Kasko poliçesi kapsamındaki yolcu otobüsü yangın hasarı davasında sigortacının teminat dışı itirazına ilişkin tazminat talebinin incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, kasko sigortalı bir yolcu otobüsünün yanarak tamamen kullanılamaz hale gelmesi üzerine, sigortalı davacının aracın kasko poliçesi kapsamında oluşan zararının tazminini sigorta şirketinden talep ettiği; davalı sigorta şirketinin ise hasarın poliçe teminatları dışında kaldığı, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı ve zararı önleme yükümlülüğünü yerine getirmediği yönündeki savunmalarını ileri sürdüğü; ilk derece mahkemesinin poliçe süresi, yangın teminatı ve aktif husumet ehliyeti gibi hususları inceleyip, uzman raporlarını değerlendirerek, sigorta poliçesindeki belirli alkol promil limitlerini aşan sürücü kaynaklı hasarların teminat dışı kalacağına dair maddeye ve somut olayda böyle bir durumun mevcut olduğuna ilişkin tespitlerle bir tazminat davasını ele almaktadır.
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : ███████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Tarafların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 24.02.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait yolcu otobüsünün yolcu taşımacılığı yaptığını, otobüsün 15.09.2019 günü Konya-Aksaray Karayolu Aksaray istikameti Sultanhanı 5. kilometresinde seyir halindeyken aracın alev almasıyla birlikte tamamen yandığını, aracın davalı ... şirketince kasko poliçesi ile sigortalanmış olup, yangın olayının teminat kapsamında olduğunu, rizikonun gerçekleşmesinden sonra davalı şirkete rizikonun gerçekleştiğinin bildirildiğini ve zararın giderilmesinin istenildiğini, davalı ... şirketinin cevabi yazısında herhangi bir gerekçe ve açıklama yapmadan zararın teminat dışı olduğunu belirttiğini, arabuluculuk yoluna başvuru yapıldığını, ancak davalı ile anlaşmaya varılamadığını, 6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesi uyarınca rizikoların sigorta teminatı dışında kaldığı hususundaki ispat yükünün sigortacıya ait olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kasko poliçesi kapsamında meydana gelen yangın olayından dolayı şimdilik 3.000,00 TL araç bedelinin davalı ... şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle 645.028,65 TL tazminatın mevduata uygulanan en yüksek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, dava konusu edilen hasarın, poliçe özel ve poliçenin eki niteliğindeki Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca teminat kapsamı dışında olduğunu, yine 6102 sayılı TKK'nın 1448. maddesi ve Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.1 ve B.2 maddesi uyarınca sigortalının zararın önlenmesi, azaltılması ve engel olunması için imkanlar almakla da yükümlü olup, sigortalının bu yükümlülüklerini de yerine getirmemiş olduğunun aşikar olduğunu, davacının iş bu dava ile talep ettiği miktarın fahiş olduğunu, müvekkili şirketin temerrüde düşmemiş olduğunu, davacının faiz taleplerinin de taraflarınca kabul edilemez olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2021 tarihli ve 2020/6 Esas, ████████ Karar sayılı ilk kararı ile tüm dosya kapsamı üzerinde yapılan ayrıntılı inceleme neticesinde davacıya ait yolcu otobüsünün 15.09.2019 tarihinde araç seyir halinde iken alev aldığı ve tamamen yandığı, bunun üzerine kasko poliçesini düzenlemiş bulunan davalı şirkete başvurulduğu ve şirket tarafından teminat kapsamında olmadığı gerekçesi ile zararın karşılanmadığı, davacı tarafça ihtarname gönderildiği ve buna rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı, bunun üzerine davacı tarafça eldeki davanın açıldığı, dosya içerisinde bulunan Kara Araçları Genişletilmiş Kasko Poliçesi incelendiğinde poliçenin vade tarihlerinin 07.12.2018-07.12.2019 olduğu, meydana gelen kazanın poliçe süresi içerisinde meydana geldiği, teminat kapsamında "yanma"nın da bulunduğu, davalı tarafın davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, poliçede dain-mürtehin olarak ...'nın yer aldığı yönündeki savunmaları üzerine ilgili bankaya müzekkere yazıldığı ve 08.12.2020 havale tarihli cevabi yazı ile banka adına rehin ya da alacak bulunmadığı yönünde cevap verildiği, hal böyle olunca davacının aktif husumet ehliyetinin olduğunun anlaşıldığı, araçta meydana gelen yangın nedeni ile araçtaki hasarın tespiti amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından gerekli tespitlerin yapıldığı ve eksik olan ve itiraza uğrayan hususlar için ek rapor alındığı, alınan raporların açık, net, denetime elverişli ve itirazları karşılayacak nitelikte olması nedeni ile hükme esas alındığı, kasko poliçesi incelendiğinde, 4. sayfasında, kasko sigortası teminat dışı hal başlıklı kısımda, " İşbu poliçe ile sigortalı aracın sürücüsünün bir kaza vukuunda; hususi araçlar için 0,50 promil, ticari araçlar için 0,30 promil üzerinde alkollü olması durumunda oluşacak hasarlar, illiyet bağı aranmaksızın teminat haricidir" maddesinin yer aldığı, somut olayda bu kapsamda bir durumun mevcut olmadığı, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlar'ın A.5. maddesinde Teminat Dışında Kalan Zararların yer aldığı, 10 madde halinde belirtilen teminat dışı hallerden hiç birinin dava konusu olaya uymadığı, yalnızca 6. maddede yer alan "Araca, sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından kasten verilen zararlar..." maddesinin olayda değerlendirilebileceği, fakat somut olaya bakıldığında yangından önce meydana gelen aracın enjektör hortumundaki arızasının sigortalı veya fillerinden sorumlu olduğu kişiler tarafından kasten meydana getirilmesinin söz konusu olmadığı, araç hareket etmediği için araca müdahale edilmesi gerektiği, bunun için de alanında uzman tamircinin olay yerine çağrıldığı, tamirci tarafından müdahalede bulunulduğu, ne düzenlenen kasko poliçesinde ne de Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlar'ında yangından önce veya meydana gelen hasardan önce araca müdahalede bulunulmasının teminat kapsamı dışında kalacağına dair bir hükmün bulunmadığı, ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesinde rizikoların teminat dışında kaldığını ispat yükünün sigortacıya ait olduğunun belirtildiği, hal böyle olunca ispat yükünün davalı tarafta olduğu ve tüm dosya kapsamı uyarınca da davalının meydana gelen rizikonun teminat dışında olduğunu ispatlayamadığının kabulü ile davanın bilirkişi tarafından belirlenen olay tarihindeki aracın değeri olan 645.028,65 TL üzerinden kabulüne, davacı vekilinin 27.04.2021 tarihli beyanında belirttiği üzere talebi üzerine faizin 05.12.2019 tarihinden itibaren işletilmesine, davacı vekilinin ıslah dilekçesinde talep ettiği mevduata uygulanan en yüksek yasal faizin somut olaya uygulanması mümkün olmadığından çoğun içinde az da vardır kuralı gereği 05.12.2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 645.028,65 TL maddi tazminatın 05.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2021 tarihli ve 2020/6 Esas, ████████ Karar sayılı ilk kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile mahkemece, dosyanın HMK.266 maddesi uyarınca Üniversitelerin Otomotiv Fakültelerinin motor ve elektrik bölümünden seçilecek konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kuruluna tevdii ile olayın oluş şekli itibariyle, olay tutanağı, ekspertiz raporu, hasar dosyası, mevcut bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte irdelenerek, yangının nedeninin ve gerçek zararın duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca meydana gelen zararların, sigorta teminatının dışında olup olmadığının ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık rapor alındıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetli görülmediği, istinafa konu İlk Derece Mahkemesinin kararı incelendiğinde, belirtilen ve esasa etki eden hususlarda delillerin eksik toplandığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1-a/6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İKİNCİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosyanın Otomotiv Fakültelerinden seçilen üçlü bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 09.06.2022 tarihli raporunda, araçta çıkan yangında tarafların kusurlarının bulunmadığı, Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca meydana gelen zararların kasko poliçesi içerisinde bulunan yangın klozu kapsamında olduğu, kazada sabotaj şüphesi raporlanmadığından kazadan kaynaklanan hususların sigorta poliçesi kapsamında olduğu, otobüsün 2019 yılındaki rayiç bedelinin ortalama 657.586,00 TL olduğu yönünde görüş belirtildiği, alınan heyet raporunun dosya kapsamı ve Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararına uygun bir şekilde hazırlanmış bulunması nedeni ile hükme esas alındığı, 6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesinde rizikoların teminat dışında kaldığını ispat yükünün sigortacıya ait olduğunun belirtildiği, hal böyle olunca ispat yükünün davalı tarafta olduğu ve tüm dosya kapsamı uyarınca da davalının meydana gelen rizikonun teminat dışında olduğunu ispatlayamadığının kabulü ile her ne kadar bilirkişi heyeti tarafından 2019 yılındaki rayiç değeri 657.586,00 TL bulunmuş ise de, davacı tarafça istinaf kararından önce 645.028,65 TL üzerinden davanın ıslah edilmiş olduğu, davacı tarafça yeni bedele istinaden bedel artırımı da yapılmadığından daha önce ıslah edilen bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 645.028,65 TL maddi tazminatın 05.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, (infazda tereddüt oluşmaması için kesinleşen kısımlar da aynen yazılmak suretiyle), davacının davasının kabulü ile 645.028,65 TL'nin 05.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hasarlı aracın üzerindeki takyidatlardan ari (temiz) olarak davacı tarafından davalı sigortacıya teslimi kaydı ile belirlenen tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
VII. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından alınan harici araştırma raporunun incelenmediğini, dosyadaki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğunu, yangının çıkış sebebinin doğru tespit edilmediğini, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağını, tanıklara zararın rücu edilme ihtimali bulunduğunu, bu nedenle beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davaya konu yangından önce aracın motor beynine ve diğer aksamlarına müdahale edildiğini, araçtaki yangının dış etkiyle değil aracın bakım ve onarımının zamanında ve standartlara uygun şekilde yapılmamasından kaynaklandığını, bu nedenle hasarın teminat kapsamı dışında kaldığını, araçtaki yangının başlamasından önce, yakıt sızıntısının mevcut bulunduğunu, sigortalı araç sürücüsünün ifadesinde de samimi olarak ikrar edildiği üzere klima alternatöründe meydana gelen arıza nedeniyle yetkili veya ehil bir servise götürülmeksizin sanayiden çağrılan tamircinin müdahalesi sonucu artı kutup başı bağlantılarının gevşek bırakılması ve kabloların uygun döşenmemesi sonucu ortaya çıkan kısa devreden yangının başladığı ve akabinde yakıt sızıntısının yangının artmasına sebebiyet vererek aracın tamamen yandığını, yangın öncesinde araçta bozukluğun bulunduğunu, sürücü ifade tutanağında da yangın öncesinde aracın bozuk olduğunun belirtildiğini, dolayısıyla meydana gelen hasarın dış etkiye bağlı değil, aracın gerekli bakım ve onarımlarının zamanında standartlara uygun emniyetli şekilde yapılmamasından kaynaklandığını, yani meydana gelen hasarın ani bir etki ile meydana gelmediğini, dava konusu edilen aracın yaşı, km'si dikkate alındığında "ani ve beklenmedik" bir durumun olmadığını, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.4. "Ek sözleşme ile teminat kapsamına dahil edilebilecek zararlar" maddesinde; "Aşağıda belirtilen haller ancak ek sözleşmeyle teminat altına alınabilir: 4.14.yağsızlık, susuzluk, donma, bozukluk, eskime, çürüme, paslanma ve bakımsızlık nedeniyle meydana gelen zararlar, 4.15.sigorta kapsamına giren bir olaydan doğmadıkça ve böyle bir olayla sonuçlanmadıkça aracın mekanik, elektrik ve elektronik donanımında meydana gelen her türlü arızalar, kırılmalar ile lastiklerde meydana gelen zararlar. Sigorta poliçesinde yukarıda sayılmayan ve bu genel şartlarda teminat dışında kalan zararlar arasında düzenlenmeyen rizikolar için de ek sözleşme ile teminat sağlanabilir." hükmü uyarınca araçtaki hasarın yukarıda yapılan teknik değerlendirmeler ışığında "ani ve beklenmedik" bir etkiye bağlı olmadığı, meydana gelen hasarın şekli itibarıyla neden-sonuç ilişkisi içerisinde ek teminat ile sigorta teminatına alınmadığı aşikar olup, davacının huzurdaki davasının reddi gerektiğini, kesinlikle davayı ve talebi kabul anlamına gelmemek kaydı ile, 6102 sayılı TTK'nun 1448. maddesi ve Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.1 ve B.2. maddesi uyarınca sigortalının zararın önlenmesi, azaltılması ve engel olunması için önlemeler almakla da yükümlü olduğunu, sigortalının bu yükümlülüklerini de yerine getirmediğini, bu hususta mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadığını, TTK'nun 1448. maddesi uyarınca; "sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararın önlenmesi ve engel olunması için imkanlar dahilinde önlemler almakla yükümlüdür ve bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmış ise kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır." hükmünün mevcut olduğunu, kesinlikle davayı ve talebi kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için aksi düşünüldüğünde ise sigortalının gereken koruma önlemlerini almadığını, can taşıyan bir yolcu otobüsü olan sigortalı otobüsün bakımlarının düzgün bir şekilde yaptırması gerektiğini, araçta meydana gelen arızanın tamiri amacıyla aracı yetkili bir servise götürmesi gerektiğini, ehil olup olmadığı bile belli olmayan yoldaki herhangi bir tamirciyi çağırıp bir benzincide aracın tamirinin yapıldığından emin olmaksızın yola devam ettiğini, sigortalının basiretli bir tacir olduğu ve bu durumun ne kadar tehlikeli olduğunu bilebilecek derecede tecrübeli olduğunu, sigortalı tarafından koruma önlemlerinin alınmadığını, sigortalının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini ve aksine bu davranışlarının zararın artmasına sebebiyet verici davranışlar olduğunun da mahkeme tarafından göz önüne alınması gerektiğini, kesinlikle davayı ve talebi kabul anlamına gelmemek kaydıyla 6102 sayılı TTK'nun 1448. maddesi uyarınca kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılması gerektiğini, hükmedilen bedelin de fahiş ve kabul edilemez nitelikte olduğunu, aracın rayiç bedelinin fazla tespit edildiğini, sovtaj değerinin hatalı olduğunu, aracın önceki hasarlarının da rayiç bedeli belirlenirken hesaba katılmadığını, Tramer kayıtları getirtilip incelense idi aracın 2.388,00 TL, 1.836,00 TL, 590,00 TL, 2.915,00 TL olmak üzere önceki hasarlarının mevcut bulunduğunun görüleceğini, kaldı ki aracın km'si, aracın yaşının da aracın rayici belirlenirken dikkate alınması gerektiğini, ancak bilirkişilerin tüm bu verileri dikkate almaksızın tamamen TEFE TÜFE oranlarını dikkate alarak afaki bir hesaplama yapmış olduklarını, uygulanan faiz başlangıç tarihi ve faiz türünün hatalı olduğunu, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile "yasal faiz" talebinde bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Kara Araçları Kasko Sigortası Poliçesi ile teminat altına alınan davacının aracının yanarak hasar görmesi sonucu talep edilen hasar tazminatı istemine ilişkindir.
1.Anayasa’nın 141. maddesinde, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği belirtilmiştir. Gerekçenin önemi, Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
6100 sayılı HMK'nın 298/2 maddesi "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz." hükmünü haizdir.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların, hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, 6100 sayılı HMK'nın 298. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, kararın gerekçe kısmında; davacı vekili tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf itirazı bulunmadığı halde davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile aracın sovtajını davalıya teslim etmesi halinde davacı lehine 657.586,00 TL tazminata hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiği, kararın devam eden kısmında ise davalı vekilinin istinaf itirazının kabulü ile 657.586,00 TL değerinden sovtaj bedeli olan 14.174,78 TL düşüldükten sonra kalan 643.411,22 TL'ye karar verilmesi gerektiği yönünde değerlendirmede bulunulduğu, ancak kararın hüküm kısmında davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının davasının kabulü ile 645.028,65 TL'nin 05.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hasarlı aracın üzerindeki takyidatlardan ari (temiz) olarak davacı tarafından davalı sigortacıya teslimi kaydı ile belirlenen tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmiş olup, hüküm fıkrası ile kararın gerekçesi arasında çelişki oluşmuştur. Bu şekilde hüküm tesisi ile yukarıda açıklanan ilkelere aykırılık oluşturulduğundan hüküm ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmesi için kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VIII. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!