Davacı murisi eşinin 1975-1982 yılları arasındaki eksik bildirilen mevsimlik çalışma sürelerinin tespiti istemiyle açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı vekili, murisi eşinin 1975-1982 yılları arasında belediyede mevsimlik işçi olarak çalıştığı ancak eksik veya hiç bildirilmediği iddia edilen dönemlerin tespiti ile emeklilik işlemlerinin yapılmasını talep etmiş; davalı belediye iddiaları reddederken, feri müdahil SGK beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini savunmuş, ilk derece ve istinaf mahkemeleri davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verirken, davacı vekili temyizde, SGK tarafından gönderilen bordroda murisinin kaydının bulunduğunu belirterek hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini ileri sürmüştür.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.FER'Î MÜDAHİL : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat ...İLK DERECE MAHKEMESİ : Çay 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili, dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin murisi eşi ... ile 1986 yılında evlendiklerini, evliliklerinden iki çocuklarının olduğunu, eşinin 2016 yılında vefat ettiğini, kendisinin muhtelif iş yerlerinde mevsimlik veya geçici işçi olarak çalıştığını, bu arada 1979-1980 yılları içerisinde ise muhtelif zamanlarda mevsimlik işçi olarak çalıştığı günlerde tam olarak SGK'ya beyan edilmediğini, sadece ... yazısından anlaşılacağı üzere 1975/2 döneminde 1, 1980/3 döneminde ise 24 gün çalışmış gibi gösterildiğini, bu seneler içerisinde eşi ile birlikte aynı iş yerinde Belediye Başkanlığı emrinde çalıştığına dair isim ve adreslerini şahit olarak bildirdiğini, eşinin SGK Kanununa göre 1975-1982 yılları arasında Mayıs ve Ekim aylarında mevsimlik işçi olarak eksik beyan edilen/edilmeyen sürelerinin tespiti ve emeklilik iş ve işlemleri için çalıştığı ve beyan edilmeyen sürelerin tespitini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediğini, öncelikle zaman aşımı itirazında bulunduklarını, bu nedenle davanın zaman aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının murisi ...'ın müvekkil ... Belediyesi bünyesinde sigortasız olarak çalışmasının söz konusu olmadığını, çok eski bir tarihte 40 yıl öncesine ait bir iddiaya dayanıldığını, bu iddiaların tanık delili ile ispatlanmasının mümkün olmadığını, muris ...'ın şayet müvekkil belediye bünyesinde çalışmış ise çalışma süresinin Sigorta Kurumuna bildirildiğini, ...'ın çalışıp da sigortasının yapılmadığı iddiasını kabul etmediklerini, ...'ın 1975/2. dönem Nisan ayında 1 gün, ve 1980/3. dönem Ağustos ayında 24 gün olmak üzere belediyede mevsimlik işçi olarak çalıştığı, açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Fer'i müdahil SGK vekili sunduğu cevap dilekçesinde; hizmet tespiti davası açmak için gerekli olan beş yıllık hak düşürücü süre geçtiğini, 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi gereğince Kurumlarının davaya davalı yanında fer’i müdahil olarak katıldıklarını, Kurumlarının davalı sıfatı bulunmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde açıkladığı ve ileri sürdüğü nedenlerle ... eşinin davalı yanında çalışmış olduğu ancak beyan edilmeyen sürelerin tespiti davasını kabul etmediklerini, iş yerinin sigorta kapsamına alınış tarihinin Kurumdan sorulması, davacı sigortalının birlikte çalıştığı sigortalıların bordrolarının celbiyle tespiti ve aynı dönemdeki sigortalıların mahkemece re’sen dinlenmesi gerektiğini, tanık beyanlarının iş yeri kapsam, kapasite ve niteliği dikkate alınarak değerlendirilmesi, çalıştığı iddia edilen iş yerindeki görevli personel ile birlikte o iş yerine en yakın iş yerlerinden o iş yerini bilen ve tanıyan şahıslarında dinlenmesi suretiyle tanık beyanlarının sağlığının denetlenmeleri konularında yapılacak inceleme ve araştırma ile çalışma olgusunun kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini, davacı murisinin hizmet akti ile ücret karşılığı çalıştığının ispat edilmesi gerektiğini, Kurum işlemleri Kanuna uygun olarak yapıldığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince; hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; davacı ve feri müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili dilekçesinde özetle; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 19.07.2024 tarihli yazı ekinde gönderilen 1980/3. dönem bordrosunda davacının murisi ...’ın bulunduğunu, davacının murisine ait çalışmanın, işveren tarafından Kuruma bildirildiğini, hak düşürücü sürenin işlemediğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.B. Değerlendirme ve SonuçUyuşmazlık, davacı murisi ...'ın 1975-1982 yılları arasında her yıl Mayıs-Ekim ayları arasında kalan dönemlerde mevsimlik işçi olarak geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. 1-Hak düşürücü süre hak sahibinin hakkını Kanunda belirtilen sürede kullanmaması halinde hakkın sona ermesine neden olur. Hak düşürücü süre dava şartı olup 6100 sayılı Kanun'un 115. maddesi uyarınca hâkim tarafından re’sen gözetilir. Bir başka deyişle Mahkeme davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı gibi taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. 2-506 sayılı Kanun'un mülga 79. maddesi uyarınca Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden Kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. 3-Bir başka anlatımla sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi veya çalışmaların Kurum tarafından tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.4-Eldeki dosyada; davacının, murisinin davalı ... Başkanlığında 1975-1982 yılları arasında çalıştığını iddia ettiği, Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, gerek davalı ... tarafından ibraz edilen 1975 yılı dönem bordrosunda davacı murisi ...'ın 1 gün süreyle çalıştığının görüldüğü, isminin yanında sicil numarasının yazılı olmadığı, davacı murisi ...'ın SGK tarafından gönderilen 19 80... . dönem bordrosunda 24 gün bildiriminin olduğu, bu belgede de sigorta sicil numarasının bulunmadığı dikkate alınarak Kuruma ulaşan dönem bordrosu bulunduğu ve bu nedenle hak düşürücü sürenin söz konusu olmayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, davacının fiilen çalışması araştırılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.VI.KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.