İşçinin haksız fesih ve işe iade sonrası işe başlatılmaması nedeniyle açtığı kıdem ve ihbar tazminatı alacakları davasında usuli müktesep hak ve hesaplama hatalarının değerlendirilmesi.
Özet: Davacının iş akdinin haksız feshine ilişkin işe iade davasını kazanmasına rağmen işe başlatılmaması üzerine, kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle açtığı davada ilk derece mahkemesi davacı lehine karar vermiştir. İstinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi, bilirkişi raporundaki hesaplama hatalarını ve davacının belirli hesaplama yöntemlerine itiraz etmemesi sonucu davalılar lehine oluşan usuli müktesep hakkı dikkate alarak, fiili çalışma süresi ve kıdem tazminatı hesaplamasını yeniden yapmıştır. Ayrıca kıdem tazminatında faiz başlangıç tarihini düzelterek, ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış ve davayı kısmen kabul etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İnegöl 2. İş Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait işyerinde 10.03.2005 tarihinden itibaren su sayacı takma, arıza giderme ve sayaç okuma gibi işlerde çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, açılan işe iade davası sonucu feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verildiğini, kesinleşen mahkeme kararına istinaden davacının işe başlama başvurusunda bulunduğunu ancak davalının davacıyı işe başlatmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... (...) vekili cevap dilekçesinde; davacının diğer davalı Şirketin çalışanı olduğunu, davacının özlük hakları ile ilgili bilgi ve belgelerin kendilerinde bulunmadığını savunarak haksız davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... Bursa İnsan ... Hizm İmar İnş ve Tic Ltd. Şti. (... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacının ...'ye bağlı olarak çalışmakta iken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında 01.04.2018 tarihi itibarıyla davalı Şirkete geçirildiğini, davacının imzaladığı sulh sözleşmesi ile önceki dönemlere ilişkin hak ve alacaklarından feragat ettiğini, davacının disiplinsiz davranışları nedeni ile iş sözleşmesinin feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamından davacının 22.03.2017 tarihinden itibaren davalı ... Şirketi nezdinde sigorta bildirimlerinin yapıldığı, davalının 01.04.2018 tarihinden önceki hizmet sürelerinin dışlanması gerektiği yönündeki itirazı karşısında önceki çalışma dönemine ilişkin kıdem tazminatının ödendiğine dair herhangi bir belge olmadığı, ayrıca henüz doğmamış haklardan feragat etmenin mümkün olmadığı anlaşıldığından davalının itirazının kabul olunmadığı, hizmet süresinin 10.03.2005-19.11.2019 tarihleri arasında ve (boşta geçen 4 aylık süre dâhil) toplam 14... ay 9 gün olduğu, davalı tarafça dosyaya ibraz edilen 2022 Nisan ayı emsal işçi ücret ödeme bordrosunda kayıtlı ücret ve sosyal hak tahakkukları göz önüne alınarak giydirilmiş ücretin belirlendiği, davacının açtığı işe iade davasında kabul kararının 03.02.2022 tarihinde kesinleştiği, davacının yasal süresi içerisinde davalılara işe başlamak istediğini ihtar ettiği ancak işe başlatılmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle itibar edilen ve hükme esas alınan 20.02.2023 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesine göre davanın kısmi dava olarak kabulü gerektiği, kesinleşen işe iade kararında işe iadenin mali sonuçlarından asıl işveren sıfatıyla davalı ...'nin müteselsil sorumluluğuna karar verildiği, dava konusu kıdem ve ihbar tazminat alacaklarının zamanaşımına uğramadığı, davalı ...'nin asıl işveren sıfatıyla diğer davalının devralan alt işveren sıfatıyla tüm çalışma döneminden sorumlu olduğu, diğer taraftan hükme esas alınan bilirkişi raporunda çeşitli hesaplama hataları tespit edildiği, raporda belirlenen 5.368 günlük çalışma süresi ve günlük giydirilmiş ücretin 212,623 TL olarak kabulü hususunda davacının herhangi bir itirazda bulunmaması ve hükmü istinaf etmemesi nedeniyle, bu hesap yönteminin davalılar lehine usuli müktesep hak oluşturduğu, davalıların kıdem tazminatı hesabında hizmet cetveli dikkate alınarak davacının fiilen çalıştığı gün sayısının esas alınmasını ileri sürdükleri, buna göre davacının net çalışma süresinin 5.368- 49=5.319 gün olarak tespit edildiği, kabul edilen ve davalılar yararına usuli müktesep hak oluşturan günlük 212,623 TL giydirilmiş ücret esas alınarak yapılan hesaplamada, kıdem tazminatının 92.954,11 TL hesaplandığı, ihbar tazminatı yönünden hatalı bir durum bulunmadığı, yine kıdem tazminatında faizin geçersiz sayılan fesih tarihi olan 19.11.2019 tarihinden başlatılmasının da hatalı olduğu gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
a. Müvekkili Şirketin 01.04.2018 öncesi dönemden herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini,
b. Davacının 696 sayılı KHK ile kadroya geçerken imzaladığı sulh sözleşmesi nedeniyle daha önceki işçilik hak ve alacaklarından feragat etmesi nedeniyle hizmet süresi başlangıç tarihinin 10.03.2005 olarak kabul edilemeyeceğini, 01.04.2018 öncesi dönemin hesaplamaya esas alınamayacağını,
c. Müvekkili Şirket ile dava dışı alt işverenler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi, işyeri veya iş sözleşmesi devri bulunmadığından sürelerin birleştirilemeyeceğini, yine davacının diğer işe giriş çıkışları arasında makul süreyi aşan kesintiler olduğunu, bazı iş ilişkilerinin davacının istifası nedeniyle son bulduğunu, bu nedenlerle de çalışma sürelerinin birleştirilemeyeceğini ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini,
b. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, itirazlarının gözetilmediğini,
c. Hizmet süresi ile ücret tespitinin hatalı olduğunu,
d. Davacının 696 sayılı KHK ile kadroya geçerken imzaladığı sulh sözleşmesi nedeniyle daha önceki işçilik hak ve alacaklarından feragat etmesi nedeniyle, 01.04.2018 öncesi dönemin hesaplamaya esas alınamayacağını,
e. İşçilik alacaklarından müvekkili Kurumun hukuki bir sorumluluğu bulunmadığını,
f. Davanın belirsiz alacak veya kısmi dava olarak açılamayacağını ve alacakların zamanaşımına uğradığını,
g. Faiz türü ve başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava türü, zamanaşımı, husumet, hizmet süresi, ücret tespiti, hükmedilen alacaklara davacının hak kazanıp kazanmadığı, alacakların ispatı, hesap dönemi, faiz türü ve faiz başlangıç tarihi hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!