Sigorta şirketinin, trafik kazasında olay yerini terk nedeniyle sigortalısına ödediği 155.000 TL tazminatın rücuen tahsili talepli itirazın iptali davası.
Özet: Bir sigorta şirketi, trafik kazasında sigortalısının sürücüsünün tam kusurlu olduğu ve kaza yerini terk ettiği gerekçesiyle mağdurlara ödediği 155.000 TL tazminatı rücuen tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ederken; davalı sigortalı, sürücüsünün kusurlu olmadığını, kaza tespit tutanağının tek taraflı düzenlendiğini ve sürücünün kazayı fark etmemiş olabileceği için kaza yerini kasıtlı olarak terk etmediğini savunmaktadır.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ███████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davanın, Trafik (ZMMS) Sigortası'ndan dolayı sigorta şirketinin sigortalısına yönelttiği rücuen tazminat istemine ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki ilişki her iki tarafın da tacir olması ve taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle, aynı zamanda Sigorta Hukuku TTK'da düzenlendiğinden ve TTK'da düzenlenen hususlar ticari iş niteliğinde olduğundan işbu davada Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkemenin, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, işbu dava konusu kazada, davalının yerleşim yerinin Esenler/İstanbul olup Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin işbu davanın görülmesinde yetkili olduğunu, dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapılmış ve 22.07.2025 tarihinde Anlaşamama Son Tutanağı olarak düzenlenmiş olduğunu, ... Kimya Sanayi Ticaret Anonim Şirketi ile müvekkili şirket arasında zorunlu mali sorumluluk avantaj trafik sigortası akdedilmiş olduğunu, müvekkili ile sigortalı ... Kimya Sanayi Ticaretanonim Şirketi arasında ... poliçe numaralı, Zorunlu Mali Sorumluluk Avantaj Trafik Sigorta Poliçesi akdedilmiş olduğunu, anılan poliçe ile ...plaka numaralı kamyonun █████/2025 - █████/2026 tarihleri arasında sigortalanmış olduğunu, sigortalı aracın, olay yerini terk eden ve kazanın meydana gelmesine sebebiyet veren sürücü idaresinde iken trafik kazasına karışmış olduğunu, 04.04.2025 tarihinde, maliki ... Kimya Sanayi Ticaret Anonim Şirketi olan ve sürücüsü olay yerini terk eden ... plakalı aracın %100 kusuru ile sebebiyet verilen kaza neticesinde hasar meydana gelmiş olduğunu, bu kazanın oluşumunda davalı yanın işleteni olduğu araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/1-L maddesini ihlal ederek asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkili şirketin, davalı sigortalıya rücu hakkı bulunduğunu, 04.04.2025 tarihinde, maliki ... Kimya Sanayi Ticaret Anonim Şirketi olan ve sürücüsü olay yerini terk eden ... plakalı aracın %100 kusuru ile sebebiyet verilen kaza neticesinde, ... Sigorta A.Ş. tarafından ... numaralı hasar dosyası ile kazada zarar görenlere 155.000,00 TL tazminat ödenmiş olduğunu, müvekkili şirketin davalı sigortalısına rücu hakkı olduğunu, kazadan sonra geçerli bir neden olmaksızın olay yerinin terk edilmesi halinde Trafik Sigortacısının sigortalısına rücu hakkı bulunduğunu, davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibinin hukuka uygun olduğunu, müvekkili şirketin, rücu bedelini icra takibine konu yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, davalıların borcunu ödememek için haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğinin ortada olduğunu beyanla; davanın kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına vaki itirazın 155.000,00-TL alacak açısından iptali ile takibin 05.05.2025 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, dava dilekçesinin ve eklerinin davalı asillere tebliğine, davalıların en az %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddia ettiği gibi davalı müvekkili şirketin şoförünün kazanın oluşumunda kusurlu olmadığını, kaza tespit tutanağının tek taraflı beyanlarla tanzim edilmiş olduğunu, bu nedenle kaza tespit tutanağındaki kusur tespit ve tayinini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, zira kaza tutanağındaki kaza yeri krokisinde yol ortasındaki şeridin müvekkili şirkete ait araç tarafından ihlal edildiğine dair bir çizim bulunmadığını, çizimde iki aracın şerit çizgisinde sıfır noktasında gösterilmekte olduğunu, yani müvekkilinin şeridi ihlal etmesi söz konusu olmadığını, kaza tutanağında varlığı belirtilen mobese kamera kayıtları üzerinde tüm açılardan detaylı bir inceleme yapıldığında karşı aracın müvekkilinin şeridini ihlal etmiş olabileceğinin de yargıma sürecinde ortaya çıkacak olduğunu, kaza tutanağında, diğer sürücünün beyanı esas alınarak müvekkili şirketin araç sürücüsünün olay yerinden kaçtığı gibi bir ibare bulunmakta ise de bu iddianın gerçek olmadığını, müvekkili şirketin şoförünün olay yeri terki söz konusu olmadığını, zira kazanın oluş şekli itibarı ile iki aracın temasının hissedilemeyecek bir şekilde kaza olduğunun görülmekte, yani kazanın olduğunun sonradan öğrenilen bir durum olduğunun anlaşılmakta olduğunu, terk eyleminin kasıtlı bir eylem olduğunu, bilerek isteyerek yapıldığını, oysa müvekkili şirketin şoförünün kazanın olduğundan bile haberdar olmadığını, müvekkili şirketin ve araç sürücüsünün, davacı tarafından açılan icra takibinin müvekkiline tebliği ile kazadan haberdar olduklarını, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca sigortalının olay yerini terk ettiğini davacı / sigorta şirketinin ispatlamak zorunda olduğunu, müvekkiline ait aracın, kaza tespit tutanağından da görüleceği üzere KAMYON cinsi araç olduğunu, diğer aracın ise otomobil olduğunu, hatta modeli itibariyle küçük boyutta bir otomobil olduğunu, kaza tutanağında yazılan kaza özetinden ve krokisinden görüleceği üzere, otomobilin yan kısmı ile kamyonun kasasının birbirine yan yana sürtmesi neticesinde kazanın meydana geldiğinin görülmekte olduğunu, müvekkiline ait aracın kamyon olması, yani ebat olarak çok büyük bir araç olması ve sürtünmenin kasa bölümü ile olması dolayısıyla, sürtünme niteliğindeki temasları fark etmemesinin olağan olduğunu, zira araçların birbirine şiddetli bir çarpması söz konusu olmadığını, müvekkilinin aracının olay kaza esnasında her hangi bir denge kaybı, sarsıntı göstermemesi nedeniyle kazanın anlaşılmamasının olağan olduğunu, kaza noktasının aracın gerisinde olması nedeniyle de o an için görülmediği bir durum söz konusu olduğunu, kamera görüntüleri bilirkişilerce incelendiğinde bu durumun açıkça görülecek olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin aracının sürücüsünün kaza anında olay yerinde durarak olaya müdahil olması yada olmamasının oluşan kazanın ne oluş şekline ne de sonuçlarının ağırlaşmasına hiç bir etkisi de olmadığını, trafik kazalarında olay yerinin terk edilmesinin soyut olarak rücu sebebi olmadığını, olay yerinin terki sebebi ile zararın artmasına neden olunur ise ancak o halde sorumluluk söz konusu olabileceğini, dava konusu kazada böyle bir durum da bulunmadığını, bu nedenle davacının rücu talebinin dayanağı bulunmadığını, ayrıca davacı tarafın talep ettiği hasar tazminatının fahiş miktarda olduğunu, hafif bir sürtünme nedeniyle bu miktarda bir hasar oluşmasının mümkün olmadığını, zira kaza tutanağı ekindeki fotoğraflardan da görüleceği hasarın boyutunun büyük olmadığının görülecek olduğunu, hasar dosyasının celbi ile hasarlar ve kaza arasındaki bağlantının tespitinin gerektiğini, bilirkişi incelemesi neticesinde itirazlarının haklı olduğunun ve rücu talep edilen hasar miktarının fahiş olduğunun ortaya çıkacak olduğunu, sonuç olarak; davalı müvekkili şirketin dava konusu trafik kazasının oluşumunda hiçbir kusuru bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirketin aracının sürücüsünün olay yerini terk etmesinin de söz konusu olmadığını, zira sürücünün, kazanın farkında olmadığını, çünkü kazanın küçük çapta bir sürtünme şeklinde olduğunu, ayrıca davacı tarafın rücu talep ettiği hasar tazminatı miktarının da fahiş olduğunu, sigorta şirketlerinin kanunen basiretli tacir statüsünde olduklarını, basiretli tacirliğe aykırı şekilde ... plakalı araç için fahiş miktarda hasar tazminat ödemesinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacının haksız davasının reddini talep ediyor olduklarını beyanla; haksız davanın reddine, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, rücu talebine bağlı itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalının davacı şirketin sigortalısı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık; meydana gelen kazada kusur durumları, davalı adına kayıtlı araç sürücüsünün olay yerini terk edip etmediği, olayın meydana gelmesinde kusur durumları, dava dışı zarar gördüğü belirtilen araç malikine yapılan hasar bedeli ödemesinin kazanın oluş şekli ile uyumlu olup olmadığı, ödemenin miktarı itibari ile dönem piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığı, davacı açısında rücu şartlarının oluşup oluşmadığı, rücu talebinin yerinde görülmesi halinde miktarı hususlarındadır.
Mahkememizin █████/2026 tarihli celsesinde davalı tanığı ...'ın hazır olduğu, tanığın beyanında; "ben davalı firmada yaklaşık 6 yıldır şoför olarak çalışıyorum, kaza tarihinde ... plakalı büyük kamyonu ben kullanmakta idim, aracım büyük kamyon niteliğinde olduğu için kör noktası bulunmaktadır, kazada kör noktanın bulunduğu yerden gerçekleşmiştir, aynı zamanda araç büyük olduğu için çalıştığı esnada ve vites geçişlerinde çok ses çıkarmaktadır, bu nedenle çarpmayı hissetmedim, korna vs. çalınmadığı sürece biz kör noktadan olan kazaları fark etmeyiz, dava konusu belirtilen kazada da korna çalınmadı, belirtilen kaza sürtünme şeklinde olduğundan ve korna vs. çalınmadığından kazayı hissetmedim" şeklinde beyanda bulunduğu, davalı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "dava konusu kazanın meydana geldiğini tarafımıza emniyet tarafından düzenlenen ceza kağıdı geldiğinde fark ettik, ceza kağıdının gelmesi üzerine emniyete gidip görüntüleri inceleyince kazanın tam olarak kör noktada gerçekleşmiş olduğunu tespit ettik" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.
Davacının talebi, davalı şirket adına kayıtlı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesine bağlı olarak dava konusu trafik kazası nedeniyle dava dışı 3. Kişiye ZMMS poliçesi uyarınca ödenen tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir.
Sigortacının rücu hakkı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Sigorta ettirene ödeme yapan sigorta şirketi halefi olarak zarar görenlerden ödediği tazminatı rücuen tahsilini talep edebilir. Rücu edilebilecek tazminat tutarı sigortalıya ödenen miktar olmayıp ancak zarar görenin gerçek zararı kadardır. Yine rücu edilebilecek tazminat miktarı tayin edilirken zarara sebep olanın kusuru da nazara alınmalıdır.
Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği Genel Şartlar’ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Bu maddede sayılan durumlardan herhangi biri mevcut değilse, sigorta şirketi rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara kendi katlanmak durumundadır.
Karayolları Motorlu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı B-4.f maddesine göre; bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde ödemede bulunan sigortacı sigortalıya rücu edebilir.
TTK.nun 1409/1 maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1409/2 maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Somut olayın değerlendirmesinde davacının kazaya sebebiyet verdiği iddia olunan aracın ZMMS sigortası olduğu, davalının maliki olduğu aracın büyük kamyon niteliğinde olduğu, davalı tarafın savunması uyarınca kazanın aracın kör noktasından gerçekleşmiş olduğu, davalı tanığı aracı kullanan şahsın aracın büyük kamyon niteliğinde olması nedeni ile kör noktası bulunduğu, kazanın kör noktanın bulunduğu yerden gerçekleştiği, araç büyük olduğu için çalıştığı esnada ve vites geçişlerinde çok ses çıkardığı, bu nedenle çarpmayı hissetmediği, korna vs. çalınmadığı sürece kör noktadan olan kazaları fark etmeyecekleri, dava konusu belirtilen kazada da korna çalınmadığı, belirtilen kaza sürtünme şeklinde olduğundan ve korna vs. çalınmadığından kazayı hissetmediği, dava konusu kazanın meydana geldiğini taraflarına emniyet tarafından düzenlenen ceza kağıdı geldiğinde fark ettikleri, ceza kağıdının gelmesi üzerine emniyete gidip görüntüleri inceleyince kazanın tam olarak kör noktada gerçekleşmiş olduğunu tespit ettikleri şeklinde beyanda bulunduğu, kazalı araca ait görüntülerin davalı tanığının beyanları ile uyumlu olduğu, ilgili madde metninde bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere olay yerini terk etme halinin rücu şartı olarak belirtildiği, işbu dava konusu olayda davalı adına kayıtlı araç sürücüsünün olay yerini terk kastının bulunmadığı, davacı sigorta şirketi açısından rücu şartının gerçekleşmediği kanaati ile açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
1-Alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alınan 1.863,36 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 1.131,36 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026
Katip...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!