Sahte kimlik ve düşük bedelle yapılan yolsuz tescil sonucu mirasçıların tapu iptali ve tescil talebinde iyi niyetli üçüncü kişi savunmasının değerlendirilmesi.
Özet: Davacılar, murislerine ait taşınmazların sahte kimlik kullanılarak yolsuz şekilde intikal ve paylı mülkiyete çevrilmesinin ardından davalılara satılması üzerine tapu iptali ve kendi adlarına tescil talebinde bulunmuş; davalılar ise taşınmazları iyiniyetli üçüncü kişiler olarak edindiklerini savunurken, ilk derece mahkemesi sahte kimlikle yapılan intikali yolsuz tescil saymış, bazı davalıların kısa sürede ve düşük bedelle yaptığı satışları ile resmi senetteki bedel farklılıklarını iyi niyet iddialarını zedeleyici bulmuştur.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : ███████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; sahte kimlik kullanan kişilerce davacıların murisi ...adına kayıtlı taşınmazların intikal ve paylı mülkiyete çevrilmesi işlemi ile davacılar adına tescil ettirildikten sonra 499 98... ve 499 75... parsel sayılı taşınmazlardaki davacılar ... ve ...’a ait payların 24.04.20 18... .04.2018 tarihlerinde davalılara satış suretiyle temlik edildiğini, davacı ... bakımından ise sadece intikal işleminin yapıldığını, sahte nüfus cüzdanı kullanılmak suretiyle yapılan intikal ve devir işlemlerinin yolsuz olduğunu, davalıların kendi aralarında kısa aralıklarla yaptıkları temliklerin de hukuken bir değerinin bulunmadığını ileri sürerek intikal işlemi ile paylı mülkiyete çevrilmesine dair işlemin iptaline, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ...; dava konusu 499 98... parsel sayılı taşınmazın 2 45... 'lik kısmında paydaş olduğunu, İNTERNET sitesinde satış ilanını gördüğünü ve taşınmazdaki payını artırmak için emlakçı ...ile görüştüğünü, emlakçı...un taşınmazın m2'sinin 1.000,00 TL'den satışa sunulduğunu, ayrıca 3.000,00 TL komisyon bedeli talep ettiğini, emlakçı...un tüm işlemleri kendisinin halledeceğini, sadece imza için tapuya gelmesi gerektiğini söylediğini, 26.04.2018 tarihinde satış işlemleri için gittiğini, orada taşınmazın maliki olarak kendisini tanıtan ... ve ... ile diğer alıcıların da bulunduğunu, taşınmazın 1 25... 'sinin satışı karşılığında 125.000,00 TL bedeli ve 3.000,00 TL komisyon bedelini emlakçıya ödediğini, emlakçının diğer alıcılardan satış bedellerini alarak elden ... olarak bilinen kişiye verdiğini, iyi niyetli olduğunu, iddia edilen olaylarla herhangi bir bağlantısının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ..., ..., ..., ... ve ...; dava konusu olayda hiçbir kusur ve kötü niyetlerinin bulunmadığını, aksine mağdur olduklarını, taşınmaz bedelinin EFT ile ödenmesi teklif edildiğini, ancak şahsın ısrarla parayı elden almak istediğini dile getirdiğini, bunun üzerine taşınmazın bedeli olan 125.00,00 TL'nin satıcıya ödenmek üzere emlakçı ...’un ofisinde ...’a teslim edildiğini, ihmallerinin bulunmadığını, davayı kabul ettiklerini ancak eldeki davanın açılmasında herhangi bir kusurları bulunmadığından yargılama gideri ile vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamalarını, öncelikli olarak TMK'nın 1007. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararlardan Devletin de sorumluluğu bulunduğundan her türlü rücu, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla Maliye Hazinesine davanın ihbarına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ...; 499 98... parsel sayılı taşınmazın payını kendisini ... olarak tanıtan kişiden satın aldığını, ... ile daha öncesine dair herhangi bir tanışıklığının olmadığını, ilk kez ...Tapu Müdürlüğünde gördüğünü, 24.04.2018 tarihinde satış işleminin gerçekleştiğini ve toplam 250.000,00 TL satış bedelini kamera kayıtları ve işlemi yapan memurun huzurunda satıcı ...’a ödediğini, iyi niyetli üçüncü kişi olması nedeniyle iktisabının korunması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; davalı ...’ten vekili ... aracılığıyla pay satın aldığını, kendisinin... ilçesinde kuyumculuk yaptığını, dava konusu taşınmazdaki payını yatırım amacıyla edindiğini, aynı parselde daha önce 08.01.2016 tarihinde de pay satın aldığını, yeni almış olduğu payla beraber toplamda 3 93... 'de pay sahibi olduğunu, alım satım işlemiyle arkadaşı ...’in ilgilendiğini ve daha önce de aynı bölgeden taşınmaz almasına yardımcı olduğunu, taşınmazı satın aldığı davalı ...'i önceden tanımadığını, halen de bu şahsı görmediğini ve tanışmadığını, tüm satım işlemlerinin aracılar vasıtasıyla gerçekleştiğini, arkadaşı emlakçı ...'e satış bedelini gönderdiğini, onun da davalı ...'e 110.000,00 TL satış bedelini banka kanalıyla gönderdiğini, iyi niyetli 3. kişi konumunda olduğunu, kazanımının korunması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; sahte kimlik kullanılarak yapılan devir işleminin yolsuz tescil niteliğinde olduğu, davalı ...’in dava konusu taşınmaz payını 24.04.2018 tarihinde 125.000,00 TL bedelle satın aldığı ve davalı ...’e 110.000,00 TL bedelle devrettiği, resmi akitte satış bedelinin 125.000,00 TL olarak gösterildiği, resmi senette satım bedelinin anlaşılan bedelden daha fazla gösterilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bilirkişi raporuna göre davalı ...'nin taşınmazı edindiği tarihteki dava konusu payın gerçek değerinin ise 132.500,00 TL olduğu, taşınmazın kısa sürede ve düşük bedelle davalı ...'ye devredildiği gözetildiğinde davalı ...’nin iyi niyet savunmasına değer verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının bir kısım davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; taşınmazın sahte belgeler ile intikal ve satış suretiyle devredildiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’nin ilk el konumunda oldukları ve iyi niyet savunmalarının dinlenmeyeceği, ilk el davalı ...’ten kısa süre içinde pay satın alan ve aynı taşınmazda paydaş olan davalı ...’in de kısa süreli satışla taşınmazda pay edindiği ve öncesinde dava konusu taşınmazda paydaş olan kişi olup TMK’nın 1023. maddesi kapsamında iyi niyetli müktesip olarak kabul edilemeyeceği ve iktisabının korunamayacağı gerekçesi ile davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar ... ... ... ile davalı ..., ... vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye onama harçlarından 4.800,99 TL'nin davalı ...’dan; 9.226,89 TL’nin davalı ...’den, 4.522,63 TL’nin davalı ...’den, 9.601,99 TL davalı ...'den alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!