Yargıtay bozması sonrası tüketici mahkemesinin, prim ödenmemesi nedeniyle iptal edilen hayat sigortası poliçelerinin geçerli olduğuna hükmederek mirasçıların ödediği kredi taksitlerinin iadesine karar verdiği alacak davası temyizi.
Özet: Bir alacak davası kapsamında, davacı mirasçıların banka kredisini teminat altına alan ve davalı sigorta şirketi tarafından prim ödenmediği gerekçesiyle iptal edilen hayat sigorta poliçelerinin geçerli olduğunun tespiti ve ödenen bedellerin iadesi talebiyle açılan davada, Yargıtayın sigortacının murise usulüne uygun ihtar etmediği ve poliçe iptalinin geçersiz olduğu yönündeki bozma kararı sonrası yerel mahkeme, bozmaya uyarak poliçelerin geçerli ve yürürlükte olduğuna hükmederek mirasçılara belirli ödemelerin yapılmasını kararlaştırmış olup, bu karar hem alacak miktarının eksik hesaplandığını iddia eden davacılar hem de sigorta ilişkisinde bankanın husumet ehliyeti olmadığını ve iptalin geçerli olduğunu savunan davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : ████████ Esas-███████ Karar Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... AŞ vekili ve davalı ... Sağlık ve Hayat Sigorta ve ... AŞ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisinin davalı bankadan kredi kullandığını, kredi borçlarının teminat altına alınması amacıyla diğer davalı sigorta şirketi ile muris arasında hayat sigorta poliçelerinin düzenlendiğini, murisin poliçe teminat süresi içinde öldüğünü, bir kısım kredi taksitlerinin davacılar tarafından ödendiğini, davalıya yapılan başvuru neticesinde davalı sigorta şirketince poliçelerin iptal edildiğinin bildirildiğini, poliçelerin geçerli ve yürürlükte olduğunu açıklayıp davalı sigorta şirketi nezdinde düzenlenen sigorta poliçelerinin geçerli olduğunun tespiti ile davacıların kredi borcu nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine ve ödenen kredi taksitlerinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalılar vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.III. BOZMADAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİMahkemece "sigorta sözleşmesi ile sigorta primlerinin sigortalının banka hesabından tahsili kararlaştırıldığı halde hesapta yeterli nakit bulundurulmadığından prim tahsilatının yapılamadığı, davacılar murisi sigortalının cep telefonuna yollanan mesaj ile durumun bildirildiği, davalı tarafın poliçeleri iptalinin haklı gerekçeye dayandığı ve davacı taleplerinin yerinde olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin kararı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 30.09.2019 gün, ██████████ Esas-█████████ Karar sayılı ilamıyla "mahkemece; davalı sigortacının, prim taksitlerinin ödenmesi konusunda mevzuatın yüklediği şartlara uygun biçimde sigortalı murise ihtarda bulunmadığı; Medeni Kanun'un 2. maddesindeki objektif iyiniyet kuralları gereği, hakkın kullanımında iyiniyetle hareket edilmesi zorunluluğu çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesiyle, davalı sigortacının acentesi olan davalı bankaya sigorta ettiren sıfatı nedeniyle yapacağı bildirimin yeterli görülemeyeceği; davalı sigortacının prim ödenmemesi nedenine dayanan poliçe iptalinin geçerli bir iptal olmadığı dikkate alınarak davalıların sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiği" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda müteveffa .... tarafından imzalanan 2873995 sertifika numaralı 11.01.2011-11.01.2021 tarihleri arasını kapsayan sigorta poliçesi, 3157526 sertifika numaralı 21.03.2011-21.03.2021 tarihleri arasını kapsayan sigorta poliçesi ve 4439104 sertifika numaralı 24.02.2012-24.02.2021 tarihleri arasını kapsayan sigorta poliçelerinin geçerli ve yürürlükte olduklarının tespiti ile davacı mirasçılar tarafından poliçe kapsamında ödenen 42-108. taksitleri arası ödeme tutarı olan 38.782,95 TL ana para ile söz konusu taksitlere yansıtılan 373,71 TL işlemiş faiz ile birlikte, sigorta şirketi tarafından mirasçılara ödenmesi gerekli 7.522,89 TL teminat tutarı ve konut kredisinin takip sürecinde ödenen 14.999,36 TL taksit tutarlarının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte (faize faiz yürütülmemek kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı mirasçılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; alacak miktarının eksik ve hatalı hesaplandığını, alacak talebinin kısmen kabul edilerek reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde; davanın husumetten reddi gerektiğini, davalı bankanın sigorta ilişkisinde taraf olmayıp, sadece sigorta poliçesi kapsamında daini mürtehini olduğunu, sadece acentelik görevinin yerine getirildiği sigorta sözleşmesi dolayısıyla davacının talebinin davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, dava konusu hayat sigorta poliçesinin tahsilatsızlık nedeniyle sigorta şirketi tarafından iptal edildiğinden müteveffanın vefat tarihinde geçerli bir hayat sigorta poliçesi bulunmadığını, müteveffanın hayat sigortası yaptırırken sağlık durumu hakkında gerçeğe uygun beyanda bulunmadığını, mütevefaya ait kredi borcundan davacı mirasçıların sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sağlık ve Hayat Sigorta ve ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde; geçerli bir sigorta sözleşmesinin bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, hayat sigorta poliçesine dayanan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davaya konu sigorta poliçelerinin geçerli ve yürürlükte olmasına göre davalı ... AŞ vekilinin ve davalı ... Sağlık ve Hayat Sigorta ve ... AŞ vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Davacılar vekili, davacıların murisi tarafından kullanılan krediye bağlı olarak davalı sigorta şirketi nezdinde hayat sigortası poliçesinin düzenlendiğini, murisin vefatı üzerine sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde sigorta şirketince muris ile davalı arasında düzenlenen sigorta poliçelerinin prim taksitlerinin ödenmediği gerekçesiyle iptal edildiği yönünde cevap verildiğini, murisin ölümünden sonra kredi taksitlerinin davacı mirasçılar tarafından ödenmeye devam edildiğini, poliçelerin geçerli ve yürürlükte bulunduğunu, bu nedenle kredi borcundan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu belirterek açtığı davada sigorta poliçelerinin geçerli olduğunun tespiti ile davacı mirasçıların kredi borcu nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine ve ödenen kredi taksitlerinin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yukarıda anılan bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma neticesinde davaya konu sigorta poliçelerinin geçerli ve yürürlükte olduğunun tespiti ile davacılar tarafından ödenen kredi taksitlerinin ve bakiye teminat limitinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.Varılan sonuç usul ve yasaya aykırıdır.Uyuşmalık; muris tarafından kullanılan kredi borcunun murisin vefatından sonra mirasçılar tarafından ödenmesi nedeniyle ödenen bu bedelin davalı banka ve sigorta şirketinden tahsili ve kalan kredi borcu nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir Türk miras hukuku sisteminde, murisin malvarlığına dahil bulunan borçlar, ölüm ile birlikte terekeye intikal eder ve mirası kabul eden mirasçılar bu borçlardan şahsen sorumlu hale gelirler. Bu sorumluluk, borcun hukuki varlığını ortadan kaldırmadığı gibi, borcun ifasını da mirasçılar bakımından zorunlu kılar.Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle dava konusu ödemenin hukuki niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir.Bilindiği üzere murisin sağlığında akdettiği kredi sözleşmesinden doğan borç murisin ölümü ile sona ermemekte, Türk miras hukuku ilkeleri gereğince terekeye dahil olarak mirasçılara intikal etmektedir. Bu kapsamda mirasçılar, mirası kabul etmeleri halinde murisin borçlarından şahsen sorumlu hale gelirler.Somut olayda muris tarafından kullanılan kredi borcunun geçerli bir borç olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Murisin ölümü ile borcun sona ermeyip mirasçılara intikal edeceği de miras hukukunda düzenlenmiştir. Bu çerçevede, mirasçılar tarafından muristen intikal eden bir borcun ödenmesi, hukuki niteliği itibarıyla üçüncü kişi borcunun ifası değil, bizzat kendi borçlarının yerine getirilmesi anlamını taşır. Bu nedenle yapılan ödeme, geçerli bir borcun ifası olup, alacaklı yönünden haklı bir sebebe dayanır.Diğer yandan, kredi borcunun teminatı olarak akdedilen hayat sigortası sözleşmesi, taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen bağımsız bir hukuki işlem olup, bu sözleşmeden doğan hakların kimler tarafından ve hangi koşullarda ileri sürülebileceği poliçe hükümleri ile belirlenir. Mirasçıların, yalnızca borcu ifa etmiş olmalarına dayanarak sigorta şirketine karşı doğrudan bir talep hakkı elde ettiklerinin kabulü, sigorta hukukunun temel ilkeleri ile bağdaşmaz. Krediye bağlı olarak düzenlenen hayat sigorta poliçelerinde amaç, sigorta ettirenin ölümü halinde kredi borcunun teminat altına alınması olup bu sözleşmeden doğan hak ve talepler poliçede belirlenen taraflar ve lehtar çerçevesinde ileri sürülebilir. Bu tür sigorta sözleşmelerinde, poliçede lehtar olarak kredi veren bankanın gösterilmesi, sigorta tazminatının öncelikle ve doğrudan doğruya bankanın alacağının karşılanmasına özgülendiğini ifade eder. Bu itibarla, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta bedeli üzerinde öncelikli hak sahibi, poliçede lehtar olarak belirlenen bankadır. Sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğü de, öncelikle bankanın kredi alacağı ile sınırlı olarak doğar. Ne var ki, kredi borcunun tamamen sona ermiş olması, başka bir anlatımla bankanın sigorta tazminatına konu edilebilecek herhangi bir alacağının kalmaması halinde, sigorta bedelinin tamamı veya bakiye kısmı, poliçede açıkça gösterilen diğer hak sahiplerine veya sigorta ettirenin mirasçılarına ait olur. Bu çerçevede; krediye bağlı hayat sigortalarında, sigorta tazminatı üzerinde bankanın öncelikli ve sınırlı bir hakka sahip olduğu, bankanın alacağının bulunmadığı veya alacağın tamamen karşılandığı durumlarda ise poliçede belirtilen diğer lehtarların yahut hak sahiplerinin talepte bulunabileceğinin kabulü gerekir. Eldeki davada davacılar, murisin mirasçıları sıfatıyla muristen intikal eden kredi borcunu ödemişlerdir. Bu ödeme, mevcut ve geçerli bir borcun ifası niteliğinde olup hukuken yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüğün yerine getirilmesinden ibarettir. Bu durumda davacılar tarafından yapılan ödemenin, davalı banka yönünden haksız veya sebepsiz bir kazanım oluşturduğundan sözedilemez. Zira banka, kredi sözleşmesine dayalı olarak var olan alacağını tahsil etmiş olup bu tahsilatın hukuki sebebi geçerliliğini korumaktadır. Murisin kredi borcu için hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş olsun veya olmasın murisin kredi borcundan mirasçıların sorumlu olduğu açıktır. Diğer bir ifadeyle; davacılar tarafından bankaya ödenen kredi taksitleri esasen davacılara intikal eden ve ifası gereken bir borç olup bu nedenle söz konusu ödemelerin davalı bankadan ve davalı sigorta şirketinden iadesini gerektirir hukuki bir sebep bulunmadığı açıktır. Muris tarafından davalı bankadan kullanılan kredi borcunun murisin ölümü ile son bulmadığı gibi bu borcun mirası reddetmeyen mirasçılar tarafından davalı bankaya ödenmesi gerektiği izahtan uzaktır. Davaya konu kredi borcunun teminatı amacıyla diğer davalı sigorta şirketi nezdinde hayat sigorta poliçesinin düzenlenmiş olması murisin ölümü ile kredi borcunun sona erdiği anlamına gelmemektedir. Murisin ölümü ile kredi borcu mirasçılara intikal edecektir.Sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanabilmesi için, bir tarafın malvarlığında haklı bir sebep olmaksızın artış meydana gelmesi gerekir. Oysa somut olayda, davalı banka alacağını sözleşmeye dayalı olarak tahsil etmiş olup, bu tahsilatın hukuki sebebi mevcut olduğundan sebepsiz zenginleşmeden de söz edilemez.Bu itibarla, muristen intikal eden borcun mirasçılar tarafından ödenmesi, bu ödemenin davalı banka veya sigorta şirketinden iadesinin talep edilemeyeceği yönündeki ilkenin benimsenmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davacıların kendi borçlarını ifa etmeleri sonucu yaptıkları ödemelerin ve ödemelere ilişkin ferilerin davalılardan tahsiline karar verilmesi hukuki dayanaktan yoksun olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3. Hukuk Muhakemeleri Kanunun 26. maddesinde " Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.Davacılar vekilince dava dilekçesi ile poliçe teminat bedelinin tahsili talep edilmediği halde mahkemece yazılı olduğu şekilde bakiye poliçe teminat bedelinin tahsiline karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 4. Bozma ilamının neden ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ... AŞ vekilinin ve davalı ... Sağlık ve Hayat Sigorta ve ... AŞ vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davalı ... AŞ vekilinin ve davalı ... Sağlık ve Hayat Sigorta ve ... AŞ vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA,3.Yukarıda (4) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılar ve davalılar ... AŞ, ... Sağlık ve Hayat Sigorta ve ... AŞ'ye iadesine,Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,27.11.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OY GEREKÇESİDavacılar dava dilekçelerinde davalı sigorta şirketi nezdinde düzenlenen sigorta poliçelerinin geçerli olduğunun tespitine ve ödenen kredi taksitlerinin iadesine karar verilmesini hem davalı bankadan hem de davalı sigorta şirketinden talep etmişlerdir. Bozma ilamı ile prim ödenmemesine ilişkin poliçe iptalinin geçerli bir iptal olmadığı buna göre davalıların sorumluluğunun tespiti gerektiği belirtilmiştir. Davacıların davalı bankaya yapmış oldukları ödemelerin iadesine ilişkin taleplerinin poliçe teminat bedelinin tahsilini de kapsadığı çok açıktır. Zira sigorta şirketi yönünden ödenen bedelin iadesi ancak sigorta teminatının ödenmesi ile mümkündür. Hal böyleyken sayın çoğunlukça poliçe teminat bedelinin tahsilinin talep edilmediği talepten fazlasına hükmedilmeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde bozma kararı verilmesine iştirak edilmemiştir.Açıklanan sebeple üç numaralı bozma bendine katılmıyorum.