İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, taşıma sözleşmesinden kaynaklı, süet deri sevkiyatı navlun bedeli ödenmemesi üzerine açılan itirazın iptali davası.
Özet: Bu dava, bir nakliye firması olan davacının, davalı şirkete Avusturyaya ihraç edilen süet deri emtialarının taşınması karşılığında kestiği 1.550 Euroluk navlun faturasının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmış olup, davacı hizmeti eksiksiz yerine getirdiğini savunurken, davalı taşımacılık hizmetinin ayıplı ve hasarlı teslimata yol açtığını, bu nedenle bedel ödeme yükümlülüğü bulunmadığını ve çeşitli usuli itirazlarda bulunduğunu ileri sürmektedir.

T.C.

İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Ltd. Şti.’nin hava, kara ve denizyolu taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, davalı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile arasındaki uyuşmazlığın kara taşımasından kaynaklandığını, davalının Avusturya’da yerleşik ... firmasına gönderilen süet deri emtiaların taşınması için davacı ile taşıma sözleşmesi kurduğunu ve bu kapsamda taşımanın
gerçekleştirildiğini, davacı tarafından ifa edilen taşıma hizmetine karşılık ... numaralı navlun faturası düzenlendiğini, davacının edimlerini basiretli tacir gibi eksiksiz yerine
getirdiğini ancak davalının taşıma bedelini ödemediğini, düzenlenen faturanın davalıya tebliğ edildiğini ve ticari defter kayıtlarına göre davalının davacıya 1.550,00 EUR borçlu olduğunun
görüldüğünü, davalının vade tarihinde temerrüde düşürüldüğünü, bu alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak
davalının borcu olmadığı iddiasıyla takibe itiraz ettiğini, itiraz üzerine 09.10.2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ve 14.11.2025 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, bu nedenle
süresi içinde işbu davanın açıldığını, takip konusu alacağın fatura kaynaklı, likit ve belirlenebilir nitelikte olduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali gerektiğini, para borcunun ifa
yerinin alacaklının yerleşim yeri olduğunu düzenleyen TBK 89 ve HMK 10 hükümleri uyarınca icra takibinin ve davanın İstanbul’da açılmasının yerinde olduğunu talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
davalı tarafın, dava dilekçesinin 13.12.2025 tarihinde tebellüğ edildiğini ve süresi içerisinde cevap, beyan ve itirazlarını sunduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinde dayanılan
delillerin tarafına tebliğ edilmediğini, bu nedenle savunma hakkının kısıtlandığını ve HMK 121 uyarınca delillerin tebliğ edilmesi gerektiğini, bu delillere karşı beyanda bulunma hakkını saklı
tuttuğunu, ispat yükünün TMK 6 ve HMK 190 gereği davacıda olduğunu ileri sürdüğünü, ayrıca İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yetkisiz olduğunu, davalının yerleşim yerinin
Tuzla/İstanbul olması nedeniyle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu ve bu sebeple davanın yetkisizlik nedeniyle reddi gerektiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki
yararının bulunmadığını ve bu hususun dava şartı yokluğu teşkil ettiğini, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak ise taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğunu
ancak davacının taşıma hizmetini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmediğini, taşınan malların ayıplı ve kusurlu şekilde teslim edildiğini, taşıma sırasında gerekli özenin gösterilmediğini ve
özellikle spanzetin yanlış bağlanması nedeniyle paletlerde hasar meydana geldiğini, bu durumun fotoğraflarla sabit olduğunu, ayıplı teslim nedeniyle davalının ek masraflara katlandığını ve alıcı
ile ticari ilişkisinin zarar gördüğünü, taşıyıcının özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini, ayıp bildirimlerinin davacı tarafından dikkate alınmadığını, ayıplı hizmet karşılığında bedel ödeme
yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının temerrüt için gerekli ihtarnameyi göndermediğini ve bu nedenle temerrüt oluşmadığını, icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu sebeple
davanın reddi ile birlikte davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.
DELİLLER
Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı icra dosyası, İhtarname, Fatura, E-posta, Hizmet sözleşmesi ve bilirkişi raporu alınmıştır.
.... İcra Dairesi'nin 2025/... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 1.550,00 euro faturadan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce atanan SMMM bilirkişisi ...'ın hazırlamış olduğu █████/2026 tarihli raporda "davalı tarafından Avusturya’da yerleşik ... firmasına
ihraç edilen süet deri emtiaların taşınması kapsamında davacı tarafından verilen taşıma
hizmetine istinaden düzenlenen 06.07.2025 tarihli, ... numaralı,
“Sevkiyat Hizmet Bedeli” açıklamalı, 1.550,00 Euro (72.419,41 TL) tutarlı navlun
faturasına konu hizmetin sunulmasına rağmen, fatura ve cari hesaptan kaynaklanan söz
konusu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan
itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul
Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2025 yılı
itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter
Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2025 yılı envanter defteri açılış
onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2025 yılında E-Defter kullanıcısı
olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi
Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2025 yılına ait beratların
zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı
Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı,
davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve
takibe konu edilen 06.07.2025 tarihli, ... numaralı, “Sevkiyat
Hizmet Bedeli” açıklamalı, 1.550,00 Euro (72.419,41 TL) tutarlı faturanın davacının
yasal ticari defterlerinde 120 Alıcılar hesabı altında kaydedildiği; takibe konu faturadan
kaynaklı olarak davacının takip tarihi (15.09.2025) itibarıyla davalıdan 1.550,00 Euro
(72.419,41 TL) tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul
Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2025 yılı
itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter
Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davalının 2025 yılı envanter defteri açılış
onayının ibraz edilmediği, ayrıca davalı 2025 yılında E-Defter kullanıcısı olarak
tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı
sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2025 yılına ait beratların zamanında ve
eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı,
davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve
takibe konu edilen 06.07.2025 tarihli, ... numaralı, “Sevkiyat
Hizmet Bedeli” açıklamalı, 1.550,00 Euro (72.419,41 TL) tutarlı faturanın davalının
yasal ticari defterlerinde 320 Satıcılar hesabı altında kaydedildiği; takibe konu
faturadan kaynaklı olarak davalının takip tarihi (15.09.2025) itibariyle davacıya
72.419,41 TL tutarında cari hesap bakiye borçlu olduğu,
dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş
olan faturanın davacı ve davalı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu
tespit edilmiş, söz konusu faturanın içeriği incelendiğinde "Sevkiyat Hizmet Bedeli” ne
ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2.
fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara,
faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde,
fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100
sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında
usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil
oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz
konusu faturaya, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın
yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturanın içeriği ve bedelinin davalı tarafından
zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura e-fatura sistemi
üzerinden davalıya gönderilmiş ve davalı tarafından faturanın kabul edildiği
görülmekle fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriğinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının ve davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 06.07.2025 tarihli, ... numaralı, “Sevkiyat Hizmet Bedeli” açıklamalı, 1.550,00 Euro (72.419,41 TL) tutarlı faturanın hem davacının hem davalının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, takibe konu faturadan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (15.09.2025) itibarıyla davalıdan 1.550,00 Euro (72.419,41 TL) asıl ve 6,45 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.556,45 Euro (1,00 Euro 48,3263 TL Karşılığı 75.217,47 TL) alacaklı olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz araflar tacir olduğundan görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır.
İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).
Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki (taşıma sözleşmesi)nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi kapsamında temin ettiği hizmetlerden doğan 06.07.2025 tarihli, ... numaralı,
“Sevkiyat Hizmet Bedeli” açıklamalı, 1.550,00 Euro (72.419,41 TL) tutarlı navlun
Faturasından kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; tarafların incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davacı ve davalı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda takip konusu alacağı oluşturan faturaların e-faturayı olarak düzenlendiği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, alacağa konu faturaların davacı ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından TTK 21/2 maddesi kapsamında faturaya itiraz edildiğine dair bir delil bulunmadığı görülmekle davalı borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla davalının, davacıya 1.550,00 euro asıl alacak ve 6,45euro işlemiş faiz yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; Davacı tarafın davalı hakkında .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı icra dosyasında yapılan takibe, borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 1.550,00 euro asıl alacak ve 6,45euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.556,45 euro üzerinden takip tarihinden itibaren euro döviz cinsine kamu bankalarınca uygulanan en yüksek yıllık mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden ödenmek üzere kaldığı yerden devamına,
2-Asıl alacağın (1.550,00euro x48,3263 euro= 74.905,76TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 5.205,22TL nispi karar harcından peşin yatırılan 925,22TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 4.280,00-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan toplam 11.748,12-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ... Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!