç ve kanaatiyle; 2004 sayılı İİK'nin 50 ve 58. maddeleri gereğince yetkili yerde yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın, 6100 sayılı HMK'nin 17, 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (AY.138/1,İİK,50,58, 67, TBK, 89/1, HMK, 6,10,17.18,19, 114,115) (Bkz; İstanbul BAM 3.HD. █████/2023 T. █████████ E. ████████ K.-█████/2023 T.████████ E.█████████ K. Sayılı ilamları,)" gerekçeleriyle
1-)Davanın, 2004 sayılı İİK'nin 50 ve 58. maddelerine göre "davalı hakkında yetkili icra dairesinde yapılmış/açılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından" 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; yetki itirazının dava şartı olmadığını, yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibin yok hükmünde olmadığını, sadece itiraz üzerine gönderilmesi gereken bir takip türü olduğunu, mahkemece yetki itirazının incelenmesi sonunda haklı bulması halinde dosyanın gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, yetkisiz icra dairesinde başlatılan takip, dava şartı yokluğu sebebi olmadığını, geçerli bir takip bulunduğunu, usul ekonomisine aykırı davranıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Uyuşmazlık MTS üzerinden başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunda ; borçlunun kendisine gönderilen ödeme emri üzerine nelere itiraz edebileceği sayılmış olup yetkiye, borcun tamamına veya bir kısmına ya da alacaklının takibat icrası hakkına itiraz yolu açıktır. (m.11/7 )
İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartı olup, 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelidir.
İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır ( HGK’nın 28.03.2001 gün ve ███████-267 E. ████████ K.; 20.03.2002 gün ve ███████-241 E.,████████ K. )
İtirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır.(Üstündağ, S: İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102)” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.11.2013 gün ve ███████-372 E., █████████ K. sayılı kararı).
İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenecektir.
İİK.'nun 50. maddesinde; "Para ve teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla tatbik olunur" denilmektedir.
TBK'nun 89.maddesinde "Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;
1.Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,
2.Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde
3.Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.
Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir."
6100 sayılı HMK’nun "Genel Yetkili Mahkeme" başlıklı 6. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." 10.maddesinde ise "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir."
HMK.'nun "Yetki sözleşmesi" başlıklı 17.maddesinde; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmüne yer verilmiştir.
Alacaklı vekili MTS takip talebi ve ödeme emrinde haciz ve müteakip işlemler için yetkili icra dairesini "İstanbul Anadolu Adliyesi" olarak seçmiş ise de,taraflar arasında düzenlenen ...Abonelik Sözeşmesi'nin 7.maddesinde yetkiye ilişkin olarak, Bu sözleşmenin 7. maddesinde uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak abonenin ikametgahının bulunduğu yer mahkemeleri ve icra daireleri yetkili kılındığı, sözleşmedeki yetki şartı ve davalı borçlunun tacir sıfatının ve yerleşim yerinin Mezitli / Mersin ili olduğu anlaşılmakla mahkemece verilen karar isabetlidir.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!