Danıştayda polis memurunun akıl hastası sevki sırasında güvenlik tedbiri eksikliği nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucu ölümü sonrası idarenin hizmet kusuru ve tazminat sorumluluğunun temyiz incelemesi.
Özet: Bir polis memurunun, akıl hastalığı nedeniyle hakkında güvenlik tedbiri kararı verilen bir kişinin hastaneye nakli sırasında, sevk edilen şahsın direksiyona müdahalesi sonucu meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetmesi üzerine eşi tarafından açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesi ve bölge idare mahkemesi idarenin hizmet kusuru bulunduğuna, sevk için uygun olmayan araç seçimi, denetimsizlik ve kurumlar arası koordinasyon eksikliği nedeniyle maddi ve manevi tazminat ödenmesine hükmetmiş olup, davalı bakanlıklar idari kusurlarının olmadığını, müterafık kusur bulunduğunu ve bilirkişi raporunun yetersizliğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmektedirler.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı tarafından, polis memuru olan eşi ...'in Siirt ili, ... İlçe Emniyet Amirliği kadrosunda görev yapmaktayken █████/2018 tarihinde ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... sayılı kararı gereği akıl hastalığı nedeniyle hakkında güvenlik tedbiri kararı verilen A.T. isimli kişinin Siirt ili Eruh ilçesinden, ... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesine sevki sırasında A.T.'nin arabanın direksiyonuna müdahalesi sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde hayatını kaybetmesinde idarenin sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesi ile 421.916,00 TL) maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu olayda sevk için uygun olmayan bir aracın seçildiği, seçilen bu aracın emniyet makamları tarafından temin edilmekle birlikte araç temininden kaynaklı masrafların ödemelerinin Başsavcılıkça yapıldığı, seçilen aracın sevk için uygun nitelikte/güvenlikli bir araç olup olmadığı hususunda herhangi bir kontrol/denetim/değerlendirme yapılmadığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ve ... İlçe Emniyet Amirliği'nin konu ile ilgili yükümlülüklerini eşgüdüm içerisinde ve gereken titizliği göstermek suretiyle yerine getirmedikleri hem savcılık hem de emniyet amirliğinin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda davacının 421.916,00 TL maddi zararının bulunduğunun belirlendiği, bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte bulunarak ve davacı tarafından verilen miktar artırım dilekçesi gözetilerek davacının 421.916,00 TL maddi tazminat isteminin kabulüyle 1.000,00 TL'sine idareye başvuru tarihinden 420.916,00 TL'sine miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, dava konusu olayın oluş şekli ve niteliği göz önünde bulundurularak takdiren manevi tazminat isteminin 50.000,00 TL'sinin kabulüyle idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davalı idareler tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idarelerden Adalet Bakanlığı tarafından, idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı, dava konusu olayda hastaneye sevki sağlanan sanığın seyahatin başlangıcından mola yerine kadar kelepçeli getirildiği halde mola yerinden sonra kelepçe takılmamasının müterafik kusur olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacının maddi tazminatına ilişkin alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmadığı, 2330 Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan ödemelerin davacının maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu, davanın reddi gerektiği, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmüştür. Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından, idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı, 2330 Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan ödemelerin davacının maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava; polis memuru olan eşi ...'in Siirt ili, ... İlçe Emniyet Amirliği kadrosunda görev yapmaktayken █████/2018 tarihinde ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... sayılı kararı gereği akıl hastalığı nedeniyle hakkında güvenlik tedbiri kararı verilen A.T. isimli kişinin Siirt ili Eruh ilçesinden, ... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesine sevki sırasında A.T.'nin arabanın direksiyonuna müdahalesi sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde hayatını kaybetmesinde idarenin sorumluluğu bulunduğu davacı tarafından ileri sürülerek 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesi ile 421.916,00 TL) maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının; Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne Yönelik İdare Mahkemesi Kararına Karşı Davalı İdareler Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısımının İncelenmesi:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen kararın davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, davalı idareler tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.B- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının; Maddi Tazminat İsteminin Kabulüne Yönelik İdare Mahkemesi Kararına Karşı Davalı İdareler Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısımının İncelenmesi: Dosya kapsamında yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarih ve E... sayılı yazısında Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla 2330 sayılı Kanuna göre vazife malullüğü kabul edildiği, müteveffanın eşi ... ve annesi ...'e 1. Derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı, 5434 sayılı Kanuna tabi 7 yıl, 9 ay, 19 gün hizmetinin 7 tam yılına istinaden tahakkuk ettirilen ikramiyelerin ödendiği, 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi uyarınca ek ödeme (tütün ikramiyesi) ödendiği bildirilmiştir. Bakılan davada; Bölge İdare Mahkemesi istinaf isteminin reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına dayanak alınan █████/2019 tarihli bilirkişi raporunda, ilgilinin görev aylığı veya emsali polis memurunun görev aylığı dikkate alınarak aylar itibarıyla alacağı görev aylığı ile bağlanan vazife malullüğü ölüm aylığı karşılaştırılarak aradaki farkın zarar olduğunun, pasif dönem için ise emsali polis memurunun aldığı emekli aylığı dikkate alınarak aylar itibarıyla alabileceği emekli aylığı ile bağlanan vazife malullüğü ölüm aylığı karşılaştırılarak aradaki farkın zarar olduğunun kabul edilmesi gerekirken, müteveffanın görev ayığında eksik kalan kısımların asgari ücret artış oranına göre tamamlanması, pasif dönem için en son ücretin %60'ını alacağı varsayımı ile hesaplama yapılması, SGK tarafından bağlanan aylıkların peşin sermeye değerinin yarısının yarar olarak kabul edilerek yapılan hesaplamanın ve dolayısıyla bilirkişi raporunun, mahkeme kararına dayanak alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir. Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır. Öte yandan dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple aktüeryal yönden maddi tazminat hesaplanması gereken davalarda mahkemeler bilirkişinin görüşünün alınmasına ihtiyaç duymaktadır. Davacının zararlarının ortaya konulması için gereken hesaplamalarda gözetilmesi gereken ilke ve unsurlar, son dönem Dairemiz yerleşik içtihatları uyarınca aşağıda belirtilen şekilde olup, bu veriler ışığında bilirkişi tarafından yeniden hesaplanmalıdır. Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali polis memurunun aylar itibariyle aldığı görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenen ölüm aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından davacıya bağlanan ölüm aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsali polis memurunun aylar itibariyle alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacıya bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek ölüm aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından davacıya bağlanan ölüm aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna (TRH 2010 tablosuna göre) kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacıya bağlanan ve aylar itibariyle ödenecek ölüm aylıkları dikkate alınarak, desteğin emekli aylığı üzerinden davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından davacıya bağlanan ölüm aylık tutarı arasındaki fark, davacının destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Öte yandan, yapılacak hesaplamada, müteveffanın dava konusu olay tarihinde annesinin hayatta olması, ilerleyen dönemde 2 çocuk sahibi olabileceği gözetilerek destek payları belirlenirken; müteveffanın kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi ve çocukları için ayrı ayrı 1 pay ayıracağı ihtimali gözetilerek hesaplama yapılması gerektiği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.Ayrıca yeniden yapılacak hesaplamada evlenmemiş olan eşin evlenme ihtimali düzenlenecek rapor tarihindeki yaşı dikkate alınarak belirlenmelidir.Buna göre Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1) Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, 2) Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davalı idareler tarafından yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, davacının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına yönelik yapılan istinaf başvurularının reddine İlişkin kısmının BOZULMASINA, 4) Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine █████/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.