Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin trafik kazası sonucu oluşan cismani zararlar, sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusu incelemesi.
Özet: Bu hukuki metin, 2012 yılında meydana gelen bir trafik kazasında cismani zarara uğrayan davacının, kusurlu aracın sigorta şirketinden talep ettiği maddi tazminat davasının istinaf incelemesine dairdir. İlk derece mahkemesi, daha önce Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme gerekçesiyle kaldırılan kararının ardından, yeniden yargılama yaparak davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranını Adli Tıp 2. Üst Kurulu raporu doğrultusunda %14,3 olarak belirlemiş, iyileşme süresini dört ay tespit etmiş ve davacının bakıma muhtaç olmadığına hükmetmiştir. Davacı, kalıcı sakatlık, tedavi, geçici/sürekli iş göremezlik ile ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin çeşitli giderlerin tahsilini talep ederken, davalı ise sorumluluğunun sigorta limiti, kusur ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2024
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : █████/2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.09.2012 tarihinde, davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu minibüse, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın çarpması neticesinde davacının ağır şekilde yaralandığını ve maluliyetinin meydana geldiğini, kazada sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğundan zararlarından sorumlu olduğunu, ceza dosyasında sigortalı araç sürücüsünün asli, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün ise tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, davacı tarafından açılan manevi tazminat istemli davanın da, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenerek lehine kesinleştiğini, davacının meydana gelen kaza nedeniyle çalışma gücünü %29 oranında kaybettiğini, davacının zararlarının karşılanması için davalıya müracaat etmiş ise de zararlarının karşılanmadığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kalıcı sakatlığa ilişkin olarak 250,00 TL tedavi gideri, 500,00 TL sürekli çalışma gücü ve kazanç kaybı, 250,00 TL ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklanan zararının davalıdan tahsilini istemiş, 19.09.2018 tarihli dilekçesinde ise, çalışma gücü kaybına ilişkin talebini 2.236,81 TL olarak, dilekçelerinde talep ettikleri ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin taleplerini 102.510,22 TL olarak, ek tedavi gideri olarak talep ettiği bakıcı giderini 1.266,10 TL olarak, ulaşım giderini ise 2.585,98 TL olarak 10.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faizi ile tahsilini istemiş Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra geçici iş gücü kaybını 1.243,68 TL olarak, sürekli iş göremezlik talebini 223.506,32 TL olarak, dava dilekesinde talep edilen 250 TL’nin 125 TL’sini bakıcı gideri, 125 TL’sii ise tedavi gideri olarak talep ettiklerin belirtmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının Dr Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesinden alınan sağlık kurulu raporunda özürü olmadığını belirtildiğini, davacının sunduğu maluliyet raporunda ise %29 maluliyet belirlenmesinin kabul edilmeyeceğini, davayı kabul etmemekle birlikte sorumluluklarının sigorta limiti, kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, davacının kusuru, zararı ve maluliyeti kanıtlaması gerektiğini, davalının temerrüde düşmediği için faiz talebinin haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen,27.11.2018 tarihli, ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın, davalı vekili ve hükmedilen faize yönelik olarak davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin █████/2021 tarihli, ████████ E. █████████ K. Sayılı kararı ile davalı lehine eksik inceleme nedeniyle kaldırılması sonrasında mahkemece yeninden yapılan yargılama neticesinde mahkemece; Dava, trafik kazasından kaynaklanan kaynaklanan maddi tazminat (sürekli işgöremezlik tazminatı, geçici işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri) talebine ilişkin olduğu, 22.09.2012 tarihinde, meydana gelen kazada davacının yaralandığını, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı uyarınca belirtilen hususlarda inceleme yapılması ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre İstanbul Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan maluliyet raporunda, davacı ...'in yaralanmasının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak E cetveline göre %5,1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceği, başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığının belirtildiği, bu rapora karşı taraf vekillerinin yapmış oldukları itirazların karşılanması ve dosya kapsamında bulunan maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için İstanbul Adli Tıp 2. Üst Kurulu'ndan alınan 21.09.2023 tarihli maluliyet raporunda, davacı ...'in yaralanmasının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %14,3 oranında olacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığının rapor edildiği, düzenlenen raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, davacıda hali hazırda aktif psikopatoloji saptanmadığı, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmiş olduğu, bu kapsamda hükme esas alınması gerektiği kabul edilerek davalı yanın yeni rapor talebinin reddi ile raporun hükme esas alındığı, kaldırma kararı öncesinde belirlenen kusur durumuna ve kaldırma kararı sonrası belirlenen davacının maluliyetine göre, davacının talep edebileceği tazminatın hesabı için önceki bilirkişi heyetinden alınan 28.03.2024 tarihli ek raporda, davalı ... Sigorta AŞ sigortalısı araç sürücüsü ...’in %75 oranında dava dışı sigortalısı araç sürücüsü ...’ın %25 oranında kusurlu olduğu, ...’in yaralanması nedeniyle davalı sigorta şirketinin “sakatlanma ve ölüm” teminatından sorumlu olduğu kazanç kaybı tazminatının garameten 1.243,68TL, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar tazminatının garameten 223.756,32TL olduğunun belirtildiği, davacı vekili 13.06.2024 tarihli dilekçe ile bedel artırım talebinde bulunarak ve geçici iş göremezlik tazminatı talebini 1.243,68TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 223.756,32TL'ye artırdığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılama neticesinde belirli hale gelen tazminatlar yönünden davacının talep artırımında bulunduğu, daha sonra kaldırma kararı üzerine tazminatın belirlenmesine esas olacak hususlarda yeniden inceleme yapıldığı ve tazminata esas verilerde değişiklik söz konusu olduğu, böylelikle davacının talep edebileceği tazminatın kaldırma kararı sonrasında yapılan inceleme ve araştırma sonucunda belirli hale geldiği, bu kapsamda davacının talep artırımının usule uygun olduğu, ancak aynı dilekçe ile daha önce artırdığı geçici işgöremezlik tazminatı talebini azaltamayacağı değerlendirilmekle geçici işgöremezlik tazminatı yönünden kaldırma kararı öncesindeki artırılan tutara itibar edildiği, hesap bilirkişi raporunda kaza tarihi itibariyle poliçe teminat limitinin 225.000,00TL olduğu belirtilerek garameten bir hesaplama yapılmışsa da, garameten hesaplamanın birden fazla zarar görenin bulunması halinde yapılması gerektiği, dosya kapsamında birden fazla zarar görenin bulunduğuna dair bilgi/belge bulunmadığı, poliçe limitinin infaz aşamasında dikkate alınacağı değerlendirilerek davacının talep edebileceği sürekli işgöremezlik tazminatının 402.433,84TL olduğu, geçici işgöremezlik tazminatının 2.236,81TL olduğu, bakıcı gideri zararının bulunmadığı ve yol giderinin 2.585,98TL olduğunun kabul edildiği, ancak sürekli işgöremezlik tazminatı yönünden davacının 223.756,32TL talebiyle bağlı kalındığı, bu kapsamda davacının davasının kısmen kabulüne karar verilerek, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 225.000,00TL ile sınırlı tutulması gerektiği gerekçesiyle; Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 2.236,81TL geçici iş göremezlik tazminatı ve taleple bağlı kalınarak 223.756,32TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının sorumluluğunun poliçe limiti olan 225.000,00TL ile sınırlı tutulmasına, 2.585,98TL ulaşım giderinin temerrüt tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının sorumluluğunun poliçe limiti olan 225.000,00TL ile sınırlı tutulmasına, davacının bakıcı gideri talebinin reddine," karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının maluliyet oranına, hükmedilen tazminat miktarına, yasal faiz işletilmiş olmasına itiraz ettiklerini, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan ve daha önceki karara esas raporda, davacının %29 oranına maluliyeti tespit edilmiş iken, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kuruldan alınan raporda %14,3 maluliyeti olduğunun belirtildiğini raporu kabul etmediklerini, tazminatın 225.000 ile sınırlandırılmaması gerektiğini, hak ettiği bedele hükmedilmesi gerektiğini, faizinde infazda tereddüt yaratabileceğini, ana para ve faiz alacağı yönünden limitin kaldırılması gerektiğini, fazin avans faizi olması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk derece mahkemesinin daha önce verdiği karara yönelik olarak davalının sadece faiz türü ile sınırlı olarak itiraz ettiğinden, 25.06.2018 tarihli rapora esas unsurların, davacı açısından usuli kazanılmış hak oluşturacağını, bu nedenle mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Yargıtay emsal içtihatlarının da bu yönde olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının açıkça, kendi istinaf talepleri doğrultusunda, istinaf incelemesi ile kaldırılmış iken hesaplamanın yeni rapor tarihine göre yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca hükmedilen miktarlarında poliçe limitini aştığını, sorumluluklarının 225.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, hüküm altına alınan miktarın ise 227.585,98 TL olduğunu, hesaplanan gelirden Gelir Vergisindeki değişklik ile istisnai durum nazara alınarak, çalışma karşılığı olmadığından gelir vergisi düşülmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, belirterek kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesisisin istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. İlk derece mahkemesi daha önce verdiği kararda, 2.236,81 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 102.510,22 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.266,10 TL bakıcı gideri ve 2.585,98 TL ulaşım giderinin davalıdan tahsiline karar verilmiş iken, kararın davacı tarafından sadece faiz türüne yönelik olarak, davalı tarafından ise esasa yönelik istinaf edilmesi sonrasında, kararın Dairemiz tarafından, davalı lehine "davacının maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmaması nedeniyle" kaldırılması sonrasında ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılamada bu defa 2.236,81 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 223.756,32TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.585,98 TL ulaşım giderinin davalıdan tahsiline, bakıcı gideri kanıtlanmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davalı vekilinin daha önceki kararın davacı tarafından sadece faize yönelik istinaf edilmiş olması ve kararın kendilerinin istinaf sebepleri doğrultusunda ve davalı lehine olacak şekilde kaldırılmış olması nedeniyle usuli kazanılmış haklarının koruması gerektiğine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
İlk derece mahkemesi, 27.11.2018 tarihli ████████ E. ████████ Sayılı dosyasında verilen kararında, davacının dava dilekçesinde talep ettiği taleplere yönelik kavramları değerlendirmek suretiyle, davacının dava dilekçesinde talep ettiği tazminat kalemlerinin geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı giderine yönelik olduğu kabul edilerek, bu talepleri çerçevesinde, davacı lehine 2.236,81 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 102.510,22 TL sürekli iş göremezlik tazminatı 1.266,10 TL bakıcı gideri ve 2.585,98 TL ulaşım (tedavi) giderinin davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın davalı tarafından, hükme esas alınan maluliyet raporuna ve hesaplamaya yönelik olarak istinaf edilmesi üzerine, davacı, davalının rapora yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, alınan maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olduğunu beyan ederek, davalının istinaf başvurusunun esastan reddini talep etmiş iken, ilk derece mahkemesi kararında faizin "avans faizi" olması gerektiğinden bahisle mahkemece hükmedilen faiz türünü istinaf incelemesine konu ettiği, ilk derece mahkemesinin ████████ E ████████ K sayılı kararına yapılan istinaf başvurusunun Dairemizce yapılan incelemesinde, hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya içerisinde bulunan diğer rapor ile çelişki oluşturduğundan bahisle eksik inceleme nedeniyle davalı lehine ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, davacının faize yönelik istinaf başvurusunun ise HMK'da istinaf kanun yolunda, eksik inceleme nedeniyle verilen kararlarda kısmi esastan ret ya da kabul kararı verilemediğinden, davacının faize yönelik istinaf incelemesinin değerlendirilmediği görülmüştür.
Davalı lehine kaldırılan karardan sonra Mahkemece son olarak Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan raporda, daha önce %29 olan maluliyet oranın değişerek, meslekte kazanma gücü kaybının %14,3, geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 4 ay olduğunun, geçici ya da sürekli bakıcı ihtiyacının olmadığının tespit edilmesi üzerine, aktüer hesap bilirkişiden alınan raporda 2024 yılı rapor tarihi verilerine göre yapılan hesaplamada davacının sürekli iş göremezlik zararının 402.433,84 TL, geçici iş göremezlik zarararının 2.236,81 TL olduğu tespit edilerek, geçici iş göremezlik zararı ve sürekli iş göremezlik zararının aynı limit içerisinde olması ve davacının her iki kalem yönünden tazminat talep etmesi nedeniyle, limiti zarar kalemleri arasında gareme yaparak paylaştırmak suretiyle talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatı 1.243,68 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı 223.756,32 TL olarak belirlemiş, mahkemece belirsiz alacak davası olarak açılan davada, davacının kaldırma kararından sonra belirlenen miktar üzerinden alacağını yeniden belirleyebileceği kabul edilerek, tazminat miktarı açısından ise gerekçesinde sigorta limitinin infaz aşamasında nazara alacağını belirterek, bunun yanında gerekçesinde limit belirterek, ancak hüküm fıkrasında ayrı hüküm fıkrasında geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, ulaşım giderleri ayrı fıkralar halinde gösterilerek, davada sadece sigorta şirketi taraf olduğu halde hüküm fıkrasında her bir tazminat kaleminden faizi ile sorumluluğa karar verdikten sonra davalının her bir kalem için 225.000,00 TL ile sorumlu tutulmasına denilerek, her bir kalem için ayrı ayrı 225.000,00TL limit olup olmadığı hususunda tereddüt yaratacak ve ayrıca limit içerisine faizlerin de dahil olduğu kanaati oluşacak şekilde (nitekim, davacı vekili de faizinde limit içene alındığını ileri sürerek kararı istinaf etmiştir) karar verildiği görülmüştür.
Davalıların karara yönelik itirazı, mahkemece verilen ilk kararın davacı tarafından tazminat miktarına yönelik istinaf edilmemiş olması, sadece faiz türüne yönelik olarak istinaf edilmiş olması nedeniyle, ilk karara esas alınan rapor tarihine maluliyet raporu ve hesaba esas alınan verilere göre belirlenecek tazminata karar verilmesi gerektiğine yöneliktir. İlk derece mahkemesi tarafından belirsiz alacak davasında kararın kanun yoluna müracaat ile kaldırılması durumunda "usulü kazanılmış hak" oluşmayacağı, yeni alınan maluliyet raporuna göre belirlenen zarar miktarına göre kaldırma kararından önce dava değeri belirlenmiş olsa dahi, yeni belirlenen duruma göre dava değerini yeniden belirlenebileceğinin kabul edilerek karar verilmiştir.
Belirsiz alacak davası HMK'nı 107. maddesi kapsamında açılan bir dava türü olup, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması, Yargıtay içtihatları ile kabul edilen "usuli kazanılmış hak" ya da kararın " kesin delil oluşturması" ile oluşan durumların, uygulanmasını bertaraf edemez. HMK'da istinaf kanun yolu düzenlenirken HMK'nın 355. Maddesinde "(1) İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir." hükmü ve HMK'nın 357. Maddesinde " (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde karşı dava açılamaz, davaya müdahale talebinde bulunulamaz, davanın ıslahı ve 166 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesi istenemez, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. (2) Bölge adliye mahkemeleri için yetki sözleşmesi yapılamaz. (3) İlk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan deliller bölge adliye
mahkemesince incelenebilir." denilerek, Bölge adliye Mahkemesince yapılan yargılamanın, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamanın devamı mahiyetinde (ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın tüm yönleri ile yeniden değerlendirilmesi) olmadığı (geniş kapsamlı istinaf yolu), aksine, istinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleri ile sınırlı bir inceleme olduğu kabul edilmiştir. (Dar kapsamlı istinaf yolu) Dolayısı ile sınırları kanun ile belirlenen istinaf incelemesinde, istinafa konu edilmeyen sebepler (kamu düzenine aykırılık durumu hariç) incelenemeyeceği gibi, istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan incelemede istinaf edenin aleyhine olacak şekilde karar da verilmeyecektir. Bu durum ilk derece mahkemesi kararının incelenmesi neticesinde, HMK'nın 353/1-b-(2).(3) maddeleri ve HMK'nın 356. maddesi açısından istinaf mahkemesince doğrudan verilecek kararlar açısından geçerli olduğu gibi, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılması halinde de geçerlidir. Aksi durumda, yani eksikliği istinaf mahkemesi tarafından tamamlanarak verilen kararlarda usuli kazanılmış hakkın uygulanacağı, ancak 353/1-a-6 maddesinin uygulanmasında ilk derece mahkemesi tarafından usuli kazanılmış hakların uygulanmayacağının kabulü, istinaf mahkemesinin takdiri çerçevesinde usuli kazanılmış hakkın uygulanmasının bertaraf edilmesi sonucunu doğuracaktır ki, aynı işlemin istinaf mahkemesi ya da ilk derece mahkemesi tarafından ikmal edilmesine göre usuli hakkın farklılık göstereceğinin kabulü, hukuki bir yaklaşım oluşturmayacaktır. Yasal düzenlemeler ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde temyiz incelemesinde kabul edilen "aleyhe bozma yasağı" ve bozma sonrası aleyhe hüküm verme yasağının, istinaf kanun yoluna ilişkin yasal düzenlemeler çerçevesinde de "aleyhe kaldırma yasağı" ve "aleyhe hüküm verme yasağı" olarak uygulanması zorunluluktur. Aksi yaklaşım, kanun yolunun kullanılması açısından "mahkemeye erişim hakkının" ihlali sonucunu doğurabilecektir. Zira, davalının ilk derece mahkemesi tarafından verilen hatalı olduğunu bildiği karara karşı, kanun yoluna başvurusu neticesinde yapılan hata lehine tespit edilmesine rağmen ilk kararın verildiği miktar üzerinde zarara hükmedileceği bir durumda, yasa ile tanınan kanun yolunu kullanması engellenmiş olacaktır. Karar tarihi itibariyle verilen tazminatın fahiş belirlendiği durumda, davalı lehine kaldırılan karar sonrası haklılığı ortaya çıkan ve ilk karar tarihi itibariyle daha az tazminat ile sorumlu olacağı anlaşılan davalının, kaldırma kararından sonra ortaya çıkan durumlar çerçevesinde ilk karar kadar ya da daha üzerinde tazminattan sorumluluğu olacağını söylemek aleyhine karar verilen tarafın kanun yolunu kullanması açısından engel oluşturacaktır. Kararlar karşı kanun yoluna gidilmesi sadece haklılığın tespiti açısından değil, kanun yoluna tabi kararın verildiği tarih itibariyle haklılık durumuna göre sorumluluğun kaldırılması ya da azaltılması için yapılır. İlk karar tarihi itibariyle haklılığı tespit edilen davalı açısından, lehine kaldırılan karara istinaden yeniden yapılan yargılamada, yargılama giderleri ve artan vekalet ücreti de yüklenerek, kaldırma kararından sonra gelişen durumlara istinaden ilk karar kadar ya da üzerinde tazminata karar vermek kanun yoluna gidilmesini anlamsız kılacağı gibi, kanun yoluna giderek haklılığını ispat eden davalı aynı miktarla ya da üzerinde sorumlu tutularak, kaldırma kararından sonra yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutularak, kanun yolu ile haklılığı tespitine rağmen, kanun yoluna gittiği için cezalandırılması gibi bir sonuç oryaya çıkacaktır.
Bunun bir diğer sonucu ise, rücu davasında olacaktır ki, davalı hatalı olduğunu düşündüğü karara karşı kanun yoluna gitmediği durumda davada taraf olmayan zarar sorumlusu açısından "gerçek zarar" kapsamında rücu edebileceğinden, hatayı kanun yoluna götürmeyerek fazla tazminat ödemişse bu miktarı rücu edemeyecek, kanun yoluna gitmiş ise de ilk karardan sonra oluşan durum aleyhine değerlendirildiğinde, hatanın tespiti ile yetinilen karar olması halinde ilk karardaki miktar ya da üzerindeki miktar ve kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama gideri ve artan vekalet ücretini ödemek zorunda kalacaktır. Bu nedenle HMK'da dar kapsamlı kabul edilen istinaf incelemesinde (istinaf edenin istinaf sebepleri ile sınırlı ve istinaf edenin sıfatına göre yapılan ,incelemede) etkili kanun yolu ve kanun yoluna eşimi hakları çerçevesinde, kaldırma kararı davalı tarafından istinaf edilmiş ise kaldırılan ilk karar tarihindeki durumlar çerçevesinde karar verilmelidir.
Diğer bir husus, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması durumunda, ilk derece mahkemesi tarafından verilen ilk karar ile tazminat miktarı belirlenmiş ve davacı tarafından bu miktara itiraz edilmemiş ise ilk karar öncesi mahkemece tespit edilen alacak miktarı üzerinden davacı HMK'nın 107. maddesi çerçevesinde alacağını belirleme yoluna gitmemiş olsa dahi, karar ile belirlenen alacak miktarına karşı kanun yoluna gitmemiş ise kararın davalı lehine kaldırılması sonrasında bu miktardan fazla alacağı olduğunu ileri süremez. Belirsiz alacak davasında da, karara karşı kanun yoluna gitmeyen davacıya karşı davalının usulü kazanılmış hakları korunur. Davanın belirsiz alacak olarak açılmış olması usulü kazanılmış hakların gözetilmeyeceği anlamına gelmez.
Somut olayda, 22.09.2012 tarihinde, davalının yolcu olarak bulunduğu araca, davalıya ZMMS ile sigortalı aracın çarpması neticesinde davacının yaralanması nedeniyle sigorta şirketinden maddi tazminat talep etmiş, ilk derece mahkemesi 27.11.2018 tarihli, ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararında, kazanın meydana gelmesinde, davalı tarafından sigortalı aracın %75 kusurlu olduğu, alınan maluliyet raporuna göre davacının %29 oranında maluliyeti meydana geldiği, 4 ay geçici iş göremez kaldığının tespit edilmesi sonrasında aktüer hesap bilirkişisi ve doktor bilirkişiden alınan raporda; davacının geçici iş göremezlik zararının 2.236,81 TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 102.510,22 TL, 4 ay kabul edilen bakıcı giderinin 1.266,10 TL, ulaşım giderinin ise 2.585,98 TL olduğu tespit edilerek, sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verilmiş, karar davalı tarafından istinaf edilmiş iken, davacı vekili hesaplanan tazminata itiraz etmeksizin, aksine davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığından istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, ilk derece mahkemesi kararını salt uygulanan faiz türüne yönelik olarak istinaf etmiştir. Dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesinde ise ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığı, dosyada mevcut diğer raporla çeliştiğinden bahisle kaldırılmış olup davacının kaza ile illiyeti bulunan maluliyeti meydana gelip gelmediği, geçici iş göremezliği mevcut ise süresinin belirlendiği, bakıcı ihtiyacı olup olmadığının değerlendirildiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle kaldırılmıştır. Davacının ilk karar çerçevesinde mahkemece hesaplanan ve belirlenen tazminata yönelik istinaf başvurusu olmadığından, istinaf edilmeyen tazminat açısından alacak miktarı belirlenmiştir. Bu durum karşısında kararın davalı lehine kaldırılması halinde, davacının aleyhine kaldırılan kararda alacak miktarı daha fazla olduğu tespit edildiğinde alacak miktarının ilk kararda hesaplanan miktardan fazla olduğunu ileri sürerek. alacak miktarını yeniden belirleyemeyeceği gibi, davalının itirazı üzerine kaldırılan karar sonrasında HMK'nın 177/(2) maddesinde (Ek:22/7/2020-███████ md.) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." denilerek, "aleyhe karar verme yasağını" ihlal edecek şeklide kararın ıslah edilmeyeceği kabul edildiğinden, ilk kararda davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da bertaraf edecek şekilde talebini ıslah edemez. Bu durum karşısında, Dairemizce HMK'nın 355. maddesi gereğince davalının istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapılarak kaldırılan karar sonrasında ilk derece mahkemesi tarafından raporlar arasındaki çelişkileri gidermek için son olarak Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan maluliyet raporunda davacının %14,3 maluliyetinin meydana geldiği ve iyileşme süresinin ise 4 ayı bulacağı, geçici ve sürekli bakıcı ihtiyacı olmadığı belirlendiğinden, alınan maluliyet raporu çerçevesinde, ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen 27.11.2018 tarihli karara esas alınan rapor tarihindeki verilere göre yapılacak hesaplamaya göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davalının usuli kazanılmış haklarını gözetmeksizin, kaldırma kararından sonra alınan rapor tarihindeki verilere göre hesaplama yapılarak belirlenen tazminat miktarı üzerinden, davacının aleyhine kaldırılan kararda dahi alacağını yeniden belirleme hakkı olduğu kabul edilerek davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru olmadığından, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. (Yargıtay 4. HD ████████ E █████████ K. ".... davacının kazadan önceki rahatsızlıklarına ilişkin tedavi evrakı ile kaza tarihinden sonraki tedavi evrakının davacı tarafından dosyaya sunulmasının sağlanması, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve ekindeki cetvellere göre içerisinde davacının yaralanmasına uygun uzman doktorların bulunduğu Üniversitelerin Adli Tıp bölümünden oluşturulacak heyetten, kaza ile illiyet bağını net ve kesin olarak kuran ve davacının kazadan kaynaklı maluliyetinin bulunup bulunmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit eden, rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı ve hesap verileri bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir."; Yargıtay 4 HD ██████████ E █████████ K. "İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazı üzerine maluliyet oranı daha düşük kabul edilmesi nedeniyle yeniden 27.03.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporu alınmış, bu raporda belirlenen rakamlara göre karar verilmiştir. Bu raporda 2024 yılı güncel verileri ile hesaplama yapılmıştır. Ancak 05.10.2023 tarihli bilirkişi raporundaki veriler davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmuş bu nedenle 2024 yılı güncel verileri ile hesap hatalı olmuştur. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince 2023 yılı verileri ve %6 maluliyet oranı ile hesap yapılmak üzere ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. ")
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, Dairemizce daha önce verilen kaldırma kararı, davalı lehine kaldırılmış olduğundan, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek, Dairemiz kaldırma kararı sonrası belirlenen maluliyet raporu nazara alınarak, ancak ilk derece mahkemesinin 27.11.2018 tarihli, ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararına esas alınan rapor tarihindeki veriler çerçevesinde, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından gerçek zarar hesabında esas aldığı yaşam tablosuna göre tazminat miktarının belirlendiği rapor alınarak sonucuna göre davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacının tüm, davalının sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacının tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan-
Üye-
Üye-
Katip-
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!