İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde, mide küçültme ameliyatı sonrası dalak hasarı ve organ kaybı iddiasıyla açılan tıbbi kötü uygulama tazminat davasında davalıların pasif husumet, kusur yokluğu, zamanaşımı ve sigorta poliçesi kapsamı itirazları.
Özet: Mide küçültme ameliyatı sonrası dalağında ciddi hasar oluştuğunu iddia eden bir hasta, doktor ve hastaneye karşı mesleki hata (malpraktis) iddiasıyla tazminat davası açarak organ kaybı ile kalıcı bedensel ve psikolojik zararları nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmektedir; davalı hastane şirketi, müdahalenin farklı bir tüzel kişilik bünyesinde gerçekleştiğini ve husumet yokluğunu savunurken, davalı doktor operasyonun usulüne uygun yapıldığını, komplikasyon olmadığını ve zararın başka sebeplerden kaynaklanabileceğini ileri sürmekte, davalı sigorta şirketi ise ilgili poliçenin bulunmadığını belirtmektedir.

T.C.

İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hem sağlık hem de görsel olarak daha iyi görünmek istemesi amacıyla davalı doktor ... ile mide küçültme ameliyatı için anlaşarak █████/2025 tarihinde Almanya'dan İstanbul'a geldiğini, diğer davalı ... ......A.Ş'ye ait ... Hastanesi'nde █████/2025 tarihinde gerçekleştirilen operasyonun ardından müvekkilinin dayanılmaz ağrılar çekmesine ve durumunun kötü olduğunu dile getirmesine rağmen her şeyin normal olduğu belirtilerek █████/2025 tarihinde uçuş izni raporuyla aceleyle taburcu edildiğini, sonrasında müvekkilinin Almanya'ya tekerlekli sandalye ile dönmek zorunda kaldığını, şikayetlerinin artması üzerine orada kaldırıldığı hastanede yapılan tetkiklerde ilk ameliyat esnasında dalağının ciddi şekilde hasar gördüğünün ve bu durumun hayati tehlike yarattığının anlaşılarak acilen ameliyata alındığını, davalıların meslek kurallarına aykırı, özensiz ve ihmalkar eylemleri neticesinde müvekkilinin organ kaybına uğradığını, kalıcı bedensel ve ağır psikolojik zararlar gördüğünü ve dilekçesinde ileri sürdüğü diğer nedenlerle şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 2.500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... ... San. ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... ... ... San. ve Tic. A.Ş. aleyhine malpraktis iddiasına dayalı olarak ikame edilen davada, davanın yanlış tüzel kişiliğe yöneltildiğini, uyuşmazlığa konu tıbbi müdahalenin müvekkili şirket bünyesinde değil, tamamen farklı ve bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olan ... Hastanesi nezdinde gerçekleştirildiğini, olay tarihinde müvekkili şirketin söz konusu hastane ile herhangi bir işletme, ruhsat, kira, hizmet alımı veya istihdam ilişkisinin bulunmadığını, müdahaleyi yapan sağlık personelinin de şirket çalışanı olmadığını, müvekkili şirket ile dava konusu fiil arasında hiçbir hukuki ve fiili bağ bulunmadığından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddilmesi gerektiğini, HMK m. 114/1-d ve m. 115 hükümleri uyarınca husumetin dava şartı olduğunu ve davanın esasa girilmeksizin usulden reddinin zorunlu olduğunu savunarak; kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur, illiyet bağı ve fahiş tazminat taleplerine ilişkin esasa dair tüm itirazlarını saklı tutarak, davanın müvekkili şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının morbid obezite tanısı ve 46 vücut kitle endeksi (VKİ) ile müvekkil hekime başvurduğunu, gerekli laboratuvar tetkikleri, dahiliye, radyoloji ve anestezi konsültasyonları neticesinde ameliyata engel bir duruma rastlanılmaması ve aydınlatılmış onam formlarının imzalanması üzerine █████/2025 tarihinde usulüne uygun şekilde ... Bypass ameliyatının gerçekleştirildiğini, ameliyat esnasında ve sonrasındaki klinik takiplerde herhangi bir komplikasyon veya aktif kanama gözlemlenmediğini ve ameliyat video kayıtlarının hastanede mevcut olduğunu, davacının taburcu edildikten sonra kendi rızasıyla Almanya'ya seyahat ettiğini, orada geçirdiği acil ameliyatın tıbbi gerekçesinin anlaşılamadığını, iddia edilen dalak yaralanması ve subkapsüler hematomun müvekkilin gerçekleştirdiği obezite cerrahisinden değil, davacının mevcut sol kaburga kırığından veya uçak yolculuğu gibi dış etkenlerden kaynaklanmış olabileceğini, nitekim Sağlık Bakanlığı Mesleki Sağlık Kurulu'nun █████/2025 tarihli kararı ile müvekkil hakkında kusur bulunmaması nedeniyle soruşturma izni verilmemesi kararı çıktığını, müvekkil hekimin tüm tıbbi ve mesleki sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini savunarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlıkta müvekkili şirketin genel merkez adresinin Beykoz sınırlarında yer alması nedeniyle İstanbul Anadolu Adliye Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek yetki itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinin HMK'nın 119.ve 194.madddeleri kapsamında iddia edilen vakıaların hangi delillerle ispat edileceğini açıkça içermediğini ve somutlaştırma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, bu yönüyle davanın usulden reddi ile dava dilekçesinin açıklatılması gerektiğini, ayrıca davaya konu iddiaların zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak ise dava dışı Dr. ... yönünden müvekkil şirket nezdinde düzenlenmiş, riziko tarihini teminat kapsamına alan herhangi bir Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi bulunmadığını, poliçenin "claims made" (talep esaslı) nitelikte olup riziko tarihinde yürürlükte bir sigorta güvencesinin olmadığını, illiyet bağının bulunmadığını ve manevi tazminat taleplerinin fahiş olup zenginleşme yasağına aykırı olduğunu belirterek, öncelikle davanın tefrik edilerek müvekkil şirket yönünden usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; davacının, davalı ... ... ... San. Ve Tic. A.Ş'nin işlettiği ... Hastanesi'nde █████/2025 tarihinde davalı ... tarafından mide ameliyatı olduğu, davacının ameliyat sonrası ağrılarının ve şikayetlerinin olduğu, bu şikayetlerini iletmiş olmasına karşın dikkate alınmayıp Almanya'ya dönebileceğinin söylendiği, davacının Almanya'da kötüleşmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldığı, yapılan testler ve tomografi çekimlerinde ameliyat sırasında dalağının hasar gördüğünün tespit edilip ameliyata alındığı ve dalağının alındığı, davalı doktorun mesleki yetersizliği, özensizliği ve ihmalkarlığı nedeniyle vücudunda kalıcı hasar ve organ kaybı yaşadığını, davalı sigorta şirketinin davalı ...'ın mesleki sorumluluk sigortasını düzenlemiş olduğunu, bedeni hasar nedeniyle uğradığı maddi zararın ve manevi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 1. maddesine göre; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir."
HMK'nın 114/1-c bendine göre; "mahkemenin görevli olması" dava şartlarındandır.
HMK'nın 115/1. maddesine göre; "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler."
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3.maddesine göre; (1) Bu Kanunun uygulanmasında; ... i) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,, ... k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemil) ifade eder "
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73.maddesine göre; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir."
Somut uyuşmazlıkta, özel hastane bünyesinde gerçekleştirilen tıbbi müdahale nedeniyle hekim hatasından kaynaklı zarara ilişkin davalı hekim, özel hastane ve sigorta şirketi aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle iş bu davayı açmış olup, davacının nihai tüketici ve davalıların mesleki ya da ticari amaçla hareket eden konumunda oldukları anlaşılmaktadır. Tüketicinin tarafı olduğu her türlü hukuki ilişkinin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun gereğince tüketici işlemi kapsamına alınmış olması ve davanın açıldığı tarihte 6502 sayılı Kanun'un yürürlükte (Y.T. █████/2014) olması sebebiyle, Kanunun 73/1. maddesi uyarınca görevli mahkeme tüketici mahkemesidir.
Öte yandan, Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi yönündeki Yargıtay 11. HD.'nin █████/2025 tarih ve ████████ Esas █████████ Kararı ile, davalılardan biri yönünden tüketici mahkemesi, diğeri yönünden ticaret mahkemesinin görevli olduğu durumda, davaların birlikte tüketici mahkemesinde mi, yoksa ayrı ayrı görevli mahkemelerde mi görülmesi gerektiği noktasında toplanan uyuşmazlıkta, temel ilişkiyi konu alan sözleşmenin TKHK kapsamında kalması, ihtiyari dava arkadaşlığı, usul ekonomisi ve özellikle müteselsil sorumluluk ilkesi gözetilerek davaların birlikte temel ilişki olan sözleşmenin TKHK kapsamında kalması, ihtiyari dava arkadaşlığı, usul ekonomisi ve özellikle müteselsil sorumluluk ilkesi gözetilerek davaların birlikte Tüketici Mahkemesinde görülmesinin gerektiği vurgulanmıştır. (Bkz. Benzer bir davada Yargıtay 11. HD.'nin █████/2025 tarih ve ████████ Esas █████████ Karar, Yargıtay 3. HD.'nin █████/2024 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar)
Görev dava şartı olup, mahkeme hakimi tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen gözönünde bulundurulması gerekir. Bu nedenle davanın görevsizlik nedeni ile HMK’nın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın, görev dava şartı yokluğu nedeni ile Usulden Reddine,
2-Görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğuna,
3-HMK 20. maddesi uyarınca; bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddine dair kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurulması durumunda dosyanın İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-Vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hususların görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı.
█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!