Boşanılan Eşle Fiilen Birlikte Yaşama İddiasıyla Kesilen Yetim Aylığının İptali ve 5510 Sayılı Kanun 56/2. Madde Kapsamında Birlikteliğin Tespiti Uyuşmazlığı.
Özet: Bu hukuki belge, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı iddiasıyla yetim aylığı kesilen davacının, bu kurum işleminin iptali ve kesilen aylıkların iadesi talebiyle açtığı davayı özetlemektedir. Davacı, boşanmasının muvazaalı olmadığını ve eski eşiyle birlikte yaşamadığını savunarak aylığının devamını talep ederken, davalı kurum işlemlerinin hukuka uygun olduğunu ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi davacıyı haklı bulmuş; Yüksek Mahkeme, 5510 sayılı Kanunun 56/2. maddesindeki "fiilen birlikte yaşama" kavramının, boşanılan eşle evliliğin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikleri ifade ettiğini, ancak ortak çocuklar için zorunlu bir araya gelmelerin bu kapsamda değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak ilişkinin dikkatlice incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. İş MahkemesiSAYISI : 2021/2 E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Ankara 2. Aile Mahkemesi'nin ...- ████████ Karar sayılı ilamı ile boşandığını, kararın 29.04.2005 tarihinde kesinleştiğini, davacının eski eşinin amcasının çocuğu olması nedeniyle soy adının değişmediğini, tarafların anlaşmalı boşanmış olmalarının muvazaalı boşanma olarak kabul edilemeyeceğini, davacının boşanma sonrası oğulları ... ve ... ile birlikte yaşamaya başladığını, 09.11.2003 tarihinde vefat eden babası...’dan dolayı önce annesi ... ...’a dul aylığı bağlandığını, annesinin 27.02.2005 tarihinde vefat ettiğini, bu tarihten çok sonra zaten geçim sıkıntısı da yaşayan davacının Kuruma başvurarak yetim aylığı bağlanması talebinde bulunduğunu, davacıya yetim aylığı bağlandığını, ancak 2020 Haziran ayında, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığından bahisle davacının maaşının kesildiğini, davacının boşanmasının muvazaalı olmadığını, eski eşiyle hiçbir zaman birlikte yaşamadığını ileri sürerek, davacının aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptaline, kesilen yetim aylıklarının ve Kurban Bayramı harçlığının (2019/7,8) kesildiği tarihten itibaren (2020 Haziran – dava) işleyecek yasal faiziyle birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nin tahsiline, yetim aylığının ödenmesinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili dilekçesinde temyiz dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerde hata bulunmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının 5510 sayılı Kanun'un 56/2. fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığını kesen Kurum işleminin iptali ile borç tahakkuku nedeniyle yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.1.Davanın, yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 2. fıkrasında eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkların kesileceği ve bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı düzenlenmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 28.04.2011 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin anılan 2. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan itiraz isteminin reddine karar verilmiştir. 2. 5510 sayılı Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir / aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir / aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun / durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan / olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir / aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan / yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.3. Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma / irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun'da “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek / samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin / aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.4. Gelirin / aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.5. Sonuç olarak 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanununun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi / özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı ... Müdürlüğü /... araştırması yapılmalı, anılan mahalle / köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.6. Somut olayda; davacının annesinin 27.02.2005 tarihindeki vefatından sonra 29.04.2005 tarihinde eşinden anlaşmalı olarak boşandığı, 09.11.2003 tarihinde vefat eden babasından dolayı 1479 sayılı Kanun kapsamında, 20.06.2005 tarihinden itibaren ölüm aylığı aldığı, 27.11.2013 tarihli Kuruma intikal eden isimsiz ve imzasız ihbar dilekçesi ile davacının maaş alabilmek için eşinden boşandığı, eşiyle beraber Ankara/...'ta birlikte yaşadığının ileri sürüldüğü, ihbara istinaden 24.11.2014 tarihli Kurum Araştırma ve İnceleme raporunun düzenlendiği, davacı ve eski eşinin beyanlarının alındığı, bu kişilerin beyanlarında davacının adresi olan "... Mahallesi, ... Sokak No:4/1 .../Ankara" adresinde kalıp, akrabası olmayan yaşlı bir kadına bu adreste baktığının, eski eşinin çocuğu ile birlikte başka bir adreste kaldığını beyan ettiği, eski eşin "... Mahallesi ... Sokak No: 3/4 .../Ankara" ikamet adresinde oğlu ... ile yaşadığını beyan ettiği, tarafların birlikte yaşadığına dair bir tespit yapılamadığının rapor edildiği , devamında 07.10.2019 tarihinde yapılan ikinci ihbara istinaden davacı ve boşandığı eşinin "... Mahallesi, ... Sokak No:4/2 .../Ankara" adresinde birlikte yaşadığının ileri sürüldüğü, bahse konu ihbara istinaden düzenlenen 22.11.2019 tarihli tutanakta, davacının 06.06.2008-06.02.2012 tarihleri arasında ikamet ettiği" ... Mahallesi... Ev. No:29 .../Ankara" adresinde yapılan çevre soruşturmasında; ev sahibi ... ile yapılan görüşmede; 29 numarada Suriyeli bir ailenin oturduğunu, davacı ve eşinin 2008 yıllarında çiftlikte çalıştığını belirterek imza vermekten imtina ettiği, yine sadece denetmenlerin imzasının bulunduğu 22.11.2019 tarihli tutanakta davacının 06.02.2012-16.02.2012 tarihleri arasında ikamet ettiği ""... Mah. ... Sokak No:.../4 .../Ankara" adresinde yapılan çevre soruşturmasında 3 numarada kalıp isim ve imza vermeyen bir kadının 4-5 yıl önce davacının eşi ve oğluyla gelip 4. numarada kaldıklarını, boşandıklarını bilmediğini, binada birlikte yaşadıklarını beyan ettiği anlaşılmakla, Mahkemece anılan tutanaklarda belirtilen tanıklar tespit edilip dinlenmeden yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. 7. Mahkemece, öncelikle Kurumca yapılan çevre soruşturması sonucu düzenlenen tutanaklarda bahsi geçen kişiler tespit edilerek dinlenmeli, davacı ve eski eşinin uyuşmazlık konusu dönemde, adrese dayalı kayıt sisteminde veriler bağlamında ikamet ettikleri adreslerdeki komşular, apartman görevlileri, muhtar ve azalar gibi kişiler dinlenerek tespit edilmeli, birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi Kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.