Hazinenin Afyonkarahisardaki taşınmazın tapu iptali ve tescil davasında, yerel mahkemenin zilyetlikle iktisap şartları ve önceki bozma gereklerini tam yerine getirmemesi üzerine yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Kadastro sırasında davalı adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile tescil edilen taşınmazın tapusunun iptali ve hazine adına tescili talebiyle açılan davada, yerel mahkemenin önceki bozma kararına uyduğu halde, köy defterindeki satış kararı ile kaymakamlığın men kararında belirtilen alanların fiziki olarak tespit edilmemesi, ilgili soruşturma dosyalarının araştırılmaması ve komşu parsel kayıtlarının incelenmemesi gibi eksik incelemeler nedeniyle, usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca temyiz edilen kararın bir kez daha bozulmasına karar verilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar reddedilen kısım yönünden davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesi ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve Hazine adına tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucunda Afyonkarahisar ili, Şuhut ilçesi, ... köyündeki dava konusu 1 29... parsel sayılı taşınmazın 04.09.2006 tarihinde Hazineye intikâli gereken yerlerden veya kamu orta malı olmadığı gerekçesiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle 578,30 metrekare yüz ölçümlü iki katlı kargir ev ve avlusu vasfıyla davalı adına tespit edilmiş, askı ilan süresi içinde itiraz edilmeksizin tespit 08.05.2007 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı Hazine; 1 29... parsel sayılı taşınmaz üzerinde kimsenin ekonomik amacına uygun zilyetliği bulunmaması ve arsa vasfında olması nedeniyle Kadastro Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca Hazine adına tespiti gerektiği halde kadastro sırasında 14. maddeye istinaden davalı adına tespitinin hatalı olduğunu, 1992 yılında davalının dava konusu taşınmazın 60 metrekarelik kısmına tecavüzden kaymakamlık kararıyla men edildiğini, 1992 yılı ile kadastro tespiti arasında dahi 20 yıllık zamanaşımının dolmadığı gerekçesiyle taşınmazın davalı adına tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Davalı; taşınmazı kaymakamlığın izni ile köy tüzel kişiliğinden 1981 yılında satın aldığını, satın aldıktan sonra üzerine ev, ahır ve besihane yapmak suretiyle kullandığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının lehine gerçekleştiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu 1 29... parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap şartları oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen hükmün davalı Hazine vekilince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.11.2020 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; davacının ileri sürdüğü men kararı ile davalının savunduğu satışa ilişkin köy defterindeki kararda geçen taşınmaz bölümlerinin kapsamının belirlenmediği, uydu fotoğrafları ve komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmadığı, davacının aynı çalışma alanında kuru ve sulu toprakta senetsizden edindiği miktarın araştırılmadığı, hal böyle olunca köy defterinde ve men kararında belirtilen sınırlar ve miktarlar dikkate alınarak, köy defterinde imzası olan kişilerin dinlenmesi, men kararındaki taşınmazın dava konusu yerle aynı yer olup olmadığı üzerinde durulması, davalı lehine Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; men kararı ve köy defterinde yer alan satış kararı birlikte değerlendirildiğinde 1952 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın boş olduğu, 1992 tarihli hava fotoğrafında parselde yapı olduğu, güney sınırının yoldan ayrı ve belirgin olduğu, men kararı verilen yerin dava konusu parselin içinde kaldığı, köy defterindeki krokide ... avlusunun batısında 20'şer metre cepheli 400 metrekarelik parselin dava konusu parsel olduğu, ancak hangi tarafa doğru olduğu belirlenemeyen şekilde davalı tarafından 178,30 metrekare büyütüldüğü, 400 metrekarelik kısım yönünden davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki şartların oluştuğu ancak 178,30 metrekarelik kısım yönünden davalı lehine iktisap şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 1 29... parselin 178,30 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Ne var ki; Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, davalının dayandığı Akyuva köy defterindeki 20.09.1981 tarihli kararda ve krokisinde belirtilen 400 metrekarelik kısım ile Kaymakamlığın 02.11.1992 tarihli ve ███████ Karar sayılı men kararında zikredilen 60 metrekarelik köy boşluğunun kapsadığı alan men kararı dosyası krokisi ile birlikte fiziken temin edilerek ve keşif yapılarak tespit edilmemiş, Kaymakamlığın ihbarı üzerine davalı hakkında yürütüldüğü davacı vekilince bildirilen ████████ Soruşturma ve ████████ Esas sayılı dosyalar araştırılmamış, komşu parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları getirilmemiş, dava konusu parseli nasıl okuduğu denetlenmemiştir.
Bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşacağından, bu hakkın ihlal edilmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekeceği açıktır.
Hal böyle olunca; taşınmazı kapsayan uydu fotoğrafları getirilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, dava konusu taşınmazın satışına ilişkin olarak alındığı belirtilen kararda adı geçen kişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi, ziraat mühendisi ve teknik bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, tespit tarihine kadar davalı tarafından genişletilip genişletilmediği, genişletilmiş ise hangi yöne ne kadar genişletildiği, taşınmaz imar-ihya gerektiren yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, köy defterinde belirtilen ve satışa konu olan taşınmaz bölümü defterdeki sınırlar ve miktar dikkate alınmak ve defterde imzası bulunan kişiler dinlenilmek suretiyle belirlenmeli, men dosyası krokisiyle birlikte fiziken temin edilerek bahsi geçen taşınmazın dava konusu yerle aynı yer olup olmadığı üzerinde durulmalı, komşu taşınmazların dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmazların yönünü ne okuduğu saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; teknik bilirkişiden keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli, komşu parselleri de gösterir şekilde krokili rapor alınmalı; ziraat mühendisinden taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazın imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir, önceki ziraat bilirkişi raporunu irdeleyen, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanından uydu fotoğraflarının incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmazda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı, böylelikle tespit tarihine kadar 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddesinde öngörülen koşulların davalı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli; davalı adına aynı kadastro çalışma bölgesi içerisinde senetsizden zilyetliğe dayalı olarak tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Adliye Yazı işleri Müdürlüğü, Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak varsa, bu şekilde tespit edilen taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleşme durumlarını da gösterir biçimde tespit tutanaklarının onaylı örnekleri, kesinleşmiş olanların kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilerek dosyasına konulmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, değinilen yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de Mahkemece 1 29... parselin 178,30 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de iptal edilen kısmın tespit edilememesi ve hükme dayanak fen bilirkişi raporu ve krokisinin bulunmaması nedeniyle hükmün HMK'nın 305/1. maddesi anlamında infazı kabil nitelik taşımaması da isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerden ötürü davacı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Şuhut Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!