Bölge Adliye Mahkemesinin trafik kazası kaynaklı haksız fiil tazminat davasında asliye ticaret ve asliye hukuk mahkemeleri arasındaki görev uyuşmazlığını çözüm kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari araçların karıştığı haksız fiil kaynaklı tazminat davasında, asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri arasında ortaya çıkan görev uyuşmazlığını ele almaktadır. Her iki mahkeme de davanın kendi görev alanlarına girmediğini belirterek görevsizlik kararı vermiş olup, dosya görevli yargı yerinin belirlenmesi için bölge adliye mahkemesine intikal etmiştir. Uyuşmazlık, davanın Türk Ticaret Kanunu kapsamında ticari dava sayılıp sayılmayacağı, ticari araç ve işletme kavramlarının yorumlanması etrafında şekillenmekte; mahkemeler, tacir sıfatı ve ticari işletme faaliyeti kavramları üzerinden zıt gerekçelerle görevsizlik kararı vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
KARAR TARİHİ: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 22.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2025
NUMARASI: ████████ ████████
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki davada İstanbul 22.Asliye Ticaret Mahkemesi ile İstanbul 28. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava,Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) talebine ilişkindir.
İstanbul 28.Asliye Hukuk Mahkemesince,"...trafik kazasına konu her iki aracın ticari araç olduğunun anlaşıldığı ve ticari nitelikte kullanıldığının anlaşıldığı, ticari nitelikteki araçların karıştığı trafik kazasından kaynaklı mevcut uyuşmazlığın doğduğu, taraflar gerçek kişi olmasının da sonuca etkili olmadığının kabulünün gerektiği, bu suretle mevcut somut uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca görevli Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunun kabulünün gerektiği, zira; 6102 sayılı yasanın 4. Maddesi uyarınca her iki tarafın ticari işletmesinden doğan hukuk davalarının ticaret mahkemesinde görüleceğinin anlaşıldığı, 6100 sayılı HMK.nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin davaya bakmakta görevli olması hususunun dava şartı olarak düzenlenmesinden kaynaklı mahkememizin neticeten davaya bakmakla görevli olmaması nedeni ile 6100 sayılı HMK.nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın görev dava şartı nedeni ile usulden reddine dair karar vermek gerektiği vicdani kanaatine varılmıştır..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
İstanbul 22.Asliye Ticaret Mahkemesince,"...davanın ticari dava olmadığı, haksız fiile dayalı olarak açılan dava, TTK madde 4 kapsamında ticari dava sayılmayacağı, iş bu nedenle Mahkememizin bu davada görevsiz olduğu, görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, HMK 114. Maddesinde; Mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceğinin açıklandığı, iş bu davanın mahkememizin görev alanında bulunmayıp, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde olduğu kanaatine varılarak, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Daha önce davanın açıldığı asliye hukuk mahkemesince de görevsizlik kararı verilerek kesinleşen dosyanın mahkememize gönderildiği görüldüğünden mahkememizce verilen bu kararın istinaf yoluna başvurmaksızın kesinleşmesi halinde İstanbul 28. Asliye Hukuk Mahkemesiyle mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğacağından bu durumda merci tayini için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmesi gerektiği..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5.maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre "bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Ayrıca TTK'nın 1463. maddesinde de önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağıya gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 178.maddesine göre, birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar(VUK 176).
Davacının esnaf sayılabilmesi için kazanç unsuru yanında, iktisadi faaliyetlerinin nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmalarına dayanması, kazançlarının ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olması ve esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir. Somut olayda, mahkemece kurumlara yazılan yazı cevaplarına göre, davalının vergi mükellefiyet kaydı ise kurye hizmetlerine ilişkin olup, kazancının VUK 177. madde sınırlarını aşmadığı görülmektedir. Dosya kapsamından, davalı adına kayıtlı 110 cc altı motobisiklet şeklinde geçen araç kaydı bulunduğu, bundan başka kuryelik hizmeti yapabilecek bir araç kaydı olduğu görülmemektedir. Davalının tacir sıfatını haiz olduğunu gösterir başkaca bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Bu durumda, davalının karine olarak tacir olduğunun kabulü doğru değildir. Buna göre davanın İstanbul 28.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 28.Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE █████/2026 gününde oy birliği ile karar verildi.
KANUN YOLU: Kesin olmak üzere

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!