Kasko sigorta şirketinin trafik kazasında ödediği hasarı kusurlu karşı taraftan rücuen talep ettiği itirazın iptali davası.
Özet: Bir sigorta şirketi, kasko sigortalısı aracında meydana gelen trafik kazası hasarını ödedikten sonra, kazada tamamen kusurlu olduğunu iddia ettiği diğer aracın sürücüsü ve malikine karşı, ödediği hasar bedelini rücuen tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir; davalılar ise sigortalı aracın sürücüsünün kazanın tek sorumlusu olduğunu, kendi kusurlarının bulunmadığını, kamera kayıtları ve tanık beyanlarıyla bunu ispatlayacaklarını, ayrıca talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

T.C.

İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan █████/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Şirketi tarafından ... numaralı █████/2024 - █████/2025 vade tarihli genişletilmiş kasko poliçesiyle sigortalanan, malikinin ... olduğu ... plakalı araç 10.12.2024 tarihinde kazaya karıştığını, 10.12.2024 tarihinde İstanbul ili ... İlçesi'nde sigortalı araç sürücüsü ... sevk ve idaresinde ki ... plakalı aracı ile ... ... mevkiinde ... sokaktan ilerlerken soldan çıkan davalı ... sevk ve idaresindeki malikinin diğer davalı olan ... olduğu ... plakalı aracın sağ ön kısımlarına çarpması neticesinde meydana geldiğinin anlaşıldığını, kazada tramer sonuçlarından da görüleceği üzere davalı sürücü %100 kusurlu olduğunu, söz konusu kaza neticesinde davacı şirkete sigortalı araçta meydana gelen hasar, davacı şirket nezdinde açılan hasar dosyası kapsamında incelendiğini, eksper raporu ile tespit edilen hasar bedelleri davacı şirket tarafından hak sahibine, tedarikçi firmalara ve onarım servislerine eksiksiz olarak ödendiğini, ... plakalı araç sürücüsü ... Karayolları Trafik Kanunu'nun ve ilgili mevzuat gereği %100 kusurlu olduğunu, bu husus tramer kayıtlarında da açıkça görüneceğini, davalı araç sürücüsü, davalı araç maliki ile birlikte hasar bedelinden müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, KTK'nun madde 85 ve madde 91 hükümleri, Kasko Genel Şartları, TBK'nun 49. Maddesi ve ilgili diğer mevzuat uyarınca araç sürücüsünün 3. Kişilere vermiş olduğu zararlardan birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacı şirket nezdinde birleşik kasko sigortası bulunan araçta meydana gelen hasarı karşılamakla mükellef olup davacı şirket tarafından başlatılan icra takibine rağmen ödeme yapmayarak takibe itiraz etmeleri haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu doğrultuda da davalıların icra takibine itirazlarının iptalinin gerektiğini, davacı şirket sigortalısının halefi olarak meydana gelen zarar neticesinde ödemiş olduğu hasar bedelini, kusurlu olan ... ve ...'a rücu ettiğini, davaya konu alacak likit olduğunu, davalı tarafından icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, bu nedenle davalılar hakkında alacağın %20 sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, taraflar arasında anlaşma sağlanmak amacıyla ticari dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak yapılan görüşmelerde tarafların anlaşamadığını, davalının .... İcra Müdürlüğü 2026/... Esas sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazlarının iptalini, takibin devamını, % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıların üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili tarafından sunulan █████/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Trafik kazasının meydana gelmesinde aslı ve tam kusurlu olan davacının sigortalısı aracın sürücüsü... olduğunu, zira bu sürücü yerleşim alanı içerisinde günün iklim koşullarını dikkate almayan yüksek süratle ve cevap telefonu ile meşgul iken dikkatsizliği ve tedbirsizliği nedeniyle kazaya sebebiyet verdiğini, adı geçen sürücü ...'ın son derece yavaş ve kontrollü bir şekilde gidiş istikamete katılımı sırasında herhangi bir uyarıda bulunmaksızın ve fren dahi yapmaksızın davalının aracına çarparak kazaya sebebiyet verdiğini, meydana gelen kazada diğer davalı ... ... kusur ve ihmalinin bulunmadığını, kazanın oluşunu ve olay mahallini görüntüleyen kamera kayıtları ile sabit olduğunu, olay mahallinde keşif yapılması ve kamera kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi ve kaza anınında davacının aracında yolcu olarak bulunan ... tanıklık yapmasını, davacının kazanın oluşmasına ilişkin iddia ve beyanlarının gerçeği aykırı olduğunu, bu nedenle gerek davacı tarafından iddia edilen gerekse yargılama yapılmaksızın iddia edilen kusur oranlarını ve davayı hiç bir suretle kabul etmediğini, Mahkememizce kusur yönünden yaptırılacak bilirkişi tetkikatı ile davalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığı buna karşın davacının sigortalısı aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, davacı tarafın haksız ve sigortalısının aracın tam kusurlu olmasına rağmen ... plakalı araçta oluşan hasar nedeniyle karşılanması gereken onarım bedeli ve mahrumiyet bedelleri davalının aracını sigorta eden ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından davacıya ödenmiş olduğunu, bu hususun müzekkere cevapları ile sabit olduğunun, davacı tarafından talep ve iddia edilen onarım bedellerinin piyasaya aykırı olduğunu, tarafların sigorta poliçe niteliği, teminat kapsamı ve eksper raporları inceleme ve araştırmayı gerektiğini, belirtilen hususlar yine bilirkişi tetkikatı neticesinde açıklığa kavuşacağını, davacı tarafın gerek girişmiş olduğu takip gerek işbu davada hukuk menfaatinin bulunmadığını, davacının haksız ve sebepsiz olarak icra takibine girişmiş olduğunu, bu nedenle davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesi yönündeki talebine itibar edilmemesinin gerektiğini, meydana gelen trafik kazasında ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunu, davalının aracında fahiş derecede hasar ve zarara sebebiyet verdiğini, bu nedenle davalının kanuni haklarının tamamı saklı tutulduğunu, davanın reddine karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, sigortalısının zararını karşılayan sigortacının TTK'nin 1472. maddesi kapsamında zarar sorumlusuna karşı yürüttüğü takibe itirazın iptaline ilişkindir.
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda █████/1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun █████/1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararında; "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." ilkesi benimsenmiştir.
TTK'nin “Halefiyet” başlıklı 1472. Maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
Somut olayda davacı sigortacıya kasko sigortasıyla sigortalı olan ve davacının halefiyete göre dava açtığı araç, dava dışı gerçek kişi adına kayıtlı olup ticari nitelikte olmayan özel bir araç olmasının yanında davadışı gerçek kişi tacirde değildir . Bu durumda, davanın sigorta sözleşmesinden kaynaklanmadığı, bu nedenle 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a hükmü uyarınca mutlak ticarî dava olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlık da tacir olmayan davacı (davacının selefi olduğu sigortalı) ile davalı arasındaki haksız fiilden kaynaklandığına (davacının selefinin ticari işletmesiyle de ilgili olmadığına) göre davanın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olması sebebiyle davanın görev yönünden usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. ( Benzer İstanbul BAM 40 HD ████████ Esas- ████████ Karar)
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2- HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3- Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı ve davalı ... malzemeleri vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
e-imza*
Hakim ...
e-imza*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!