Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında kusur oranları ve destekten yoksun kalma taleplerinin istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, ölümle sonuçlanan bir trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerini içeren, davalı sigorta şirketi ve Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunun kusur oranlarındaki değişiklikler neticesinde arttığı, maktul yayaya atfedilen kusurun ortadan kalktığı ve daha önce kısmen ödenen tazminatın bakiye kısmının tahsili ile ek manevi tazminat talebi üzerine yapılan bir istinaf incelemesine ilişkin olup, davacıların alacaklarının tam olarak karşılanmaması iddiasını ele almaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ26. HUKUK DAİRESİESAS NO : █████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 12.06.2024NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi Ve Manevi Tazminat)KARAR TARİHİ : 15.05.2026GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 12.06.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davada; davacılar vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Asıl dava davacı vekili, dava dilekçesinde; 20.06.2014 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken karşıdan karşıya geçmekte olan yaya ...'e çarparak vefat etmesine sebep olduğunu, müteveffanın geçirmiş olduğu kaza sebebiyle ... Sigorta AŞ'ye karşı Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile davacılar adına destekten yoksun kalma tazminatı talepli dava açıldığını, açılan davada İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen kusur raporunda %50 sürücü ...'ın %30 müteveffa ...'in ve %20 Karayolları Genel Müdürlüğünün kusurlu bulunduğunu, söz konusu kusur raporuna göre düzenlenen aktüerya raporunda sigortalı sürücünün kusuruna denk gelen tazminat miktarının hesaplandığını ve buna göre bedel artırım dilekçesi verildiğini, bu arada ceza dosyasının karara çıkması ve ceza dosyasında alınan son raporda sürücü ...'ın %60, ...'nün %40 oranında kusurlu olduklarının belirtildiğini, böylece müteveffaya herhangi bir kusur atfedilmediğini, anılan raporun Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da somut olaya daha uygun olduğu kabul edilerek hükme esas alındığını, daha önce bedel artırım dilekçesi verildiğinden ve ikinci kez verilemeyeceğinden dolayı dosyanın bedel artırım dilekçesi doğrultusunda tam kabul olarak karara çıktığını, ancak davacıların çıkan tazminatın %50'sini almış olup, %50'lik kısım olan bakiye alacağın tahsili için sigorta şirketine başvuru yapılmasına ve arabulculuk yoluna gidilmesine rağmen tahsil edilemediğini, davalı sigorta şirketi ile ... arasında müşterek ve müteselsil sorumluluk bulunmakta olup, yapılacak tazminat hesabında da bu hususun dikkate alınmasını talep ettiklerini beyanla, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 300,00 TL, ... için 100,00 TL, ... için 100,00 TL olmak üzere toplam 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacılar, ... için 100.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL olmak üzere toplam 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Karayolları Genel Müdürlüğünden tahsilini istemiş, davacılar vekili ıslah dilekçesiyle; davacı ... için 140.806,09 TL destekten yoksun kalma tazminatının (... Sigorta AŞ açısından 87.886,52TL ile sorumlu olmak kaydıyla), ... için 32.779,17TL destekten yoksun kalma tazminatının (... Sigorta AŞ açısından 20.459,68TL ile sorumlu olmak kaydıyla) , ... için 21.519,93TL destekten yoksun kalma tazminatının (... Sigorta AŞ açısından 13.432,03TL ile sorumlu olmak kaydıyla) kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline karar verilmesini istemiştir. Birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar adına, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasında trafik kazası sebebiyle davalılara karşı maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, 20.06.2014 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobili ile yaya ...'e çarptığını, davacıların murisi ve destekleri ...'in vefat ettiğini, davacıların destekten yoksun kalma zararlarının tazmini amacıyla davalı ... Sigorta AŞ'den ... yönünden 8.449,17 TL, ... yönünden 17.986,73 TL, ... yönünden 95.342,33 TL, olmak üzere toplam 121.778,23 TL; davalı Karayolları Genel Müdürlüğünden; ... yönünden 58.359,29 TL, ... yönünden 124.236,25 TL, ... için 658.539,43 TL olmak üzere toplam 841.134,97 TL olarak toplam 962.913,20 TL tazminat taleplerinin faizi ile davacılara ödenmesini ve dosyanın Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesinin talep etmiştir. Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; görev itirazında bulunduğunu, davanın esasına ilişkin olarak araç sürücünün olayın oluşumunda tamamen kusurlu olduğunu, davalı İdare'nin 6001 sayılı Kanunla kendisine verilen görev ve sorumlulukları yerine getirdiğini, bu bakımdan davalı idareye kusur atfedilerek tazminat talebinde bulunulmasının hakkaniyetle bağdaşmadığını, davalının sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafça talep edilen fahiş tazminat talebinin reddini talep ettiklerini, idari işlem veya eylemlerden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak idareye başvuru tarihinin, başvurunun bulunmaması halinde dava tarihinin esas alınmasının Danıştay içtihatlarından genel kabul gördüğünü ve istikrar kazanmış bir husus olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Asıl davada davalı ... (...) Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunduğunu, davanın esasına ilişkin olarak davacılar tarafından ... sigorta aleyhine Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davada hüküm altına alınan tazminatın tahsilini teminen icra takibi başlatıldığını, bunun üzerine davalı şirket tarafından 22.11.2018 tarihinde 189.982,53 TL ödeme yapıldığını, dava dilekçesinde davacılar, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından Adli Tıp Kurumu'ndan alınan son kusur raporuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmişse de, bu talebin yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davalı sigorta şirketinin dava konusu talep ile sorumlu olduğu düşünülse bile davalı şirketin sorumluğunun sürücünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın faiz talebi kabul edilmemekle beraber, davalı şirketin ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; asıl dava ve birleşen davanın, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu; daha önce eldeki dosyada mahkemece yapılan yargılama neticesinde ████████ Esas, ████████ Karar 18.11.2020 tarihli kararı ile davanın davalı ... Sigorta AŞ yönünden kısmen kabulüne, davalı ...'ne açılan maddi ve manevi tazminat davasının yargı yolu nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verildiği, verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26 . Hukuk Dairesi ████████ Esas, ████████ Karar 12.10.2022 tarihli kararı ile, ... hakkındaki davada adli yargı görevli olduğundan kararının kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrası, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosya aslı getirtilerek dosya kapsamına alındığı; davacılar tarafından davalı ... Sigortaya karşı dava konusu kaza sebebiyle destekten yoksun kaldıklarından bahisle açılan Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasının mahkeme gerekçesinde; ATK raporunda sürücüye %60 kusur verilmiş, müteveffaya hiç kusur izafe edildiği, aktüer bilirkişi raporu sürücünün %50 kusuruna göre hesaplama yapıldığından ve davacılar da bu rapora göre taleplerini ıslah ettiğinden yeniden rapor yada ek rapor alınmasında hukuki yarar görülmeyerek ıslah doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiğinin belirtildiği, müteveffanın annesi olan ... tarafından işbu dava davalılarına karşı destekten yoksun kaldığından bahisle açılan Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasının incelemesinde; Ankara 12.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı’ndan alınan 06.07.2018 gün ve 6665 sayılı raporla belirlenmiş olmakla davalının sigortaladığı araç sürücüsünün %60; karayollarının %40 oranında kusurlu olduğu, davacının destek olanının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığının belirtildiği, Bam kaldırma ilamından sonra; Ankara 11 Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyası mahkemenin ████████ Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği; BAM kaldırma ilamından sonra; güncel asgari ücret verileri ve BAM kaldırma ilamı doğrultusunda hesaplama yapılmak üzere önceki hesap bilirkişisine tevdi edildiği, 26.02.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; sigorta poliçesinin kaza tarihini kapsadığı ve ölen şahıs başına azami teminat limitinin 268.000,00 TL olduğu, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. ve Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. sayılı kararları ile hüküm altına alınan tazminat miktarlarının tenzili ile bakiye teminat limitinin 121.778,23 TL. olduğu, davacıların bakiye %50 zarar miktarının; ... yönünden 72.949,11 TL, ... yönünden 155.295,31 TL, ... yönünden 823.174,29 TLolduğu, davalıların kusuruna tekabül eden zarar miktarının ise, davalı ... Sigorta AŞ yönünden %10; ... yönünden 14.589,82 TL, ... yönünden 31.059,06 TL, ... yönünden 164.634,86 TL tutarında destekten yoksun kalma nedeniyle oluşan maddi zararlarının bulunduğu tespit edilmekle birlikte davacıların bakiye %10 nispetine tekabül eden toplam zararının bakiye poliçe teminat limitini aştığı dikkate alınarak, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilindeki müşterek müteselsil sorumluluğunun; ... yönünden 8.449,17 TL, ... yönünden 17.986,73 TL, ... yönünden 95.342,33 TL olduğu, davalı ... yönünden %40; ... yönünden 58.359,29 TL, ... Yönünden 124.236,25 TL, ... yönünden 658.539,43 TL olduğunun rapor edildiği; taraflar arasındaki ihtilafın; 20.06.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıların desteği ...'in vefatı sebebiyle davacıların destekten yoksun kalma zararlarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarı, bu kazada sigortacısı davalı sigorta şirketi olan ... plakalı aracın sürücüsünün ve davalı ...'nün kusurlu olup olmadığı, kusur oranları ve davalıların destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu olup olmadıkları, manevi tazminatın davalı Karayolları Genel Müdürlüğünden tazmini istemi noktasında toplandığı, davacılar tarafında iş bu dava öncesinde davalılardan ... Sigortaya karşı Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas, ████████ karar sayılı kararı ile davacı ... için 82.540,85 TL, davacı ... için 16.362,89 TL, davacı ... için 11.637,09 TL tazminata hükmetmiş olduğu ve kararın kesinleşmiş olduğu, davacıların destekten yoksun kalma tazminatının sigortalı araç sürüsünün %50 kusur oranı esas alınarak hüküm altına alınmış olmasına rağmen; davalıların toplam %50 kusur oranına tekabül eden bakiye destekten yoksun kalma tazminatının ödenmediğini belirterek davalıların %50 kusur oranına tekabül eden bakiye destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen; manevi tazminatın davalı idareden tahsiline yönelik olarak eldeki davayı açtığı, davacılar tarafından davalı ... Sigortaya karşı dava konusu kaza sebebiyle destekten yoksun kaldıklarından bahisle açılan Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı ████████ karar sayılı dosyasında kusurun, davalı sigorta şirketinin %60 oranında, Karayolları Genel Müdürlüğünün %40 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek, davanın esası hakkında karar verildiği ve Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının kesinleştiği görüldüğünden dava dışı otomobil sürücüsünün %60 kusurlu olduğu, Karayollarında gerekli işaretlemenin yapılmaması sebebi ile %40 kusurlu olduğu, yaya geçidini kullanan müteveffanın kusuru bulunmadığının kabul edildiği, güncel verilerek göre yapılan hesaplama gereğince Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. Ve Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. sayılı kararları ile hüküm altına alınan tazminat miktarlarının tenzili ile sigorta şirketinin bakiye teminat limitinin 121.778,23 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilindeki müşterek müteselsil sorumluluğunun ... için 8.449,17 TL, ... için 17.986,73 TL, ... için 95.342,33 TL olduğu, davalı ... sorumluluğunun ... için 58.359,29 TL, ... için 124.236,25 TL, ... için 658.539,43 TL olduğu davacılar vekilince asıl dosyaya sunulan bedel artırım dilekçesinde davacı ... için 140.806,09TL, (... Sigorta AŞ açısından 87.886,52TL ile sorumlu olmak kaydıyla), ... için 32.779,17TL (... Sigorta AŞ açısından 20.459,68TL ile sorumlu olmak kaydıyla, ... için 21.519,93TL destekten yoksun kalma tazminatının (... Sigorta AŞ açısından 13.432,03TL ile sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili talep edildiği gözetilerek asıl davadaki maddi tazminat talepleri sigorta şirketinin teminat limiti de gözetilerek tam kabulüne karar vermek gerektiği, Birleşen Ankara 11 Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı yönünden; ...'in toplam destekten yoksun kalma zararının (kalan poliçe limiti dikkate alınarak) 753.881,76 TL olduğu, 140.806,09TL'sinin asıl dosyada talep edildiği, davacı ...'in maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 613.075,67 TL destekten yoksun kalma tazminatının ( davalı sigorta şirketi 7.455,81- TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline , ...'in toplam destekten yoksun kalma zararının (kalan poliçe limiti dikkate alınarak) 142.222,98 TL olduğu, 32.779,17 TL'sinin asıl dosyada talep edildiği görüldüğünden davacı ...'in maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 109.443,81 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'nden, ...'in toplam destekten yoksun kalma zararının (kalan poliçe limiti dikkate alınarak) 66.808,46 TL olduğu, 21.519,93 TL TL'sinin asıl dosyada talep edildiği görüldüğünden davacı ...'in maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 45.288,53 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'nden tahsiline, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 08.04.2019, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 20.06.2014 tarihinden itibaren aracın cinsi gözetilerek yasal faiz tahsiline karar vermek gerektiği, davacılar için manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; Asıl dava yönünden; Davacı ... için 140.806,09 TL destekten yoksun kalma tazminatının ( davalı sigorta şirketi 87.886,52- TL ile sınırlı olmak üzere) davacı ...'in için 32.779,17 TL destekten yoksun kalma tazminatının ( davalı sigorta şirketi 17.986,73- TL ile sınırlı olmak üzere) davacı ... için 21.519,93 TL destekten yoksun kalma tazminatının ( davalı sigorta şirketi 8.449,17- TL ile sınırlı olmak üzere) davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 08.04.2019, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 20.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için, 30.000,00- TL, davacı ... için 30.000,00- TL manevi tazminatın 20.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ...'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, Birleşen Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esas, ████████ karar sayılı dosyası yönünden; Davacı ...' için 13.075,67 TL destekten yoksun kalma tazminatının ( davalı sigorta şirketi 7.455,81- TL ile sınırlı olmak üzere) davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 08.04.2019, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 20.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin derdestlik sebebiyle usulden reddine, davacı ... için 109.443,81 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... yönünden kaza tarihi olan 20.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin derdestlik sebebiyle usulden reddine, Davalı sigorta şirketi yönünden birleşen davanın derdestlik sebebiyle usulden reddine, davacı ...'in maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 45.288,53 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... yönünden kaza tarihi olan 20.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin derdestlik sebebiyle usulden reddine, Davalı sigorta şirketi yönünden birleşen davanın derdestlik sebebiyle usulden reddine” karar verilmiş hüküm tüm taraflarca istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davada. davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Davalı tarafından sigortalı aracın yaya geçidi üzerinde, desteklerine aracın sağ ön tampon ve far kısımları ile çarparak ölümüne neden olduğunu, kararın kaldırılması halinde, destek süreleri kusur oranları ve diğer verilerin hatalı olması nedeniyle usulü kazanılmış haklarını ve ek dava haklarını saklı tuttuklarını, davalı sigorta şirketi hakkında daha önce açtıkları ve kesinleşen dosyada, sigortalı araç sürücüsünün %60, Karayolları Genel Müdürlüğünün %40 kusurlu olduğunun kabul edildiğini, vefat edene kusur izafe edilmediğini, mahkemece hükmedilen destek tazminatının yetersiz olduğunu, hak ve nesafete göre destek tazminatı belirlenmesini talep ettiklerini, güncel veriler alınmadan hesaplama yapıldığından hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu, bakiye destek sürelerinin de hatalı hesaplandığını, mahkemece takdir edilen manevi tazminatın da çok düşük takdir edildiğini, belirterek kararı istinaf etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusuru kabul etmediklerini, olay yerine hız limitlerine uyulması halinde kazanın meydana gelmeyeceğini, kazanın, araç sürücüsünün meskun mahalde aracının hızını, hava, yol, görüş ve aracın teknik özelliklerine ayarlamaması, uyarı levhalarına uymaması nedeniyle meydana geldiğini, bu nedenle idareye verilen kusurun hakkaniyete uygun olmadığını, davalının her türlü sorumluluğunu yerine getirdiğini, idarenin hizmet kusurunun bulunmadığını, takdir edilen manevi tazminatın da fahiş olduğunu, davalı idare harçtan muaf olduğu halde harca hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının davalıdan tazminat talep etme hakkının bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu ve zararın teminat dışı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün vefatı nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olmadığını, davacıların destekten yoksun kaldıklarını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte, başvuru sahibinin kazanımlarının tazminattan indirilmesi gerektiğini, hesaplamanın PMF 1931 yaşam tablosuna göre yapılması gerektiğini, sigortanın %10 kusuru nazara alındığında tazminat miktarının limiti aştığını, bu nedenle yapılan ödemelerin güncellenerek düşülmesi gerektiğini, hesaplamanın genel şartlara göre yapılmadığını, dosyada kusur raporu alınmadan karar verildiğinden kusur raporu alınması gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte davalının faizden sorumlu olmayacağını, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenlerin sırasına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. Maddesi gereğince, yapılan istinaf incelemesi neticesinde; Asıl dava, ölüm sebebiyle; bakiye destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat, birleşen dava ise asıl davanın ıslahından sonra asgari ücret artışından kaynaklanan nedenlerle asıl davada ıslah edilmeyen kısma ilişkin ek dava mahiyetindeki destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat istemidir. Davacılar daha önce, davalı ... Sigorta AŞ hakkında Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas dosyasında destekten yoksun kalma tazminatı davası açtıklarını, söz konusu davada %50 kusur çerçevesinde davalarını ıslah ettikten sonra devam eden yargılamada mahkemece davalı ... Sigorta AŞ'nin %60 kusurlu olduğu, dosyada taraf olmayan Karayolları Genel Müdürlüğünün ise %40 kusurlu olduğunun belirlendiği ve buna göre karar verdiğinden ve karar kesinleştiğinden bahisle eldeki asıl davada ... Sigortanın %10 bakiye kusuruna isabet eden zararlar ile Karayolları Genel Müdürlüğünün %40 Kusuruna isabet eden zararları (toplam %50 kusura isabet eden) sigorta şirketi sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş iken, asıl davanın da ıslahından sonra yeniden alınan raporda asgari ücret artışı nedeniyle maddi tazminat yeniden arttığından bahisle birleştirilen ek dava ile bakiye destek zararını talep etmiş, mahkemece dava önce Ankara 12. Asliye Ticaret mahkemesinde ve Ankara 10 Asliye Ticaret Mahkemesinde ... Sigorta AŞ hakkında açılan davalarda (Ankara 10 Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında Karayolları Genel Müdürlüğünün de taraf olduğunu belirterek), davalı ... Sigorta AŞ'nin %60, Karayolları Genel Müdürlüğünün %40 kusurlu olduğu kesinleşen mahkeme kararları ile kabul edildiğinden raporun uygun olduğundan bahisle yeniden kusur raporu almaksızın, karar tarihine en yakın güncel veriler nazara alınarak ve davacıların ıslah talebi çerçevesinde karar verilmiş hüküm taraflarca istinaf edilmiştir. 1-Karayolları Genel Müdürlüğünün kusur raporu alınmaksızın davanın esası hakkında karar verildiğinden bahisle eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Haksız fiilen kaynaklanan tazminat davasında, davalının zarardan sorumlu olup olmadığının tespiti, sorumlu olması halinde ise ne miktarda sorumlu olacağının belirlenmesi açısından kusur oranın doğru şekilde tespit edilmesi önemlidir. HMK'nın 27. Maddesinde "Hukuki Dinlenilme Hakkı" düzenlemiş, "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir." denilmiştir. Davalı hakkında açılan davada, davalının hukuka aykırı bir eyleminden ötürü sorumlu olduğunun ileri sürüldüğü bir durumda, hukuka aykırı olduğu iddia edilen eylem, taraflar arasında uyuşmazlık konusu ise hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde, davalıya iddialar ve deliller hakkında bilgi sahibi olma imkanı verilmeden, isnat edilen eylemler çerçevesinde açıklama ve ispat hakkı tanınmadan davanın esası hakkında karar verilmemelidir. Bilirkişi raporuna itirazı düzenleyen, HMK'nın 281/1 fıkrasındaki " (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler." şeklinde düzenlemenin de hukuk dinlenilme hakkı kapsamında bir hak olduğu gözardı edilmemeli, davalının sorumluluğunu gerektiren hususların davalının bilgi ve katılımı olmaksızın tespit edildiği durumlarda, sorumluluğu gerektiren sebepler uyuşmazlık konusu ise, bilgi ve katılımı olmaksızın değerlendirilen ve sorumluluğunu gerektirecek sebep olarak görülen hallere karşılık, davalıya bilgi sahibi olma, açıklama, ispat hakkı verilmeli, sorumluluğun ispatı için ileri sürülen delillere itiraz hakkı tanınmalıdır. Yeri gelmişken, belirli bir uyuşmazlığa istinaden öncesinde görülen davada alınan bilirkişi raporu, aynı taraflar arasında görülen uyuşmazlıklarda, kural olarak kesin delil olarak değerlendirilebilecek ise de, söz konusu davada taraf olmayan kişiler açısından kuvvetli delil olmakla birlikte kesin delil olmadığından, görülen bu davada alınan rapora istinaden, söz konusu dosyada taraf olmayan kişiler hakkında açılacak davada, bu raporlar bağlayıcı olmayacağından bu raporlara itiraz edilmesi halinde itirazları değerlendirmeden karar verilmemelidir. İlk davada verilen karar kesinlemiş olsa dahi bu davada alınan rapor, davada taraf olmayan diğer kişilerin kusurunun tespit açısından takdiri delil olmaktan öte değeri bulunmamaktadır. Yine hakkında daha önce dava açılmış olan kişi ya da kurum hakkında açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilmiş ve bu karar bu şekilde kesinlemiş ise, bu davalı yönünden usulden reddedilen dosyada ileri sürülen delile itiraz etmesi beklenemeyeceğinden, bu dosyada sunulan ve diğer davalıların sorumluluğu açısından esas alınan raporun, hakkında usulden ret kararı verilen davalı açısından da bağlayıcı olacağı söylenemez. 20.06.2014 tarihinde, davacıların desteğinin karayolundan geçişi sırasında, davalı ... Sigorta AŞ tarafından ZMMS ile sigortalı aracın, davacıların desteğine çarpması neticesinde ölümlü trafik kazası meydana gelmiş, davacılar tarafından Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesine, ... Sigorta AŞ hakkında açılan davada, alınan ve incelenen raporlarda, sürücüye, yayaya ve Karayolları Genel Müdürlüğüne farklı farklı kusur verilmesi sonrasında, mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 06.07.2018 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %60 oranında, Karayolları Genel Müdürlüğünün ise %40 oranında kusurlu olduğu mütalaa edilmesi üzerine, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından alınan kusur raporunun ceza dosyası ile de uyumlu olduğundan bahisle bilirkişi raporundaki kusur çerçevesinde davanın esası hakkında karar verildiği görülmüştür. Davalı ..., Ankara 12 Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında taraf olmadığı gibi, diğer destekten yoksun kalan tarafından, Ankara 10 Asliye Ticaret Mahkemesinde, hakkında açtığı dava Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ve alınan rapor sunulmuş ise de, bahsi geçen dosyada da davalı hakkında esastan karar verilmemiş, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden ret kararı verilmiştir. Davalı idare, diğer dosyalarda değerlendirilen rapora kazaya etken yolun yapımından kaynaklanan bir kusurları olmadığını ileri sürerek, itiraz etmiştir. Davalı Karayolları Genel Müdürlüğünün taraf olmadığı davada alınan (taraf olduğu davada da usulden ret kararı verilmiş olduğundan) kusur raporunun, davalı açısından kesin delil niteliği de bulunmadığından, kazaya ilişkin ceza dosyası ve hukuk dava dosyalarında alınan raporlar ve toplanan deliller dosyaya kazandırılarak, davalının kusura etki edecek delilleri varsa sunması için imkan verilerek, bundan sonra kusur tespitine yönelik olarak heyete yol inşaatı konusunda uzman inşaat mühendisi bilirkişide dahil edilerek Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan ya da Üniversitelerden seçilecek öğretim görevlilerinden oluşacak heyetten davalı itirazlarını karşılayacak şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalının hukuki dinlenilme hakkını kısıtlar şekilde, taraf olmadığı dosyada alınan ve itiraz ettiği rapora göre davanın esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı ... vekilinin buna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. 2-Davalıların tazminat miktarına yönelik istinaf sebeplerine gelince; Tazminat istemli eda davaları, alacağın tamamı üzerinden açılacak dava ile talep edilebileceği gibi, Hukuk Muhakemeleri Kanunda tanınan haklar kapsamında ve davanın konusu elverdiği ölçüde belirsiz alacak davası (HMK m. 107), kısmi dava (HMK m.109) olarak da açılabilir. Tazminat davasında, dava açma hakkının kötüye kullanılması oluşturmadıkça kısmi dava açılmasına yasal engel bulunmamaktadır. Dava açma hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığı, davacının kısmi dava açmaktaki amacı çerçevesinde mahkemece değerlendirilecek bir husustur. Açılan kısmi dava neticelendikten sonra ya da devam etmekte iken ek dava açılması durumda da, kısmi dava olarak açılan asıl davanın ek davalara etkisi değerlendirilmelidir. Bu çerçevede, kısmi davanın daha önce kesinlemiş olması üzerinde duracak olursak; HMK'nın 303 maddesinde "(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. (3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir. (4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır.(5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir." denilerek, kesin hüküm tanımlanmış ve sonuçları düzenlenmiştir. Dolayısı bir tazminat alacağı "kısmi dava" olarak talep edilmiş ve kısmen hüküm altına alındığında, hükme esas alınan kısım açısından kesin hüküm oluşturmakla birlikte, hüküm altına alınmayan kısım varsa, bu kısım açısından kesin hüküm oluşturmayacağından, hüküm altına alınmayan kısım her zaman dava edilebilir. Bu durumda, dava edilmeyen kısım yönünden asıl davada verilen karar, kısmi davada kesin hüküm oluşturmamakla birlikte, asıl davada alacağın tamamı yönünden bir belirleme yapılarak tazminat tespit edilmiş ise bu belirlenen bu kısım yönünden verilen karar, önceki davanın tarafları açsından "kesin delil" oluşturabilecektir. Bu durumda hesaplanan tazminat miktarına karşı kanun yoluna gidilmemiş ya da kanun yoluna gidilmekle birlikte hesaplama kanun yolundan geçerek kesinleşmiş ise, davacı ek davada ancak kısmi davada hesaplanan ve kesin delille tespit edilen bakiye zararını talep edebilir. Mahkemece bu yönden bir değerlendirme yapılmaksızın, davalı sigorta şirketi açısından kısmi dava olduğu kabul edilen davada hesaplanan tazminatın, bu davalı yönünden de asıl davada verilen karardan sonra da zararın artacağını kabul ederek eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bunun yanı sıra; HMK'nın 176. maddesinde ıslah müessesine yer verilmiş " (1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. (2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir." denilmiş olup, davacı davasını ancak bir kez ıslah edebilir. Dolayısı ile davanın kısmi olarak açıldığı durumda, davacı davasını bir kez ıslah ettikten sonra, alacağının artırılan miktarın üzerinde olduğu tespit edilmesi durumunda, ıslah edilen miktarın üzerindeki bakiye kısım açısından ek dava açmasında yasal engel yok ise de, bu hak dava açma hakkının kötüye kullanılması sonucunu doğurmamalıdır. Bu çerçevede zarar belli bir anda oluşmakla birlikte aktüer hesaplaması gerektiren davalarda (Destek tazminatı, bakıcı gideri, iş görmezlik tazminatı gibi) ıslah hakkını kullanan davacı, her asgari ücret artışı nedeniyle ek dava açması nedeniyle ayrı dava açabileceğinin kabulü, ek dava ile korunacak bir durum olmamalıdır. Ek dava ile talep edilebilecek zararlar, asıl dava ıslah edildikten sonra yargılamaya devam edilmesi sonrasında yeniden hesaplamanın yapıldığı ve ek davanın açıldığı tarihteki zarar kapsamında talep edilebilir. Davacı asıl davadan sonra açtığı ek dava sonrasında, artık davanın niteliği gereği, yeniden asgari ücret artışına istinaden zararını arttığını ileri sürmeyeceği gibi, ek davadan sonra salt asgari ücret attığından bahisle yeni ek davalar açamaz. Ek dava ile birlikte zararın miktarının belirlendiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, birleştirilen dava dosyasında davanın davalı sigorta şirketi açısından ek davanın ek davası, davalı ... açısından ise asıl davanın ıslahında sonra, asgari ücret artışından kaynaklanan zararlara yönelik olduğu gözetilerek, davacıların asıl davada talep edilen zararını aşan zararı olup olmadığı, ek dava tarihindeki veriler çerçevesinde hesaplanarak, bu çerçevede davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, ek davadan sonra da zararın artmaya devam ettiği kabul edilerek, ek dava, yeni ek davalar yaratacak şekilde değerlendirme yaparak karar verilmiş olması, hakkaniyete uygun görülmemiştir. 3-Davalı ..., 6001 Sayılı Kanun 12. Maddesi gereğince harçtan muaf olduğu halde, davacı tarafından yatırılan harçlardan ve karar ilam harcın sorumlu tutulmuş olması da doğru değildir. Açıklanan nedenlerle davalıların istinaf başvurusunun kabulüne uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan karar verilmiş olması nedeniyle kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle davalının kusura yönelik itirazları değerlendirilerek, akabinde 2 no'lu bentte yapılan açıklamalar gözetilerek, davacının asıl ve ek dava olarak açılan ve eldeki dava ile birleştirilen talepleri değerlendirilerek, açıklamalar çerçevesinde talep edebileceği miktar belirlenerek sonucuna göre, davalı Karayolları Genel Müdürlüğünün de harçtan muaf olduğu gözetilerek karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacıların istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Asıl ve birleşen davada, davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre asıl ve birleşen dava davacıları vekilinin tüm, davalıların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edenlere iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ÜyeÜye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n