Hazine vekiline e-tebligat zorunluluğuna rağmen posta yoluyla yapılan geçersiz tebligat nedeniyle, tapu iptali ve tescil davasında temyiz dilekçesinin süreden reddine ilişkin karar bozulmuştur.
Özet: Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, davacılar lehine verilen kararların temyiz sürecinde, davalı Hazine vekiline yapılması gereken elektronik tebligatın posta yoluyla geçersiz şekilde tebliğ edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin Hazinenin temyiz dilekçesini süreden reddetmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay, Hazine vekiline tebligatın elektronik yolla yapılmasının zorunlu olduğunu belirterek, geçersiz tebligata dayalı süreden ret kararını kaldırmış ve davanın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Yüksekova 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve 11.09.2025 tarihli ek kararı davalı Hazine vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro sonucu, Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... köyünde bulunan 2 03... parsel sayılı 180.614,41 metrekare yüz ölçümlü dava konusu taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tarım alanına dönüştürülmesi mümkün yerlerden olduğu belirtilerek hali arazi vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiş, askı ilan süresi içinde itiraz edilmeyen tespit 25.03.2014 tarihinde kesinleşmiştir.Davacılar; dava konusu taşınmaz üzerindeki kısımlar hakkında murislerinin eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın tapu kaydının iptali ve adlarına tescil talep etmişlerdir.Davalı Hazine; hak düşürücü süre, zamanaşımı ve taşınmazın kamu orta malı mera niteliği itibariyle zilyetlik ile iktisaba elverişli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın niteliğinin zilyetlik ile iktisaba engel teşkil etmediği, kamu orta malı niteliği bulunmadığı, dava konusu edilen kısımların murislerinden davacılara intikâl ettiği, murisleri ve davacıların eklemeli zilyetliğinin 60-70 yıla ulaştığı, davacılar lehine ayrı ayrı zilyetliklerinde bulunan kısımlar hakkında eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu kısımların tapu kaydının iptaline, fen bilirkişi raporu ve ekli krokisindeki (A) harfli 8.397,34 metrekarelik kısmın ... adına, (B) harfli 2.930,35 metrekarelik kısmın İshak adına, (C) harfli 2.929 metrekarelik kısmın ... adına, D harfli 3.421,84 metrekare ve (H) harfli 1.466,88 metrekarelik kısmın ... adına, (E) harfli 7.376,75 metrekarelik kısmın İsmail adına, (F) harfli 2.225,34 ve (G) harfli 6.356,27 metrekarelik kısımların da ... adına tesciline karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2025 tarihli ek kararıyla; kararın davalı Hazine vekiline posta yoluyla 12.05.2025 tarihinde tebliğ edildiği, 16.07.2025 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olmadığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.Bilindiği üzere; Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesi ve 06.12.2018 tarihli 30617 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9. bendin 5. fıkrasına göre ''... İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılır. Temsile yetkili olan kişilerin ayrı bir elektronik tebligat adreslerinin bulunması bu kuralın uygulanmasına engel olmaz.'' hükmü uyarınca elektronik tebligatın vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesinin 1. fıkrası ile Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 5 ve 9. maddelerine göre tebligatın, elektronik yolla ve idareyi vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılması gerekmektedir.Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2025 tarihli kararına ilişkin tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesi gereğince davalı Hazine vekiline elektronik tebligat şeklinde yapılması zorunlu olduğu hâlde elektronik tebligat yolu ile değil klasik usul ile posta yoluyla tebliğ edildiğinden davalı Hazine vekiline yapılan 12.05.2025 tarihli tebligat geçersiz olmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin posta yoluyla geçersiz şekilde yapılan tebligatı esas alarak davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine ilişkin 11.09.2025 tarihli ek kararının kaldırılması ve davalı Hazine vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir.Davalı Hazine vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarına gelince;Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 46. maddeleri ile TMK'nın 713/1. maddesindeki şartların davacılar lehine oluştuğu, murisleriyle beraber davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyetliklerinin 60-70 yılı bulduğu, davacıların müstakilen zilyetliklerinin 20 yılı geçtiği, bu sebeple davacılar adına yapılan senetsiz araştırmasında norm sınırlarına engel bulunmadığı, taşınmazın evveliyatından beri tarla olarak kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir. Hal böyle olunca; Mahkemece, yörede mera tahsis çalışması yapılıp yapılmadığının, 4753 sayılı Kanun uyarınca yörede Toprak Komisyonlarınca faaliyet yürütülüp yürütülmediğinin, yürütülmüş ise tahsisli mera bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunması halinde buna ilişkin mera norm kararı, mera tahsis kararı ile tevzi haritalarının, tüm komşu parsellere ait kadastro tutanak örneklerinin, tespitlerine esas alınan kayıt ve belgeler varsa bu kayıt ve belgelerin tüm tesis ve tedavülleri ile varsa haritalarının, davalı iseler davanın taraflarını, iddia ve savunmaların nelerden ibaret olduğunu ve yargılamanın aşamasını gösteren inceleme tutanaklarının, davalar sonuçlanmış ve kesinleşmiş ise mahkeme ilamları ile varsa Yargıtay ilamlarının örneklerinin, sözkonusu mahkeme ilamlarında hükme esas alınan kayıt ve belgeler mevcutsa sözkonusu kayıt ve belgelerin tüm tesis ve tedavülleri ile varsa haritalarının, Harita Genel Müdürlüğünden tespit tarihinden ya da mera tahsis/mera komisyon kararı mevcut ise tahsis ya da komisyon kararının kesinleşme tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmeli aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritalarının temin edilmesi, taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, yaşlı, tarafsız ve davada yararı olmayan çekişmeli taşınmazın bulunduğu köy ve komşu köylerin halkından belirlenecek yerel bilirkişi listesinin istenilmesi suretiyle dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi, dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları, önceki ziraat bilirkişilerinden farklı yeni oluşturulan 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ile fen bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılmalı, keşifte hâkim gözetiminde taşınmazın dört yönden ve panoramik renkli fotoğrafları çektirilip komşu parseller ve içinde bulunduğu parsel ile olan sınırları işaretlenerek dosyaya eklenmeli; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan her bir dava konusu taşınmaz bölümünün evveliyatının ne olduğunu, öncesinin mera, yaylak veya kışlak niteliğinde olup olmadığını, öncesinin imar ihyaya muhtaç Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığını, imar - ihyaya muhtaç yerlerden değil ise ekonomik amacına uygun zilyetliğin sürdürülüş biçimini, imar - ihyaya muhtaç yerlerden ise imar-ihya faaliyetlerinin ne zaman ne suretle başladığı ve hangi tarihte bittiğini, toprak yapısı ve niteliği, zirai durumu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi, taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu parseller ve güney komşu mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir unsur bulunup bulunmadığını, özellikle F harli taşınmazın meradan açılan bir yer ya da meranın devamı niteliğinde olup olmadığını açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğrafları ve yan görünüş krokisi ile desteklenmiş somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmalı, temin edilebilen en eski ve tespit tarihine en yakın tarihli uydu fotoğrafları değerlendirilmeli ve böylelikle taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunun, evveliyatı itibari ile mera, yaylak veya kışlak niteliğinde olup olmadığının, meradan açılıp açılmadığı ya da komşu mera taşınmazına doğru genişleyip genişlemediğinin, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; fen bilirkişisinden keşfi takibe ve bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir özellikle yörede mera tahsisi yapılmış olması halinde bu tahsise ilişkin harita ile kadastro paftasını çakıştırır şekilde krokili rapor alınmalı; Mahkeme hakiminin taşınmazların konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, bundan sonra taşınmazın tahsis var ise ve taşınmazların tahsisli mera kapsamında kalması, tahsisli meranın öncesinin kadim ya da eylemli mera olmadığının anlaşılması durumunda tahsis tarihine kadar iktisaba elverişli zilyetliğin bulunması halinde taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabının mümkün bulunduğu, tahsis tarihinden sonra sürdürülen zilyetliğin ise hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, mera komisyonunca mera olarak tespit edilip tahsis edilen meraların zilyetlikle iktisap edilemeyeceği, mera komisyonu çalışması kesinleşmemiş ise mevcut davanın mera komisyonu tespitine de itiraz mahiyetinde olduğu gözönünde bulundurularak taşınmazın öncesinin eylemli ve kadim mera olmadığının anlaşılması ve tahsis tarihine kadar iktisaba elverişli zilyetliğin bulunması halinde taşınmazın kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ile iktisabının mümkün bulunduğu da gözetilerek toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte incelenip değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.Davalı Hazine vekilinin yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2025 tarihli ek kararının ve 04.03.2025 tarihli kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.