İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, davacı tarafından hazırlanan ve hibe kazanan projenin davalı tarafça uygulanmasından vazgeçilmesi sonucu ortaya çıkan başarı ve cezai şart alacağı itirazının iptaline ilişkin karar.
Özet: Bu hukuki evrak, danışmanlık hizmeti veren bir şirketin, müşterisi için hazırladığı ve başarılı bulunarak hibe almaya hak kazanan projenin, müşterinin son aşamada ilgili bakanlıkla sözleşme imzalamaktan vazgeçmesi üzerine, sözleşmedeki başarı bedeli ve cezai şart alacakları için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasıyla ilgilidir; davacı edimini yerine getirdiğini savunurken, davalı icra takibinin yetkisizliğini, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini tam ifa etmediğini ve kötü niyetli olduğunu iddia etmiş, bilirkişi raporu ise başarı bedeli alacağının yerinde olduğunu belirtmekle birlikte fatura düzenlenmediğini tespit etmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulup dava şartının yerine getirildiğinin, davacı ile davalının 28.10.2016 tarihli D██████ numaralı sözleşmeyi imzaladıklarını, ilgili sözleşme gereğince davacı şirketin yükümlülüğünün davalı için KKYDP ███████ sayılı tebliğ kapsamında hibe çıkartabilmek amacıyla proje hazırlamak olduğunu, davacı firmanın davalı şirket ile sözleşme imzalaması sonrasında proje hazırlamak için gerekli personeli hazır ettiğini, davalı şirketle defalarca görüşmeler yapıldığını, gerek e-mail yoluyla gerekse telefon yoluyla sürekli iletişimde kalındığını, davacının üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, davacı tarafından hazırlanan “Ham Deri İşleme Tesisinde Kapasitenin Arttırılarak Teknolojik Gelişim Sağlanması” adlı projenin başarılı kabul edilerek desteklenmesine karar verildiğini, hibe verilmesi için projenin başarılı bulunması sonrasında ilgili Bakanlık ile davalının sözleşme imzalaması gerektiğini, davalının ise bu aşamada hibe almaktan vazgeçtiğini ve bu nedenle Bakanlık ile sözleşme imzalamadığını, davacı şirket tarafından hazırlanan ve hibeye hak kazanan projeye rağmen davalının ilgili Bakanlık ile sözleşme imzalamayarak hibe almaktan vazgeçtiğini, bu durumun da taraflarca sözleşmede kararlaştırıldığını, davalı yanın Başarı Bedeli dışında ayrıca 12.000.-TL cezai şart bedelini de davacıya ödemekle yükümlü olduğunu, sözleşme gereği başarı bedeli, başarı bedelinin ödenmemesi nedeniyle cezai şart ve projenin uygulanmasından vazgeçilmesi nedeniyle cezai şart bedellerine ilişkin yapılan takibe itirazın iptali ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; İtirazın iptali davasının açılabilmesinin geçerli bir icra takibinin varlığına bağlı olduğunun, davacı tarafın icra takibini İzmir İcra Müdürlüğü’nde başlattığının, buna istinaden icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiğinin, yetkili icra müdürlüğünün Çorlu İcra Müdürlüğü olduğunun belirtildiğinden takibin durduğunu, davacı tarafın ise işbu dava dilekçesinde yetki itirazının kaldırılmasını talep etmediğini, işbu sebeple de icra takibinin yetkili icra müdürlüğünde başlatılmadığını, yetki itirazının kaldırılması da talep edilmediğine göre davacı tarafın itirazı kabul ettiğini, İzmir İcra Müdürlüğü yetkili olmadığından huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı tarafın sözleşmedeki edimlerini yerine getirmeden alacak talebinde bulunduğunu, sözleşme bir bütün olarak incelendiğinde, davacının davalıya belli bir neticeyi meydana getirmeyi, bu netice meydana geldiğinde ücrete hak kazanılmasının düzenlendiğinin görüleceğini, ayrıca davacının vekalet hizmeti taahhüdünde de bulunduğunu, bu sebeple olaya vekalet ve istisna sözleşmelerinin kıyasen uygulanması durumunda, davacının hizmetin meydana getirilmesindeki en ufak kusurundan sorumlu olduğunu, ayrıca istisna akdinde taahhüt edilen sonucun meydana gelmemesi halinde davalının sözleşmeden bir fayda elde edemeyeceğinin açık olduğunun, davacı tarafın davalıya danışmanlık hizmeti vererek davalının bir takım hibe ve kredilerden yararlanmasını taahhüt etmiş ise de, bu taahhüdünü yerine getirmediğini davacı tarafın 4 yıl sonra hukuki işlemlere girişerek davalıdan haksız çıkar elde etmeye çalışmasının kötü niyetli olduğunu gösterdiğinin, bu nedenle davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesinin talep edildiğinin, tüm bu sebeplerle davanın reddine, alacak iddiasının likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden tazminat talebinin reddine, davacının ortaya konulan kötü niyeti sebebiyle davacı hakkında %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir.
SMMM ....'nün 01.11.2021 Tarihli Raporunda; Proje hazırlama ve teslim bedelinin 3.000.-TL olduğu, davacının başarı bedeli olarak 13.000.-TL alacağının yerinde olduğu, Davacının verdiği hizmete karşılık sözleşme hükümlerine göre davalıya herhangi bir fatura düzenlemediği tespit edilmiş olup KDV sini içeren talebinin yerinde olmadığı, - 24.03.2020 tarihli 85847767-506.02-E.998729 sayılı T.C. Tekirdağ Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden Sayın mahkemenize gelen yazıda davalı ....’ nin kendilerine bildirilen süre zarfında herhangi bir başvuruda bulunmadıkları, hibe sözleşmesi imzalamadıklarının belirtildiği anlaşıldığından; davacının başarı bedeline ilave olarak 12.000,00.-TL cezai şart bedeli alacağının da yerinde olduğu tespit edilmiştir.
SMMM ....'nün 05.04.2022 Tarihli Ek Raporunda; Davacının 27.000,00 TL asıl alacak ve buna işlemiş (%9 yasal faiz) 6.297,00 TL faiz olarak toplamda 33.297,00 TL tutarında davalıdan alacağının yerinde olduğu tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar birlikte incelendiğinde; dava dosyasında bulunan resmi yazışmalar, sözleşmeler ve taraflarca sunulan diğer belgeler incelendiğinde, davacı tarafından davalı ile aralarındaki sözleşmeye uygun surette projenin hazırlandığı, hazırlanan bu projenin ilgili makamlara sunulduğu, projenin başarılı olduğuna dair davalıya resmi kurumca yazı gönderildiği, davacının bu durumda sözleşmede yer alan 13.000,00 TL tutarındaki sözleşme başarı bedelini almaya hak kazandığı, mahkememize █████/2020 tarihinden T.C. Tekirdağ Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünca gönderilen yazıda davalının valilikçe belirtilen sürede kendisine başvurmadığı, süresinde hibe sözleşmesini imzalamadığının belirtildiği, bu durumda davalının sözleşmede yer aldığı şekliyle 12.000,00 TL cezai şart bedelini de ödemek durumunda olduğu, ayrıca kuruluş başarı bedelinin de zamanında ödenmemesi sebebiyle davalının ayrıca 2.000,00 TL cezai şart bedelini de ödemesi gerektiği, davalı hakkında herhangi bir fatura düzenlenmediğinden KDV bedelinden davalının sorumlu olmayacağı, bu alacaklar bakımından davacının davalıya herhangi bir ihtar göndermediği anlaşılmakla davalının takip tarihi itibarıyla yasal faizden sorumlu tutulması gerektiğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
'' gerekçesi ile;
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
1-İzmir 6.İcra Müdürlüğü ██████████ Esas sayılı dosyası ile yürütülen TAKİBİN 27.000 TL ASIL ALACAK VE TAKİP TARİHİNDEN İTİBAREN İŞLEYECEK YASAL FAİZİ İLE BİRLİKTE DEVAMINA,
2-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili hem sözleşmede yer alan teorik olarak belirli vade olan maddeler sebebiyle hem de TTK'da kanun hükmü gereği temerrüt faizine hak kazandığını, her bir alacak kalemi yönünden reeskont avans faizi işletilmesi gerekmekte iken takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi doğru olmadığını, davalı yanın kdv bedelinden sorumlu olduğunu,
İlk Derece Mahkemesi icra inkar tazminatına ilişkin herhangi bir karar vermemekle birlikte icra inkar tazminatının yasal şartları oluştuğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, İlk derece mahkemesi kararının KDV ve takip öncesi faize yönelik red kararı ile takibin yasal faiz ile devam etmesine ve icra inkar talebinin reddine yönelik kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasını ve davanın itirazları doğrultusunda tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Arabuluculuk son tutanağında bulunmayan bir anlaşamama konusuyla ilgili müvekkili şirket aleyhine nihai karar oluşturulması arabuluculuk mevzuatına aykırı olduğunu, başarı bedeli ayrı bir konu, kuruluş başarı bedeli ayrı bir konu olduğunu, bu sebeple de gerekçeli kararda ayrı ayrı değerlendirilmiş ve bu konularda açıklama yapıldığını, arabuluculuk son tutanağında kuruluş başarı bedeli diye bir konunun görüşüldüğüne ve bu konuda bir anlaşma sağlanamadığına yönelik kayıt bulunmadığını, arabuluculuk mevzuatına aykırılık sebebiyle davanın, dava şartı yokluğundan reddi dikkate alınmaksızın oluşturulan nihai kararın hukuka aykırı olduğunu, geçerli bir icra takibinin varlığı, itirazın iptali davalarında dava şartı olduğunu, sözleşmede yetki sözleşmesi varsa da bu sözleşme sadece mahkemeler yönünden olduğunu, İcra Müdürlükleri yönünden olmadığını, davacının adresi İzmir/Karşıyaka olduğunu, Karşıyaka’da icra müdürlüklerinin mevcut olduğunu, Müvekkili şirketin adresinin Tekirdağ olduğunu, dolayısıyla İzmir 6. İcra Müdürlüğünün yetkisiz olduğunu, yetkisiz icra müdürlüğü tarafından yapılan tüm işlemlerin geçersiz olduğunu, dolayısıyla huzurda görülen itirazın iptali davası geçerli bir ödeme emri olmaksızın açıldığını, geçerli bir ödeme emri olmaksızın açılan huzurdaki itirazın iptali davasının, dava şartı yokluğundan reddi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, likit ve muaccel bir alacak olmadığı halde ilamsız icra takibi başlatılması ve ihtarname ile sözleşmesel ilişki sonlandırılmaksızın cezai şart talebinin icra takibine konu edilmesinin hukuka uygun olmadığını, ilk derece mahkemesi de kısmen kabul kararı verdiğini, O halde somut olayda geçerli ve hukuka uygun ilamsız icra takibinin bulunmadığını, hal böyle iken huzurda görülen davanın, dava şartı yokluğundan reddi gerektiği dikkate alınmaksızın oluşturulan nihai karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi her ne kadar dosyanın bilirkişiye intikal ettiğini, bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda karar verildiğini belirtmişse de bilirkişi kök ve ek raporuna yönelik haklı ve hukuka uygun itirazların gözetilmeksizin karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda her ne kadar davacı tarafın 2.000TL ve 12.000TL cezai şart istemlerinin yerinde olduğu belirtilmişse davacı tarafın, dava konusu sözleşmesel ilişkiyi sonlandırdığına ve fesih ettiğine yönelik dosyaya sunduğu bir ihtarname bulunmadığını, danışmanlık sözleşmesinde davacının başarısı, müvekkili şirketin sözleşmeden beklediği yararı elde etmediğini ve bir hibe alamadığını, üstelik başarı bedeli konusu somut ve sözleşmesel çerçevede değerlendirilmediğini, buna rağmen bilirkişi raporunda davacının başarı bedeli isteminin yerinde olduğunun belirtilmesinin hukuka uygun olmadığı gibi, ilk derece mahkemesinin başarı bedeli konusunda büyük oranda davacı lehine karar vermesinin de hukuka aykırı olduğunu, Sözleşme bir bütün olarak incelendiğinde; davacının, müvekkile belli bir neticeyi meydana getirmeyi, bu netice meydana geldiğinde ücrete hak kazanmasının düzenlendiği görüleceğini, somut olayda da davacı taraf edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini gerekli dikkat ve özeni göstererek vekillik görevini yerine getirmediğini, müvekkile ait yerin hibeye uygun olup olmadığı konusunda danışman firma olarak müvekkili aydınlatması gerekirken bu hususu yerine getirmediğini, müvekkili hibe başvurusu yapılan işyerine, Tekirdağ Tarım İl Müdürlüğünden gelindiğinde, söz konusu iş yerinin hibeye uygun olmadığı ifade edildiğini, davacı tarafın, müvekkile karşı danışmanlık hizmeti vermekle müvekkili gereği gibi aydınlatmadığını, üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyerek müvekkili yanlış yönlendirdiğini, bu yönlendirme sonucunda müvekkili hem maddi olarak kayba uğradığı gibi ticari anlamda da vakit kaybettirerek müvekkili zarara uğratıldığını, davacı taraf edimlerini yerine getirmemesine rağmen, müvekkili süreç içinde iyi niyetli olarak ödeme yaptığını, Müvekkili şirketi ticari defter ve kayıtları üzerinde de bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verilmesi eksik inceleme olmakla hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda davacı tarafın fatura düzenlemediğinin belirtildiğini, davacı tarafın fatura düzenlemediğini, ihtarname keşide etmediğini, müvekkili şirketin davacı tarafa muaccel bir borcu olmadığını, davanın reddi gerekirken bu konu dikkate alınmaksızın büyük oranda davacı lehine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, teşvikleri inceleyen Sayıştay emekli denetçisi bilirkişiden rapor alınması olayın spesifik özelliği itibari ile yerinde olacak iken eksik inceleme ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının isticvap edilmemesi, hizmetin ifa edilip edilmediğinin yeterince araştırılmaması davacının talep ettiği hizmet bedelinin kadre maruf olup olmadığının tartışılmaması, yemin delilinin hatırlatılmaması kararın eksik inceleme ile verildiği gerekçesi ile kararın kaldırılma sebepleri arasında olduğunu, Tehir-i icra talebinin ve istinaf itirazının kabulüne,
Usul ve yasaya aykırı sayın ilk derece mahkemesi nihai kararının müvekkili şirket lehine kaldırılmasına,
davanın külliyen reddine,
kötü niyetli davacının dayanak icra takibinin %20’sinden az olmayacak şekilde tazminatla sorumlu tutulmasına,
Fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı taraf; davalıyla aralarında sözleşme yapıldığını davalıya sözleşme gereği danışmanlık hizmeti verdiğini, projesinin başarılı olduğunu, davalının hibeye hak kazanmasına rağmen sözleşmeyi imzalamadığını bu nedenle sözleşme gereği başarı bedeli, başarı bedelinin ödenmemesi nedeniyle cezai şart ve projenin uygulanmasından vazgeçilmesi nedeniyle cezai şart bedellerine ilişkin itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı taraf ise; yetkili icra dairesinin Çorlu icra daireleri olduğunu, davacı tarafın davalıya danışmanlık hizmeti vererek davalının bir takım hibe ve kredilerden yararlanmasını taahhüt etmiş ise de, bu taahhüdünü yerine getirmediğini davacı tarafın 4 yıl sonra hukuki işlemlere girişerek davalıdan haksız çıkar elde etmeye çalışmasının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; Davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, başarı bedeline KDV hariç hükmolunmuş, cezai şart talebi de aynen kabul edilmiş, faiz talebi ve icra inkar tazminatı talebi de reddedilmiştir.
Taraflar arasında danışmanlık sözleşmesi imzalandığı her iki tarafın da kabulünde olup, sözleşmede projenin başarılı olduğunu ilanı halinde 13.000 TL başarı bedeli ödeneceği başarı bedelinin gününde ödenmemesi halinde gecikilen her gün için 50 TL cezai şart ödeneceğinin belirtildiği ayrıca projenin onaylanmasından sonra herhangi bir nedenle ilgili kurum veya ajansla sözleşme yapılmaz veya yapamazsa yani projeyi uygulamaktan vazgeçerse peşin olarak ödenen başarı bedeline ilave olarak 12.000 TL cezai şart bedelini ajansla sözleşme yapılması gereken tarihten itibaren 15 iş günü içerisinde bamere ödemekle yükümlü olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır .
Her ne kadar davalı taraf; takibin yetkili icra müdürlüğünde yapılmadığını ileri sürmüş ise de; Taraflar arasındaki sözleşmede yetki şartı olduğu, anlaşmazlıklarda İzmir mahkemelerinin yetkili olduğunun belirtildiği, bu yetkinin icra dairelerini de kapsayacağı anlaşılmakla, taraflarda tacir olduğundan yetki sözleşmesi geçerli olup davalının bu yöne ilişkin istinafı yerinde bulunmamıştır .
Mahkemece davacı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi 01.11.2021 Tarihli Raporunda; Proje hazırlama ve teslim bedelinin 3.000.-TL olduğu, davacının başarı bedeli olarak 13.000.-TL alacağının yerinde olduğu, Davacının verdiği hizmete karşılık sözleşme hükümlerine göre davalıya herhangi bir fatura düzenlemediği tespit edilmiş olup KDV sini içeren talebinin yerinde olmadığı, - 24.03.2020 tarihli 85847767-506.02-E.998729 sayılı T.C. Tekirdağ Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden Sayın mahkemenize gelen yazıda davalı ....’ nin kendilerine bildirilen süre zarfında herhangi bir başvuruda bulunmadıkları, hibe sözleşmesi imzalamadıklarının belirtildiği anlaşıldığından; davacının başarı bedeline ilave olarak 12.000,00.-TL cezai şart bedeli alacağının da yerinde olduğunu belirtmiştir.
Bilirkişi 05.04.2022 Tarihli Ek Raporunda; Davacının 27.000,00 TL asıl alacak ve buna işlemiş (%9 yasal faiz) 6.297,00 TL faiz olarak toplamda 33.297,00 TL tutarında davalıdan alacağının yerinde olduğunu belirtmiştir.
Tekirdağ il tarım ve Orman müdürlüğü'nün 24.03.2020 tarihli yazısında davalı şirketin hibe projesinin onaylandığını kendilerine yapılan tebligatı takip eden 45 gün içerisinde müdürlükleriyle hibe sözleşmesi imzalanması gerektiğinin bildirildiği ancak bu süre zarfında herhangi bir başvuruda bulunulmadığı ve hibe sözleşmesinin imzalanmadığı bildirilmiştir .
Tüm dosya kapsamına göre davacının sözleşme gereği edimlerini yerine getirdiği, dolayısıyla davacının sözleşme gereği başarı primi ve cezai şarta hak kazandığı kanaatine varılmıştır. İlk derece mahkemesi kararında bu yönden bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak davacı tarafça davalıya hizmet verildiği ve verilen hizmetinde KDV ye tabi hizmetlerden olduğu, sözleşme de de belirlenen bedelin KDV hariç olarak belirlendiği, dolayısıyla davacının, fatura düzenlenmese dahi KDV dahil başarı bedelini talep edebileceği, mahkemece başarı bedeline KDV eklenmeden karar verilmesinin yerinde olmadığı, ayrıca başarı bedeli yönünden bu alacak kalemi sözleşmede açıkça belirtilmiş olup, taraflarca belirlenebilecek durumda ve likit olduğundan başarı bedeli üzerinden icra inkar tazminatına hükmolunması gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Cezai şart yönünden; cezai şart miktarı takdire dayalı olarak değişebileceğinden, likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmemesi yerinde olup, davacının bu yöne ilişkin istinafı yerinde bulunmamıştır.
Sonuç olarak davacının; 13.000 TL başarı bedeli +%18 KDV =15.340 TL, sözleşmenin 3. Sayfa 6. Maddesi gereği 12.000 TL cezai şart, sözleşmenin 3. Sayfa 3. Maddesi gereği 2.000 TL cezai şart olmak üzere 29.340 TL asıl alacak talep edebileceği, 15.340 TL üzerinden de %20 oranında icra inkar tazminatı talep edebileceği, takipten önce davacının davalıyı temerrüde düşürmemesi nedeniyle faiz talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır.
HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davalı vekilinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği reddine, davacı vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf istemlerinin ESASTAN REDDİNE,
1-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.844,37 TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 461,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.383,27 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
2-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
1-Davacı vekilinin yatırmış olduğu 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine,
2-Davacı vekilinin yatırdığı 220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama gideri 93,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
C-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;
KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
Davalı borçlunun İzmir 6.İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin; 29.340,00 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DEVAMINA,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
15.340,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında (3.068,00 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 2.004,21 TL harçtan, başlangıçta alınan 481,45 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 1.522,76 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 481,45 TL peşin harç ve 54,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı vekili için kabul edilen bedel üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1-2 maddesi uyarınca hesap olunan 29.340,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı vekili için reddedilen bedel üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 10.523,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 619,50 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre hesap edilen 455,96 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
9-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!