Sigortasız işe başlama tarihinin tespiti istemiyle açılan hizmet tespiti davasında, ilk derece mahkemesi ve istinaf kararlarının temyizi üzerine Yargıtayın 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesi çerçevesinde uyuşmazlığı değerlendirmesi.
Özet: Sunulan hukuki metin, bir işçinin davalı işyerinde belirli bir dönem asgari ücretle fiilen çalıştığını ancak bu döneme ilişkin sigorta girişinin geç yapıldığını iddia ederek açtığı hizmet tespiti davasına ilişkindir; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi işçinin talebini kabul etmişken, davalı işveren ve feri müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu, tanık beyanlarındaki çelişkiler, hak düşürücü süre, kayıtların aksi, fiili çalışmanın yeterince ispat edilememesi gibi gerekçelerle kararı temyiz ederek, uyuşmazlığı iş görme borcu ve hizmet akdinin niteliği üzerinden yeniden değerlendirilmek üzere yüksek mahkemeye taşımıştır.

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. İş MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 26.07.2014 tarihinde asgari ücret ile davalıya ait olan 1100020 işyeri/Kurum numaralı işyerinde işe başladığını, davalı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna müvekkilinin işe giriş tarihinin 19.09.2014 olarak gösterildiğini, davalı işyerinin sanayi fırın imalatı üzerine olduğunu, müvekkilinin işçi sıfatı ile çalıştığını, bu nedenlerle müvekkilinin 26.07.2014 tarihinden davalının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirim yapmış olduğu tarih olan 19.09.2014 tarihine kadar asgari ücret ile davalının iş yerinde çalıştığının tespitini talep ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPFer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin ve tensip zaptının Kuruma 16.02.2018 tarihinde tebliğ edildiğini ve yasal süresi içerisinde davaya cevap verdiklerini, davacının davalı iş yerinde 26.07.2014 tarihinde çalışmaya başlamış olmasına rağmen sigorta girişinin 19.09.2014 olarak girildiğini ve sigorta primlerinin eksik yatırıldığını iddia ettiklerini, ikame olunan davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını bu nedenle hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacının davalı yanında 19.09.2014 tarihinde çalışmaya başladığı Kurumun ve davalı iş yerinin kayıtlarından açıkça görüleceğini, hizmet akdiyle davalı işverene bağlı fiili çalışmanın varlığının niteliğini ve ödenen ücretin somut delillerle ispatlanması gerektiğini, davalı işverenin ve davacının SGK nezdinde ki kayıtlarının getirtilmesini ve davacının iddialarının değerlendirilmesini, mutlaka tanık dinlenilmesi gerekiyorsa da işyerini bilen ve tanıyan tanıklar ile bordro tanıklarının dinlenilmesi gerektiğini, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğinden davanın kabulü halinde aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının, davalıya ait işyerinde 26.07.2014-19.09.2014 tarihleri arasında asgari ücretle sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, başka mahkemede tanık sıfatıyla vermiş olduğu beyanında davalıya ait işyerinde 11 ay değil 9 ay çalıştığını belirttiğini, davacının bu beyanının mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğunu, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararının mahkeme tarafından yerine getirilmediğini, davacının isticvabında komşu işyerlerini hatırlamadığını beyan ettiğini, elektrik ve su idarelerine yazılan müzekkerelere verilen cevapların davacının iddialarını desteklemediğini, davalının ilk vergi kaydı açılışının 19.09.2014 tarihi olduğunu, husumetli tanık beyanlarının hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, bordro tanıkları olan ... ile ...'in davacının iddia ettiği tarihlerde davalı işyerinde bir çalışmalarının bulunmadığını beyan etmektedir.Fer'i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının sadece işe giriş bildirgesinin bulunmasının davanın kabulü için yeterli olmadığını, işe giriş bildirgesinin yanı sıra işyerinde fiili ve gerçek çalışmanın da var olması gerektiğini iş bu nedenle davacının davalı işyerinde eylemli veya gerçek biçimde çalışmasının varlığının saptanmamış olduğunu, davanın kamu düzeninde olduğunu beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti istemine ilişkindir.1.Hizmet akdini, konusu iş görme borcu doğuran diğer borçlar hukuku sözleşmelerinden ayırt etmek bazen oldukça zor olabilmektedir. Bu sözleşmelerde ortak yön, bir iş görme borcunun mevcut olmasıdır. İş Kanunu m.8’de, “…bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir…” diyerek iş sözleşmesini tanımlamıştır. 818 sayılı BK m.313’de “Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeği ve iş sahibi dahi ona ücret vermeği taahhüt eder…” şeklinde tanımlanmıştır. 01.07.2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK m.393’de ise “…işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanım yapılmıştır. Bu şekilde hizmet akdinin kanuni unsurları, “iş görme”, “ücret” ve “bağımlı çalışma” olarak ortaya çıkmaktadır. 2.Hizmet akdini, diğer iş görme borcu olan sözleşmelerden ayıran temel unsur “bağımlılık” unsurudur. Bağımlılık; işçinin, işverenin talimatına göre ve onun denetiminde çalışmasını ifade eder. İşçinin, iş yerinde çalıştığı tüm yönetimin işverence belirlendiği iş ilişkilerinde “bağımlılık” unsurunu tespit etmek daha kolaydır. Uygulamada şu hallerde bağımlılık unsurunun bulunduğu kabul edilir: a- İşin işyerinde yapıldığı, b- Malzemenin işveren tarafından sağlandığı, c- İş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat aldığı, d- İşin iş sahibi veya yardımcısı tarafından kontrol edildiği e- Sermaye koymadan kendisine ait iş organizasyonu olmadan faaliyet gösterdiği f– Ücretin ödeniş şekli… Bu durumlarda dahi çalışanın iş yerinde üretim araçlarına sahip olup olmamasına, kar ve zarara katılıp katılmamasına, karar verme özgürlüğüne sahip olup olmamasına göre “bağımlılık” unsurunun somut verilere göre değerlendirilmesi gerekir. “Bağımlılık” unsurunu mutlak ve her hukuki ilişkide birebir aynı ölçütlerde tespit etmek mümkün değildir. Atipik hizmet ilişkilerinde ise “bağımlılık” unsuru değişmiş, esnek çalışmaya dönüşmüştür. Fakat bu ilişkilerde de hizmet akdinde bulunması gereken “bağımlılık” ilişkisinin, esnek de olsa mevcut olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu belirleme “işçinin işverene ait iş organizasyonu kapsamında çalışmasına” göre yapılmalıdır.3.Bu davaların kamu düzeniyle ilgili olması nedeniyle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi gerekir. Hak kayıplarının ve gerçek dışı sigortalılıkların önlenmesi amacıyla tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, Mahkemece re'sen gerekli deliller toplanmalı ve tüm deliller serbestçe değerlendirilmelidir. Hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip iş yerinin kanun kapsamında olup olmadığı belirlenmeli; iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi iş yerinde ne işinin yapıldığı, iş yerinin kapsam, kapasite ve niteliği; çalışmanın sürekli veya kısmi zamanlı olup olmadığı eksiksiz biçimde açıklığa kavuşturulmalıdır. Tanıkların ifadeleri değerlendirilirken inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları; işveren, işçi ve işyeriyle ilişkileri, uzun yıllar öncesine ait bilgileri nasıl hafızalarında korudukları üzerinde durulmalıdır. Re'sen araştırma kapsamında taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün olduğunca işyeri yetkilileri ve işyerinde çalışan diğer kişiler ile başka bilebilecek tanıklar dinlenerek beyanlar denetlenmeli, böylece çalışma olgusu hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.4. Somut olayda davalıya ait ... sicil numaralı iş yerinin ... . . Bölgesinde bulunan ve yeni kurulan bir iş yeri olup 19.09.2014 tarihinde vergi kaydının başlatıldığı ve 19.09.2014 tarihinde kanun kapsamına alındığı, Mahkemece ... . Sanayi Bölgesi yönetimine yazılan müzekkere cevaplarında da iş yerinin 19.09.2014 tarihinde açıldığının belirtildiği ve davacı adına davalıya ait işyerinden aynı tarih itibariyle, 19.09.2014 - 11.06.2015 tarihleri arasında hizmet bildirimi yapıldığı açıktır. Aynı zamanda dava dışı işçi ...'in davalıya karşı açmış olduğu Kayseri 1. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı hizmet tespiti dosyasında davacı ...'ın 09.04.2019 tarihli celsede tanık sıfatıyla beyanı alındığı ve söz konusu celsedeki beyanında kendisinin hangi tarihte çalışmaya başladığını bilmediğini, davalı işyerinde yaklaşık 9 ay çalıştığını beyan etmiş olup; söz konusu beyanı ile davalıya ait iş yerinden 19.09.2014 - 11.06.2015 tarihleri arasında yapılan hizmet bildirimlerinin de bu beyanıyla uyumlu olduğu göz önünde bulundurulmaksızın, davalı iş yerinin faaliyette olmadığı dönemde çalışmayan tanık beyanlarına göre eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.