Yolsuz Tescil Hukuki Nedenine Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davasında Mirasçıların Etabli Kaydı ve Kaçak Hükmü Statüsünün Ankara Anlaşması Kapsamında Değerlendirilerek Vakıf Adına Tescil Talebi.
Özet: Davacı, mirasçıların "etabli" kayıtlarının bulunmaması nedeniyle "kaçak" hükmünde olduklarını ve bu sebeple taşınmazların tapu kaydının yolsuz tescil olduğunu ileri sürerek iptalini ve "... Paşa Vakfı" adına tescilini talep etmiş; davalılar ise, mirasçıların mevcut veraset ilamları ile yasal statülerini ispatladıklarını, mirasın kesin hükümle sabit olduğunu, "emvali metruke" kanunlarına tabi olmadıklarını ve uluslararası anlaşmalarla miras haklarının korunduğunu savunmuş; ilk derece mahkemesi ise devlet kayıtlarına göre dava konusu taşınmazların "... Paşa Vakfı"na ait olduğuna hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., ███████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacı vekili; İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 8 76... parsel ve 8 77... parsel sayılı taşınmazların, İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.03.2013 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.10.2016 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı mirasçılık belgesine istinaden mirasçılara intikal ettiğini ancak taşınmazın mutasarrıfı olan ... oğlu ...'ın etabli kaydı olmayan çocukları ..., ..., ... ve ...'nın kaçak hükmünde olduklarını, hasımlı veraset ilamına göre ... 'nun mirası üç pay kabul edilerek 1/3 payın ...’a, 1/3 payın vatandaşlıktan çıkartılan ...’ye ve 1/3 payın ...'ın alt soyu ...'a aidiyetine, mirasçılardan ...'nin mirasa konu taşınmazda mülkiyet elde etmesine rağmen bu mülkiyetin Hazine tarafından tasfiyesine, bedelin ... adına milli bir bankaya yatırılmasına karar verildiğini, sonuç olarak mirasbırakan ... oğlu ...'ın ..., ..., ... ve ... isimli çocuklarının etabli kayıtlarının bulunmadığını, mirasbırakan ... ve eşi ...'nun etabli suretiyle 06.10.1931 tarihinde kütüğe yeniden tescil edildikleri dikkate alındığında, 322 tahririne ait müsvedde kaydındaki ..., ..., ... ve ...’nın da etabli kayıtlarının olması gerektiğini, etabli kaydı olmayan çocuklar kaçak hükmünde olduğundan ve Yunan tebasını mirasbırakan hayatta iken ihraz etmiş olduklarından taşınmazın ... Paşa Vakfı adına tescil edilmesi gerektiğini, bir kısım mirasçıdan pay devralan davalı ... ’ın mirasçıların vekilliğini üstlendiğini ve iyiniyetli kabul edilemeyeceğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... Paşa Vakfı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili; İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.03.2013 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı hasımlı veraset ilamı ile İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.10.2016 gün ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı veraset ilamına göre davalıların mirasbırakan ... ’nun mirasçıları olduklarını ve miras paylarının tespit edildiğini, davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ne veraseten intikal eden toplam ███████████ 52... .02.2018 tarihinde davalı ... ’a temlik edildiğini, eldeki davada ileri sürülen iddiaların İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.03.2013 gün ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı davasında değerlendirildiğini, verilen kararın taraflar için kesin hüküm oluşturduğunu, mirasbırakan ... 'nun firari şahıslardan olmadığını, yurdu terk edip daha sonra dönen kişilerden de olmadığını, mirasbırakan ... 'nun Rum Ortodoks asıllı Türk Vatandaşı olup "etabli" olduğunu ve 06.10.1931 tarihinde nüfusa tescil edildiğini, mirasbırakan ... 'nun çocukları ..., ... ve ...’nın Emvali Metruke Kanunlarının uygulanma döneminde taşınmaz maliki olmadıklarını, ... çocukları ..., ... ve ...'nin Ankara Antlaşması kapsamında Yunan vatandaşı sayılacaklarının tartışmasız olduğunu, ayrıca sözleşmenin 28. maddesinin 3. fıkrasına göre tâbiyet değişikliği sebebi ile ayrıldıkları memleketlerinde miras ve sair haklarından mahrum kalmayacaklarını, 1930 tarihli Ankara Anlaşması'nın 28. maddesi, Yargıtay içtihatları ve doktirine göre davalı mirasçıların evelliyatı İstanbullu Rum Ortodoks olduğundan Emvali Metruke Kanunlarına tabi olmadıklarını, kaçak veya kaçak hükmünde kabul edilemeyeceklerini, 05.06.1935 tarihli 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 26. maddesi ile bu Kanun'dan sonra vakıf mallarının mukataaya ve icareteyne bağlanmasının yasaklandığını ve daha önce kurulan bu tür vakıfların tasfiyesine gidildiğini ve vakfın hakkının ivaza dönüşeceğinin kabul edildiğini, dava konusu taşınmazın mutasarrıfının temessük kayıt örneklerinde "Rum milletinden ... veledi Kostandiye" olduğu ve mutasarrın vefatı ile veraseti mirasçıları ..., ... ve ...'ya kaldığına yer verildiğini," mutasarrıfın mirasçısı ...'ın ölümü ile de taşınmazın oğlu olan mirasbırakan ... 'na intikal ettiğini belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalı ... davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların Devlet kayıtlarına göre ... Paşa Vakfına ait olduğu, kayıtlara buna ilişkin şerhler işlendiği, dava konusu taşınmazın kullanma hakkının 1870 tarihinde devir alan Bağcı ... ile davalıların üst soyunun aynı kişi olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne; davalılar adına olan tapu kaydının iptaline, bu payların ... Paşa Vakfı adına tesciline karar verilmiş, kararın bir kısım davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; 1953 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında taşınmazların miras yoluyla intikaline ilişkin olarak hukuki veya fiili karşılıklılık mevcut olup olmadığı hususunun hasımlı veraset ilamına ilişkin yapılan yargılamada sonuçlandırıldığı, 10 Haziran 1930 tarihli Ankara Antlaşması ile Türkiye'deki Rum asıllı Ortodoksların Türk Tabiyetinde bulunup bulunmadığına bakılmaksızın mülkiyet haklarını kaybettiği, anlaşmanın 12. ve 13. maddelerine göre etabli sayılmaları nedeniyle Türk vatandaşlığını koruyan Rum asıllı Ortodoksların sadece İstanbul Belediyesi sınırları içindeki taşınmazlar üzerinde 06.03.1923 tarihinden önce kazanılmış mülkiyet haklarını muhafaza edip İstanbul Belediye sınırları dışında kalan veya 18.10.1912 tarihinden önce Türkiye'deki arazisini terketmiş bulunan Rumlara ait taşınmazların tamamının Türk Hükümetine geçeceği, Yunan vatandaşı olan davalıların mirasbırakanı ... (...) 'nun firari ve mütegayyip kişilerden olmayıp etabli sayıldıkları için Türk Vatandaşlığını koruduğu ve İstanbul Üsküdar ... Mahallesi nüfusuna kayıtlı olduğu, İstanbul Belediye sınırları içinde bulunan taşınmaza ilişkin Rum asıllı Ortodoksların mülkiyet haklarının ortadan kalktığı ve Türk Devletine geçtiğinden söz edilemeyeceği, kayıt maliki ... oğlu ... ile Yunan uyruklu davalılar arasındaki irs ilişkisinin hasımlı veraset ilamı ile kanıtlandığı gerekçesi ile bir kısım davalılar vekilinin istinaf dilekçesinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden; dava konusu İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesindeki 8 76... parsel sayılı taşınmazın 7/45 payı ile 8 77... parsel sayılı taşınmazın 2/54 payının “...: ... oğlu” adına kayıtlı olduğu, davalılardan ... tarafından davacı ... Genel Müdürlüğü ile dava dışı Hazineye husumet yöneltilerek açılan davada İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.03.2013 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı hasımlı veraset ilamı ile ... ve ...’dan olma 1290-1291 doğumlu muris ... (...) ’nun evli ve çocuklu olarak █████/1953 tarihinde öldüğü, eşi ...’nun 09.05.1963 tarihinde dul ve çocuklu olarak ölümü ile geriye müşterek çocukları ..., ... (...) ... (...) ve ... (...) ... (...)’nun kaldığı belirtilip muris ... (...) ’nun mirası 3 pay kabul edilerek 1 payın ... kızı 1933 doğumlu ...'a, 1 payın ... (...) oğlu 1935 doğumlu ...'na, 1 payın vatandaşlıktan çıkarılan ... (...) oğlu 1904-1902 doğumlu ...’na aidiyetine karar verildiği, anılan kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.12.2014 tarih, ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararı ile vatandaşlıktan çıkartılan ...'nun miras payı yönünden 5901 sayılı Vatandaşlık Kanunu'nun 33. maddesi hükmünde açıklanan yasal kısıtlılığın hüküm yerinde gösterilmesi gerektiği gerekçes ile “...mirasçılardan ...'ye ait 1/3 miras payının, terekenin paylaşımı sırasında gözönüne alınmak üzere, 5901 sayılı Vatandaşlık Kanunu'nun 33. maddesi hükmündeki kısıtlama gereğince tasfiyeye tabi olduğunun belirtilmesine...” cümlesi hükme eklenmek suretiyle kararın düzeltilerek onanmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.10.2016 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı hasımsız veraset ilamı ile de ...'nun 05.02.1960 tarihinde öldüğü, öncesinde vatandaşlıktan çıkartıldığı anlaşılmakla ve terekenin paylaşımı 5901 sayılı Vatandaşlık Kanunu'nun 33. maddesi hükmündeki tasfiyeye tabi olmak üzere; ...'nun mirası 16 pay kabul edilerek, 4 payının davalı ... (...) 'na, 4 payının davalı ...’na, 4 payının davalı ...'na, 2 payının davalı ...'ya, 1 payının davalı ...'ye ve 1 payının ...'ye aidiyetine karar verildiği, anılan veraset ilamları ile dava konusu taşınmazlardaki ...: ... oğlu adına kayıtlı payların 19.01.2018 tarihinde mirasçılara intikal ettirildiği, İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile 24.10.2018 tarihli işlemle davalıların taşınmazdaki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrildiği anlaşılmaktadır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun “Malların Tasfiyesi” başlıklı 33. maddesinde “(1) Vatandaşlığı iptal edilenler hakkında 15.07.1950 tarihli ve 5683 sayılı Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bunlardan mallarının tasfiyesi gerekli görülen hallerde bu husus iptal kararında belirtilir. Bu kişiler en geç bir yıl içinde Türkiye'deki mallarını tasfiye etmek zorundadır. Aksi halde, malları Hazinece satılarak bedelleri nam ve hesaplarına kamu haznedarlığı sistemine dahil bir kamu bankasına yatırılır. (2) Bu kişiler iptal kararı aleyhine yargı yoluna başvurdukları takdirde malların tasfiyesi dava sonuna bırakılır.” düzenlemesine yer verilmiş olup dava konusu taşınmazın intikaline esas İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.03.2013 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.10.2016 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı veraset ilamlarında mirasçılardan ...'ye ait 1/3 miras payının, terekenin paylaşımı sırasında göz önüne alınmak üzere 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 33. maddesi hükmündeki kısıtlama gereğince tasfiyeye tabi olduğunun belirtilmesine karar verilerek düzenlendikleri açıktır.Somut olayda, anılan Kanun maddesi uyarınca dava Hazineye ihbar edilmeden ve vatandaşlıktan çıkarıldığı belirtilen ...’na intikal eden 1/3 pay yönünden Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 33. maddesinde düzenlenen tasfiyeye ilişkin bir karar alınıp alınmadığı araştırılmadan sonuca gidilmiştir.Hal böyle olunca, davanın Hazineye ihbar edilmesi ve intikale esas veraset ilamlarındaki 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 33. maddesindeki kısıtlamaya ilişkin gerekli tüm kayıt ve belgeler getirtilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek hüküm tesisi doğru değildir.Kabule göre ise; İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazlarda da ...: ... oğlu adına kayıtlı paylar mirasçılara intikal ettirildikten sonra İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile mirasçıların taşınmazdaki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrildiği, eldeki davada paydaşlar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalı ... yönünden de davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Davacı vekilinin temyiz itirazının değinilen yönlerden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.