İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, ticari alacak, fatura ihtilafı ve yetkisiz imza iddiaları içeren itirazın iptali davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, davacının davalıya ayakkabı, makine yıkama sıvısı, köpük kesici, elektrik süpürgesi satımı ve turbo yıkama hizmetleri karşılığında düzenlediği faturaların ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açtığı davayı ele almaktadır; davalı ise ticari ilişkileri kabul etmekle birlikte, bazı faturaların iç prosedürlere aykırı olarak mal veya hizmet alımı olmaksızın düzenlendiğini, eski bir satın alma görevlisinin yetkisiz imzasıyla müvekkilinin zarara uğratıldığını ve sehven ödenen tutarların iadesini talep ettiğini savunmaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı katılma yoluyla davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında ayakkabı, makine yıkama sıvısı, köpük kesici, elektrik süpürgesi satımı ve turbo yıkama hizmetleri kapsamında satışlar yapılarak ürünlerin davalıya teslim edildiğini, hizmetlerin yerine getirildiğini, akabinde takibe konu faturaların kesilerek defterlere işlendiğini, faturaların davalının satın alma müdürü tarafından imzalanmış olmasına rağmen alacağın ödenmediğini bunun üzerine Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü'nün █████████ E. sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini beyanla davalının Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü'nün █████████ E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin yasal fer’ileriyle birlikte devamına, Davalının % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, müvekkilinin hem idari binasında hem de üretim tesisinde mal ve hizmet siparişi ve alımına ilişkin belli bir prosedür kapsamında mal alımı yapıldığını, son zamanlarda yazılı sipariş ve onay prosedürüne aykırı olarak mal ve hizmet alımına dayanmayan gerçeğe aykırı bir kısım faturaların kesildiğini, bu faturaların ir kısmının sehven ödendiğini, bir kısmının ise ihtarnamelere ve icra takiplerine konu olduğunun fark edildiğini, müvekkili şirketin eski çalışanlarından ... isimli satın alma görevlisinin imzası olan bazı faturaların işleme konulmak istendiğini, davacının icraya koymuş olduğu faturalardan müvekkilinin Karşıyaka 8. Noterliğinin 13.10.2021 tarih ve 2710 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bilgi sahibi olduğunu ve İzmir 27.Noterliğinin 26.10.2021 tarih ve 21295 sayılı ihtarnamesi ile verilen cevabi ihtarnamede müvekkil tarafından; önceki tarihlere ait mal/hizmet karşılığı olmaksızın kesilmiş ve SEHVEN ödenmiş bulunan faturaların kabul edilmediği ve iade faturası kesildiği ile ödenmesi ihtar edilen faturalar yönünden mal/hizmet alımı mevcut olmadığından ödeme yapılmayacağının davacıya ihtar edildiğini, müvekkili ile davacı arasında mal veya hizmet alımına ilişkin temel borç ilişkisi bulunmayan bazı faturalar nedeni ile uyuşmazlık bulunduğunu, verilen cevabi ihtarnamede 05.10.2021 tarihli ELS2021000000108 numaralı 2.006,00-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS202 1000000106 numaralı 1.239,00-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS2021000000105 numaralı 1.404,20-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS2021000000104 numaralı 12.000,60-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli EL52021000000107 numaralı 708,00-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS2021000000109 numaralı 1.770,00-TL tutarlı 11.10.2021 tarihli ELS2021000000110 numaralı 5.616,80-TL tutarlı Toplam bedeli 24.744,60-TL olan faturaların, Müvekkil şirket tarafından davacıya herhangi mal veya hizmet karşılığı olmaksızın ödendiği, bu nedenle faturaların kayıtlardan çıkarıldığı ve iade faturaya konu edildiği; faturaya konu mal veya hizmetler yönünden yazılı sipariş ve onay gibi bir prosedür uygulanmadığı, sipariş teyidi ve mal teslimi konularında hiçbir belge teyit bildirilmediği, müvekkili şirketten faturaya konu malın siparişinin kim tarafından yapıldığı ve kim tarafından teslim alındığı konusunda hiçbir isim verilmediği gibi, Müvekkili şirket kayıtları üzerinden yapılan incelemelerde de müvekkili şirkete bir mal teslimi yapılmadığı, faturaya konu edilen hizmetlerin de alınmadığı; bu nedenle karşılığı olmaksızın ödenen 24.744,60-TL'nin müvekkili şirkete geri ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, öncelikli olarak müvekkilinin davacıdan 24.744,60-TL alacağının olduğunu, 01.09.2021 tarih ve GİB2021000000090 numaralı 01.09.2021 tarih ve GİB2021000000090 numaralı fatura içeriklerini kabul etmediklerini, faturada imzası bulunan ...’ın mal teslim alma yetkisinin bulunmadığını, söz konusu faturada yer alan ürünlerin müvekkiline teslim edilmediğini, bahsi geçen faturalarda imzası bulunun ...’ın gerçeğe aykırı faturalar tanzim ederek ve imzalayıp teslim alarak müvekkilinin zarara uğrattığını, İcra takibine konu 4 faturadan 3 tanesine ilişkin içerik tarafımızca kabul edilmekle birlikte davacı taraftan alacaklı olduğundan bahisle takas mahsup talebinde bulunduklarını, müvekkili şirketin tüm hesapları incelendiğinde, takas mahsup da dikkate alındığında müvekkilinin davacıya 1.239,00-TL borcunun bulunduğunu, icra takibine konu 3 fatura yönünden ürün sipariş edilmiş ve teslim alınmış olduğunu, itiraza ve iadeye konu yapılan faturalara ilişkin hizmetlerin ifa edildiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, tanık deliline muvafakatlerinin bulunmadığını, davaya konu uyuşmazlığın miktarı 23.042,57-TL olduğundan senetle ispat zorunluluğunun bulunduğunu, bu nedenle her ne kadar itiraza konu faturalar yönünden ticari defterler incelenecek ise de, ticari defterlerdeki kayıtların delil olarak yeterli olmayacağını, tanık olarak .....’un Müvekkili şirketin satın alma ve onay prosedürü, siparişi verilen ürünlerin teslim koşulları ve somut olayla ilgili diğer vakıalarda, ....’in Müvekkili şirketin satın alma ve onay prosedürü, satın alma birimi şirket içi iç işleyişi, muhasebe kayıtlarının tutulması, siparişi verilen ürünlerin teslim koşulları ve somut olayla ilgili diğer vakıalarda ve ....’ın Siparişi verilen ürünlerin teslim alınması, teslim şekli ve somut olayla ilgili diğer vakıalarda dinlenerek davanın reddine, Takas Mahsup Taleplerinin kabulüne, davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, İİK.nun 67.maddesi uyarınca açılmış icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.
Davacı vekili delil olarak, Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü'nün █████████ E. sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, takibe konu fatura suretleri, mail yazışmaları, satın alma sipariş formları, taraflar arasında gönderilen ihtarnameler, davalı şirkette çalışan satın alma müdürü ile yapılan mesajlaşmalar, tarafların ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi, tanık, yemin deliline dayanmış, dayanak belgeler dosyaya sunulmuştur.
Davalı vekili delil olarak, Karşıyaka 8.Noterliğinin 13.10.2021 tarih ve 2710 yevmiye numaralı ihtarnamesi, İzmir 27.Noterliğinin 26.10.2021 tarih ve 21295 sayılı ihtarnamesi, iade fatura suretleri, taraflara ait cari hesap dökümü, ticari defterler ve muhasebe kayıtları, bilirkişi incelemesi, keşif, taraflar ve ilgili diğer kişiler arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin derdest dava listesi, emsal yargı kararları, tanık, yemin deliline dayanmış, dayanak belgeler dosyaya sunulmuştur.
Tarafların anlaşamadıkları ve çözülmesi gereken hususların icra takibine ve davaya konu 8.850,00-TL bedelli 01.09.2021 tarihli GİB2021000000090 numaralı fatura içeriğinde yer alan mal ve hizmetlerin davacı tarafından davalıya verilip verilmediği, fatura içeriğinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, 05.10.2021 tarihli ELS2021000000108 numaralı 2.006,00-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS202 1000000106 numaralı 1.239,00-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS2021000000105 numaralı 1.404,20-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS2021000000104 numaralı 12.000,60-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli EL52021000000107 numaralı 708,00-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS2021000000109 numaralı 1.770,00-TL tutarlı 11.10.2021 tarihli ELS2021000000110 numaralı 5.616,80-TL tutarlı Toplam bedeli 24.744,60-TL olan ve davalı tarafından davacıya ödenen faturaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, bu faturalarda yer alan mal ve hizmetlerin davacı tarafından davalıya verilip verilmediği, bu faturalar yönünden davalının iade faturası kesmesinin yerinde olup olmadığı ve davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı, davacının davalıdan takas mahsup talebinde bulunabileceği bu faturalara dayalı bir alacağının bulunup bulunmadığı ve sonuç olarak icra takip tarihi itibarı ile davacının davalıdan icra dosyasında talep edebileceği alacak miktarları ile kabul ve ret durumuna göre taraflar lehine/aleyhine icra inkar/kötü niyet tazminatına hükmedilmesine gerek olup olmadığı noktalarında olduğu tespit edilmiştir.
Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyası uyap üzerinden dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizin █████/2022 tarihli duruşmasında dosyanın 1 SMMM uzmanı bilirkişiye verilerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaparak uyuşulan ve uyuşulamayan noktalar çerçevesinde rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi .... █████/2022 tarihli raporda ; davacı tarafın 2.sınıf işletme esasına göre defter tuttuğu, Davacı .....’in 2021 yılına ait İşletme Defterini DBS (Defter Beyan Sistemi) üzerinden tuttuğu, davalı yan tarafından sunulan GİB Serbest Meslek Defteri gelir ve gider sayfalarından anlaşılmakla; davacı defter kayıtlarına göre: Davacının davalıdan (22.833,00 + 12.000,60 (70 no.ft)=) 34.833,60.-TL toplam tutarında Alacaklı olduğu ancak Alacağının 22.833,00.-TL tutarlık kısmına (davalıya düzenlediği son 4 fatura için) takip başlattığının görüldüğü, davalı .....A.Ş.'nin 2021 yılı inceleme dönemlerinde E-DEFTER tuttuğu, inceleme dönemlerine ait tutulan Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin E-Defter Beratları tarafımdan incelenmiş olup, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı; davalı ..... resmi defter kayıtlarında; 05.11.2021 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan -1.239,00.-TL tutarında Alacaklı olduğunun kaydedildiğinin görüldüğü, taraf defter kayıtları arasında 33.594,60.-TL tutarında Bakiye Farkı olduğu tespit edilmekle; Bakiye farkı sebebinin; Davalının düzenlediği ELS2021000000104-110 arası 7 adet 24.744,60.-TL toplam tutarındaki iade faturalarının Davacı .... defterlerine kaydedilmediği + Davacı .....'in düzenlediği takibe ve davaya konu faturaların içerisin den 90 no.lu 8.850,00.-TL tutarındaki faturanın Davalı ... defterlerine kaydedilmemesi sebebiyle taraf defter kayıtları arasında (24.744,60 + 8.850,00=) 33.594,60.-TL tutarında bakiye farkı olduğunun tespit edildiği, takibe ve davaya konu Davacı .... tarafından, davalı .... adına düzenlenen faturaların tamamının davacı ..... defterlerinde Gelir sayfasına kaydedilirken, davalı .... Defterlerinde Davacı ...tarafından, Davalı .... adına düzenlenen 01.09.2021 tarihli, 13:56 saatinde, GIB2021000000090 nolu, 8.850,00.-TL tutarındaki e-arşiv faturasının fatura içeriğindeki ürünlerin, fatura üzerinde ... ismi ve imzası olduğu görüldüğünden, ...'a teslim edildiğinin tespit edildiği, davalı .... Defterlerinde Davacı .... Hesabına hiç kaydedilmediği gibi, anılan 01.09.2021 tarihli 8.850,00.-TL tutarındaki e-arşiv faturasının içeriğindeki ürünleri almadığını ihbarla faturaya itiraz ettiğini 26.10.2021 tarih 21295 yevmiye no.lu İzmir 27.Noterliğinin ihtarnamesiyle kabul etmediklerini (56 gün sonra) bildirdiği, bunun dışındaki Davacı .... tarafından, Davalı .... adına düzenlenen (802,40 + 12.744,00 + 436,60=) 13.983,00.-TL toplam tutarındaki takibe ve davaya konu e-arşiv faturalarının ve fatura içeriğindeki ürünler için sevk irsaliyesi düzenlenmediği görülmekle, faturalar içeriğindeki ürünlerin, faturalar üzerinde .... isim ve imzası olduğu görüldüğünden, .....'e teslim edildiğinin tespit edildiği, anılan 13.983,00.-TL toplam tutarındaki takibe ve davaya konu e-arşiv faturaları; Davacı .... defterlerinde Gelir sayfalarına kaydedilirken, davalı .... Defterlerinde davacı .... Hesabına da Alacak kaydedildiği, anılan e-arşiv faturaları için davalının iade faturası düzenlemediği, ancak anılan faturaların içeriğindeki ürünleri almadığını ihbarla faturalara itiraz ettiğini 26.10.2021 tarih 21295 yevmiye no.lu İzmir 27.Noterliğinin ihtarnamesiyle kabul etmediklerini (56 gün sonra) bildirdiğinin görüldüğü, anılan takibe ve davaya konu Davacının davalıya düzenlediği 4 adet 22.833,00.-TL toplam tutarındaki faturalar Sayın Mahkemeniz tarafından kabul edilir ise; 05.11.2021 takip tarihi itibariyle davalının davacıya 22.833,00.-TL tutarında borçlu olacağı; ayrıca faiz konusundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, şayet mahkeme tarafından anılan iade faturası kabul edilmez ise; 05.11.2021 takip tarihi itibariyle davalının davacıya hiç borcunun olmayacağının hesap edildiği, son kararın mahkemeye ait olduğu, davalı .... tarafından, Davacı .... adına düzenlenen 7 adet 24.744,60.-TL toplam tutarındaki iade faturalarının davalı .... resmi defterlerinde davacı .... hesabına Alacak kaydedilip karşılığının da (12.000,60.-TL tutarındaki faturanın karşılığını Davacı .... banka hesabına ödemediği, ancak davacı ...'in bu faturası için takipte talepte bulunulmadığı) bunun dışında kalan (24.744,60-12.000,60=) 12.744,00.-TL tutarlık kısmının davacı ....'e ödendiği; davacı ....'in İşletme Defteri gider sayfasına gider olarak hiç kaydedilmediği gibi, anılan 7 adet 24.744,60.-TL tutarındaki iade faturanın içeriğindeki ürünleri almadığını ihbarla iade faturasına itiraz ettiğini 13.10.2021 tarih 02710 yevmiye no.lu Karşıyaka 8.Noterliğinin ihtarnamesiyle kabul etmediklerini (kanuni süresi olan 8 gün içinde) bildirdiğinin görüldüğü, anılan Davalının davacıya düzenlediği 7 adet 24.744,60.-TL tutarındaki iade faturaları Sayın Mahkemeniz tarafından kabul edilir ise; Davacının davalıya 24.744,60.-TL tutarında borçlu olacağı; ayrıca faiz konusundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, şayet mahkeme tarafından anılan iade faturası kabul edilmez ise; davacının davalıya bu iade faturaları ile ilgili hiç borcunun olmayacağının hesap edildiği, son kararın mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizin █████/2022 tarihli duruşmasında dinlenen ;
Davacı Tanığı ... ; "2019-2021 yılları arasında davalı firmada satın alma uzmanı olarak görev yaptım, .... isimli şefe bağlı olarak çalıştım, firmada idari işlerden firmanın ihtiyacı olduğu malzemeler tarafıma bildirilirdi, ben de bu kapsamda ihtiyaç olan malzemeleri tedarikçilerden sipariş verirdim, tedarikçiler de malzemeleri teslim ederlerdi, malzemeler teslim edildikten sonra fatura teslim alınır ve ödemesi yapılırdı, her ne kadar satın alma uzmanı olarak çalışsam da benim de tedarikçilerin teslim ettiği malzemeleri teslim aldığım zamanlar olmuştur, bu sadece davaya konu faturalar ile sınırlı değildir, malzemeler kimi zaman benim de çalıştığım Aliağa'da bulunan yere bazen de Çiğli'de bulunan depoya teslim edilirdi, Çiğli'ye teslim edildiğinde teslim alındığına dair onayı alır ondan sonra faturayı teslim alırdım, çalıştığım süre boyunca bu şekilde sipariş verip devamında malzemeleri teslim aldığım ve bedeli.... firması tarafından ödenen yüzlerce sipariş ve firma vardır, bunlar herhangi bir dava konusu ya da uyuşmazlık konusu değildir, benim malzeme alınacak tedarikçileri seçme ya da tercih etme gibi bir yetkim bulunmamaktadır, ben işe başladığımda işverenin çalıştığı tedarikçilerin listesi zaten mevcuttu, siparişleri göre listelerden malzeme siparişini verirdim, benim listede olmayan bir tedarikçiden malzeme alma yetkim bulunmamaktadır, bu yetki satın alma şefindedir, siparişlerden sonra malzemeler teslim edilir, temizlik departmanı ve idari işler malzemeleri kontrol edip onay verirdi, ben de faturayı muhasebeye iletirdim, kendi teslim aldığım ürünleri de ilgili departmanlara teslim edip yazılı ya da sözlü onaylarını alıp, daha sonra faturayı muhasebeye teslim ederdim, firma e-arşiv fatura şeklinde çalıştığı için ayrıca bir irsaliye düzenlenmezdi, davaya konu faturalar üzerinde ismi ve imzası bulunan ..... isimli kişiyi tanımıyorum, kendisi güvenlikte çalışıyor olabilir, bazen faturaları güvenlik kulübesine bıraktıkları oluyordu, tedarikçiler talep edilen malzemeleri kargo ya da aracı firmalar ile değil, bizzat kendileri getirerek teslim ederlerdi, siparişlere ilişkin talepler bazen yazılı, bazen sözlü geliyordu, satın alma şeflerimiz genelde birçok şeye tamam dedikleri için zaman zaman biz temizlik departmanında ya da idari işlere ayrıca talep edilen malzemeleri sorarak teyit ederdik, onların da teyit vermesi üzerine sipariş verirdik, teyit verme de bazen yazılı bazen sözlü olurdu, hatta yemekhanede dahi departmanlardan sipariş talebinde bulunulduğu olmuştu, zaman zaman firmanın çalıştığı başka firmalarca denetlemeye gelinirdi, bu dönemde denetleme olduğu için siparişlerin bir çoğu sözlü ya da telefonla bize iletildi, yüklü bir siparişin telefonla alınıp sipariş verdiğim zaman olduğunu hatırlıyorum, bana söylemiş olduğunuz █████/2021 tarihli faturayı şu anda hatırlayamadım, ancak ben bizzat teslim alıp kontrolünü yaparak onay verdiğim faturalara imza atarım, bunun dışında hiçbir faturaya imza atmam, altına imza atmış isem kesinlikle tarafımca kontrolü yapılmıştır, tarafıma gösterilen fatura üzerinde bulunan imza bana aittir, bu malzemeleri ben teslim aldım, teslim aldığım esnada temizlik görevlisi .... yanımdaydı, teslim aldıktan sonra direkt kendisine teslim ettim, malzemeler teslim edildikten sonra fatura bana geldiğinde ben malzemelerin teslim edilip edilmediğini ilgili departmanla teyit ederim, teslim edildiği söylenenlere arkasına imzamı atıp satın alma müdürüne teslim ederim, satın alma müdür tarafından faturalar kontrol edildikten sonra kapalı zarf içinde çiğli merkeze gönderilir, çiğli merkez tarafından şirketin mali durumuna göre ödeme listesi çıkartılarak yapılacak ödemelerin listesi satın alma müdürlerine bildirilir, benim faturaların ödenmesiyle ilgili dahlim bu kadardır, sadece ödemesi geciken firma olduğu zaman muhasebeye hatırlatırım, onay verilmemiş bir ödemeye benim onay verme yetkim bulunmamaktadır, e-arşiv faturasında benim imzamın bulunmasının sebebi malzemelerin gelmesinden ve e-arşiv faturasının gönderilmesinden sonra muhasebe tarafından fatura tarafımıza getirilir, bizim tarafımızdan kontrolü yapılır, arkası imzalanarak yine muhasebeye gönderilirdi, bu nedenle e-arşiv faturasında benim imzam bulunmaktadır benim bilgim görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı Tanığı .... ; "Ben davalı firmada satın alma şefi olarak çalışırım, firmanın ihtiyacı olduğu malzemeler ilgili departmanlarca bana ya da benimle birlikte çalışan satın alma elemanlarına ilgilendikleri konuya göre iletilir, ilgili personel de talep edilen malzemeleri tedarikçilerden sipariş eder, malzemelerin teslim edildiğine dair onay alındıktan sonra birim fiyat kontrolü yapılarak faturalar muhasebeye gönderilir, faturaları muhasebeye ben kontrolünü yaparak gönderirim, ancak zaman zaman ilgili personel de faturaları doğrudan muhasebeye gönderdiği zamanlar olur, muhasebe ödeme yapmadan önce ödeme yapacağı faturaları bana mail yolu ile bildirir, bu esnada ben de siparişin teslim edilip edilmediğini ve diğer hususların kontrolünü yaparım, sistem bu şekilde işler, devamlı çalıştığımız tedarikçiler dışında başka bir tedarikçiden sipariş verilebilmesi için benim onay vermek gerekmektedir, bir gün mail ile muhasebe tarafından gönderilen ödeme yapılacağına dair .... Radyatörden geldiği söylenen nakliye faturası mail olarak bana geldi, ben muhasebeye firmayı tanımadığım için ödeme yapılaması yönünde talimat verdim, faturada imzası bulunan ....e sorduğumda sistemde bu firmanın daha önce de çalıştığına dair faturalar gördüğünü bunun üzerine ilgili firmadan talepte bulunulduğunu söyledi, ben firmayı aradığımda karşıma çıkan kişi tersleyerek sana hesap mı vereceğim dedi ve telefonu kapattı, bunun üzerine sistemden ... tarafından sunulan faturalar tarafımızca kontrol edildi, satın alma biriminde çalışan hiç kimsenin mal teslim alma yetkisi yoktur, teslimatlar depo görevlilerince ya da güvenlik görevlilerince alınır, olmaz ama olur da benim malzeme teslim almam söz konusu olur ise teslim aldığım malzemeye ilişkin evrakın üzerine teslim alındığına dair depo görevlisine imza attırarak teslim etmem gerekir, aksi takdirde depo görevlilerince ambara giriş kaydı yapılamaz, .... firması bizim daha önceden çalıştığımız firmalardan değildir, .... tarafından çalışılmaya başlanmış, muhasebe her zaman ödeme ile ilgili bize sormazdı, ben de sorduğu anda zaten bir terslik olduğunu anladım, .... firmasının faturaları daha öncesinde bana sorulsaydı siparişe ve teslimata ilişkin araştırmaları yapar ona göre onay verirdim, söz konusu faturalara ilişkin ilgili departmanlarla görüştüm, ancak departmanlar faturada yer alan ürünlerin teslim edilmediğini, bakımlarının yapılmadığını ilettiler, .... çiğlide bulunan güvenlik görevlisidir, kendisi tarafından teslim alınmış ise fatura içeriği de gereği gibi ifa edilmiştir, tarafıma gösterilen █████/2021 tarihli 802,40 TL bedelli, █████/2021 tarihli 12.7444,00 TL bedelli, █████/2021 tarihli 436,60 TL bedelli faturalar altında .....'in imzası bulunmaktadır, departmanlar bana faturalardaki mal ve hizmetlerin alınmadığını söylediler, bu yüzden bu şekilde beyanda bulundum, ancak güvenlik görevlisi olan, .... imzalamış ise fatura içeriğindeki mallar teslim alınmış, hizmet verilmiştir, faturanın teslim alınmasından sonra ilgili satın alma personeli tarafından paraflanması, sipariş numarasının geçilmesi ve muhasebeye o şekilde teslim edilmesi gerekir, faturalarda bu prosedür atlanmıştır, ancak öyle bile olsa sadece usulüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır, ....'in imzasının bulunması malzemelerin teslim alındığını göstermektedir, biz faturalar ve ödemeler konusunda bir usulsüzlük olduğunu bilmiyorduk, bu nedenle davacı tarafın gönderdiği faturalara herhangi bir itirazda bulunmadık, biraz önce anlattığım olayın ortaya çıkmasından sonra geçmişe yönelik inceleme yaptığımızda tespit ettik, benim bilgim görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı Tanığı ..... ; "Ben Çiğli Merkezde danışmada çalışmaktayım, bir dönem güvenlik görevlisi olarak çalıştım, sipariş edilen malzemeler çok fazla değilse benim bulunduğum yere gelir, fazla olması halinde Aliağaya gider, bulunduğum yerde malzeme teslim alma yetkisi bana aittir, malzemeler geldiğinde irsaliyesinden kontrol ederim, irsaliye yoksa satın alma birimini arayarak teyidini alırım, ona göre malzemeleri teslim alırım, teslim aldığımız malzemeleri ve evrakları her gün Aliağa ya gönderirim orada çalışanlar tarafından kontrolleri yapılır, .... isimli kişi benim olmadığım zamanlarda çalışan güvenlik görevlisidir, ben izinli olduğumda işe başladı, benim iznimin bitmesinden sonra ben görev yerime döndüm, kendisi de Aliağada çalışmaya devam etti, ben 2021 yılı ağustos ayının 16 sından itibaren 63 gün yıllık izin kullandım, benim bilgim görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı Tanığı ...... ; " ....'ta muhasebe uzmanı olarak çalışıyorum, satın alma birimi tarafından gerekli malzemeler satın alındıktan sonra bize gönderilir, gönderilen faturaların üzerinde ilgili personelin isminin baş harfi yazar, satın alma biriminde sipariş verip doğrudan muhasebeye fatura gönderebilecek kişiler ...., ....ve ....'dir, bizim tarafımızdan faturalardaki bilgilerde (kimlik numarası v.s.) olup olmadığı kontrol edilir, bulunmadığı takdirde finans birimine iletilerek ödemesi sağlanır, daha önce çalışılmayan bir firmanın faturası gelirse carisini almadan önce siparişi oluşturan satın alma görevlisinden onayını alır ve carisini açardık, ....in düzenlediği satın almaya ilişkin faturalar ......in kontrolünden geçmezdi, .... firması daha önce çalışılan .... isimli firmanın devamı niteliğindedir, bu nedenle firma ismi değiştikten sonra carisi açılarak önceki firmanın carisi oraya devredildi, benim bilgim görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava ticari satıma dayalı alacak nedeni ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır” hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23. (6102 sayılı TTK m. 21) maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Mahkememizce yapılan yargılamada, taraflara ticari defterlerinin bulunduğu adresin bildirilmesi için süre verilmiş ve bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmiştir. Taraf vekillerince ticari defterlerin bulunduğu adresler bildirmiş ve defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davalı taraf icra dosyasına yapmış olduğu itirazında davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını beyanla icra takibine, ödeme emrine, faize, faiz oranına ve borca itiraz etmiştir.Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemelerde ise taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğu, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun düzenlenmiş olduğu, faturaların kısmen işlenmiş ve ticari defterleri itibarı ile davacının davalıdan 22.833,00 TL alacaklı bulunduğu yönünde rapor tanzim edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler, tarafların ticari defterleri, bilirkişi raporu, icra dosyası ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında süre gelen bir ticari ilişkinin bulunduğu tarafların kabulündedir. Davacı tarafından davalı aleyhine ödenmeyen 4 adet fatura nedeni ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu faturalardan 802,40-TL bedelli 04.09.2021 tarihli GİB2021000000092 numaralı fatura, 12.744,00-TL Bedelli 07.09.2021 tarihli GİB2021000000094 numaralı fatura ve 436,60-TL bedelli 14.09.2021 tarihli GİB2021000000096 numaralı fatura karşılığı mal ve hizmetlerin davacı tarafından davalıya verildiği, davalının bu faturaların bedellerini ödemediği taraflar arasında çekişme konusu değildir. Bu husus gerek davalının cevap dilekçesinde yer almış, gerekse mahkememizce ön inceleme duruşmasında taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan husus olarak tespit edilmiş, yapılan tespitlere de tarafların bir itirazı bulunmamıştır.
Uyuşmazlık konusu husus, icra takibinde yer alan 8.850,00-TL bedelli 01.09.2021 tarihli GİB2021000000090 numaralı fatura içeriği malların davalıya teslim edilip edilmediği ve takas ve mahsup def'i kapsamında takibe konu olmayan ancak davacı tarafından kesilerek davalı tarafça bedeli ödenen 05.10.2021 tarihli ELS2021000000108 numaralı 2.006,00-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS202 1000000106 numaralı 1.239,00-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS2021000000105 numaralı 1.404,20-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS2021000000104 numaralı 12.000,60-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli EL52021000000107 numaralı 708,00-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS2021000000109 numaralı 1.770,00-TL tutarlı 11.10.2021 tarihli ELS2021000000110 numaralı 5.616,80-TL tutarlı Toplam bedeli 24.744,60-TL olan fatura içeriklerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, davalının bu faturalar nedeni ile alacaklı olup olmadığı ve takas mahsup talebinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktır.
Mahkememizce davaya konu uyuşmazlık konusunda tarafların tanıkları mahkeme huzurunda dinlenmiş, beyanları alınmıştır. Yine tarafların bildirmiş oldukları adreslerde ticari defterler incelenerek bilirkişi raporu tanzim edilmiştir.
Yapılan bilirkişi incelemesinde, davaya ve takibe konu tüm faturalar ile davalının içeriğinin gerçeği yansıtmadığı iddiası ile haksız yere bedel ödediğinden bahisle alacaklı olduğunu iddia ettiği faturaların her iki tarafın da ticari defterlerinde işlenmiş olduğu görülmektedir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Ez cümle itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise;
“Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır” hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Yapılan tüm bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, takibe ve davaya konu 802,40-TL bedelli 04.09.2021 tarihli GİB2021000000092 numaralı fatura, 12.744,00-TL Bedelli 07.09.2021 tarihli GİB2021000000094 numaralı fatura ve 436,60-TL bedelli 14.09.2021 tarihli GİB2021000000096 numaralı fatura karşılığı mal ve hizmetlerin davacı tarafça davalıya verildiği ve bedelinin ödenmediği uyuşmazlık konusu olmadığından bu hususta herhangi davacıya yüklenen herhangi bir ispat yükü bulunmamaktadır. Davalı tarafça 8.850,00-TL bedelli 01.09.2021 tarihli GİB2021000000090 numaralı fatura içeriği malların teslim edilmediği ve ayrıca takibe konu olmayan ancak davacı tarafından kesilerek davalı tarafça bedeli ödenen 05.10.2021 tarihli ELS2021000000108 numaralı 2.006,00-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS202 1000000106 numaralı 1.239,00-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS2021000000105 numaralı 1.404,20-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS2021000000104 numaralı 12.000,60-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli EL52021000000107 numaralı 708,00-TL tutarlı 05.10.2021 tarihli ELS2021000000109 numaralı 1.770,00-TL tutarlı 11.10.2021 tarihli ELS2021000000110 numaralı 5.616,80-TL tutarlı Toplam bedeli 24.744,60-TL olan fatura içeriklerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı savunmasında bulunarak takas ve mahsup talebinde bulunmuştur.
8.850,00-TL bedelli fatura yönünden yapılan incelemede, söz konusu faturanın her iki tarafın da ticari defterlerine kayıt edildiği yapılan bilirkişi incelemesi sonrasında açıklığa kavuşmuştur. Fatura içeriğinde yer alan ürünlerin teslim edilmediği iddiası ise faturanın düzenlenme tarihinde davalı şirkette çalışan ve fatura üzerinde imzası bulunan davalı çalışanı ... tarafından da kabul edilmiştir. Hal böyle olunca aksini iddia eden davalının malların teslim edilmediğini ispat etmesi gerekmekte olup bu hususun ispatı için dinletilen davalı tanıklarının tamamı, davalı iş yerindeki genel işleyişten bahsetmişlerdir. Bunun dışında söz konusu faturada yer alan malların teslim edilmediğine dair mahkememizde kanaat oluşturacak herhangi bir delil ibraz edememişlerdir.
Takas ve mahsup def'i yönünden ise davalı taraf davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürmüş ve bu nedenle de ispat yükü bu iddia yönünden yer değiştirmiş ve davalı tarafa geçmiştir. Ancak yukarıda açıklandığı üzere söz konusu faturalar yönünden de davalının iş yerindeki genel işleyiş hakkında bilgi veren tanıklar dışında herhangi bir delil sunamamış, öte yandan söz konusu faturalar tarafların ticari defterlerinde yer aldığı gibi bedelleri de davalı tarafından ödenmiştir. Davaya ve takibe tüm faturalar ile takas mahsup define söz konusu faturalar yönünden TTK'da düzenlenen 8 günlük itiraz süreleri de geçmiştir. Yine aynı şekilde davalının mal ve hizmetlerin verildiğini kabul ettiği 3 fatura ile kabul etmediği faturalar yönünden yapılan incelemede herhangi bir fark da görülememiştir. Tüm bu faturalar benzer şekilde işleyiş ile tarafların ticari defterlerine işlenmiş, benzer şekilde davalının mali kayıtlarına girmiştir. Neredeyse tüm işleyişi aynı olan faturaların bir kısmı davalı tarafından kabul edilmiş, bir kısmı ise kabul edilmemiştir. Hal böyle olunca içeriği kabul edilen faturalar ile kabul edilmeyen faturalar arasındaki farkın davalı tarafından açık bir biçimde ispat edilmesi gerekmektedir.
Ancak davalı genel olarak ... isimli kişinin davacı ve 3. Kişiler ile anlaşarak kötü niyetli olarak teslim edilmeyen mal ve hizmetlere ilişkin faturaların şirket mali kayıtlarına girmesini sağlayarak menfaat temin ettiği yönünde iddia ve savunmalarda bulunmuştur. Ancak bu savunmasını ve davacı ile birlikte hareket ettiği iddiasını ispata yarar herhangi bir delil sunamamıştır.
Yargılama kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar davalı takibe itiraz etmiş ise de itirazının kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir kanaat oluşmadığı gibi davalı iddialarını ispat edememiş olsa dahi, kendisince somut iddialara dayalı olarak takibe itiraz etmiştir. Açıklanan nedenlerle gerek icra inkar gerekse kötü niyet tazminat taleplerine hükmedilmemiştir.
Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve dosyada bulunan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, asıl alacak bakımından davalının takibe yaptığı itirazın yerinde olmadığı ve iptalinin gerektiği, temerrüt oluşmadığından işlemiş faiz talebinin ise yerinde olmadığı..." gerekçesi ile, yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve hakimin taktirine göre davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, davalının Karşıyaka 3. İcra müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 22.833,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden iptali ile takibin 22.833,00-TL takip çıkış miktarı üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, karar verilmiş, verilen bu karara karşı katılma yoluyla davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Katılma yoluyla davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın kısmen reddine ilişkin 209.57.TL işlemiş faiz ile ilgili bölümü ile icra inkar tazminatı talebinin reddi bölümünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, bir alacağa faiz işletilebilmesi kesin vadeli borçlarda vadenin dolmasıyla diğer hallerde ise borçluya usulüne uygun şekilde temerrüt ihtarında bulunulmasıyla istenebilmekte olduğunu, tarafların tacir olduğunu, uyuşmazlık konusu GİB2021000000090, GİB2021000000092, GİB2021000000094 ve GİB2021000000096 numaralı faturaların vadesinin geçmiş olduğuna ilişkin Karşıyaka 8. Noterliği'nin 13.11.2021 tarihli 02710 yevmiye sayılı temerrüt ihtarnamesi ile davalıya borcu ödemesi için 15.10.2021 tarihine kadar uygun bir süre verildiğinin bildirildiğini, bu bildirimin 6102 s. Türk Ticaret Kanunu anlamında geçerli bir temerrüt bildirimi olduğuna şüphe bulunmadığını, davalının cevabi ihtarnamesi ile faturaların içeriğini kabul etmediğini bildirerek geçerli temerrüt ihtarına rağmen ödeme yapmaktan imtina ettiğini, somut olayda hem davalı borçlunun haksızlığı hem de alacağın likit olmasının söz konusu olduğunu, şartları gerçekleşen icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek bu yönlerden yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, içeriği kabul edilmeyen 8.850.00.TL bedelli faturanın müvekkili davalının defterlerinde kayıtlı olmamasına rağmen gerekçeli kararda kayıtlı olduğu şeklinde yanlış bir tespitin yapıldığını, davacı defterlerinin davacı lehine delil teşkil etmediğini, 8.850.00.TL bedelli fatura içeriğindeki hizmetin verildiğinin senetle ispatının zorunlu olduğunu, davacının böyle bir ispatının bulunmadığını, mal kabule yetkili güvenlik görevlisinin imzasını taşımaksızın mal kabule yetkisi bulunmayan, sadece malın tesliminin kabul görevlisince onaylanmasının akabinde fatura bedelinin ödenmesini onaylamaya yetkisi bulunan satış sorumlusu ... tarafından imzalanmış olmasının ve bu konuda bizzat ihtilafa sebep olan davalı müvekkilin eski çalışanı ...'ın beyanlarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu ayrıca tanık beyanları ile 8.850.00.TL bedelli faturanın müvekkili şirketin yazılı sipariş onay prosedürüne uygun olmadığının ispatlandığını, davacı tarafından düzenlenen ve müvekkili davalı tarafından sehven ödeme yapıldığı fark edildikten sonra iade faturası kesilen faturaların hukuki temeli ve fatura içeriğindeki ürünlerin/hizmetin ifa edildiğinin davacı tarafından ispatlanamadığını, davacı tarafından kesilen ve davalı müvekkili tarafından iade faturasına konu edilen 12.000.60.TL bedelli faturanın icra takibine konu edilmemesinin iade edilen faturaların davacı tarafından fiilen kabul edildiği anlamına gelmekte olduğunu, takas mahsup taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya 1.239.00.TL dışında borçlu olmadığını, davanın reddi ile davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
''...İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve ███████-824 E., ████████ K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., ████████ K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır.
Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”.şeklindedir
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir;“Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas ████████ Karar sayılı Kararı)
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, takibe dayanan 4 faturadan 3 tane faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olmasına, takibe dayanak diğer bir faturanın davalı defterinde kayıtlı olmamasına rağmen davacı tarafından fatura ve içeriğindeki mal/hizmetin davalıya teslim edildiğinin usulüne uygun delillerle ispatlanmasına, davalı tarafından takas mahsup talebine konu bedeli ödenen ve süresi içerisinde kesilmeyen iade faturalarından davacı tarafından kabul edilmeyen iade faturalarındaki mal/hizmetin iade edildiği veya bu mal/hizmetin verilmeden bedelinin sehven ödendiği hususlarının davalı tarafından yasal delillerle ispatlanamamasına, davacı tarafından gönderilen ihtarnamede açık ve kesin olarak ödenmesi gereken bedelin yer almamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından katılma yoluyla davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan katılma yoluyla davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30.TL harcın katılma yoluyla istinaf eden davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.559,72.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 309,23.TL harcın mahsubu ile bakiye 1.250,49.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!