İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasında talep edilen ihtiyati tedbir ve kayyım atanması başvurusunun reddine ilişkin ara kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir şirket ortağının, eski eşi ve aynı zamanda şirketin çoğunluk hissedarı olan müdürün şirketi kötü yönettiği, varlıklarını kişisel çıkarları için kullandığı, bilgi verme ve kar payı dağıtma yükümlülüklerini ihlal ederek şirketi zarara uğrattığı, mal kaçırma riski bulunduğu iddialarıyla, davalının malvarlığına ihtiyati tedbir konulması ve şirkete kayyım atanması talebinde bulunduğu tazminat davasında, ilk derece mahkemesi iddiaların yaklaşık ispat düzeyinde kanıtlanmadığı ve somut delil sunulmadığı gerekçesiyle bu talepleri reddetmiş; davacı ise müdürün basiretsiz ticari davranışları, haksız kazanç elde etmesi ve defter kayıtlarını manipüle etmesi gibi detaylı argümanlarla red kararına istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: █████/2026
NUMARASI: ████████ Esas (Derdest)
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: İhtiyati tedbir talep talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle;dava dışı şirketin %30 hissedarı olduğunu, davalının da%70 hissedar olduğunu, tarafların karı koca olduklarını boşanma davası açıldıktan sonra davalının bilgi vermediğini, şirketi zarara uğrattığını, davalının yurt dışı satışların gelirlerini şirkete aktarmadığını, bilgi verme yükümlülüğünü ihlal edip kar payı vermediğini, davacının şirket yönetimine katılımını engellediğini, kamu borçlarının büyümesinin davalının kusurundan ileri geldiğini şirket alacağını temin etmek amacı ile davalıya ait taşınır ve taşınmazlara banka hesaplarına tedbir konulmasını ve şirkete kayyım atanmasını tedbiren talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "...Yöneticinin mahkeme kararı ile müdürlük görevinden azli için aranan haklı sebep TTK'nın 630/3. Maddesinde, yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi olarak tanımlanmış olup, bu hususların ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık olarak ispatlanması gerekir. Davacı yanca dosyaya somut bir delil sunulmamıştır. Henüz şirket kayıt ve defterleri incelenmemiş, dava yeni açılmıştır. Kural olarak şirketler genel kurul tarafından seçilen yöneticileri tarafından temsil ve ilzam edilir. TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır.Tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmesidir. Davacı her ne kadar yukarıda yazılan nedenlerle davalının müdürlükten alınması ve şirkete kayyım atanması talep edilmiş ise de bu iddiaların yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlanmadığı açıktır. Keza kanunun amir hükmü gereği uyuşmazlık konusu olmayan bir şey üzerine tedbir konulması da mümkün değildir.Bu nedenle davacının taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ikame edilen eldeki davada, davacı ...'nun %30 pay sahibi bulunduğu... Limited Şirketi'nin müdürü ve şirket sermayesinin %70'ine sahip olan Davalı ...'nun; münferiden temsile yetkili şirket müdürü ve çoğunluk pay sahibi olarak şirket varlıklarını kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını, şirketi borçlandırdığını, kendi markası "..." üzerinden satış yaptığını, bu surette davacı ... ve ... Limited Şirketi'ni zarara uğrattığını ve yapılacak yargılama nedeniyle malvarlığını elden çıkarma tehlikesinin bulunması sebebiyle, davalı ... adına kayıtlı banka hesaplarına, taşınır ve taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulması ve şirkete kayyım atanması talebinde bulunulduğunu, somut olayda, davalı ... müdür sıfatıyla basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini , kötü ve özensiz yönetimi sebebiyle, şirketin ciddi miktarda SGK ve vergi borcu ile karşı karşıya kalmasına sebebiyet verdiğini, davalının yasal olarak yapılması gereken genel kurul toplantılarını gerçekleştirmediğini, davalının davacının bilgi alma ve belge inceleme haklarını engellediğini, şirket faaliyetlerinden elde edilen gelir üzerinden kâr payı dağıtımı yapmadığını, kendisine ait "..." markası üzerinden şirketin faaliyet konusu ile aynı alanda satışlar yaparak şahsi menfaat ve gelir sağladığını , şirket gelirlerini şahsi tasarrufuna yönlendirdiğini , kanundan kaynaklanan ve usulüne uygun defter tutma ile kayıtların gerçeğe uygun şekilde oluşturulması yükümlülüğünü ihlal ettiğini , şirketin mali kayıtlarını gerçeğe aykırı biçimde düzenlediğini , gerçeğe aykırı muhasebe kayıtları ve fiktif gider kalemleri oluşturduğunu ve bu surette rekabet etmeme, sır saklama, sadakat ve özen yükümlülüğünü ihlal ederek şirketin ticari itibarını, mali yapısını ve piyasa konumunu zedelediğini, davalının yapılacak yargılamanın olası sonuçlarından kurtulmak maksadıyla, malvarlığını elden çıkarma tehlikesi bulunduğunu, böyle bir durumda hükmün icrası imkansız hale gelecek ve davacı ... ve şirket adına telafisi güç zararlar doğacağını, para alacaklarına ilişkin davalarda, alacağın güvence altına alınabilmesi için borçlunun malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisini sınırlandıran tedbirler uygulanması, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiğini, ret kararının, doktrin, yasal düzeleme ve Yargıtay içtihatları ile ters düştüğünü, taleplerinin yasal koşullar oluşmasına karşın reddedilmesinin ihtiyati tedbir kurumunu işlevsiz hale getireceğini ve ve davalının mal kaçırmasına olanak tanıyacağını, ihtiyati tedbir taleplerinin ivedi olarak kabulüne karar verilmesi gerektiğini, şirketin tüzel kişiliğinin korunması ve yargılamanın hukuki güvencesini sağlamak adına, kayyım taleplerinin kabulü gerektiğini, şirket faaliyetlerinin objektif, şeffaf ve denetlenebilir bir yönetim anlayışıyla sürdürülebilmesi, şirket malvarlığının korunması, ortaklık haklarının güvence altına alınması ve yargılama sürecinde mevcut hukuka aykırı yönetim uygulamalarının önüne geçilebilmesi amacıyla şirkete bağımsız bir kayyım atanması gerekli olduğunu beyanla yasal koşulları oluşan durumlara rağmen ihtiyati tedbir ve şirkete kayyım atanması taleplerinin reddine karar verilmesi, hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırılık teşkil etmekte olup; davanın sonucunun etkisiz kalmaması amacını ihlal ettiğini beyanla İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığının 03.04.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına, davacı şirket alacağının güvence altına alınması ve ileride verilecek hükmün etkisiz kalmaması amacıyla; davalı ... adına kayıtlı banka hesapları ile taşınır ve taşınmaz malların tespit edilerek üzerlerine, teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, şirketin telafisi imkansız zararlara uğramaması adına, tedbiren şirket yönetimine tarafsız bir kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Talep, tarafların ortak olduğu limited şirketin müdürü olan davalının sorumluluğuna dayalı olarak açılan tazminat ve davalının şirket müdürlüğü görevinden azli istemli derdest davada, şirkete kayyım atanması ve davalı adına kayıtlı banka hesaplarına, taşınır ve taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 630/2. maddesine göre, her ortak haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Maddenin 3. fıkrasına göre ise yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. TTK'nın 630. maddesinde, azil davası yönünden özel bir geçici hukuki koruma öngörülmediğinden, bu konuda HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir.
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (HMK m. 389/1). Kanun, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Ancak, ihtiyati tedbir verilebilmesi için, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca, davacının, yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmiş olması gerekir.
Ticaret şirketlerinin seçilmiş organları eliyle yönetilmesi asıl olup, kural olarak şirkette organ boşluğu bulunmaması halinde şirkete kayyım atanmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak ortaklığın ve ortakların menfaatinin gerektirmesi halinde, ortaklığın yönetimi ile ilgili usulsüzlüklerin tespiti halinde şirkete ihlalin ağırlığına göre denetim ve onay kayyımı veya yönetim kayyımı atanabilir.
Somut olayda; dosyaya mübrez delillere göre; tarafların ortağı olduğu şirkette bir organ boşluğu bulunmadığı, davacının, azil ve tazminat istemine yönelik iddialarının esası bakımından delil durumuna göre bu aşamada yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı gibi mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususu da yaklaşık düzeyde ispat olunmamıştır. Değişen durum ve koşullara göre mahkemeden her zaman yeniden tedbir talep edilebileceği de gözetildiğinde mahkemece şirkete kayyım atanmasına dair ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
Diğer yandan Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan şeyler hakkında tedbir kararı verilemez. İhtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. Davacı tarafından davalının malvarlığı üzerine HMK'nın 389 ve devamı maddelerine göre ihtiyati tedbir talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince, bu husus vurgulanarak para alacağının talep edildiği bir davada uyuşmazlık konusu olmayan davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mal varlığı hakkında tedbir kararı verilemeyeceğinden bu yöndeki talebin reddine karar verilmesi isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!