İş kazası sonucu ölen işçinin yakınlarının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, Yargıtay bozma ilamı sonrası ceza mahkemesi kararının bağlayıcılığı ile kusur tespiti.
Özet: İş kazası sonucu vefat eden işçinin mirasçıları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasında, yerel mahkemenin kısmen kabul kararı, sürücü hakkındaki ceza davasında verilen beraat kararının Yargıtay Ceza Dairesince bozulmasına rağmen yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak kusur tespiti yapılması nedeniyle Yargıtay tarafından bozulmuştur; bozma sonrası yeniden verilen kısmen kabul ve kısmen ret kararı taraflarca tekrar temyiz edilerek dosya incelemeye alınmıştır.

MahkemeSİ :İş Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili ve davalılar ...A.Ş. ve.... ve ... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiş iş bu kararın davacılar vekili ve davalılar ...A.Ş. ve.... ve ... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle, noksan tespit edilen hususların ikmali üzerine yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'ın davalı...Tic.ve .... A.Ş. ne ait 34... plakalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araçla seyir halinde iken █████/2011 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat ettiğini, davalılardan ...'ın tanker sürücü belgesinin bulunmadığını, bu olayda davalı işveren ve araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, müvekkillerinin uğradığı maddi ve manevi kayıplarının olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminatların davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesi ile müvekkilinin 2011 yılı haziran ayında davalı ... sahibi tarafından özel şoför olarak işe alındığını, buna göre müvekkilinin davalı şirket sahibinin eşinin şoförü olarak görev yapacağı yönünde anlaştığını, ancak şirket sahibinin eşinin tatile gitmesi nedeniyle müvekkiline görevi olmayan işler verildiğini, meydana gelen kazada kullandığı aracın ve yaptığı işin de görevi olmadığı halde işverence zorla yaptırıldığını, kazada sürücü müvekkilinin kusurunun olmadığını, tankerin frenlerinin tutmadığı ve bakımsız olduğu için kazanın olduğunu açıklayarak müvekkili yönünden davanın reddine, yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ....vekili cevap dilekçesi ile davacılar murisi ...'ın müvekkili şirket çalışanı olmayıp .....ve .... Şti. çalışanı olduğunu, bu sebeple husumet itirazları olduğunu, kazanın oluşumunda sürücünün kusurunun olduğunu, bahse konu aracın tüm teknik bakım ve muayenelerinin eksiksiz olarak yaptırıldığını, sürüş güvenliğine ilişkin donanımın mevcut olduğunu, diğer davalı ...'ın tanker sürücüsü belgesi olmadığı yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığını açıklayarak davanın husumetten reddine, aksi takdirde esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK Mahkeme KARARIMahkemenin 16.12.2014 tarihli ve ███████ E., ████████ K. sayılı kararı ile davacıların murisi işçinin geçirdiği iş kazasında vefat ettiği, davalıların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranmaları nedeniyle kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve davalılar ...A.Ş. ve.... ve ... A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 02.05.2016 tarihli ve ██████████ E., █████████ K. sayılı kararı ile “…Somut olayda; iş kazası sonrasında başlatılan adli soruşturma neticesinde davalı ... hakkında açılan Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ceza dava dosyasında beraatine karar verilmiş ise de; kararın temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19.01.2016 tarihli kararıyla beraat kararının bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece davalı ...'ın kusurlu olmadığına ilişkin yetersiz rapora itibar edilerek davanın reddine karar verilmiş olması isabetli olmamıştır. Yapılacak iş; Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki, fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabulün, hukuk hâkimini bağlayacağı gözetilerek, ceza dava dosyasının dosya arasına getirtilerek, bozmadan sonra yapılan keşif incelemesi ve bilirkişi raporu dikkate alınarak, davalı ...'ın iş kazasından sorumlu olup olmadığı hususunda kusur ve sorumluluğunun tespitiyle, sonuca gidilmesiyken; yetersiz raporu hükme esas alarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır..” gerekçesiyle karar bozulmuştur.B. Mahkemenin 27.04.2023 Tarihli Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında; "..yerleşik Yargıtay içtihatları esas alınarak önceki Mahkeme kararında esas alınan bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte tespit edilen bilinen devre tarihinin ileri çekilmemesi ve rapordan sonra yürürlüğe giren asgari ücret farklarının rapora yansıtmamak suretiyle hesap edilen davacı ...'ın 131.161,58 TL, davacı ...'ın 20.414,47 TL, ...'ın 6928,36 TL, ...'ın 3.910,42 TL maddi zararının bulunduğu, ... ve ...'ın maddi zararının bulunmadığının tespit edildiği, Davacıların, davalı şirketlere yönelttikleri maddi tazminat taleplerinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre hazırlanan 21.11.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda A seçeneği doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilmiş, Davacı vekilinin 08.12.2022 tarihli ikinci ıslah dilekçesinde davalı ... yönünden davanın ıslah edilmediği hususunun da dikkate alındığı, Manevi tazminat talepleri yönünden ise kazanın oluş şekli ve sonucu, müteveffanın ölümü ile eşi ve çocukları olan davacılar da oluşan elem ve üzüntünün boyutları, tarafların kusur durumları, kaza tarihi, tarafların sosyal-ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin duygusu yanında zenginleştirici olmaması gerektiği ilkeleri nazara alınarak müteveffanın eşi ... için 30.000,00 TL manevi tazminat, çocukları ..., ..., ..., ... ve ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın dosya içeriği ile uyumlu olacağı .." gerekçesiyle karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2.Davalı ...A.Ş. ve.... ve ... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.1.Sulh sözleşmesi ile taraflar birbirinden karşılıklı olarak ödünlerde (tavizlerde, fedakârlıklarda) bulunarak aralarında mevcut bir hukuki ilişki üzerindeki anlaşmazlığa veya tereddüt (kararsızlık) hâline son veren ve tam iki taraf borç yükleyen bir sözleşmedir (..., ...; Hukuku Özel Borç İlişkileri, C. 1, ..., 1988, s. 14).2.Uygulamada ve teoride kabul edilmekle birlikte 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan sulh, ilk defa HMK ile düzenlenmiş ve HMK’nın 313 üncü maddesinde bir kurum olarak yer almıştır. Anılan maddede sulh; “görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, Mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme” olarak tanımlanmıştır (HMK m. 313/1).3.Hemen belirtilmelidir ki tarafların aralarındaki uyuşmazlığı anlaşarak gidermesi anlamına gelen sulh sözleşmesinin kurulması için tıpkı diğer sözleşmelerde olduğu gibi karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları, yani icap (öneri) ve kabul bulunmalıdır. Bu icap ve kabul açık olabileceği gibi zımni (örtülü) de olabilir. Bu sözleşme ile taraflar dava konusu uyuşmazlığa bir fedakârlık ve özveri göstererek son verirler. Genellikle, davacı talep sonucunun bir bölümünden feragat ederek ve davalı da davacının talep sonucunun kalan bölümünü kabul etmek suretiyle sulh sözleşmesi hukuken vücut bulur. En önemlisi bunun sonucunda uyuşmazlık ortadan kaldırılmış sayılır. Bu nedenle sadece tarafların üzerinde tasarruf yetkisine sahip oldukları davalar bakımından söz konusu olur.4.Sulh yapılması kural olarak şekle tabi değildir. Ancak HMK’nın 154/3-ç maddesinde Mahkeme huzurunda yapılan sulhlar için bir geçerlilik şartı öngörülmüştür. Buna göre taraflar Mahkeme huzurunda sulh olmak istediklerini bildirdikleri taktirde, bu sözlü beyanlarının tutanağa geçirilerek sulh olan taraflara okunması ve imzalattırılması gerekmektedir. Sulhun yazılı olarak yapılması hâlinde ise tarafların bu konudaki beyanlarını içeren dilekçelerinin tutanağa yazılarak eklenmesi gerekir (HMK m. 154/4). Bu hükümden hareketle sulhun tutanağa geçirilmesinin, taraflara okunmasının, onların onayının alınmasının ve (varsa) itirazlarının da tutanağa geçirilmesinin sulhun sonuç doğurabilmesi için zorunlu şartlar olduğu söylenebilir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. IV, ..., 2001, s. 3753).5.Sulhun şekli konusunda üzerinde durulması gereken bir başka husus da Mahkeme dışında yapılmış olan sulh sözleşmesinin Mahkeme içi sulhe dönüşebilmesi için Mahkemeye verilmesi ve Mahkeme tarafından tutanağa geçirilmesi, duruşmada taraflara okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra tutanağın taraflarca imzalanması gerekmektedir. Burada sulh sözleşmesinin içeriğinin ayrıca duruşma tutanağına geçirilmesine de gerek yoktur. Çünkü duruşma tutanağına eklenen belgeler de tutanak hükmündedir (..., ...; ... İcra Takibinin Dayanakları ve İcranın İadesi, ..., 1996, s. 90).6.Sulhun zamanı HMK'nın 314. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre "(1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-███████ md.) Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve İlk Derece Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir. (3) (Ek:22/7/2020-███████ md.) Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren Mahkemeye gönderir." denilmiştir.7. Sulhun etkisi HMK’nın 315. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde Mahkeme içi sulh, Mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda Mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir. Diğer bir deyişle, Mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden Mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. ... temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir. Dolayısıyla sulhun bizzat kendisinin ayrıca bir Mahkeme hükmü verilmesine gerek olmaksızın doğrudan doğruya davayı sona erdirmesi doğaldır. Bu bakımdan Mahkemenin vereceği “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı” davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır (..., s. 97).8.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Dairemiz geri çevirme üzerine davacılar ..., ..., ..., ... vekili ile davalılar ...A.Ş. ve.... ve ... A.Ş. vekilleri beyanlarında sulh olduklarını belirttikleri ancak sulh ile ilgili herhangi bir sözleşme ibraz etmedikleri gibi Dairemiz geri çevirme sonrasında reşit olan davacılar ... ve ...'in sulh konusunda herhangi bir beyanda bulunmadıkları anlaşılmıştır.9. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş, HMK nın 315. maddesinde belirtilen "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir" şeklindeki düzenleme gereğince, öncelikle tarafların iddia ettikleri sulh sözleşmesi ile ilgili beyanlarını almak, varsa sulh sözleşmesi getirtilip beyanda bulunmayan davacıların bu kapsamda beyanları alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gözetilmemesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.10. O halde, davacılar ve davalı ...A.Ş. ve.... ve ... A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, bozma sebebine göre temyiz eden diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı, Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır .VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davacılar ve davalı ...A.Ş. ve.... ve ... A.Ş.vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,2. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz ilgililere iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.