İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satıştan kaynaklanan alacak ve ayıplı mal iadesi iddialarına ilişkin itirazın iptali davasında istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan bir alacak talebiyle açılmış itirazın iptali davasını konu almaktadır; davacı, üretip teslim ettiği mallara karşılık davalının ödemediği faturalardan doğan alacağını tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını ve icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken, davalı ise sipariş edilen malların ayıplı ve eksik olduğunu, bir kısmını iade etmek istemesine rağmen davacının kabul etmediğini, bu nedenle borçlu olmadığını ve davacının kötü niyet tazminatı ödemesi gerektiğini savunmaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça davalıya üretimi yapılıp teslim edilen mallardan dolayı davacının davalıdan icra takibine konu tutar kadar bakiye alacağının bulunduğu, davacının davalıdan 27.04.2007 tarihli faturadan kaynaklı alacağının bulunduğu, davacı şirket tarafından 4.114 kg miktarında "... lastik" açıklamalı mal tutarı için 204.383,52 TL'lik faturanın düzenlendiği, iş bu faturaya karşı davalı tarafça 8 gün içerisinde bir itirazın ileri sürülmediği, ancak davalının bu faturaya konu bir kısım malı alıkoyup bir kısmını da davacı şirkete iade etmek istediği, davacı şirketçe kabul edilmemesi üzerine iade fatura düzenlendiği, iş bu iade faturasının Bornova 3.Noterliği'nin 10543 yevmiye nolu ihtarnamesiyle davalıya iade edildiği, takip ve davaya konu bakiye alacağın davalı tarafça ödenmediğinden iş bu alacağın tahsili için davalı hakkında Menderes İcra Dairesi'nin ████████ Esas sayılı icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz kapsamında takibin durduğundan bahisle davalının haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalının davacı şirketten "... yuvarlak lastik" satın aldığı, Nisan 2020 tarihli ürün siparişindeki ayıplar ve eksikler sebebiyle davalı şirket nezdinde sıkıntı ve zarar meydana geldiği, meydana gelen zararlar ve ürünlerdeki ayıpların davacı şirkete mail vesair şirket yazışmaları ile bildirildiği, gelinen aşamada müşteriler ve davalı şirket nezdinde oluşan güven kaybı sonrası davacı şirketten herhangi bir ürün siparişi olmadığı halde davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen 27 çuval ürünün davacıya iade edilmek istendiği, ancak davacı tarafça ürünlerin teslim alınmadığı, davacı tarafça bu ürünlerle ilgili olarak 27.04.2020 tarihli e-faturaya karşı 29.04.2020 tarihinde iade faturasının düzenlendiği ve bahsi geçen ürünlerin ekspress kargo ile iade edilmek istendiği halde davacı tarafça teslim alınmadığı, davalı tarafça davacıya keşide edilen İzmir 27.Noterliği'nin 06.05.2020 tarihli ihtarnamesiyle malların teslim alınmamasından dolayı davalı şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı hususunun bildirildiği, yine davalı tarafça davacıya keşide edilen İzmir 27.Noterliği'nin 27.05.2020 tarihli ihtarnamesiyle kargo şirketinden teslim alınmayan malların ihtarnamenin tebliğinden itibaren 2 iş günü içerisinde davacı şirket tarafından teslim alınmasının istendiği, ancak davalı tarafça bu ihtarnameye rağmen herhangi bir işlem yapılmadığı, davacının davalıdan herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığı, aksine davacının gerek davaya konu fatura öncesinde göndermiş olduğu eksik ve ayıplı ürünler, gerekse iade faturasıyla davacı tarafa iade edildiği halde teslim alınmayan ve bu nedenle davalı tarafça muhafaza edilmek durumunda bırakılan ürünler sebebiyle davalının ciddi şekilde zarara uğradığından bahisle açılan davanın reddine, %20'den az olmamak üzere davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Dava; İİK 67.maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafça dava dilekçesinde, taraflar arasındaki ticari ilişki sırasında davalı şirketin siparişi doğrultusunda davacı şirket tarafından üretimi yapılarak teslim edilen ürünlerden dolayı davacının davalıdan takibe konu tutar kadar bakiye alacağının bulunduğu, iş bu alacağın ödenmemesi nedeniyle davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalının davacı şirketten ... yuvarlak lastik sipariş ettiği, ancak nisan 2020 tarihli ürün siparişlerindeki ayıplar ve eksiklikler sebepleriyle davalı şirket nezdinde sıkıntı ve zarar meydana geldiği, bu ürünlerdeki ayıplarla ilgili olarak davacı şirkete mail vesair şirket yazışmaları ile bildirimde bulunulduğu, bu aşamadan sonra dava dışı müşteriler ve davalı şirket nezdinde oluşan güven kaybı sonrası davacı şirketten herhangi bir ürün siparişi olmamasına rağmen davacı şirket tarafından davalıya gönderilen ürünlerin, davacıya iade edilmek istendiği, ancak davacı şirket tarafından iade edilen ürünlerin kabul edilmediği ve bu ürünlerle ilgili olarak 27.04.2020 tarihli davacı faturasına karşılık 29.04.2020 tarih ve 3.810 kilogramlık ürün için KDV dahil toplam 189.280,80 TL'Lik iade faturasının kesildiği ve davacıya gönderildiği, davacı tarafın bu faturayı kabul etmediği, davalı tarafça davacı şirkete keşide edilen İzmir 27.Noterliği'nin 06.05.2020 tarihli ihtarnamesiyle iade edilen ürünlerin davacı tarafça kabul edilmemesi nedeniyle herhangi bir sorumluluk kabul edilmediğinin davacıya bildirildiğinden bahisle açılan davanın reddine, %20'den az olmamak üzere davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, davalı tarafça davacı adına düzenlenen 29.04.2020 tarih ve KDV dahil toplam 189.280,80 TL'lik iade faturasına konu 3.810 kilogramlık ürünün ayıplı olup olmadığı, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı, sonuç olarak takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu tutar kadar alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, alınan kök bilirkişi raporunda, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde davacı tarafça davalı adına ihtilaf konusu fatura olan 27.04.2020 tarih ve 204.383,52 TL'lik faturada dahil olmak üzere toplam 423.290,88 TL'lik 7 adet fatura düzenlendiği, iş bu faturaların tamamının davacı şirkete ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu, bunun karşılığında davalı tarafça toplamda 221.123,52 TL'lik ödeme yapıldığı, bu ödemelerin tamamının davacı şirkete ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu, bu kapsamda takip tarihi itibariyle davacı şirket defterlerine göre davacının davalıdan ödemeler mahsup edildikten sonra 189.280,80 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu ve davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenen 29.04.2020 tarih ve KDV dahil 189.280,80 TL bedelli iade faturasının davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.
Yine bilirkişi heyetinden alınan kök raporda, incelenen davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlarda, davacı tarafça davalı adına düzenlenen ve taraflar arasında ihtilaflı olan 27.04.2020 tarih ve 204.383,52 TL'lik faturada dahil olmak üzere davacı tarafça davalı adına düzenlenen 7 adet toplam 423.290,88 TL'lik faturaların tamamının ve davalı tarafça davacıya yapılan toplam 221.123,52 TL'lik ödemelerin tamamının davalıya ait ticari defterlerde aynen kayıtlı olduğu, bu kapsamda ihtilaflı fatura olan 27.04.2020 tarihi itibariyle davacının davalıdan davalı şirket defterlerine göre 202.167,36 TL alacaklı gözüktüğü, ancak bu tarihten sonra davalı tarafça davacı adına 29.04.2020 tarih "TEX202000...." nolu "... Lastik Beyaz" 3.810 kilogramlık açıklamalı KDV dahil 189.280,80 TL'lik iade faturasını düzenleyerek davacının cari hesabına borç kaydettiği, bu şekilde davalı şirket kayıtlarına göre davacının davalıdan 12.886,56 TL bakiye alacağının kaldığı ve iş bu bakiye alacağın da 06.05.2020 tarihinde davacının....ı A.Ş'deki hesabına havale ile ödendiği, sonuç olarak 09.07.2020 icra takip tarihi itibariyle davalı defterlerine göre davacının davalıdan herhangi bir alacağının kalmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.
Davacı tarafça davalı adına düzenlenen 27.04.2020 tarih, "... Lastik" açıklamalı 4.114 kilogramlık ve KDV dahil toplam 204.383,52 TL'lik faturadan kaynaklanmaktadır. İş bu fatura her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen iş bu faturanın 3.810 kilogramlık kısmına ilişkin olarak davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenen 29.04.2020 tarih ve KDV dahil 189.280,80 TL'lik fatura davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı ve iş bu faturanın davacı tarafça Bornova 3.Noterliği'nin 04.05.2020 tarihli ihtarnamesiyle davalıya iade edildiği alınan bilirkişi raporundan ve dosya kapsamı belgelerden anlaşılmıştır. Yine davalı şirket tarafından davacıya İzmir 27.Noterliği'nin 06.05.2020, 16.07.2020 ve 21.07.2020 tarihli ihtarnamelerinin keşide edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenen 29.04.2020 tarih ve KDV dahil 189.280,80 TL 'lik iade faturasına konu 3.810 kilogramlık ürünün kargo şirketi aracılığıyla davacı şirkete iade edilmek istendiği, ancak davacı şirket tarafından iadenin kabul edilmemesi nedeniyle iade faturasına konu malların halen davalı uhdesinde bulunduğu dosya kapsamı belgeler, mahkemece keşfen yapılan inceleme ve davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 19.07.2022 tarihli dilekçeden anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalının ayıp savunmasının değerlendirilebilmesi açısından mahallinde keşfen bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak davacı tarafça davalı adına düzenlenen 29.04.2020 tarih ve KDV dahil toplam 189.280,80 TL'lik faturaya konu 3.810 kilogramlık ürün üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, davalının deposunda bulunan davaya konu "... ipliklerinden" ilk tespit işlemi sırasında bilirkişi tarafından alınan 3 adet iplik bobini ve davalının deposunda bulunan tüm iplikler (3.810) üzerinde yapılan teknik inceleme ve değerlendirmeler sonucunda iplikler arasında parti, parti (esneme, ağırlık) farklılıklarının olduğunun tespit edildiği, yapılan sayım sonucunda davaya konu iplik emtia konusunda teknik özellikler (esneme, gramaj) farklı 13 adet parti olduğunun görüldüğü, her partinin ağırlığı ölçülerek kayda alındığı ve rapora eklendiği, maske üretimi sırasında kullanılan kulak halkalarının esneme miktarı, kullanılacak halka ipliğinin uzunluğunu belirleyeceği, esneme miktarı değişken olduğu takdirde her defasında kesilecek iplik uzunluğunun değiştirilmesinin gerektiği, bu durumun üretimin doğasına aykırı olduğu, bahsi geçen özellikler dikkate alınmadan tek tip uzunluk kullanıldığında az esneyen ipliğin kulak arkasından deri kesilmesine veya aşırı esneyenin ise maskenin yüzde durmamasına neden olabileceği sonuç olarak, bahsi geçen emtianın davalının talep ettiği gibi tek parti olarak aynı özellikle (standart) olması gerektiği konusu dikkate alındığında emtianın içerisinde 13 farklı özellikte iplik olması nedeniyle farklı sayılabileceği ve bu özelliklerin çıplak gözle görülemeyecek ayıplardan olacağı sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında alınan kök ve ek raporun birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davalı tarafça davacı adına düzenlenen 29.04.2020 tarihli iade faturası içeriği toplam 3.810 kilogramlık ürün üzerinde tekstil mühendisi bilirkişi tarafından keşfen yapılan incelemeler neticesinde davalıya ait depodaki iplik emtia arasında esneme ve gramaj gibi teknik özellikleri birbirinden farklı olan 13 adet parti mal olduğu, esneme miktarının değişken olması halinde her defasında kesilecek iplik uzunluğunun değiştirilmesinin gerektiği, zira tek tip uzunluk kullanıldığı takdirde az esneyen ipliğin kulak arkasında deri kesilmesine veya aşırı esneyen ipliğin ise maskenin yüzde durmamasına neden olabileceği, bu kapsamda sonuç olarak davacı tarafça üretimi yapılıp davalıya teslim edilen ve iade faturasına konu lastiklerin tamamının tek tip aynı özelliklere sahip standart nitelikte olmadığı, gönderilen lastiklerin içerisinde 13 farklı özellikte iplik bulunduğu, bu nedenle ayıplı sayılabileceği ve bu özellikler dikkate alındığında çıplak gözle görülemeyecek nitelikte ayıplı olduğu bildirildiğinden mahkememizce bilirkişi kök ve ek raporundaki iş bu görüş aynen benimsenerek davalı iade faturasına konu malların bilirkişi raporunda belirtildiği üzere çıplak gözle görülemeyecek nitelikte gizli ayıplı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davaya konu ihtilaf konusu mallarla ilgili olarak davacı tarafça davalı adına 27.04.2020 tarih ve KDV dahil 204.383,52 TL'lik faturanın düzenlendiği, iş bu faturanın her iki tarafa ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu, ancak davalı tarafça iş bu fatura davalı defterlerine kaydedildikten sonra bu faturaya konu 4.114 kilogramlık toplam üründen 3.810 kilogramlık kısmı için 29.04.2020 tarih ve KDV dahil 189.280,80 TL'lik iade faturasının düzenlendiği ve faturanın davalı şirket kayıtlarına aynı tarih itibariyle alındığı ve davacıya gönderildiği, davacı tarafça da Bornova 3.Noterliği'nin 04.05.2020 tarihli ihtarnamesiyle iade faturasının davalıya iade edildiği, yine kargo firması ile davalı tarafça davacıya iade edilmek istenen iade faturası muhteviyatı malların da davacı tarafça kabul edilmediği ve halen davalı uhdesinde tutulduğu dosya kapsamı belgelerden anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça davalının iade faturasına konu malların ayıplı olduğu yönündeki savunmasının yerinde olmadığı, iade faturasına konu malların ayıplı olmadığı iddia edilmiş ise de, mahkememizce yapılan yargılama sırasında alınan kök ve ek raporun birlikte değerlendirilmesi neticesinde davalı iade faturasına konu malların ayıplı olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Her ne kadar yine davacı vekili tarafından davalının süresi içerisinde 29.04.2020 tarih ve KDV dahil 189.280,80 TL'lik iade faturasına konu mallarla ilgili olarak süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığı savunulmuş ise de, bizzat davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 14.10.2020 tarihli yazılı beyan dilekçesi ekinde sunulan ve her iki taraf yetkilisi arasında yapıldığı bizzat davacı tarafça da kabul edilen whatsapp görüşmelerine ilişkin kayıtlar ve yine davalı şirket tarafından davacıya keşide edilen İzmir 27.Noterliği'nin 06.05.2020 tarihli ihtarnamesi içeriğinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davalının davacıya süresi içerisinde iade faturasına konu mallarla ilgili olarak ayıp ihbarında bulunmuş olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacı tarafça davalı adına düzenlenen 29.04.2020 tarih ve KDV dahil 189.280,80 TL'lik toplam 3.810 kilogramlık ipliğin ayıplı olduğu ve davalı tarafça süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Bu kapsamda her iki taraf ticari defter ve kayıtlarına göre taraflar arasında ihtilaflı olan 4.114 kilogramlık iplik için davacı tarafça davalı adına düzenlenen 27.04.2020 tarih KDV dahil 204.383,52 TL'lik faturada dahil olmak üzere davacı tarafça davalı adına düzenlenen 7 adet toplam 423.290,88 TL'lik fatura ile davalı tarafça yapılan toplam 221.123,52 TL'lik davalı ödemesi neticesinde 27.04.2020 tarihi itibariyle davacının davalıdan 202.167,36 TL alacaklı olduğunun her iki tarafa ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu, ancak mahkememizce ayıplı olduğu ve süresi içerisinde ayıp ihbarında davalı tarafça bulunulduğu kabul edilen toplam 3.810 kilogramlık ürünle ilgili olarak davalı tarafça düzenlenen 29.04.2020 tarih ve 189.280,80 TL'lik davalı şirket defterlerinde kayıtlı olan fatura tutarı düşüldüğünde 29.04.2020 tarihi itibariyle davacının davalıdan (202.167,36 TL - 189.280,80 TL=) 12.886,56 TL'lik bakiye alacağının kaldığı, iş bu alacağın da davalı tarafça takipten önce 06.05.2020 tarihinde davacının ...A.Ş'deki hesabına havale yoluyla ödenmiş olduğu ve bu şekilde takip tarihi olan 09.07.2020 tarihi itibariyle davacının davalıdan herhangi bir alacağının kalmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olmakla; davanın reddine ve yine halen davalı uhdesinde bulunduğu anlaşılan davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenen 29.04.2020 tarih, ARM20200...fatura nolu, TEX202000.... ref nolu, "... Lastik Beyaz" açıklamalı 3.810 kilogram miktarlı iade faturasına konu malların davalı tarafça davacıya iadesine karar verme gereği doğmuştur.
Her ne kadar davalı vekili tarafından davanın reddi halinde davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacının takibinde haksız ve kötüniyetli olduğuna dair ayrıca bir delil davalı tarafça dosyaya sunulmadığından bu kapsamda koşulları oluşmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı isteminin de reddine karar verme gereği doğmuştur." gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE,
Davalının kötüniyet tazminatı isteminin de REDDİNE,
Davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenen 29.04.2020 tarih, ARM20200000... fatura nolu, TEX202000.... ref nolu, ".... Lastik Beyaz" açıklamalı 3.810 kilogram miktarlı iade faturasına konu malların davalı tarafça davacıya iadesine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından Menderes İcra Müdürlüğü'nün ████████ Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali istemiyle taraflarınca derdest edilen işbu davada, yapılan yargılama neticesinde; 29.04.2020 tarihli iade faturası içeriği toplam 3.810 kilogramlık ürün üzerinde yapılan inceleme neticesinde davalıya ait depodaki iplik emtia arasındaki esneme ve gramaj gibi teknik özellikleri birbirinden farklı olan 13 adet parti mal olduğu, esneme miktarının değişken olması halinde her defasında kesilecek iplik uzunluğunun değiştirilmesinin gerektiği, zira tek tip uzunluk kullanıldığı takdirde az esneyen ipliğin kulak arkasında deri kesilmesine veya aşırı esneyen ipliğin ise maskenin yüzde durmamasına neden olabileceği, bu kapsamda sonuç olarak davacı tarafça üretimi yapılıp davalıya teslim edilen ve iade faturasına konu lastiklerin tamamının tek tip aynı özelliklere sahip standart nitelikte olmadığı, gönderilen lastiklerin içerisinde 13 farklı özellikte iplik bulunduğu, bu nedenle ayıplı sayılabileceği ve bu özellikler dikkate alındığında çıplak gözle görülemeyecek nitelikte ayıplı olduğundan bahisle davalı iade faturasına konu malların çıplak gözle görülemeyecek nitelikte gizli ayıplı olduğunun kabul edildiğini, yine gerekçeli kararda davalının süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığına yönelik beyanlarına da mahkemece davalının süresi içerisinde iade faturasına konu mallarla ilgili ayıp ihbarında bulunduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar verildiğini, ancak iade faturasına konu ürünlerle ilgili herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, davalıya gönderilen hiçbir ürünün ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte davalı tarafın ayıp ihbarında bulunduğunu ve ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünlerin █████/2020 tarihli faturaya konu ürünler olduğunu, davalının █████/2020 tarihli ihtarnamesinde ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünlerin ise yine davalı tarafça üretimde kullanıldığını ve yurt dışına ihraç edildiğini, bu nedenle davalının ayıp ihbarında bulunduğu ürünlerin davalı tarafça zaten kullanıldığından iade edilemediğini, iade etmek istediği ürünler hakkında ise herhangi bir ayıp ihbarı yapılmadığından iadenin kabul edilmediğini, bu hususun davalı tarafından da açıkça belirtildiğini, ayrıca müvekkili tarafından 4.114 kg miktarında ... lastik için 27.04.2020 tarihinde 204.383,52 TL tutarında fatura tanzim edildiğini, davalı tarafından düzenlenen iade faturasında ise 3.810 kg miktarında.... lastik için 189.280,80 TL iade faturası düzenlendiğinin tespit edildiğini, davalı tarafından, sevk edilen ürünlerin bir kısmının kullanılmak üzere ayrılması kalan kısmının ise kullanılmak istenmeyerek iade edilmesinin de taraflarınca kabul edilmediğini, söz konusu ürünlerin davalı için üretilmiş olup davalının iade ettiği şekilde başkasına satışı yapılamayacağından bir kısmının iadesi bir kısmının kullanılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davalının kısmi iade faturasının taraflarınca kabul edilmediğini, ayrıca ayıp ihbarında bulunulduğu kabul edilmemekle birlikte davalıya sevk ve teslim edilen ürünlerde herhangi bir ayıp da bulunmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök raporunda, davaya konu iplik emtia arasındaki teknik özellikleri farklı 13 adet parti olduğu, 13 farklı emtianın tek tek dikkate alınarak incelenmesi durumunda işbu farklılıkların karşılaştırılacak bir farklılık olmaması nedeniyle ayıplı sayılamayacağı tespit edildiği halde mahkemece bu tespitin değerlendirilmediğini, ayrıca davalı şirketin yine süresi içerisinde dava konusu faturaya itiraz edebileceği halde faturaya itiraz etmeyerek fatura içeriğini kabul ettiğini, bu nedenle davalının ancak borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlaması halinde davanın reddine karar verilebileceğini
istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir.
TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.
Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:
a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır
Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.
b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.
Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.
c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.
Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.
Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.
d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır
e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır
f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır
Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.
Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir.
Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.
Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar;
-Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı,)
Davacı tarafça, davalıya üretimi yapılıp teslim edilen mallardan dolayı davacının davalıdan 27.04.2020 tarihli faturadan kaynaklı alacağının bulunduğu, takip ve davaya konu bakiye alacağın davalı tarafça ödenmediğinden iş bu alacağın tahsili için davalı hakkında Menderes İcra Dairesi'nin ████████ Esas esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davacı şirketten "....yuvarlak lastik" satın aldığı, Nisan 2020 tarihli ürün siparişindeki ayıplar ve eksikler sebebiyle davalı şirket nezdinde sıkıntı ve zarar meydana geldiği, meydana gelen zararlar ve ürünlerdeki ayıpların davacı şirkete bildirildiği, davalı şirkete gönderilen 27 çuval ürünün davacıya iade edilmek istendiği, ancak davacı tarafça ürünlerin teslim alınmadığı, davacı tarafça bu ürünlerle ilgili olarak 27.04.2020 tarihli e-faturaya karşı 29.04.2020 tarihinde iade faturasının düzenlendiğini borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun ve ek raporun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, icra takibi ve davaya konu ürünlerin tamamının tek tip aynı özelliklere sahip standart nitelikte olmadığı, gönderilen ürünlerin içerisinde 13 farklı özellikte iplik bulunduğunun, süresinde ayıp ihbarı yapıldığının anlaşılmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın Dairemizce taraflara re'sen tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!