Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, bir ticari şirketin 2024 genel kurul kararlarının (yönetim kurulu ibrası, bağımsız denetçi seçimi, rekabet yasağı) usul ve yetki ihlalleriyle iptali, yokluğu veya butlanı talepli davanın bilirkişi incelemesi.
Özet: Davacı taraf, davalı şirketin 20/11/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu ibrasının ayrı ayrı oylanmaması, bağımsız denetçi seçimine ilişkin itirazlar ve rekabet yasağının kaldırılması gibi kararların yokluk, butlan veya iptalini talep ederken, davalı taraf iddiaları reddetmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, şirketin 2023 yılı ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, ancak enflasyon düzeltmesi sonrası 2023 yılında dağıtılabilir karının olmadığı tespit edilmiş; davacının mali konulara ilişkin detaylı iddialarının ise ancak bağımsız denetim kuruluşlarınca incelenebileceği belirtilmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026 DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle: davalı şirketin █████/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yokluğuna, kabul edilmez ise butlanına, kabul edilmez ise iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, 2 no’lu karara ilişkin olarak sorularına cevap alamadıklarını, yazılı olarak cevap verileceği belirtilerek toplantıya devam edildiğini, olumsuz oy kullandıkları her bir madde için muhalefet şerhi yazdıklarını, faaliyet ve denetim raporuna ilişkin tespitlerinin yalnızca 2 ve 3 no’lu maddeler için değil, 4, 5, 6, 9 no’lu maddeler için de geçerli olduğunu, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 5.maddede yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı değil toplu olarak oylamaya sunulduğunu, ayrı ayrı oylama yapılmadığından kararın yok hükmünde olduğunu, bağımsız denetçi seçimine ilişkin 7 no’lu gündem maddesine de itiraz ettiklerini, zira şirketin yer yer teknik iflas konumuna gelmesine rağmen olumlu rapor vermeyi sürdürdüğünü, rekabet ve işlem yapma yasağının kaldırılmasına ilişkin 9 numaralı gündem maddesi yönünden genel kurulun yetkisinde olmamasına rağmen yönetim kurulu üyelerinin dışındaki kişilere yönelik karar alınmasının açıkça kanuna aykırı olduğunu, tedbir taleplerinin olduğunu belirterek davanın kabulü ile kararların yokluk/butlan/iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların dava konusu edilmiş olduğunu, 2 no’lu kararın faaliyet raporu olup iptalini gerektirir bir karar olmadığını, 3 no’lu maddede herhangi bir karar alınmadığını, 4 no’lu kararın gelir tablosunun onaylanması olup iptali mümkün karar olmadığını, 5, 6 ve 7 no’lu kararlar yönünden kararların yokluk, butlan ve iptalini gerektirir bir husus bulunmadığını, 9 no’lu genel kurul kararı yönünden davacı grup şirketleri olan davacı yönetim kurulu üyelerine bu izinlerin verildiğini, iptali gerektirir bir husus bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, 6102 sayılı 445 vd maddeleri gereğince açılan genel kurul kararlarının yokluk/butlan/iptali talebine ilişkin olup, uyuşmazlığın; davalı şirketin █████//2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların yokluk/ butlan/ iptal şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Dosyanın 2 kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile uyuşmazlık konularına ilişkin bilirkişi raporu tanzimine karar verilmiş olup, Bilirkişi Hukukçu Prof. Dr....... ve SMMM .....ın █████/2025 tarihli kök raporunda özetle; Davaya konu olağan genel kurul kararlarının 2023 yılına ait olduğu ve 20.11.2024 tarihinde alındığını, buna göre davalı şirketin 2023 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelendiğini, mali açıdan davalı şirketin 2023 yılı ticari defter ve kayıtlarının (HMK md.222TTK 64 m/mülga TTK 85 m.) usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığını, davalı şirkete 2023 yılı faaliyet raporu ile ilgili uzmanlık alanımız gereği herhangi bir değerlendirme yapılamayacağını, davalı şirketin 2023 yılı mali ve finansal tablolarla ilgili sunulan kayıtlar nezdinde inceleme ve tespitlerin yapıldığını, brüt satışlarının, 2022 yılında 11.418.922,17-TL, 2023 yılında 21.953.042,31-TL olarak raporlandığını, dönem sonu net karının, 2022 yılında (-) 98.315.089,92-TL, 2023 yılında 44.426.536,47-TL olarak Enflasyon Düzeltmesi Sonrası 0,00 TL olarak raporlandığını, dolasıyla enflasyon düzeltmesi sonrası herhangi bir karının gözükmediğini, bu durumda dağıtılabilecek karının olmadığını, ödenmiş sermayesinin, 2022 yılında 1.781.266.997,07-TL, 2023 yılında 2.137.500.000,00 TL olarak, Enflasyon Düzeltmesi Sonrası 9.024.274.269,84-TL olarak raporlandığını, davacı tarafın dava dilekçesinde beyan ve iddia ettiği mali hususlarla ve sorularla ilgili, mali ve finansal tabloların analizinin geniş ölçekli, detaylı ve kapsamlı şekilde bağımsız denetçiler ve bağımsız denetim kuruluşlarınca yapılmasının/denetlenmesinin gerektiğini, çünkü işletmelerin yıllık finansal tablo ve diğer finansal bilgilerinin, bu tablo ve bilgiler için belirlenen kriterlere (örneğin, uluslararası finansal raporlama standartlarına, BOBI FRS) uygunluğu ve doğruluğu hususunda, makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla genel kabul görmüş bağımsız denetim standartlarında öngörülen gerekli tüm bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarak defter, kayıt ve belgeler üzerinden denetlenme ve bu durum yapılan çalışma nezdinde değerlendirilerek rapora bağlanmasının gerektiğini, netice itibariyle bu hususlarla ilgili tarafımızdan herhangi bir tespit veya değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından yokluk iddiasında bulunulmuş ise de somut bir yokluk sebebi de gösterilmediğini, dosya üzerinde yaptığımız incelemede genel kurulun/genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olmasını gerektirecek bir hukuki sakatlığa rastlanmadığını, davacının somut bir butlan gerekçesi ileri sürmediği gibi iptalini talep ettiği gündem maddeleri arasında TTK md. 447 ye aykırılık teşkil edebilecek bir hukuka aykırılığa rastlanmadığını, kararların iptali açısından iptali talep edilen gündem maddelerinden 2 nolu faaliyet raporuna ilişkin olarak raporun yönetmeliğe uygunluk denetimi yapılamadığından görüş bildirilemeyeceğini, davacının özel denetim talebinin reddine ilişkin kararının hukuki yarar sağlamayacağını, davalı şirket genel kurulunun 3 nolu gündem maddesinde bir karar alınmadığından iptalinin söz konusu olamayacağını, bunun dışında kalan 4, 5, 6, 7 ve 9 nolu maddeler bakımından iptal koşullarının oluşmadığı şeklinde görüş bildirmişlerdir.Taraf itirazları irdelenmek üzere ek rapor tanzim edilmesi hususunda dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmiş olup, Bilirkişi Hukukçu Prof. Dr....... ve SMMM .....'ın █████/2025 tarihli ek raporunda özetle; Mali İnceleme Yönünden; Davacı tarafın itirazlarında beyan ettiği davalı şirketin yıllık faaliyet raporu ile ilgili değerlendirmelerin uzmanlık alanında olmadığını, bu hususla ilgili kök raporda beyan edildiği üzere herhangi bir değerlendirme yapılmadığını/yapılamayacağını, itirazlar nezdinde konuyu detaylandırmak gerekirse faaliyet raporunda/raporlarında, bir kurumun, şirketin, idarenin veya organizasyonun misyon ve vizyonuna, teşkilat yapısına ve mevzuatına ilişkin bilgilere, sunulan hizmetlere, insan kaynakları ve fiziki kaynakları ile ilgili bilgilere, iç ve dış denetim raporlarında yer alan tespit ve değerlendirmelere, stratejik amaç ve hedeflere, faaliyet yılı önceliklerine ve izlenen temel ilkelere ve politikalara yer verildiğini, faaliyetlere ilişkin değerlendirmelerin çok geniş ölçekli bir kavram silsilesi olduğunu, organizasyonun bireysel ve kurumsal kabiliyet ve kapasitenin detaylı ve ayrıntılı olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, mali açıdan bakıldığında, kullanılan kaynakların, bütçe, hedef ve gerçekleşmeleri ile meydana gelen sapmaların ve nedenlerinin, varlık ve yükümlülükler ile faaliyetlere ilişkin bilgilerin, iç ve dış mali denetim sonuçları ile değerlendirilebileceğini, davacı tarafın itirazlarında ve dava dilekçesinde beyan ve iddia ettiği diğer mali hususlarla ve sorularla ilgili, mali ve finansal tabloların analizinin geniş ölçekli, detaylı ve kapsamlı şekilde bağımsız denetçiler ve bağımsız denetim kuruluşlarınca yapılmasının/denetlenmesinin gerektiğini, çünkü işletmelerin yıllık finansal tablo ve diğer finansal bilgilerinin, bu tablo ve bilgiler için belirlenen kriterlere (örneğin, uluslararası finansal raporlama standartlarına, BOBI FRS) uygunluğu ve doğruluğu hususunda, makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla genel kabul görmüş bağımsız denetim standartlarında öngörülen gerekli tüm bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarak defter, kayıt ve belgeler üzerinden denetlenme ve bu durum yapılan çalışma nezdinde değerlendirilerek rapora bağlanmasının gerektiğini, davacı tarafın tespitini talep ettiği hususlarla ilgili herhangi bir değerlendirmenin yapılmasının mümkün olmadığını/olamayacağını, kök raporda davalı şirketin 2023 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelendiğini, davaya konu olay nezdinde mali açıdan ve mali müşavir sıfatıyla gereken mali analiz, inceleme, tespit ve değerlendirmelerin eksiksiz veya hatasız bir şekilde yapıldığını, yapılan itirazlar nezdinde mali açıdan kök rapordaki sonuç ve kanaati değiştirecek herhangi bir durum bulunmadığını, Hukuki İnceleme Yönünden; Davacının kök rapora itirazları incelendiğinde özel denetçiye ilişkin olarak yapılan ancak iptal bakımından vardığı sonucu değiştirmeyecek bir noktada düzeltme yapılması gerektiğini, kök raporda davacının TTK md. 438'e istinaden özel denetçi talebinin reddiyle ilgili açıklama içerisinde bu red kararının akabinde TTK md. 439'a istinaden özel denetçi talepli dava açılabileceğini ancak davacının burada aranan şartları taşımadığı belirtilmiş ise de hazirun cetveli ve davacının pay adedi dikkate alındığında paylarının itibari değerinin 439. Maddede belirtilen bir milyon TL sınırının üstünde olduğu dolayısıyla özel denetçi talebinin genel kurulda reddi halinde TTK md. 439'a istinaden mahkemeye müracaatla özel denetçi talep edebileceğini, ancak bu tespitin davalı şirket genel kurulunda alınan red kararının iptali gerektiği sonucuna götürmeyeceğini, red kararına karşı kanun koyucu ortağı korumak üzere TTK md. 439'da bir hukuki çözüm öngörmüş olup, kök raporda da belirtildiği üzere red kararının iptal edilmesi halinde kararı iptal eden mahkemece özel denetçi atanamayacak, pay sahibi tarafından TTK md. 439'a istinaden özel denetçi atanması talepli dava açılması gerekeceğini, davacının iptal koşullarına ilişkin hukuki değerlendirmelere yönelik diğer itirazları ise kök raporda ayrıntılı olarak değerlendirilmiş olup görüşlerimizde değişiklik yapmamızı gerektirecek bir bilgi ve belge sunulmadığı da dikkate alınarak aynen korunduğunu bildirmişlerdir.Davacı tarafça davalı şirketin 20.11.2024 tarihli 2, ek madde, 3, 4, 5, 6, 7 ve 9 no'lu genel kurul kararlarının yokluğu/ butlanı/ iptali istemine ilişkindir. Anonim şirketlerin genel kurul kararlarının iptaline ve butlanına ilişkin düzenlemelerin 6102 sayılı TTK'nun 445.ve devam eden maddelerinde düzenlendiği, 6102 sayılı TTK'nun 445.maddesinde;" (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." şeklinde, TTK'nun 446.maddesinde;" (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." şeklinde, TTK'nun 447. Maddesinde; " (1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.İptali talep edilen 2 no'lu faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin karar yönünden; mali tablolarda yer alan tutarların doğru bir şekilde faaliyet raporlarına yansıtıldığı, faaliyet raporunun yönetmeliğe uygun hazırlandığı tespit edilmiş olmakla bu maddenin iptali talebinin reddine karar verilmiştir.İptali talep edilen özel denetçi talebinin reddine ilişkin ek karar maddesi yönünden; mahkemece ilgili maddenin iptaline karar verilmesi halinde özel denetçi atanması kararı verilemeyeceği, dolayısıyla hukuki yararın bulunmadığı anlaşılmakla bu maddenin iptaline yönelik talebin reddine karar verilmiştir. İptali talep edilen bağımsız denetim raporunun onaylanmasına ilişkin 3 no'lu gündem maddesi yönünden; davalı şirket genel kurulunda bağımsız denetim raporu okunmuş, hazirun görüşü sorulmuş ancak bu hususta bir karar alınmadığından iptali kabil karar bulunmadığından bu maddenin iptaline yönelik talebin reddine karar verilmiştir. İptali talep edilen finansal tabloların onaylanmasına ilişkin 4 no'lu gündem maddesi yönünden; tanzim olunan bilirkişi raporlarında 2023 yılı finansal tablolarında dürüst resim ilkesine aykırı düzenlendiğine ilişkin bir tespit yer almadığı anlaşılmakla bu maddenin iptaline yönelik talebin reddine karar verilmiştir. İptali talep edilen yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 no'lu gündem maddesi yönünden; TTK’nın 436/2. maddesi, “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz” hükmünü içermektedir. Bu hüküm emredici olup ibra kararına yönelik davacıların muhalefet şerhi bulunmasa da madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olacağından, alınan genel kurul kararı da -gerekli karar nisabının sağlanmaması halinde- yok hükmünde olacaktır. Dolayısıyla ibranın veya ibra edilmemenin yönetim kurulu başkan ve üyeleri dışındaki ortakların oylarıyla karara bağlanması gerekmektedir (Yargıtay 11.H.D.██████████E., █████████ K). Davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin kendi paylarından doğan oy haklarını kullanmadıklarına dair tutanakta bir ifadeye yer verilmemiştir. Yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanmış olmaları ihtimalinde yasağa aykırı oy kullanan üyelerin oyları düşüldükten sonra kalan oylar ibra bakımından yeterli olacaktır. Etki kuralı da nazara alındığında iptaline yönelik talebin reddine karar verilmiştir. İptali talep edilen kar payının dağıtılmamasına ilişkin 6 no'lu gündem maddesi yönünden; Davalı şirket genel kurulunun 2023 yılı faaliyet döneminde oluşan karın enflasyon düzeltmesi hesaplarına aktarılmasına karar verildiği, dağıtılacak kar bulunmadığı, bilirkişi raporunda da bu durumun tespit edildiği anlaşılmakla bu maddenin iptali talebinin reddine karar verilmiştir. İptali talep edilen rekabet ve işlem yasağının kaldırılmasına ilişkin 9 no'lu gündem maddesi yönünden; TTK'nun 395. maddesiyle yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı, 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir. Genel kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri veyahut bir kaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebilir. Ancak, TTK'nın 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi oy kullanamayacağı gibi anılan kararlar, ortak ile şirket arasındaki şahsi bir iş niteliğinde bulunduğundan TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan yakınların da bu kararların alınmasında oy kullanmaları mümkün değildir. (Yargıtay 11. HD. █████/2017 T., █████████ E., █████████ K.) somut olayda, üyelerin kendi oyları düşüldüğünde sonucun değişmediği, etki kuralı nazara alındığında iptali kabil bir karar bulunmadığı anlaşılmakla talebin reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:AÇILAN DAVANIN REDDİNE,1-Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 116,60-TL eksik harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,2-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.█████/2026Başkan ...... ¸e-imzalıdırÜye ..... ¸e-imzalıdırÜye ..... ¸e-imzalıdırKatip .... ¸e-imzalıdır