Danıştay 12. Dairenin, haksız fesihle görevine son verilen askeri personelin göreve iade sonrası maaş, OYAK ve manevi tazminat taleplerinin reddi kararının incelenmesi.
Özet: Görevine iade edilen eski bir askeri personel, iptal edilen görevine son verme işlemi nedeniyle maruz kaldığı ödenmemiş maaşlar, OYAK rezerv farkı, emekli ikramiyesi kaynaklı olası zarar ve manevi tazminat talepleriyle dava açmıştır; ancak ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporları doğrultusunda davacının maddi zararının bulunmadığına, OYAK kesintileri ve ikramiye farkının kesin bir zarar niteliği taşımadığına, manevi tazminat koşullarının da oluşmadığına hükmederek davanın reddine karar vermiştir.
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Hava Kuvvetleri Komutanlığında ... olarak görev yapmakta iken █████/2012 tarihinde görevine son verilen ve ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı iptal kararı uyarınca görevine iade edilen davacının, iptal edilen söz konusu işlem nedeniyle uğradığı zararlara karşılık olarak;
1- █████/2012 tarihinden itibaren statü dışında geçen sürelere ilişkin ödenmeyen maaş ve özlük hakları nedeniyle, şimdilik 1.000,00-TL'nin tahakkuk tarihlerinden ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine,
2- █████/2012 tarihinden itibaren ödenecek aylıkların her birine ait Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) keseneklerinin ödenmemiş olması nedeniyle, OYAK kesintilerinin OYAK'a gönderilmesi sonucu ilişiğinin kesildiği tarihte kendisine ödenen toptan ödeme ile emsalleri ile arasında oluşan rezerv farkı nedeniyle, şimdilik 1.000,00-TL'nin OYAK tarafından yıllara sari olarak belirlenmiş nema oranlarına göre hesaplanacak miktarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine,
3- █████/2012 tarihi itibarıyla ödenen emekli ikramiyesi ile statüye dönüş üzerine Sosyal Güvenlik Kurumunca kendisinden talep edilebileceği miktar arasındaki fark nedeniyle oluşacak maddi zarar nedeniyle, şimdilik 1.000,00-TL'nin yasal faiziyle birlikte ödenmesine,
4- 50.000,00-TL manevi tazminatın iptal davasının açıldığı tarihten (█████/2013) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; maddi tazminat istemi yönünden; davacının maddi zararının bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin olarak yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporda özetle; davacının statü dışında geçen sürelere ilişkin ödenmeyen maaş ve özlük hakları nedeniyle uğradığı zarara ilişkin olarak, davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) hiç ayrılmamış olsa idi elde edeceği ücretler toplamının 452.838,03-TL olduğu; bununla birlikte, re'sen emekli olması nedeniyle aldığı emekli aylığı ve diğer ödemeler toplamının 392.499,03-TL ve emekli olduktan sonra özel sektörde elde ettiği ücretler toplamının da 185.539,22-TL olduğu, buna göre davacının emekli olması sonrası elde ettiği gelirlere göre kazanç fazlası olduğu, maddi zararının bulunmadığı; diğer taraftan, OYAK keseneklerinden kaynaklı zarara ilişkin olarak ise, davacının OYAK kesintileri ve kâr paylarının tamamını kendi isteği ile alarak sistemden çıktığı, emekli maaş sistemine girmediği, bu nedenle kâr payı alacağından kendisinin vazgeçmiş olduğu, yargı kararı ile göreve iade edildikten sonra alacağı maaşlardan OYAK kesintisi yapılacağı, herhangi bir kazanç kaybı oluşmadığı tespitlerine yer verildiği; bilirkişi raporunun davacının maddi kayıpları yönünden hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, dosyadaki bilgi ve belgeler ile uyuşmazlık konusu olaya ilişkin olarak düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davacının statü dışında geçen sürelere ilişkin ödenmeyen maaş ve özlük hakları yönünden ve OYAK keseneklerinin ödenmemiş olması nedeniyle OYAK kesintilerinin OYAK'a gönderilmesi sonucu ilişiğinin kesildiği tarihte kendisine ödenen toptan ödeme ile emsalleri ile arasında oluşan rezerv farkı yönünden kazanç kaybının bulunmadığı; öte yandan, davacıya ödenen emekli ikramiyesi ile statüye dönüş üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca kendisinden talep edilebileceği ileri sürülen miktar arasındaki fark nedeniyle uğranılacak maddi zararın muhtemel zarar niteliğinde olduğu, kesin ve açık bir zarardan bahsedilemeyeceği sonucuna varıldığından; davacının yargı kararıyla iptal edilen TSK'dan ayırma işlemi nedeniyle doğan maddi zararların tazmini isteminin reddi gerektiği; manevi tazminat istemi yönünden; somut olayda, kişinin manevi varlığında oluşan eksilmeyi ifade eden manevi zararın tazmin edilebilmesi için şeref, haysiyet, kişilik hakları veya vücut bütünlüğüne yönelmiş bir saldırı niteliğinde eylem ya da işlemin söz konusu olmadığı, idari işlemlerin yargı kararı ile iptal edilmiş olmasının, her durumda idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirmediği gibi, her mağduriyetin de bir zarar teşkil etmediği; bu kapsamda uyuşmazlık konusu somut olay değerlendirildiğinde, davacının yargı kararı ile iptal edilen işlem nedeniyle uğradığını iddia ettiği manevi zarara karşılık olarak 50.000,00-TL tazminat ödenmesi isteminin kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Maddi zarara ilişkin olarak, TSK’dan çıkarılması sonrasında, kendisine bağlanan emekli aylığı ile özel sektörde çalışması sonucu elde ettiği toplam gelirin, emsali subaylara ödenen aylıktan daha az olduğu; davalı idarenin hazırladığı bordroların kesintiler bölümünün yedinci sütununda, statü dışında iken özel sektörde çalışması nedeniyle elde ettiği gelir düşülerek hesaplama yapıldığı halde, bilirkişi raporunda söz konusu tutarın mükerrer olacak şekilde yeniden düşüldüğü, dolayısıyla hesaplamanın hatalı yapıldığı; ayrıca OYAK üyeliğinden kendi isteğiyle ayrılmadığı, kamu görevinden çıkarılması nedeniyle OYAK üyeliğinin sona erdiği, söz konusu işlem nedeniyle OYAK rezervlerinin emsallerinden daha düşük kaldığı; manevi zarara ilişkin olarak, çevresinde ve toplumda TSK aleyhine faaliyette bulunmuş gibi yaftalandığı, 8-9 yıl gibi uzun bir süre statü dışında kaldığı, özel sektörde statüsüne uygun olmayacak işlerde çalışmak zorunda bırakıldığı, çektiği elem ve sıkıntının karşılığı olarak manevi tazminat ödenmesi gerektiği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın, "manevi tazminat" ile "emekli ikramiyesinin geri alınması nedeniyle istenilecek fark tutarına" ilişkin kısımlarının onanmasına; "maaş ve özlük hakları" ile "OYAK nema farklarına" ilişkin kısımlarının ise bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Hava Kuvvetleri Komutanlığında ... olarak görev yapmakta iken █████/2012 tarihinde görevine son verilen ve ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E. ..., K. ... sayılı kararı uyarınca görevine iade edilen davacının, iptal edilen söz konusu işlem nedeniyle uğradığı zarara karşılık olarak maddi tazminat (şimdilik 1.000,00-TL yoksun kaldığı maaş ve özlük hakları, 1.000,00-TL OYAK nema farkı ve 1.000,00-TL kendisinden geri istenilecek emekli ikramiyesi nedeniyle oluşacak fark için) ve 50.000,00-TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle, █████/2020 tarihinde temyizen bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır... İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralı yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmüne yer verilmiştir.
205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu'nun "Kuruluş" başlıklı 1. maddesinde, "Milli Savunma Bakanlığına bağlı olmak ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına bu kanunda yazılı sosyal yardımları sağlamak ve merkezi Ankara'da bulunmak üzere (Ordu Yardımlaşma Kurumu) teşkil edilmiştir. Kurum, bu kanun ile hususi hukuk hükümlerine tabi olup, mali ve idari bakımdan muhtar ve hükmi şahsiyeti haiz bir teşekküldür." tanımı yapılmış; "Kurumun üyeleri" başlıklı 17. maddesinde, "Kurumun üyeleri (Daimi ve geçici) aşağıda gösterilmiştir.
a) Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında görevli bilumum muvazzaf subay sözleşmeli subay, askeri memur, astsubay, sözleşmeli astsubay ve uzman jandarmalar ile emekli maaşı sistemine giren üyeler ve ölümleri halinde sisteme devam etmek isteyen eşleri Kurumun daimi üyeleridir.
b) Uzman erbaşlar ile Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Kumandanlığı teşkilatında, Ordu Yardımlaşma Kurumu ve bu Kurumun sermayesinin % 50 sinden fazlasına sahip olacağı veya iştirak edeceği şirketlerde çalışan bilümüm maaşlı ve ücretli memur ve müstahdemlerden arzu edenler Kuruma daimi üye olabilirler..."; 30. maddesinde, "Açığa çıkarılan, Bakanlık emrine alınan, işten el çektirilen ve diğer kanuni aidatları kesilemiyen üyelerden geçen müddetlere ait aidatlarını Kuruma ödeyenlerin bu müddetleri emekli, malüliyet ve ölüm yardımlarına esas olacak müddetlere ilave olunur. Ancak, aidatını ödemiyenlerden bu devreler içinde ölüm ve malüliyete duçar olanlara, yalnız Kurumda geçen müddete tekabül eden emeklilik yardımı ödenir. Yönetim Kurulu, bu gibilerin aidat borçlarını ödiyebilmeleri hususunda kendilerine kolaylıklar gösterebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
205 sayılı Kanun'a istinaden yürürlüğe konulan Ordu Yardımlaşma Kurumu Yasal Yardımlar Uygulama Yönergesi'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönergenin amacı; 205 sayılı OYAK Kanunu çerçevesinde üyelere yapılacak Yasal Yardımlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir."; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Yönergede geçen ve aşağıda açıklanan tanımlar hizalarında belirtilen anlamları ifade eder.
Aidat Tutarı: OYAK Kanunu’nun 18’inci maddesi gereği her ay, görevde olan daimi OYAK üyelerinin OYAK aidatlarına esas maaşlarından kesilen %10, geçici OYAK üyelerinin ise OYAK aidatına esas maaşlarından kesilen %5 oranındaki tutardır. …
Emsal Farkı: Çeşitli sebeplerle ilgili ayında mutemet tarafından kesilemeyen aidatların, sonradan toplu olarak ödenmesi halinde, ilgili aylara aktarılabilmesi için ödemenin yapılacağı tarih itibarıyla hesaplanan ve üyeden talep edilen kesinleşmiş ve tahmini kâr payı tutarlarının toplamıdır."; "Göreve iade işlemleri" başlıklı 16. maddesinde, "Görevli oldukları kuruluşlar tarafından görevlerine son verilmesi sonucunda OYAK aktif üyelikleri sona eren ve daha sonra herhangi bir sebeple göreve iade edilen üyelerin işlemleri aşağıdaki esaslar doğrultusunda yürütülür. ...
III-İlk Üyeliğinde Emeklilik Yardımı İşlemi Yapılan Üyelerin Göreve İade İşlemleri
A-Emekli maaşı sistemine (EMS’ye) girmemiş olan üyeler için; göreve iade tarihi itibarıyla kesinleşmiş ve tahmini kâr payları dahil emeklilik yardımı tutarı ve ilk üyeliğin bitiş tarihinden sonra mutemetlik tarafından gönderilen toplu OYAK aidatları var ise bu aidatlara ait emsal farkı hesaplanarak üyeden talep edilir.
a) Hesaplanan tutarların üye tarafından yatırılması durumunda,
1-İlk üyeliğin bitiş tarihinde yapılan tüm işlemler iptal edilir.
2-İlk üyeliğe ait üye cari hesabı aktif hale getirilir.
3-İlk üyeliğin bitiş tarihinden sonra mutemetlik tarafından gönderilen toplu OYAK aidatlarının ilgili aylara kaydedilir.
4-İki üyelik süresi birleştirilir.
b) Hesaplanan tutarların üye tarafından yatırılmaması durumunda,
1-İlk üyeliğin bitiş tarihinde yapılan tüm işlemler iptal edilir.
2-İlk üyeliğe ait üye cari hesabı aktif hale getirilir.
3-İlk üyeliğin bitiş tarihinde üyeye ödenen Emeklilik yardımı tutarı üye cari hesabına bu tarih itibarıyla borç olarak kaydedilir.
4-İlk üyeliğin bitiş tarihinden sonra mutemetlik tarafından gönderilen toplu OYAK aidatları OYAK hesaplarına giriş tarihi itibarıyla cari hesaba aktarılır.
5-İki üyelik süresi birleştirilir…" açıklamaları yapılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
"Manevi tazminat istemi" ile "emekli ikramiyesinin geri alınması nedeniyle istenilecek fark tutarına ilişkin tazmin istemi" yönlerinden uyuşmazlık incelendiğinde;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın "manevi tazminata" ve "emekli ikramiyesinin geri alınması nedeniyle istenilecek fark tutarına" ilişkin kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlar yönünden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Maaş ve özlük haklarının tazmin istemi yönünden uyuşmazlık incelendiğinde;
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmek suretiyle, idarenin kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararları, idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Ayrıca, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun █████/2018 tarih ve E:2013/2, K:2018/2 sayılı kararında da, "...İdare, iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen idari işlemden doğan tüm sonuçları ortadan kaldırmak ve önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamakla yükümlü olup, iptal edilen işlem nedeniyle uğranılan zararların tazmini de bu kapsamda yer almaktadır. Dolayısıyla, hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanarak iptal edilen işlem nedeniyle fiilen bu görevi yapamadığı açık olan davacıların, bu işlem sonucu uğradığı zararların davalı idarece tazmini, Anayasa hükmü gereği olduğu..." belirtilmiştir.
Buna göre, kamu görevinden çıkarılma işleminin yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine, hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle, kamu görevlisinin statü dışında kaldığı döneme ilişkin parasal ve özlük haklarının, tazminat hukuku ilkeleri çerçevesinde idarece ödenmesi gerektiği tartışmasızdır.
Öte yandan, idare tarafından zararın karşılanacağı açık olmakla birlikte, zarar miktarının hesaplamasında "gerçek zararın" tespit edilmesi gerekmekte olup; tazminat hukuku ilkelerine göre gerçek zarar hesabında, idarenin eylem veya işlemi sonucu kişinin maruz kaldığı menfi zararlar (harcama, azalma, değer kaybı gibi mal varlığındaki azalışlar) ile müspet zararların (mahrum kalınan gelirler) toplamından, aynı işlem veya eylem sonucu elde edilen maddi yararın (hak, menfaat ve gelirlerin) mahsup edilmesi ve ortaya çıkan müspet farkın da gerçek zarar olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2023 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında da belirtildiği üzere; tazminat hukuku ilkeleri çerçevesinde, yargı kararıyla iptal edilen kamu görevinden çıkarılma işlemi nedeniyle oluşan gerçek zararın tespitinde, statü dışında iken yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının toplamından, statü dışında olması nedeniyle elde ettiği kazanç ve gelirin (özel sektörde çalışması nedeniyle elde ettiği ücretlerin ve ilgili tarafından SGK'ya iade edilmemiş olması halinde emekli aylığı ile ikramiyelerin) düşülmesi gerekmektedir.
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun Ek 1. maddesinde, askeri personel olarak görev yapanların, ticaret yapmalarının ve özel sektörde çalışarak ücret geliri elde etmelerinin yasaklandığı; ayrıca, 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesine göre, askeri personelin emekli aylığı ve görev aylığını birlikte almalarının da yasal olarak mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, kamu görevinden çıkarılan ve yargı kararıyla görevine iade edilen personelin, söz konusu işlem nedeniyle uğradığı maddi zararın hesabında, statü dışında iken özel sektörde elde ettiği ücret gelirleri ile SGK'dan aldığı (ve göreve dönüş sonrasında, iade edilmeyip ilgililerin uhdesinde kalan) ödemelerin maddi yarar olarak mahsuben dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Hava Kuvvetleri Komutanlığında subay olarak görev yapmakta iken █████/2012 tarihinde davacının görevine son verildiği ve ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı uyarınca görevine iade edildiği; davacının statü dışında kaldığı dönemde, Sosyal Güvenlik Kurumundan █████/2012-█████/2020 tarihleri arasında emekli aylığı ile bayram ikramiyesi olarak toplam 392.499,03-TL aldığı (bu tutarın davacı tarafından SGK'ya iade edilmeyip, Milli Savunma Bakanlığı tarafından █████/2025 tarihinde SGK'ya ödendiği, dolayısıyla bu tutarın davacının uhdesinde kaldığı); yine █████/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre, söz konusu dönemde özel sektörde çalışması nedeniyle net olarak 185.539,22-TL gelir elde ettiği; Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava Lojistik Komutanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısında, statü dışında geçen döneme ilişkin davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığının belirtildiği ve söz konusu yazı ekinde yer verilen bordrolarda, kamu görevinden çıkarılmamış olsaydı anılan dönemde parasal ve özlük hakları toplamının ise 452.838,03-TL olarak hesaplandığı; ilgili döneme ilişkin bordroların "kesintiler" bölümünün 7. sütununda 186.312,06-TL'nin "dönem içi elde edilen gelir" olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen bilgiler çerçevesinde hazırlanan █████/2021 tarihli bilirkişi raporunda; statü dışında kaldığı dönemde davacının yoksun kaldığı maaş ve özlük hakları toplamının 452.838,03-TL olduğu, söz konusu dönemde, SGK tarafından davacıya emekli aylığı ve bayram ikramiyesi olarak toplam 392.499,03-TL ödeme yapıldığı, özel sektörde çalışması nedeniyle de 185.539,22-TL gelir elde ettiği tespitlerine yer verilmiş ve anılan dönemde, davacının SGK'dan aldığı ödemeler ile özel sektörde elde ettiği gelirler toplamının (392.499,03-TL+185.539,22-TL), yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarından (452.838,03-TL) fazla olduğundan, davacının herhangi bir kazanç kaybının bulunmadığı belirtilmiştir.
Buna göre; davacının statü dışında kaldığı döneme ilişkin olarak yoksun kaldığı maaş ve özlük hakları toplamından, SGK'dan aldığı ve iade etmediği ödemeler (emekli aylığı, bayram ikramiyesi, emekli ikramiyesi gibi) ile özel sektörden elde ettiği ücret gelirlerinin düşülmesi gerektiği açık olmakla birlikte; Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava Lojistik Komutanlığının söz konusu yazısı ekinde yer verilen bordrolarda ("kesintiler" bölümünün 7. sütununda) 186.312,06-TL'nin "dönem içi elde edilen gelir" olarak gösterildiği ve bu tutar düşülerek davacının yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının 452.838,03-TL olarak hesaplandığı; hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının toplamından (452.838,03-TL'den), özel sektörde elde edilen ücret gelirinin (185.539,22-TL) düşüldüğü anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile istinaf başvuru dilekçesinde; maddi zararı hesaplanırken, özel sektörde elde ettiği ücret gelirlerinin, davalı idare tarafından hazırlanan ve statü dışında yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarını gösteren bordrolarda ("kesintiler" bölümünün 7. sütununda) kesinti olarak hesaplandığı; daha sonra bilirkişi raporunda da söz konusu tutarların mükerrer şekilde düşüldüğü; statü dışında iken yoksun kaldığı maaş ve özlük hakları toplamının, statü dışında elde ettiği emekli aylığı ve özel sektör ücret gelirlerinden daha fazla olduğu, dolayısıyla hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan hesaplamanın hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de; gerek İdare Mahkemesi kararında, gerekse Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının özel sektörde elde ettiği ücret gelirlerinin mükerrer şekilde mahsup edilip edilmediğinin tereddüte mahal bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafından ek beyanla dosyaya sunulan █████/2025 tarihli ödeme emri belgesiyle, █████/2012-█████/2020 dönemine ilişkin olarak, davacının yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının yeniden hesaplandığı; söz konusu hesaplamanın "kesintiler" bölümünde, emekli aylığı ve bayram ikramiyelerine (392.499,03-TL), emekli ikramiyesine (67.158,82-TL) ve dönem içinde elde edilen gelire (185.430,83-TL) yer verildiği; yapılan kesintiler sonrasında davacıya 20.976,21-TL ödeme yapıldığı görülmektedir.
Buna göre; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının statü dışında kaldığı dönemde, özel sektör ücret geliri ile emekli aylığı ve bayram ikramiyesi toplamının, yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarından daha fazla olduğundan bahisle, maddi zararının bulunmadığı belirtilmiş ise de; gerek davacının özel sektör ücret gelirlerinin bilirkişi raporunda mükerrer şekilde düşüldüğü yönündeki iddiaları, gerekse davalı idare tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli ödeme emri belgesiyle davacıya 20.976,21-TL ödeme yapıldığı hususu birlikte değerlendirildiğinde; söz konusu döneme ilişkin olarak davacının maddi zararının bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi raporu ile davalı idarenin ödeme emri belgesi arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının statü dışında kaldığı dönemdeki maddi zararının tespitinde, yoksun kaldığı maaş ve özlük hakları tutarı ile söz konusu tutardan mahsup edilmesi gereken unsurlara ("özel sektörde elde ettiği ücret gelirleri" ile SGK'dan aldığı ve göreve dönüş sonrasında iade etmeyip "davacının uhdesinde kalan emekli maaşı, bayram ikramiyesi ve emekli ikramiyesi gibi diğer ödeme tutarlarına") ilişkin bilgi ve belgelerin davalı idareden istenilmesi ve bilirkişi raporu ile █████/2025 tarihli ödeme emri belgesi arasındaki çelişkinin giderilmesi suretiyle, davacının statü dışında kaldığı dönemde maaş ve özlük hakları bakımından maddi zararının olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Diğer taraftan, yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda, maddi zararın bulunduğunun tespiti halinde, davacının yasal faiz talebiyle ilgili olarak da bir değerlendirme yapılması gerektiği açıktır.
OYAK nema farklarının tazmini istemi yönünden uyuşmazlık incelendiğinde;
205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu'yla TSK mensuplarına sosyal yardım sağlamak amacıyla Milli Savunma Bakanlığına bağlı ve özel hukuk hükümlerine tabi Ordu Yardımlaşma Kurumu kurulmuş olup; OYAK üyeleri ise TSK, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı mensupları ve Kanun’da belirttiği şekliyle siviller dahil kendi isteğiyle katılan çalışanlardan oluşmaktadır. OYAK; maden, metalürji, çimento, beton kağıt, otomotiv, lojistik, finans, kimya, gıda, tarım ve enerji sektörlerinde faaliyet göstererek üye birikimlerini karlılık ve verimlilik hedefiyle yönetmektedir. OYAK üyeliğinde 10 yılını doldurduktan sonra görevli oldukları kuruluşlardan herhangi bir sebeple ayrılarak daimi üye statüsü sona eren üyelerin emeklilik yardımına hak kazandığı, çeşitli sebeplerle görevinden ayrılan daimi üyelerden, üyelik süresi 3 yıldan az olanlara hiçbir ödeme yapılmadığı, 3 ila 10 yıl arasında olanlara birikmiş aidatlarının kâr paysız olarak iade edildiği, 10 yılını dolduranlara emeklilik yardımının ödendiği görülmektedir. OYAK; üyelerine emeklilik, ölüm ve maluliyet alanlarında ek yardımlar sağlamak üzere kurulmuş tamamlayıcı bir mesleki emeklilik fonu olup; Sosyal Güvenlik Kurumundan bağımsız olarak üyelerine ek katkı sağlamaktadır.
OYAK üyesi iken kamu görevine son verilenlerin, üyelikleri sonlandırılarak çıkarılma tarihi itibarıyla birikmiş olan aidatlarının nemalandırılmış haliyle toplu olarak ödendiği; yargı kararıyla görevlerine iade edilenlerin, kurumları tarafından, açıkta geçen süreye ilişkin mali ve sosyal haklarının ödendiği, OYAK üyeliğinin yeniden başlatıldığı ve açıktan geçen süreye ait aidatlarının da OYAK'a yatırıldığı görülmekte ise de; kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte kendilerine ödenen birikimlere (toplu ödemeye) ve açıkta geçirilen döneme ilişkin olarak kurumları tarafından bilahare (göreve iade olduktan sonra) OYAK'a intikal ettirilen aidatlara "nemalandırma ve kâr payı uygulaması" yapılmaması nedeniyle, kamu görevine iade edilenler ile emsallerinin OYAK nezdindeki rezervleri arasında bir farklılık ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.
205 sayılı Kanun gereği OYAK üyesi olan ilgililerin, OYAK nezdindeki birikimlerinin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlem nedeniyle emsallerine nazaran daha düşük kaldığı; bu kişilerin OYAK rezervlerinin emsalleriyle eşitlenebilmesi için emsal fark tutarının OYAK Yasal Yardımlar Uygulama Yönergesi'nin 16. maddesi uyarınca OYAK Genel Müdürlüğüne yatırılması gerektiği; söz konusu tutarın, ilgililerin mal varlığında bir azalma meydana getirdiği, bu azalmanın (zararın) da kamu görevinden çıkarılma işleminden kaynaklandığı açık olup; ilgililer hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarılma işleminin de hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinden, söz konusu zararın Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idare tarafından karşılanacağı şüphesizdir.
Öte yandan, idare tarafından zararın karşılanacağı açık olmakla birlikte, zarar miktarının hesaplamasında "gerçek zararın" tespit edilmesi gerekmekte olup; tazminat hukuku ilkelerine göre; gerçek zarar hesabında, idarenin eylem veya işlemi sonucu kişinin maruz kaldığı menfi zararlar (harcama, azalma, değer kaybı gibi mal varlığındaki azalışlar) ile müspet zararların (mahrum kalınan gelirler) toplamından aynı işlem veya eylem sonucu elde edilen hak, menfaat ve gelirlerin mahsubu sonucu ortaya çıkan müspet fark dikkate alınmaktadır.
Mahsuplaşma işlemi, gerçek zararın tazmini çerçevesinde uygulanan genel bir kural olup, mahsuplaşma işlemi yapıldıktan sonra bulunan gerçek zarar miktarının, ilgililere (ilgililer tarafından OYAK'a ödeme yapılamamış ise OYAK'a) ödeneceği açıktır.
Bu kapsamda, kamu görevinden çıkarılanlara (çıkarılma tarihi itibarıyla birikmiş olan aidatları OYAK tarafından nemalandırılmış haliyle) toplu ödeme yapılmakta olup; ilgililere yapılan "toplu ödeme miktarı" ve "bu miktar üzerinden açıkta geçirilen süre için hesaplanacak faydanın/getirinin", açıkta geçirilen dönem açısından elde edilen bir gelir olarak kabul edilmesi, söz konusu tutarın (toplu ödemenin ve bu ödeme üzerinden hesaplanan faydanın/getirinin), zarar miktarından mahsup edilmesi gerekir. Aksi takdirde, ilgililerin sebepsiz zenginleşmesine yol açılacaktır.
Bakılan uyuşmazlıkta, OYAK Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında, davacının OYAK üyeliğinin 1990/Eylül ayında başladığı, kamu görevinden çıkarılması nedeniyle █████/2012 tarihinde üyeliğinin sona erdiği, söz konusu tarihte davacıya OYAK tarafından emeklilik yardımı ve kâr payları dahil 144.257,40-TL ödendiği, yargı kararıyla görevine iade edilmesi üzerine █████/2020 tarihinden itibaren üyelik aidatlarının ödenmeye başlandığı, ancak açıkta kaldığı döneme ilişkin toplu aidatlarının yatırılmadığı, davacı ile emsalleri arasında 790.032,08-TL tutarında OYAK rezerv farkı oluştuğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, kamu görevinden çıkarılan ve daha sonra görevine iade edilen davacının; kamu görevinden çıkarılma işlemi nedeniyle, OYAK rezervlerinin emsallerinden daha düşük kaldığı, OYAK rezervlerinin emsalleriyle eşitlenebilmesi için, OYAK tarafından fark tutarın ödenmesinin talep edildiği dikkate alındığında; OYAK'a yatırılması gereken ödeme miktarından, █████/2012 tarihinde davacıya ödenen 144.257,40-TL tutarındaki toplu ödeme tutarının (█████/2012 tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle güncelleştirilmiş miktarının) mahsup edilmesi suretiyle bulunan gerçek zarar miktarından, Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca davalı idarenin sorumlu olduğu ve bu tutarın davalı idarece ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından; OYAK nema farkı yönünden davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Nitekim, benzer nitelikteki bir uyuşmazlıkta, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen █████/2024 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı karar da bu yöndedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen reddi ile davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, "manevi tazminat"a ilişkin kısmının oyçokluğuyla, "emekli ikramiyesinin geri alınması nedeniyle istenilecek fark tutarına" ilişkin kısmının ise oybirliğiyle ONANMASINA,
2. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, "maaş ve özlük hakları" ile "OYAK nema farklarına" ilişkin kısımlarının oybirliğiyle BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, █████/2025 tarihinde karar verildi.
(X)- KARŞI OY :
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinde ''İdarenin kendi eylem işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu'' kurala bağlanmıştır.
Manevi zarar, kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama gücünü azaltan olaylar nedeniyle duyulan acıyı, ıstırabı veya kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle şeref ve haysiyetin rencide edilmesini ifade ettiği gibi; günlük yaşamı zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı da kapsamaktadır. Ancak, kişinin kendi tutum ve davranışları sonucu meydana gelen olaylardan duyduğu üzüntü ve acı nedeniyle idarece tazmini gereken manevi zararın doğduğundan söz edilemeyeceği de açıktır.
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
Bakılan davada, Hava Kuvvetleri Komutanlığında subay olarak görev yapmakta iken █████/2012 tarihinde görevine son verilen ve ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E. ..., K. ... sayılı kararı uyarınca görevine iade edilen davacının, iptal edilen söz konusu işlem nedeniyle uğradığı zarara karşılık olarak maddi tazminatla birlikte 50.000,00-TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu ... tarihli ve ... sayılı üçlü kararname ile; ''Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunması sebebiyle hakkında; Türk Silahlı Kuvvetlerinde kalması uygun görülmeyerek, hakkında ayırma sicil belgesi düzenlenmesi üzerine'' Subay Sicil Yönetmeliğinin 91 inci maddesinin (e) fıkrası ile 5434 sayılı Emekli Sandığı kanununun 39 ncu maddesinin (e) fıkrası ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesinin (c) fıkrası uyarınca, resen Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılmasına karar verildiği görülmekte olup, hassas bir kurumda, kariyer bir meslek olan subaylık görevini ifa etmekte iken üzerine atılı fiil nedeniyle kurumu ile ilişiği kesilen ve yargı kararı ile haklılığının kanıtlanması üzerine göreve iade edilen davacının, idarenin hizmet kusuru sonucunda ağır elem ve üzüntü duyduğu gözönüne alındığında, manevi olarak zarara uğradığı açıktır.
Bu durumda, dava konusu işlemin ve idarenin hizmet kusurunun ağırlığı ve niteliği, davacının yürüttüğü mesleğin kariyer özelliği ve niteliği, ahlak dışı hareketler suçlaması ile kişilik haklarının zedelenmesi suretiyle şeref ve haysiyetinin rencide edilmesi, çevresinde ve kamu oyunda oluşan olumsuz düşüncelerin ve olası baskıların varlığı gibi hususlar karşısında yaşadığı ağır elem ve üzüntüyü karşılamak bağlamında, davacı isteminin manevi tazminat yönünden kabulü ile takdiren manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, istemin reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!