Danıştay: Deprem sonrası binalara ilişkin bilirkişilik kılavuzunun bağlayıcı olmayışı nedeniyle iptal davasına konu edilemeyeceği kararı.
Özet: Davacı, Adalet Bakanlığı tarafından deprem nedeniyle hasar gören binalara ilişkin yayımlanan bilirkişilik kılavuzunun iptalini talep etmişse de, Danıştay bu kılavuzun bağlayıcı nitelikte olmayıp yalnızca bilirkişi raporlarının hazırlanmasına rehberlik amacı taşıdığını ve ilgililerin hukuksal durumunda değişiklik veya yenilik yaratmadığını belirterek, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir idari işlem niteliği taşımadığını değerlendirmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ DAVACI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARADAVANIN_ÖZETİ : Davacı tarafından, Adalet Bakanlığının resmi internet sitesinde yayımlanan Deprem Nedeniyle Yıkılan veya Ağır Hasar Gören Binalarla İlgili Delil Toplama veya Delil Tespiti Hakkında Bilirkişilik Kılavuzu'nun iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyası kapsamında, Deprem Nedeniyle Yıkılan veya Ağır Hasar Gören Binalarla İlgili Delil Toplama veya Delil Tespiti Hakkında Bilirkişilik Kılavuzu esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporuna itirazen verilen █████/2024 tarihli dilekçenin ekinde yer alan, █████/2024 tarihli ve "Fiziki İnceleme Raporu" başlıklı belgenin davacı Habip Yapar tarafından düzenlenmiş olduğu dikkate alındığında, █████/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hâkiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra gereği görüşüldü:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türlerinden olan iptal davası, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında, "Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, Yönlerinden sırasıyla incelenir..."; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinde ise, "Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;...b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine....karar verilir." hükümleri yer almaktadır.İptal davasına konu edilebilecek idari işlemin icrai (yürütülebilir) nitelikte olduğundan söz edilebilmesi için ilgililerin hukuksal durumunu değiştirmesi, ilgilileri hukuksal yönden etkilemesi gerekmektedir. Aynı zamanda idari işlem "kesin" ve "nihai" nitelikte olmalıdır.Buna göre, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlemler, idari makam ve mercilerin kamu gücüne dayanarak idare hukuku alanına ilişkin olarak yaptıkları ve hukuki sonuçlar doğurabilme kabiliyetini haiz, hukuka uygunluk karinesinin doğal sonucu olarak ve kural itibarıyla (kanunda aksi öngörülmedikçe) re'sen icra edilebilme yeteneğini taşıyan irade açıklamalarıdır.Başka bir ifadeyle, idarelerin, ilgililerin hukukunu doğrudan etkileyen, onların hak ve yükümlülüklerinde değişiklik veya yenilik yaratan ve hukuk aleminde sonuç doğurması için başka bir işleme ya da onay mekanizmasına ihtiyacı olmayan irade açıklamalarının idari davaya konu edilmeleri mümkündür.Bununla birlikte, ilgililer hakkında hukuksal bir etki göstermeyen danışma kararları, görüş ve tavsiye içeren kararlar, uygulama ve hazırlık işlemleri, bildirici ve iç düzen işlemleri gibi işlemlerin icrai nitelikte olmadıkları ve idari davaya konu edilemeyecekleri kabul edilmektedir. Bu kapsamda bir idari kararın alınmasından önce tesis edilen, karar almaya yetkili makamı bağlamayan, bilgilendirici, aydınlatıcı ve yönlendirici özelliği haiz, asıl işlemin hazırlık sürecinde geçilmesi gereken aşamayı ifade eden, idari işlemi meydana getiren iradenin bir parçasını oluşturmayan işlemlerin ilgililerin hukuksal durumlarında etki yaratacak nitelikte bulunmadıkları ve idari davaya konu olamayacakları açıktır. Bu çerçevede dava konusu düzenleme incelendiğinde, düzenlemenin başlangıç kısmında "Bu kılavuz, deprem nedeniyle toptan veya kısmi göçmüş binalar ile acil yıkılması gereken ağır hasarlı binalarda uygulanacak bilirkişilik işlemlerini kapsamaktadır. Kılavuz, deliller zarar görmeden ve kaybolmadan bilirkişi raporlarının hazırlanmasına rehberlik etmesi amacıyla düzenlenmiştir. Deprem bölgesindeki olağanüstü koşullar da dikkate alınarak, imkan ölçüsünde bilirkişi incelemesi bakımından kılavuzdan farklı yöntemlerin belirlenmesi yargı mercilerinin takdirindedir. Kılavuzun herhangi bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır." cümlelerine yer verildiği ve bilirkişi raporlarının hazırlanmasına rehberlik etmesi amacıyla hazırlandığı, içeriğinde betonarme yapılardan numune alımı ve taşıyıcı sistem incelemesi vb. hususlarda tavsiye niteliğinde açıklamaların yapıldığı görülmektedir.Bu durumda, iptaline karar verilmesi istenilen düzenlemenin davacı üzerinde doğrudan doğruya hukuki sonuç doğurmadığı ve davacının hukuki durumunda herhangi bir değişiklik yaratmadığı, bu haliyle idari davaya konu olabilecek kesin ve icrai bir niteliği bulunmadığı açık olup, davanın esasının incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,2. Adli yardım istemi kabul edildiğinden dava açılırken yatırılmamış olan ... TL harcın ve posta işlemlerinde kullanılan ... TL resmi posta parası ile işbu kararın tebliği için kullanılacak ... TL resmi posta parası toplamı olan ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, vekalet suret harcı olarak yatırılan ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.(X)-KARŞI OY :İdari işlem, idari makamların kamu gücü ve kudreti kullanarak idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran tek yanlı irade açıklamalarıdır. Buna göre, idari işlemin unsurlarının, "idari makamlarca yapılmış olmaları", "tek yanlı olmaları" ve "icrailik niteliği taşımaları" olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin 1. fıkrasının atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi" başlıklı 282. maddesinde; hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hükme bağlanmış olup, bilirkişi incelemesi takdiri deliller arasında yer almaktadır.Dava konusu düzenlemenin "Kılavuz, deliller zarar görmeden ve kaybolmadan bilirkişi raporlarının hazırlanmasına rehberlik etmesi amacıyla düzenlenmiştir. Deprem bölgesindeki olağanüstü koşullar da dikkate alınarak, imkan ölçüsünde bilirkişi incelemesi bakımından kılavuzdan farklı yöntemlerin belirlenmesi yargı mercilerinin takdirindedir. Kılavuzun herhangi bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır." şeklindeki kısmının bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir.İptali istenilen Kılavuzun, yargı mercileri açısından bağlayıcı bir yönü bulunmasa da, dava konusu uyuşmazlıkta olduğu gibi, ilgili kişiler açısından hukuki sonuçlar doğurabilme, hak ve yükümlülüklerinde değişiklik veya yenilik yaratabilme kabiliyetini haiz olduğu, kişilerin menfaatini doğrudan etkilediği görülmektedir.Bu durumda, dava konusu düzenlemenin yukarıda aktarılan başlangıç kısmındaki açıklamanın, bilirkişi incelemesinin takdiri delil niteliğini vurgulamak amacıyla yapıldığı dikkate alındığında, iptali istenilen düzenleyici işlemin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle, davanın incelenmeksizin reddi yolundaki Daire kararına katılmıyoruz.