Eski insan kaynakları direktörünün şirket aleyhine açtığı kişilik hakları ihlali ve haksız dava iddialarına dayalı manevi tazminat talebi davasının Yargıtayca reddi.
Özet: Eski insan kaynakları direktörü davacının, şirkette usulsüzlükleri bildirmesinin ardından zorunlu izne çıkarılıp emekliliğe ayrılması sonrası, şirket tarafından aleyhine haksız davalar açıldığı ve kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla talep ettiği manevi tazminat davasında; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davalının hak arama özgürlüğünü aşmadığı ve davacının denetim görevini ihmal etmiş olabileceği gerekçeleriyle davayı reddetmiş; Yargıtay da, temyiz itirazlarını reddederek, davalı tarafça hak arama özgürlüğünün sınırlarının aşılmadığı sonucuna varılan kararı onamıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : ███████ 63... /631 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2016/7 74... /352 KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 10.04.1996-02.06.2014 tarihleri arasında insan kaynakları direktörü olarak görev yaptığını, davalı şirkette imzasının taklit edilerek birtakım usulsüzlükler yapıldığının 2014 yılında müvekkili tarafından tespit edilerek yönetime bildirildiğini ancak müvekkilinin zorunlu yıllık izne çıkmasının talep edilmesi üzerine haklı şekilde sözleşmeyi feshederek emekliliğe ayrıldığını, müvekkilinin işten ayrılmasının akabinde davalı tarafça aleyhine haksız şekilde hukuk davaları açıldığını, haksız olarak şikayette bulunulduğunu, tüm bu nedenlerle kişilik haklarının saldırıya uğradığını, yeniden iş bulma sürecinin uzadığını, aynı alanda iş bulamaması nedeniyle farklı bir sektörde işe başlamak zorunda kaldığını, manevi olarak zarara uğradığını belirterek 250.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının şirketteki denetim ve gözetim yükümlülüğünü ihlal ederek şirketi zarara uğrattığını, davacı hakkında cezai anlamda bir şikayette bulunulmadığını, şirketin alacaklarının tahsili amacıyla hak arama özgürlüğü kapsamında birtakım hukuk davalarının açıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının denetim görevini ihmal ettiği iddiasıyla aleyhine birtakım davalar açıldığı, taraflar arasındaki hukuk davalarına konu vakıalar konusunda hukuki ihtilaf bulunduğu, açılan hukuk davalarını haklı gösterecek bazı emare ve olguların varlığının mevcut olduğu, davacının ceza dosyasında tanık olduğu, hakkında cezai anlamda bir şikayet olmadığı, hukuk davaları yönünden ise davalı tarafça hak arama özgürlüğünün yasal sınırlarının aşılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket tarafından geçici süreyle yapılan soruşturma nedeniyle davacının yıllık izne ayrılmasının istenmesinin ya da isteğiyle emekli olmasının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı, medyada çıkan haberlerden davalıların değil ancak basın kuruluşunun sorumlu olabileceği, şirketin insan kaynakları direktörü olan davacının denetim ve gözetim yükümlülüğünü ihmal ederek ve dayanıksız ödemelere onay vererek şirketin zarara uğramasında sorumluluğu bulunduğu iddiasıyla açılan davalar yönünden hak arama özgürlüğünün sınırlarının aşılmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalılarca müvekkili aleyhine açılan hukuk davaları nedeniyle haklı bir emare bulunmadığını, uzun süren yargılamalar nedeniyle manevi olarak zarar gördüğünü, hak arama özgürlüğünün sınırlarının aşıldığını, şirketten ayrılmaya zorlamak amacıyla zorunlu yıllık izin kullandırıldığını, isminin bu konuda basında geçmesi nedeniyle uzun süre iş bulamadığını, kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; haksız şikayet ve aleyhine haksız davalar açılması nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı tarafça hak arama özgürlüğünün sınırlarının aşılmadığının anlaşılmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesineDosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.