Danıştay, Katma Değer Vergisi iade taleplerinin vergi incelemesine göre sonuçlandırılacağı listeye alınma işleminin iptali ve ticari hayata etkilerini anayasal çerçevede inceliyor.
Özet: Bir madencilik şirketinin Katma Değer Vergisi iade taleplerinin vergi incelemesi sonucuna göre yerine getirilecek mükellefler listesine alınma işleminin iptali talebiyle başlattığı hukuki süreçte; ilk derece mahkemesi, bu uygulamanın yasal dayanağının olmaması, özel esaslara benzerliği ve haksız rekabete yol açması nedeniyle hukuka aykırı olduğuna hükmederek işlemi iptal etmiş; ancak bölge idare mahkemesi, söz konusu işlemin nihai ve icrai nitelikte olmadığını, hukuki bir sonuç doğurmadığını ve iade taleplerinin vergi incelemesiyle sonuçlandırılmasının Kanunda esas usul olduğunu belirterek davayı esastan incelemeden reddetmiş, şirket bu ret kararını temyiz etmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Madencilik Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı/...İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Davacının 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade talepleri vergi incelemesine göre sonuçlandırılacaklar listesine alınma işleminin iptali istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava dosyasına sunulan savunma eki belgelerden idarece davacının da dahil olduğu iadesi vergi incelemesine tabi olanlara ilişkin tablo oluşturulduğu, diğer mükelleflerin bu kapsama alınan mükelleften haberdar olmasının, bu uygulamanın özel esaslar uygulamasının devamı niteliğinde olduğunu gösterdiği, bu yönde tesis edilen işlemin, yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle hukuka aykırı olduğunun yerleşmiş yargı kararları ile kabul edildiği, mükellefin iade talebinde bulunması ve mükellef hakkında olumsuz tespit veya raporların bulunması koşullarının gerçekleşmesi durumunda iade talebinin inceleme raporu sonucuna göre yerine getirileceği yönünde bir işlem tesis edilebilecekse de iade talebinden önce veya hatta sonra özel esaslar uygulamasına benzer biçimde, idarece tek taraflı olarak tesis edilen ve itiraz imkânı da bulunmayan bir tespite istinaden mükelleflerin sınıflandırmalara tâbi tutulması, vergi dairelerince de bu durumun alenileştirilerek mükelleflerden mal ve hizmet alan tüm mükelleflerin baskı altına alınarak haksız rekabete yol açılması, hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağı ilkesine, çalışma barışı ile vergi düzenine ilişkin anayasal prensiplere aykırı bulunduğundan, hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti :Dava konusu işlemin hiçbir hak ve yükümlülük doğurmadığı, hukuksal düzende bir yenilik getirmediği ve nihai işlemin ortaya konulabilmesi için yapılan hazırlayıcı (ön) işlem mahiyetinde kaldığı; kaldı ki, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade hakkı doğuran işlemlerden kaynaklanan iade taleplerinin vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilmesi esas yöntem olarak belirlendiği bu nedenle davacı yönünden esas kurala aykırı bir uygulama da söz konusu olmadığından, davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmaması nedeniyle incelenmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Mahkeme kararı kaldırıldıktan sonra dava incelenmeksizin reddedilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Söz konusu listeye alınmalarının ticari hayatlarını olumsuz etkilediği, sözü edilen listeye alındıklarını ticari ilişkilerinin bulunduğu mükelleflerden öğrendikleri ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı tarafından, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca iade talepleri vergi incelemesine göre sonuçlandırılacaklar listesine alınma işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT:Anayasa'nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyetini düzenleyen 48. maddesinin 2. fıkrasında, devletin, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağı, "Çalışma hakkı ve ödevi" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükmüne yer verilmiş, "Vergi Ödevi" başlığını taşıyan 73. maddesinin 3. fıkrasında da, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı belirtilmiştir.Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 36. maddesinin ikinci fıkrasında, bu Kanun hükümleri uyarınca iade hakkı doğuran işlemlerden kaynaklanan iade taleplerinin vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilmesinin esas olduğu, şu kadar ki, Hazine ve Maliye Bakanlığının; mükellefiyet süresi, çalışan sayısı, aktif ve özsermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, vergisel ödevlerin zamanında yerine getirilip getirilmediği, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünde olumsuz rapor ya da tespit bulunup bulunmadığı gibi kriterleri esas alarak mükelleflerin vergisel uyum seviyeleri ve bu uyum seviyelerine göre farklı iade yöntemleri tespit etmeye, iade alacağının mahsup edileceği vergi borçları ile iadeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Vergi İdarelerinin, idari işlevleriyle ilgili olarak vergi hukuku alanında tesis ettikleri, uygulanabilir nitelikte, ilgililerin menfaatini doğrudan etkileyen ve onların hak ve yükümlülüklerinde değişiklik veya yenilik yaratan irade açıklamaları, verginin tarhı, tahakkuku ve tahsiline ilişkin işlemleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında idari yargının görev alanına girmektedir. Yarattığı hukuki sonuçları dikkate aldığımızda davacı hakkında tesis edilen işlem kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğindedir. Davalı İdarenin, mükellefleri bu şekilde kategorize edebilmelerine olanak sağlayan hiçbir yasal düzenleme bulunmadığı gibi, Anayasa'da da buna izin veren bir hüküm yer almamaktadır. Bu şekilde yasal dayanağı olmadan yapılacak bir sınıflandırma, vergi barışını bozucu etki yaratacağı gibi Anayasa'da güvence altına alınan temel kişi hak ve hürriyetlerine de aykırılık teşkil eder. Dolayısıyla, yasal dayanağı olmadan, hukuka aykırı bir biçimde İdarenin kendi içerisinde oluşturduğu bir sınıflandırma ile davacının sözü edilen listeye alınmış olması nedeniyle bu liste davacı açısından kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğini kazanmıştır. Belirtilen nedenlerle davanın esastan incelenmesi gerekirken aksi yönde verilen Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz isteminin kabulüne,4. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.