Danıştayda, bir dernek tarafından, av ve yaban hayvanlarının korunması yönetmeliğinde, zararlı kabul edilen yaban hayvanlarına insan can ve malı karşısında keyfi müdahaleye olanak tanıdığı iddia edilen maddelerin iptali talebi.
Özet: Bu dava, "Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik"te 2021de yapılan ve özellikle insana zarar veren yaban hayvanlarına müdahale yetkisini genişleten bazı fıkra ve ibarelerin iptali istemiyle bir dernek tarafından açılmıştır; davacı, söz konusu düzenlemelerin Kara Avcılığı ve Hayvanları Koruma Kanunu ile uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu, biyoçeşitliliği göz ardı ettiğini, keyfi uygulamalara yol açabileceğini ve yaban hayvanının hayatını değersizleştirdiğini ileri sürerken, davalı bakanlık ise insan can ve mal güvenliğini temin amacıyla saldırgan hayvanlara hızlı müdahalenin zorunlu olduğunu, bakanlığın yetkisi dahilinde olduğunu ve müdahalenin sadece zarar veren hayvanlarla sınırlı olduğunu savunmaktadır.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : ████████
Karar No : █████████
DAVACI : ... Derneği ... / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN KONUSU : █████/2005 tarih ve 25976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 54. maddesinin, █████/2021 tarih ve 31682 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmeliğin 3. maddesi ile değişik/ek; 1. fıkrasının (f) bendinin, 2. fıkrasının (e) bendinin, 6. fıkrasının 1. cümlesinde yer alan "... ile bu madde kapsamında zararlı kabul edilen yaban hayvanlarının ..." ibaresinin ve son fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemelerin Kara Avcılığı Kanunu’na, Hayvanları Koruma Kanunu'na ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, idarenin uygulayacağı tedbirleri belirlerken biyoçeşitliliği de koruması gerektiği, Yönetmelik değişikliklerinde, insan türünün doğaya yönelik haksız eylemlerinden kaynaklanan sonuçların hiçbir şekilde dikkate alınmadığı, yaban hayvanının hangi koşullarda bir insana zarar verdiğine dair bir değerlendirme yapılmasına müsaade edilmediği, düzenlemenin insanlar tarafından keyfi bir uygulamaya dönüştürülebileceği, zarar kavramının tanımlanmadığı, yaban hayvanlarının hangi hallerde insan canına/malına zarar vereceğinin belirsizlik taşıdığı, Kara Avcılığı Kanunu ile yasaklanan avlanma yöntemlerinin kullanılmasına Yönetmelikle müsaade edilemeyeceği, yaban hayvanının hayatının insan canı ve malı karşısında değersizleştirildiği ileri sürülmektedir
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idarece, usule ilişkin olarak davacının görülmekte olan davayı açmakta menfaati bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği, esas yönünden ise, insanın yaralanmasına sebep olan ayı ve kurt gibi yaban hayvanlarının acilen yaşadığı ortamdan çıkarılması gerektiği, saldırgan hayvana ulaşılmasına ilişkin prosedürün uzun sürmesi nedeniyle doğrudan müdahalenin düzenlendiği, uygulanacak prosedürden kastedilenin, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce hayvanın alandan çıkarılması olduğu, hayvanın yaşadığı ortamdan çıkarılmasının Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'ne ilişkin yükümlülüklerin ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, yaban hayvanının saldırısı sonucu yaralanma, sakat kalma veya ölüm vakalarının keyfi uygulamaya dönüşmesinin mümkün olmadığı, Kara Avcılığı Kanunu'nda Bakanlıklarına, lüzumu halinde avlanma usullerine ilişkin değişiklik yapma yetkisi verildiği, koruma altındaki hayvanların avlanmasının cezai müeyyideye tabi olduğu, düzenlemelerin zararlı duruma gelen hayvanları kapsadığı, Bern Sözleşmesinin Ek-II Listesinde yer alan ayı ve kurt için ülkemizin çekincesinin bulunduğu, müdahalenin bizzat insana zarar vermiş ve insanı yaralamış hayvan için mümkün olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : █████/2021 tarih ve 31682 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesi ile Yönetmeliğin 54. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (f) bendinin, 2. fıkrasının (e) bendinde yapılan değişikliğin, 6. fıkrasının 1. cümlesinde yer alan "Tabiata ve diğer türlere zararlı olan yaban hayvanların" ibaresinin "Tabiata ve türlere zararlı olan yaban hayvanları ile bu madde kapsamında zararlı kabul edilen yaban hayvanlarının” olarak değiştirilmesinin ve maddeye eklenen son fıkranın iptali istenilmektedir.
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanununun 1'inci maddesinde, Yasanın amacının, sürdürülebilir av ve yaban hayatı yönetimi için av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamları ile birlikte korunmalarını, geliştirilmelerini, avlanmalarının kontrol altına alınmasını, avcılığın düzenlenmesini, av kaynaklarının milli ekonomi açısından faydalı olacak şekilde değerlendirilmesini ve özel hukuk tüzel kişileriyle işbirliğini sağlamak olduğu; bu Yasanın av ve yaban hayvanlarını ve yaşama ortamlarını, bunların korunması ve geliştirilmesini, av ve yaban hayatı yönetimini, avlakların kurulması, işletilmesi ve işlettirilmesini, avcılığın, av turizminin, yaban hayvanlarının üretiminin, ticaretinin düzenlenmesi, toplumun bilinçlendirilmesini, avcıların eğitimini, av ve yaban hayatına ilişkin suçlar, suçların takibi ve cezaları kapsayacağı hükme bağlanmış; 2'nci maddesinde, yaban hayatı geliştirme sahası , av ve yaban hayvanlarının ve yaban hayatının korunduğu, geliştirildiği, av hayvanlarının yerleştirildiği, yaşama ortamını iyileştirici tedbirlerin alındığı ve gerektiğinde özel avlanma planı çerçevesinde avlanmanın yapılabildiği sahaları ifade edeceği tanımına yer verilmiş, bu sahaların ayrılması ve yönetimine ilişkin esas ve usullerin Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
█████/2021 tarih ve 31682 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesinde; "Aynı Yönetmeliğin 54 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiş, ikinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasında yer alan “Tarım ve Köyişleri Bakanlığının mahalli teşkilatından,” ibaresi “Tarım ve Orman Bakanlığı İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden, birinci fıkrasının (f) bendi ile” olarak, altıncı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Tabiata ve diğer türlere zararlı olan yaban hayvanların” ibaresi “Tabiata ve türlere zararlı olan yaban hayvanları ile bu madde kapsamında zararlı kabul edilen yaban hayvanlarının” olarak, yedinci fıkrasında yer alan “3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununa” ibaresi “5996 sayılı Kanuna” olarak değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“f) İnsan yaralama ve ölümüne neden olanlar,”
“e) İnsan canına veya mala zarar verenler,”
“İnsan yaralanması ve ölüm olaylarına sebep olan zararlı ayı ve kurt gibi yaban hayvanları, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü kapsamında her türlü ateşli silah ve ihtiyaç duyulması halinde men edilen avlanma yöntemleri de kullanılarak acilen alandan çıkartılır, bunu takiben zararlı hayvan ile ilgili prosedür tamamlanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha sonra gelen kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yürürlüğünü Anayasa'dan, yönetmelikler ise yürürlüğünü kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden almaktadır. Dolayısıyla; bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, dava konusu Yönetmeliği çıkaran davalı idarenin, düzenleme yapma konusunda sahip olduğu takdir yetkisini yürütülen hizmetin özelliklerine uygun olarak kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek üst hukuk normlarına aykırı olmayacak şekilde kullandığı kanaatiyle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
█████/2005 tarih ve 25976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 54. maddesinde, █████/2021 tarih ve 31682 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmeliğin 3. maddesi ile değişiklik/ekleme yapılması üzerine, davacı tarafından, anılan maddenin 1. fıkrasının (f) bendinin, 2. fıkrasının (e) bendinin, 6. fıkrasının 1. cümlesinde yer alan "... ile bu madde kapsamında zararlı kabul edilen yaban hayvanlarının ..." ibaresinin ve son fıkrasının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından, davacının görülmekte olan davayı açmakta güncel, meşru ve ciddi bir menfaati bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, davacı Derneğin, ülkemizin doğasını, biyolojik çeşitliliğini, ekolojik süreçlerini ve ekolojik bütünlüğünü doğrudan veya dolaylı olarak tanımaya, tanıtmaya ve korumaya katkıda bulunmak, doğa ile uyumlu yaşamı desteklemek amacıyla kurulduğu ve bu amacı gerçekleştirmek üzere doğal kaynakların, biyolojik çeşitliliğin ve kültürel miras dahil diğer çevre değerlerinin araştırılmasına ve korunmasına katkıda bulunmak ve gerektiğine hukuki mücadele yürütüp, davalar açmak veya açılmış bulunan davalara davacı veya davalılar yanında müdahil olmak; ormanlar, makiler, sulak alanlar, nehirler, bozkırlar, dağlar, kıyı ve denizler, mera, tarım alanları ve benzeri ekosistemleri içinde yaşayan canlılar ile beraber korumak ve bu alanların ekolojik süreç ve bütünlüğünü bozmadan paylaşılmasını sağlamak için bilimsel ölçülerin belirlenmesine katkıda bulunmak faaliyetlerinde bulunduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerin iptalini istemekte subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğu, davalı idarenin davanın ehliyet yönünden reddi gerektiğine ilişkin usuli itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılarak işin esasına geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat :
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun;
"Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde,
"Bu Kanunun amacı; sürdürülebilir av ve yaban hayatı yönetimi için av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamları ile birlikte korunmalarını, geliştirilmelerini, avlanmalarının kontrol altına alınmasını, avcılığın düzenlenmesini, av kaynaklarının millî ekonomi açısından faydalı olacak şekilde değerlendirilmesini ve ilgili kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile işbirliğini sağlamaktır.
Bu Kanun av ve yaban hayvanlarını ve yaşama ortamlarını, bunların korunmasını ve geliştirilmesini, av ve yaban hayatı yönetimini, avlakların kurulması, işletilmesi ve işlettirilmesini, avcılığın, av turizminin, yaban hayvanlarının üretiminin, ticaretinin düzenlenmesini, toplumun bilinçlendirilmesini, avcıların eğitimini, av ve yaban hayatına ilişkin suç ve kabahatler ile bunların takibi ve cezalarını kapsar." kuralına yer verilmiş;
"Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının;
1. bendinde, "Bakanlık"ın, Çevre ve Orman Bakanlığını,
3. bendinde, "Genel Müdürlük"ün, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünü,
4. bendinde, "Av hayvanı"nın, bu Kanun kapsamında avlanan, korunan ve Bakanlıkça belirlenen listede yer alan hayvanları,
5. bendinde, "Yaban hayvanı"nın, sadece suda yaşayan memeliler dışında kalan ve Bakanlıkça belirlenen bütün memelileri, kuşları ve sürüngenleri;
11. bendinde, "Yaban hayatı koruma sahası"nın, yaban hayatı değerlerine sahip, korunması gerekli yaşam ortamlarının bitki ve hayvan türleri ile birlikte mutlak olarak korunduğu ve devamlılığının sağlandığı sahaları;
12. bendinde, "Yaban hayatı geliştirme sahası"nın, av ve yaban hayvanlarının ve yaban hayatının korunduğu, geliştirildiği, av hayvanlarının yerleştirildiği, yaşama ortamını iyileştirici tedbirlerin alındığı ve gerektiğinde özel avlanma plânı çerçevesinde avlanmanın yapılabildiği sahaları,
16. bendinde, "Av ve yaban hayatı yönetimi"nin, av ve yaban hayatının sürdürülebilirliğinin sağlanması hedefinden hareketle; av ve yaban hayvanları ile yaşama alanlarında gerekli araştırma, etüd ve envanter çalışmalarının yapılması, koruma ve geliştirme faaliyetlerinin belirlenmesi, faydalanmanın düzenlenmesi de dahil; yönetim plânlarının yapılması, uygulanması, denetlenmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesini;
26. bendinde, "Avlanma"nın, bu Kanun kapsamında avına izin verilen yaban hayvanı türlerini, izin verilen yerlerde, tespit edilen zaman ve miktarlar ile belirlenen esas ve usullerle canlı veya ölü ele geçirmeye çalışmayı veya ele geçirmeyi ifade edeceği;
"Av ve yaban hayvanlarının korunması ve koruma alanları" başlıklı 4. maddesinde,
"Yaban hayvanı türleri içinde yer alan ve Bakanlıkça belirlenen av hayvanlarından, korunması gerekenler Merkez Av Komisyonunca, av hayvanlarının dışında kalan yaban hayvanları ile diğer türler gerektiğinde ilgili kuruluşların uygun görüşleri alınarak Bakanlıkça koruma altına alınır. Bu karar Resmî Gazetede yayımlanır. Koruma altına alınan yaban hayvanları avlanamaz. Yaban hayvanları üreme, tüy değiştirme ve göç dönemlerinde rahatsız edilemez, yavru ve yumurtaları toplanamaz, yuvaları dağıtılamaz ve memeliler kış uykusunda rahatsız edilemez. Lüzumu halinde bu yaban hayvanlarının kendilerinden, yavru ve yumurtalarından, korundukları süre içinde faydalanma ve zararlı olanları ile mücadele ve men edilen avlanma usulleri ile geçici olarak avlanma esasları Bakanlıkça tespit edilir.
Koruma altında olmayan yaban hayvanlarının avlanmanın yasaklandığı gün ve sürelerde; tarım alanları ile besi ve yaban hayvanlarına zarar verecek sayıda çoğalmaları veya bulaşıcı hastalık taşıdıklarının tespiti durumunda, söz konusu alanlarda konu mahallî tarım ve köyişleri ile orman teşkilâtı görevlilerince incelenerek hazırlanacak ortak rapor doğrultusunda belli sayıda yaban hayvanının belirlenecek esas ve usullerle avlattırılmasına Genel Müdürlükçe izin verilebilir.
Taraf olunan uluslararası sözleşmeler gereğince el konulan veya doğal afetler, çevre sorunları, yaralanma ve sahipsiz kalma gibi nedenlerle bakıma veya tedaviye muhtaç olan av ve yaban hayvanlarının, tekrar doğal yaşama ortamlarına bırakılıncaya veya yabancı türlerin orijin ülkesine gönderilinceye kadar bakım, tedavi ve rehabilitasyonlarının yapılacağı kurtarma merkezleri kurulur. Bu yerlerin kurulması ve işletilmesine ilişkin esaslar Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.
Av ve yaban hayvanlarının beslenmesine, barınmasına, üremesine ve korunmasına imkân veren doğal yaşama ortamları zehirlenemez, sulak alanlar kirletilemez, kurutulamaz ve bunların doğal yapıları değiştirilemez.
Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında yaban hayatı tahrip edilemez, ekosistem bozulamaz, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları ile üretme istasyonları dışında da olsa bu sahalara olumsuz etki yapacak tesislere izin verilemez, varsa mevcut tesislerin atıkları arıtılmadan bırakılamaz, onaylanmış plânlarda belirtilen yapı ve tesisler dışında hiçbir yapı ve tesis kurulamaz, irtifak hakkı tesis edilemez. Bu sahalarda Bakanlıkça gerektiğinde ilave yasaklamalar getirilebilir. Bakanlığın uygun görüşü alınmadan diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yasaklama getirilemez.
Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarındaki kamuya ait açıklıkların ve mevcut olan ağaçların, bitki örtüsünün yanması, her ne sebeple olursa olsun kesilmesi, sökülmesi, boğulması, budanması sonucunda oluşacak açıklıklar ve arazinin düzeltilmesi suretiyle elde edilecek sahalar işgal edilemez, kullanılamaz, bu yerlere her türlü yapı ve tesis yapılamaz, bu yapı ve tesisler tapuya tescil edilemez. Bu gibi yapı ve tesislere hiçbir kayıt ve şart aranmadan doğrudan doğruya Bakanlıkça el konulur. Bu sahalarda yaban hayatının tahrip olmasına, ekosistemin bozulmasına neden olan olumsuz müdahalelerden dolayı Bakanlıkça yapılacak iyileştirme çalışmalarına ait giderler sebebiyet verenlerden ayrıca tazmin edilir.
Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında mülki alanı bulunan köy tüzel kişiliği, belde belediyeleri, büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki ilçe belediyeleri ile koruma hizmeti için iş birliği yapılabilir. Koruma hizmetinin alınmasına ilişkin esas ve usuller Bakanlıkça belirlenir.
Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları ile üretme istasyonları, orman rejimine giren yerlerde Bakanlıkça, diğer yerlerde Cumhurbaşkanınca tefrik edilir. Bu sahaların ayrılması ve yönetimine ilişkin esas ve usuller Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne;
"Avlanma esas ve usulleri" başlıklı 6. maddesinde,
"Avlanma, avcılık belgesi ve avlanma izni almak şartıyla, yasalarla izin verilen silâh, araç ve eğitilmiş hayvanlarla, avlanma plânlarına veya Merkez Av Komisyonu kararlarına göre yapılır.
Zehirle avlanmak yasaktır. Haznesi iki fişek alacak şekilde sınırlandırılmamış otomatik, yarı otomatik, pompalı ve benzeri yivsiz av tüfekleri ile havalı tüfek ve tabancalar avda kullanılamaz. Eğitilmiş hayvanlarla ve mücadele kapsamında kullanım yeri, şekli ve özellikleri Merkez Av Komisyonunca belirlenecekler dışında kara, hava araçları ve yüzer araçlarla, ses, manyetik dalga, ışık yayan araç ve gereçler, canlı mühre, tuzak, kapan ve diğer benzeri araç, gereç ve usullerle avlanılamaz. Avda kullanımı Merkez Av Komisyonu kararı ile men edilen ses ve manyetik dalga yayan cihazlar, tuzak ve kapanlar ile benzeri araç ve gereçlerin pazar ve ticarethanelerde bulundurulması ve satışı yasaktır. Özellikleri Merkez Av Komisyonunca belirlenenlerin dışında gümeler kurulamaz ve bu gümelerde avlanılamaz.
Avlanan hayvanların taşınması ve avlanma gayesi dışında mücadele kapsamında ve kişilerin kendilerini, tarlalarını ve sürülerini korumak maksadıyla avlaklarda avcılık belgesi ve avlanma izni olmadan avlanmada kullanılan silâhları ve araçları taşıma veya köpek bulundurma ile eğitilmiş hayvanlarla ve avlanma zamanı dışında avlanma esasları Merkez Av Komisyonunca tespit edilir. Bu esas ve usullere aykırı şekilde avlanılamaz.";
"Yönetmelik" başlıklı 32. maddesinde,
"Bu Kanunun uygulaması ile ilgili esas ve usuller, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri de alınmak sureti ile bir yıl içinde Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." kuralına yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Tarım ve Orman Bakanlığının teşkilat ve görevlerinin düzenlendiği Onbeşinci Bölümünde yer alan "Görev" başlıklı 410. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde, tabiatın korunmasına yönelik politikalar geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yapmak, korunan alanların tespiti, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve biyolojik çeşitlilik ile av ve yaban hayatının korunması, yönetimi, geliştirilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesini sağlamak; (g) bendinde ise, kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle verilen diğer görevleri yapmak, Tarım ve Orman Bakanlığının görev ve yetkileri arasında; dava tarihinde yürürlükte bulunan "Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü" başlıklı 420. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, yaban hayatı ve kara av kaynaklarının korunması, geliştirilmesi, kara avcılığının düzenlenmesi, av kaynaklarının işletilmesi ve kontrolü ile ilgili her türlü etüt, envanter, planlama, projelendirme, uygulama ve izlemeye ilişkin iş ve işlemleri yapmak veya yaptırmak, bu hizmetlerle ilgili tesisleri kurmak veya kurdurmak; (ç) bendinde, kara avcılığını düzenleyen mevzuat ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek; (d) bendinde, uluslararası koruma sözleşmeleri ile belirlenen yörelerdeki koruma ve kullanma esaslarını belirlemek; (e) bendinde, uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınan bitki ve hayvan türleri ile alanların korunması konusunda tedbirler almak, ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak; (f) bendinde, hayvanların korunmasına yönelik çalışmaları, ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde yapmak, yaptırmak, bu konuda yürütülen faaliyetleri desteklemek, denetlemek veya denetlenmesini sağlamak; (g) bendinde, görev alanıyla ilgili olarak bitki ve hayvan türü genetik kaynaklarının muhafazası ve iyileştirilmesi ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
█████/2024 tarih ve 32766 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 175 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 3. maddesiyle, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 420. maddesi yürürlükten kaldırılmış; 4. maddesiyle, 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne eklenen "Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü" başlıklı Elliyedinci Bölüm ile de kamu tüzel kişiliğini haiz, özel bütçeli, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı ve merkezi Ankara’da bulunan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 792/Z maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ile verilen görevleri yürütmek Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
█████/1984 tarih ve ███████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanarak, █████/1984 tarih ve 18318 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye'nin de tarafı olduğu Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma (Bern) Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, "Akit taraflar, ekonomik ve rekreasyonel gereksinmeleri ve yerel olarak risk altında bulunan alt türler, varyeteler veya formların isteklerini dikkate alırken, yabani flora ve faunanın, özellikle ekolojik, bilimsel ve kültürel gereksinmelerini de karşılayacak düzeyde, popülasyonlarının devamı veya bu düzeye ulaştırılması için gerekli önlemleri alacaktır." kuralına; 6. maddesinde, "Her Akit Taraf II no'lu ek listede belirtilen yabani fauna türlerinin özel olarak korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır. Bu türler için özellikle aşağıdaki hususlar yasaklanacaktır: a) Her türlü kasıtlı yakalama ve alıkoyma, kasıtlı öldürme şekilleri (...)" kuralına; 7. maddesinde, "(1) Her Akit Taraf, III no'lu ek listede belirtilen yabani faunanın korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır. (2) III no'lu ek listede belirtilen yabani faunanın her türlü işletme şekli, 2. maddenin şartları gözönünde bulundurularak, popülasyonlarının varlığını tehlikeye düşürmeyecek şekilde düzenlenmiş olacaktır. (3) Alınacak önlemler, a) Kapalı av mevsimlerini ve/veya işletmeyi düzenleyen diğer esasları, (...) kapsayacaktır." kuralına; 9. maddesinde, " (1) Her Akit Taraf 4, 5, 6 ve 7 nci madde hükümlerine ve 8 inci maddede ifade edilen usullerin ve araçların kullanımının yasaklanması hükümüne uygun başka bir çözüm yolu olmadığı ve istisnai uygulamanın, bahis konusu populasyonun devamlılığına zarar vermeyeceği hallerde; Flora ve faunanın korunması için; Tarım ürünlerine, hayvancılığa, ormanlara, balıkçılığa, sulara ve diğer arazi kullanım şekillerine yönelebilecek ciddi zararları önlemek için; Genel sağlık ve güvenlik, hava güvenliği veya diğer kamu yararı hallerinde; Araştırma eğitim amaçlarıyla, kaybolmuş türlerin yeniden getirilmesi, yeniden, yerleştirilmesi ve gerekli beslenmenin sağlanması için; Belirli yabani hayvan ve bitkilerin az miktarda alımı, saklanması veya diğer akılcı kullanımlarına, çok sıkı gözetim altında, selektif ve sınırlı olmak kaydıyla izin verilmesi yönünden, istisnalar getirebilir. (2) Akit Taraflar, önceki paragrafa uygun olarak uyguladığı istisnalar hakkında Daimi Komiteye her iki yılda bir rapor gönderecektir. Bu raporlarda : İstisna kapsamına alınan veya daha önce alınmış olan populasyonlar ve mümkün olduğu takdirde bunların sayısı, Kullanılmasına izin verilen yakalama ve öldürme şekilleri, Bu istisnanın uygulanmasına İzin verilen hallerde risk olasılığı ve yer ve zaman koşulları, Koşulların yerine getirildiğini açıklayabilecek ve kullanılabilecek araçlar, sınırlamalar ve bunları izleyecek elemanlar yönünden karar alabilecek yetkili makam, Yapılan kontroller; Belirtilecektir." kuralına yer verilmiş; Sözleşme'nin "Kesin koruma altına alınan fauna türleri" başlıklı II no'lu ek listede kurt ve ayıgiller türü; "Ek Liste II'de Yer Alan, Ancak Ülkemiz Şartlarında Kesin Koruma Altına ALınamayacak Fauna Türleri ile Ek Liste IV'de Yer Alan Av Metod ve Araçlarına Dair İtirazi Kayıt Listesi" başlıklı II no'lu ek listede ise kurt ve ayıgiller sayılmıştır.
4915 sayılı Kanun'un 4. maddesine dayanılarak hazırlanan ve █████/2005 tarih ve 25976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Yaban hayvanlarından zararlı olanlarla mücadele" başlıklı 54. maddesi,
"Koruma altında olan yaban hayvanlarından;
a) Popülasyon büyüklüğünün aşırı artması nedeniyle yaşama ortamlarını tahrip edenler,
b) Tedavisi mümkün olmayan sakatlık ve hastalığı bulunanlar,
c) Halk sağlığını tehdit edenler,
d) Yaban hayvanlarına ve doğal yaşama ortamlarına zarar verenler,
e) Genetik deformasyona uğramış, nesli bozabilecek olanlar,
zararlı olarak kabul edilir.
Koruma altında olmayan yaban hayvanlarından;
a) Tarım alanlarına, tarım ürünlerine, hayvancılığa, balıkçılığa ve diğer arazi kullanım şekillerine yönelik ciddi zarar verenler,
b) Evcil hayvanlara zarar verenler,
c) Ormanlara zarar verenler,
d) Sulara zarar verenler,
e) Mala ve cana kastedenler veya saldıranlar,
f) Güvenlik, hava güvenliği ve kamu yararını tehdit eder duruma gelenler,
ile benzeri durumlara sebebiyet verenler zararlı olarak kabul edilir.
Yaban hayvanlarının zararlı olanları ile mücadele; ilgili kişi, kurum veya kuruluşların talebine istinaden, bu maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilenler için Tarım ve Köyişleri Bakanlığının mahalli teşkilatından ikinci fıkrasının (e) bendinde belirtilenler için İçişleri Bakanlığı Mahalli teşkilatından, ikinci fıkrasının (d) ve (f) bentlerinde belirtilenler için ilgili kurum veya kuruluşun mahalli teşkilatından bir yetkili ile il müdürlüğü görevlilerince, birinci fıkrasının (a), (d) ve (e) bentleri ile ikinci fıkrasının (c) bendinde belirtilenler için sadece il müdürlüğü görevlilerince, mahallinde inceleme yapılarak hazırlanacak rapor doğrultusunda, ulusal ve uluslar arası mevzuat kapsamında Genel Müdürlük tarafından çıkarılacak usul ve esaslar çerçevesinde mücadele yapılır.
Öncelikle popülasyon büyüklüğünün normal seviyeye indirilmesi amacıyla; o türün artma nedenlerinin tespit edilip, türü kontrol altında tutan türlerin arttırılması için ortama müdahale edilir. Bu müdahalenin yeterli olmaması durumunda ise Genel Müdürlüğün belirlediği usul ve esaslara göre yakalama ve avlanma yapmak suretiyle mücadele edilir. Bu kapsamda yapılacak sürek avlarında avlanacak kişilerin avcılık belgesinin olması şarttır.
Avlanan bu hayvanların etleri, derileri ve trofeleri avlayan avcılara ait değildir. Bu hayvanların etlerinin, derilerinin ve trofelerinin nasıl değerlendirileceği il müdürlüğü tarafından belirlenir.
Tabiata ve diğer türlere zararlı olan yaban hayvanların avlanması, avı yapacak kişilerin görevlendirilmesi ve bunların ücretlendirilmesi il müdürlüğünün teklifi ile Genel Müdürlük tarafından yapılır. Av turizmi kapsamında av organizasyonlarına izin verilen avlaklarda zararlılar ile mücadele 8/1/2005 tarihli ve 25694 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yerli ve Yabancı Avcıların Av Turizmi Kapsamında Avlanmalarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde yapılır.
Avlanmanın yasak olduğu sahalarda genetik deformasyona uğramış, sakat, hasta, yaşlı, trofe değeri bulunmayan hayvanların avlanmasına; il müdürlüğünün hazırlayıp teklif edeceği gerekçeli rapor doğrultusunda Genel Müdürlükçe izin verilir ve bu bireyler il müdürlüğü elemanlarınca avlanır. Avlanan hayvanların etleri veteriner hekim tarafından muayene edilir. Muayene sonucu veteriner hekimin vereceği rapor doğrultusunda tüketilmesinde sakınca olmayanların değerlendirme şekli il müdürlüğü tarafından belirlenir. Tüketilmesinde sakınca olanlar ise 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununa göre imha edilir." şeklinde iken;
█████/2021 tarih ve 31682 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmeliğin 3. maddesi ile, asıl Yönetmeliğin 54. maddesinin,
1. fıkrasına, "f) İnsan yaralama ve ölümüne neden olanlar," şeklindeki bent eklenmiş;
2. fıkrasının (e) bendi, "İnsan canına veya mala zarar verenler," şeklinde;
3. fıkrasında yer alan " Tarım ve Köyişleri Bakanlığının mahalli teşkilatından" ibaresi, "Tarım ve Orman Bakanlığı İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden, birinci fıkrasının (f) bendi ile";
6. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Tabiata ve diğer türlere zararlı olan yaban hayvanların" ibaresi, "Tabiata ve türlere zararlı olan yaban hayvanları ile bu madde kapsamında zararlı kabul edilen yaban hayvanlarının" şeklinde değiştirilmiş;
Anılan maddeye, "İnsan yaralanması ve ölüm olaylarına sebep olan zararlı ayı ve kurt gibi yaban hayvanları, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü kapsamında her türlü ateşli silah ve ihtiyaç duyulması halinde men edilen avlanma yöntemleri de kullanılarak acilen alandan çıkartılır, bunu takiben zararlı hayvan ile ilgili prosedür tamamlanır." şeklindeki 8. fıkra eklenmiştir.
Öte yandan, 5199 sayılı Hayvan Hakları Kanunu’nun “Saklı hükümler” başlıklı 31. madesinde, “4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu, 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu ile 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu hükümleri saklıdır.” kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
1-Dava konusu düzenlemelerin yetki yönünden incelenmesi:
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ile, av ve yaban hayvanlarını belirleme, av hayvanı dışında kalan yaban hayvanları ile diğer türleri koruma altına alma, yaban hayvanlarının zararlı olanları ile mücadele ve men edilen avlanma usulleri ile geçici olarak avlanma esaslarını tespit etme, bilimsel yönden tabiata ve türlere zararlı olan hayvanların avlanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme, bazı av hayvanı türlerinin özel ve örnek avlaklarda avlanmasını yasaklama, nesli tehlike altında olan, nadir, hassas ve benzeri statülerde yer alan türler ile endemik ve göçmen türlerin korunması amacıyla gerekli koruma tedbirlerini alma, bu türler için koruma alanlarını oluşturma ve bu alanları ekolojik ihtiyaçlarına göre yönetme, doğal türlerin azalması veya nesillerinin tehlike altına girmesi durumunda yeniden yerleştirme çalışmalarının ekolojik prensiplere göre yapılmasını sağlama, av yasağına ilişkin esas ve usulleri tespit etme, avcılığın denetlenmesi ve izlenmesi çalışmalarını yapma ve uygulamada gerekli tedbirleri alma, av ve yaban hayatını yönetme konusunda davalı Bakanlık görevli ve yetkili kılınmıştır.
Buna göre, hangi yaban hayvanlarının tabiata ve türlere zararlı olduğunu veya zararlı kabul edileceğini, bu zararlı hayvanlar ile mücadele yöntemlerini ve bu arada avlanma esaslarını belirlenmeye yetkili bulunan davalı Bakanlıkça yürürlüğe konulan dava konusu düzenlemelerde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
2- Dava konusu Yönetmeliğin 54. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi, 2. fıkrasının (e) bendi, 6. fıkrasının 1. cümlesinde yer alan "... ile bu madde kapsamında zararlı kabul edilen yaban hayvanlarının ..." ibaresinin incelenmesi :
Dava konusu Yönetmelik ile, koruma altında olan ve olmayan yaban hayvanlarından hangilerinin zararlı kabul edileceği sayılmış, koruma altında olan yaban hayvanlarından "insanın yaralanmasına ve ölümüne neden olanların", koruma altında olmayan yaban hayvanlarından ise "insan canına veya mala zarar verenlerin" zararlı olarak kabul edileceği düzenlenmiş, zararlı kabul edilen bu hayvanlarla ne şekilde mücadele edileceğine yönelik kurallar öngörülmüştür.
Davacı tarafından, Yönetmelik değişikliklerinde, insan türünün doğaya yönelik haksız eylemlerinden kaynaklanan sonuçların hiçbir şekilde dikkate alınmadığı, yaban hayvanının hangi koşullarda bir insana zarar verdiğine dair bir değerlendirme yapılmasına müsaade edilmediği, zarar kavramının tanımlanmadığı iddia edilmektedir.
Dava konusu değişiklik ile, maddenin 1. fıkrasında düzenlenen koruma altına alınan yaban hayvanlarından insanın yaralanmasına ve ölümüne neden olanların zararlı olarak kabul edilenler arasına eklendiği, düzenlemenin önceki halinde bu durumu karşılayan bir kurala yer verilmediği, (c) bendinde yer alan "halk sağlığını tehdit edenler"in zararlı kabul edilmesine yönelik kuralın ise spesifik olarak insanın yaralanmasına ve ölümüne neden olma durumunu karşılamadığı, daha ziyade bulaşıcı hastalığa düçar olanları kastettiği, dolayısıyla 4915 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan koruma altındaki yaban hayvanlarını avlama yasağı dikkate alındığında, doğrudan insanın beden bütünlüğüne saldırıp fiilen zarar veren yaban hayvanlarına yönelik olarak mücadele ve avlanma hakkı tanınmasının, Anayasa'nın 5. ve 17. maddelerinde düzenlenen insanın yaşama ve maddi - manevi bütünlüğünü koruma hakkına ilişkin Devletin pozitif yükümlülüğünün yerine getirilmesi bakımından zorunlu olduğu, esasen bu yükümlülük yerine getirilirken yaban hayvanlarının zararlı kabul edilmesi için insanın vücut bütünlüğüne yönelik doğrudan bir saldırısı sonucu fiilen yaralanması veya ölmesine neden olmasının aranması suretiyle "zarar" kavramından ne anlaşılması gerektiğinin açıkça düzenlenip hukuki belirsizliğe neden olunmadığı gibi "zarar tehdidi" gibi ihtimali hallere yer verilmeyerek yaban hayvanlarının, yaban hayatının ve ekolojik dengenin de gözetildiği, 3. fıkrada öngörülen "rapor" düzenlenmesi zorunluluğu aracılığıyla da insanlara tanınan mücadele ve avlanma hakkının suistimaline engel olunduğu anlaşıldığından ölçüsüz bir müdahaleden de söz edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Yine dava konusu maddenin 2. fıkrasında düzenlenen koruma altında olmayan yaban hayvanlarından hangilerinin zararlı kabul edileceğinin tahdidi olarak belirlenmediği, fıkrada daha önce "mala ve cana kastedenler veya saldıranlar"ın zararlı olarak kabul edileceği düzenlenmişken, dava konusu değişiklikle "insan canına veya mala zarar verenler"in bu kapsamda değerlendirildiği, dolayısıyla herhangi bir zararlı sonuç doğurmayabilecek "kasıt" ve "saldırı" kriterlerinin yerine doğrudan ve fiilen "zarar verme" koşulunun getirildiği, bu haliyle 1. fıkraya eklenen bent ve 2. fıkrada sayılan diğer durumlar ile uyumlu olacak şekilde 2. fıkranın (e) bendinde yaban hayvanı, yaban hayatı ve ekolojik dengenin de gözetilerek yaşam, maddi - manevi bütünlüğü koruma ve mülkiyet hakları ile yaban hayatı arasında adil denge kurulmasının yanı sıra ifadenin açıklığa kavuşturulmasından ibaret bir düzenleme yapıldığı, keza maddenin 6. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Tabiata ve diğer türlere zararlı olan yaban hayvanların" ibaresinin dava konusu düzenlemeyle "Tabiata ve türlere zararlı olan yaban hayvanları ile bu madde kapsamında zararlı kabul edilen yaban hayvanlarının" şeklinde değiştirilmesinin de 1. ve 2. fıkrada yapılan düzenlemeleri tamamlayıcı mahiyette olduğu görülmektedir.
Bern Sözleşmesinde popülasyonun devamlılığına zarar vermeyecek hallerde genel sağlık ve güvenlik için istisnai uygulama yapılabileceğinin belirtildiği, yaban hayvanlarından hangilerinin zararlı kabul edileceğinin hayvanın koruma altında olup olmamasına ve sebebiyet verdikleri durumların ağırlığına göre belirlendiği, "insan yaralama ve ölümüne neden olanlar" ve "insan canına veya mala zarar verenler"in zararlı kabul edilmesinin, genel sağlık ve güvenliğin sağlanması ve korunması için gerekli olduğu, bu durumlara sebebiyet veren yaban hayvanı özelinde zararlı hayvan prosedürünün yürütülmesinin keyfi uygulama olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Buna göre, koruma altında olan ve olmayan yaban hayvanlarından hangilerinin zararlı olarak kabul edileceğine yönelik kesin, somut ve genel sağlık ve güvenlik gerekleri doğrultusunda yapılan dava konusu değişikliklerde üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
3- Dava konusu Yönetmeliğin 54. maddesinin son fıkrasının incelenmesi :
4915 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddelerinde, hangi avlanma yöntemlerinin yasak olduğu düzenlenmiş, Bern Sözleşmesine uyumlu şekilde zehir, haznesi iki fişek alacak şekilde sınırlandırılmamış otomatik, yarı otomatik, pompalı ve benzeri yivsiz av tüfekleri ile havalı tüfek ve tabancalar, eğitilmiş hayvanlar, ses, manyetik dalga, ışık yayan araç ve gereçler, canlı mühre, tuzak, kapan ve diğer benzeri araç, gereç ve usuller; yasaklanmış avlanma yöntemleri arasında sayılmıştır.
Dava konusu düzenlemede, insan yaralanması ve ölüm olaylarına sebep olan zararlı ayı ve kurt gibi yaban hayvanlarının öncelikle 4915 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrası kapsamında her türlü ateşli silah ve ihtiyaç duyulması halinde men edilen avlanma yöntemleri de kullanılarak acilen alandan çıkartılacağı, bunu takiben zararlı hayvan ile ilgili prosedürün tamamlanacağı kurala bağlanmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki zararlı olan veya zararlı kabul edilen bir yaban hayvanının yakalanarak yaşadığı alandan derhal çıkarılması, genel sağlık ve güvenliğinin sağlanması ve korunması bakımından zorunlu bir ihtiyaçtır. Keza zararlı yaban hayvanlarıyla mücadele kapsamında, avlanmanın yasak edildiği yerlere girilmesi, her türlü ateşli silahın kullanılması ve hatta ihtiyaç halinde men edilen avlanma yöntemlerinden yararlanılması da yukarıda değinilen Anayasal haklar bağlamında hayvana yapılacak müdahalenin aciliyetinin bir gereğidir.
Diğer taraftan, canis lupus (kurt) ve ursidae (ayıgiller) türleri, Bern Sözleşmesinin "Kesin koruma altına alınan fauna türleri" başlıklı II no'lu eki listede sayılmış ise de, anılan Sözleşmenin, ülkemiz şartlarında kesin koruma altına alınamayacak fauna türlerine dair itirâzi kayıt listesinde de yer aldığından, Sözleşmenin koruyucu hükümlerinin bunlar bakımından uygulanması mümkün değildir. Her ne kadar, dava konusu düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan ve davalı Bakanlık tarafından █████/2015 tarih ve 29341 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (mülga) Orman ve Su İşleri Bakanlığı Kararının ekindeki Ek-III Koruma Altına Alınan Yaban Hayvanları Listesinde, kurt ve boz ayının av turizmi hariç koruma altına alınan yaban hayvanları arasında sayıldığı ve dolayısıyla avlanmasının yasak olduğu görülmekte ise de, 4915 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca koruma altında olsun olmasın bütün yaban hayvanı zararlıları ile mücadele ve avlanma esaslarının Bakanlıkça belirlenebileceği ve insanın yaralanması ile ölüm olaylarına sebep olunmasının zorunlu müdahale ve mücadele ihtiyacını doğurduğu dikkate alındığında, ülkemizde sıkça karşılaşılan "ayı ve kurt" türlerinin özel olarak belirtilmesinde ve men edilen avlanma türleri de dahil olmak üzere avlanmasına müsaade edilmesinde mevzuata aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Bu durumda, dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına, uluslararası sözleşmelere, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!