Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasında müteahhidin hava şartları ve pandemi kaynaklı süre uzatım taleplerine rağmen kesilen cezai şart itirazına dair kararı.
Özet: Bu dava, davalı tarafından yükleniciye uygulanan gecikme cezası nedeniyle açılan bir alacak davası olup, yüklenici, inşaat sözleşmesinin imkansız hava koşulları ve pandemi dönemine denk gelen bitiş tarihlerine rağmen gecikme cezası kesilmesini haksız bulmakta, sözleşmedeki ilgili maddelerin kamu ihale mevzuatına aykırı olduğunu ve dolayısıyla kesin hükümsüz olduğunu ileri sürmekte, yüksek fen kurulu raporuyla da teknik olarak çalışılamayacak bir dönemde çalışmanın mümkün olmadığının tespit edildiğini belirtmektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No: █████████ - Karar No:████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2023
NUMARASI : ████████ E-████████ K
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili:Taraflar arasında █████/2020 tarihinde; Muş ili Varto ilçesinde HES Atölye ve Teknik Ofis Binasının yapılmasına ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşmenin geçici kabul için verdiği süre 60 gün olup işe başlangıcın, imza tarihinden itibaren yedi gün olarak belirtildiğini, sözleşmenin 9.2 maddesinde 60 günlük sürenin hesaplanmasında fen şartları dikkate alındığı ve bu sebeple süre uzatımı verilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, ayrıca hava şartlarının çalışmaya uygun olmayacağı dönem olarak █████/2020 ila █████/2021 döneminin gösterildiğini ve devamında iş bitiminde bu dönemin dikkate alınmayacağı ve davalının isteği üzerine bu dönemde müvekkilin çalışmak zorunda olacağının belirtildiğini, müvekkilinin █████/2020 tarihinde resmi olarak yapım işine başladığını, bu kapsamda sözleşmenin bitiş tarihinin çalışılmayan dönem içerisinde █████/2020 tarihi olduğunu, müvekkilinin sözleşme bitim tarihinin çalışmaya uygun olmayan döneme denk gelmesi ve hava şartları sebebi ile çalışmanın imkansız kalması sebepleri ile süre uzatımı istediğini, ancak davalının bunu reddettiğini, müvekkilinin pandemi koşullarını sebep göstererek ikinci kez süre uzatımı talebinde bulunduğunu, davalının bu talebi kabul ederek çalışmanın imkansız olduğu döneme denk gelen sözleşmenin bitiş tarihi olan █████/2020 tarihine dört gün süre uzatımı ekleyerek sözleşmenin bitiş tarihini çalışmanın imkansız olduğu döneme gelen █████/2020 tarihi olarak güncellediğini, müvekkilin geçici kabulünü █████/2021 tarihinde davalıya bildirdiğini, davalının, geçici kabul tarihinin sözleşmenin yeni bitiş tarihi olan █████/2020 tarihinden sonraki döneme denk gelen günleri kapsamında 120 günlük gecikme için indirimlerle birlikte 46.305,00 TL ve 68.796,00 TL olmak üzere toplam 115.101,00 TL cezai şart kestiğini ve bu tutarı kesin hak ediş tutarından mahsup ettiğini, müvekkilinin kesin hak ediş tutanağına gerekçelendirerek ihtirazı kayıt koyduğunu, müvekkili aleyhine kesilen cezanın hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin süreleri belirlenirken çalışılamayacak günlere dikkat edilmesi gerektiğini, ilgili maddelerin kesin hükümsüz olduğunu, davalı tarafından tek taraflı hazırlanan sözleşmede, işin süresi ve çalışılamayacak dönemin belirtildiğini, işin bitim tarihinin çalışılamayan döneme denk geldiğini, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “İşin Süresi ve Sürenin Uzatılması “başlıklı 29. maddesinin 9. fıkrasında “İşin tamamlanması için sözleşmesinde tespit edilen tarih veya süre haricinde başkaca kayıt bulunmayan işlerde, havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmayan devresi ile resmi tatil günleri göz önünde tutularak iş bitim tarihi veya süresi belirlenmiş sayılacağından, yüklenici, çalışmadığı bu gibi günleri öne sürerek süre uzatılması isteğinde bulunamaz. Ancak süre uzatımlarında, yapılacak işin özelliğine göre çalışılamayacak günler de dikkate alınarak verilecek süre belirlenir.” diyerek sözleşme başlangıç ve bitim tarihlerinde çalışılamayacak günlere dikkat edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, şartnamenin taraflara ihtiyarı bir tasarruf vermediğini, sözleşmenin 9.2 ve 9.4. fıkralarının Yönerge Kapsamında aykırılık teşkil ettiğini, 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun “İlkeler” başlıklı 4. maddesinde; "Bu Kanuna göre düzenlenecek sözleşmelerde, ihale dokümanında yer alan şartlara aykırı hükümlere yer verilemez." denildiğini, bu sebeple Borçlar Kanunu 27. maddesi kapsamında kanuna ve dolayısıyla 4735 Sayılı kanun kapsamında hazırlanan Yapım İşleri Genel Şartnamesine aykırı olan 9.2 ve 9.4 sayılı maddelerin kesin hükümsüz olduğunu, müvekkilin, uzatma talebinin reddi ve dört günlük sürenin çalışılamayacak dönem içerisinde eklenmesinin hukuka aykırı olması kapsamında davalıya dilekçe ile müracaat ettiğini ve talebinin olumsuz karşılanması durumunda anlaşmazlık tutanağı düzenlenerek Yüksek Fen Kurulundan görüş alınmasını istediğini, davalının, müvekkilin talebini reddettiğini ve Yüksek Fen Kurulundan görüş talep ettiğini, Kurulun █████/2021 tarih, ████████ kararında çalışılamayacak dönemde çalışmanın teknik açıdan mümkün olmadığı, havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmadığı günler 142 gün iken, işin süresinin 60 gün olarak belirlenmesinin mevzuatına uygun düşmediği, müvekkilin kusurundan kaynaklanmayan sebepler altında süre uzatımı verilebileceğinin belirtildiğini, sözleşmedeki çalışmaya elverişli olmayan dönem sebebiyle işin süresinin kesildiğini, bu kapsamda sözleşmenin geçici kabul için bitim tarihinin █████/2021 tarihi olacağını, buna göre geçici kabul █████/2021 tarihinde yapılmış olup işin bitiş tarihinden önce tamamlandığını, davalının hukuka aykırı şekilde çalışılamayacak döneme denk getirdiği bitiş tarihi olan █████/2020 tarihini kabul ederek müvekkilin geçici kabul tarihi ile arasında geçen 120 günü için günlük %0,06 üzerinden ve indirim yapılarak 46.305,00 TL ve 68.796,00 TL olmak üzere toplam 115.101,00 TL gecikme cezası hesaplayarak kesin hak edişten mahsup ettiğini, ancak hukuka aykırı sözleşme maddelerinin hükümsüzlüğü kapsamında iş bitiş tarihinin █████/2021 tarihi olduğunu ve işin bitim tarihinden çok önce tamamlandığını, sözleşme kapsamında iş artışı olmasına rağmen sürenin uzatılmadığını, kesin hak ediş raporunda görüleceği üzere sözleşme kapsamında 4.833,62 TL iş arttırımı yapıldığını, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 29/5 maddesindeki "Öngörülemeyen durumlar nedeniyle bir iş artışının zorunlu olduğu hallerde ilave işin gerektirdiği ek süre Yükleniciye verilir." hükmüne rağmen müvekkile yine süre uzatımı verilmediğini, açıklanan sebepler altında kesilen gecikme cezasının iptali ve fatura tarihlerinden itibaren ticari temerrüt faizi ile tahsili gerektiğini belirterek █████/2021 tarihli 46.305,00 TL ve █████/2021 tarihli 68.796,00 TL olmak üzere toplam 115.101,00 TL gecikme cezasının iptali ile müvekkile kesilen fatura tarihlerinden başlayacak ticari temerrüt faizleri ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili: Yetki, görev, zamanaşımı, hak düşürücü süre, taraf ehliyeti, hukuki yarar yokluğu, usulsüz tebligat, işbölümü, derdestlik, husumet yönünden itirazlarını birlikte davacı iddialarının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının davayı açmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna gitmediğini ve dava açarken arabuluculuk tutanağını sunması gerektiğini, işin ivedi bir şekilde yapılması gerekliliği olduğundan iş süresinin 60 takvim günü olarak belirlendiğini, işin devamı sırasında yüklenicinin sözleşmede yer alan çalışılmayan dönem içerisinde kalan süreleri ileri sürerek işi zamanında tamamlayamadığını, 20.04.2021 tarihi itibariyle 120 takvim günü gecikmeli olarak bahse konu işi tamamladığını, sözleşmenin 9.2. maddesi ile yüklenicinin taahhüdün tamamını işyeri teslim tarihinden itibaren 60 gün içinde tamamlayarak geçici kabule hazır hale getirmek zorunda olduğunu, bu sürenin hesaplanmasında havanın çalışmaya uygun olmadığı dönem ve resmi tatil günleri de dikkate alındığından ayrıca süre uzatımı verilmeyeceğinin açıkça belirtildiğini, davacının tüm bu hususları bilerek sözleşmeyi imzaladığını, sözleşme ve teknik şartnamede açıkça düzenlendiği haliyle işi tamamlamaması karşısında müvekkilinin icra ettiği işlemlerin haklı ve hukuka uygun olduğunu belirterek, davanın öncelikle usuli sebepler ve dava şartı yokluğundan dolayı reddine, bilahare esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince: Mahkemece, bilirkişi raporu ve ek raporu alındığı, sözleşme tarihi 13.10.2020 tarihi olup, iş yeri teslim tarihinin ise 19.10.2020 tarihi olduğu, sözleşmeye göre işin bitim tarihi 17.12.2020 tarihi olup, idarenin pandemi nedeniyle yükleniciye vermiş olduğu 4 takvim gününün ilavesiyle işin son bitim tarihi: 21.12.2020 tarihi olduğu, sözleşmesine göre işin tamamlanması gereken tarih olan 17.12.2020'ye kadar verilen 60 takvim günlük süre hesabına havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmayan dönemi ile resmî tatil günlerinin de dahil olduğu ve işin 17.12.2020 olan iş bitim tarihi itibari ile tamamlanması gerektiğinin anlaşıldığı, idare tarafından 4 günlük süre uzatımı verildiği, işin geçici kabul itibar tarihi 20.04.2021 tarihi olup, bu tarihin aynı zamanda işin bitirildiği tarih olduğu, işin geçici kabulünde tespit edilen eksik işler ve nefaset kesintisi yapılacak ve kesin hesapta değerlendirilecek işler geçici kabul komisyonunca tespit edilerek davacı tarafından ihtirazi kayıtsız imzalandığı, işin geçici kabulünde, geçici kabul komisyonunca tespit edilen eksik işler, nefaset kesintisine maruz kalan işler haricinde davacı yüklenici tarafından tamamlanarak, davalı idare tarafından geçici kabul tutanağının 26.07.2021 tarihinde onaylandığı, dava konusu işin kesin kabul tutanağı olmadığı, işin kesin hakedişinin dava dosyasında yer aldığı, kesin hakediş yapılıp onaylandığına göre, YİGŞ 40/6. maddesine göre işin kesin kabulünün yapılmış olması gerektiği, kesin hakediş yer teslim tarihi olan 19.10.2020 ile, işin geçici kabulünün itibar edildiği ve işin tamamlanmış olduğu tarih olan 20.04.2021 tarihleri arasında yapılan işlerin kesin hakediş olduğu, davacının kesin hakedişe 18.08.2021 tarih ve 94456 sayılı dilekçesiyle itiraz ettiği. kesin hakedişte 132.300,00TL gecikme cezası kesintisi yapıldığı, davacı yüklenicinin de itirazsız imzaladığı; 2,3,4,5 nolu ara hakedişlerden, toplamda 100 günlük gecikme nedeniyle ve taraflar arası sözleşmenin 25.2 maddesi gereği 132.300,00TL gecikme cezası kesintisi yaptığı hakediş incelemelerinden anlaşıldığı, diğer kesinti olan ve kesin hakedişte kesilen 14.120,00 TL tutarlı geçici kabul nefaset kesintilerinde ise; işin geçici kabul tutanağının imzalanması aşamasında davacı yüklenicinin bu kesintilerin bahsedildiği geçici kabul tutanağı ve eklerini itirazsız imzalandığı davacı yüklenicinin YİGŞ 39.maddede belirtilen usul çerçevesinde, ara hakedişlerde idarece kesilen gecikme cezalarına hiçbir itirazda bulunulmadığının anlaşıldığı, davacı yüklenicinın, havaların fen noktasında çalışmaya müsait olmadığı 15.11.2020 ile 05.04.2021 arasında inşaat sahasında çalışmaya zorlayıp zorlamadığı yönünden: davacı yüklenicinin 13.10.2020 tarihli bu sözleşme maddelerini aynen kabul ederek sözleşmeyi imzaladığı davacı işe teklif verirken işini bilen bir tacir olarak, havanın fen noktasında çalışmaya müsait olmadığı günlerde inşaat sahasında nasıl çalışma yapabileceğini bilerek, öngörerek bu sözleşmeyi imzaladığı ayrıca dava konusu işin sözleşme gereği iş bitim tarihi itibariyle ertesi yıla sarkan bir iş olmadığı, YİGŞ’nin 29/5maddesinde"İşin tamamlanması için sözleşmede tespit edilen tarih veya süre haricinde başkaca kayıt bulunmayan işlerde, havanın fen noktasında çalışmaya uygun olmayan devresi ile resmi tatil günleri göz önünde tutularak iş bitim tarihi veya süresi belirlenmiş sayılacağından, yüklenici ;çalışmadığı bu gibi günleri öne sürerek süre uzatılması isteğinde bulunamaz. Ancak süre uzatımlarında yapılacak işin özelliğine göre çalışılmayacak günler dikkate alınarak verilecek süre belirlenir." şeklinde ifade edildiği bu madde gereği; davacı süre uzatım talebinde bulunamayacağı gibi, sözleşmede belirtilen zaman diliminde çalışmak zorunda olduğu, ek süre talep edemeyeceği anlaşıldığı, iş artışından dolayı oluşan ek sürenin miktarı yönünden kesin hakedişe göre iş artışı miktarının 2.258,29 TL olduğu, iş artışından dolayı davacıya verilmesi gereken ek süre tutarının ise bir gün olduğu, davalının bu bir günlük süre uzatımını davacıya vermemiş olduğu ve yaptığı gecikme cezaları kesintisinde, bir günlük süre uzatımını dikkate almadığından bu nedenle, davalının uygulamış olduğu gecikme cezalarının değişmesi gerektiği buna göre; işin iş artışı nedeniyle teslim edilmesi gereken tarihin 07.04.2021 tarihi olması gerektiği, bu durumda işin bitim tarihinin 20.04.2021 tarihi olması nedeniyle, işin tesliminde geciken tarih aralığının 07.04.2021 ile 20.04.2021 tarihi arasında olup geciken gün sayısının 14 gün olduğu, 14 günlük gecikmeye göre, sözleşmenin 25.2 maddesi gereği, davalının, davacıdan iadesini talep edebileceği gecikme cezası tutarının 2.205.000,00TL*14,0 gün*0,0006 =18.522,00 TL olarak hesap edildiği, iadeye esas gecikme cezası tutarının 18.522,00TL olduğu davacıya ilave iş artışı nedeni ile süre uzatımı uygulanmadığı anlaşılmakta olup, bu sürenin gözetilmesi sureti ile hesaplanan iadeye esas gecikme cezasının 18.522,00 TL olarak hesaplanan miktarın toplam 115.101,00 TL cezadan mahsubu ile bakiye 96.579,00 TL olarak ceza miktarının iptali gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar vermek ve █████/2021 tarihli 46.305,00 TL gecikme cezasının 27.783,00 TL'lik kısmının iptali ve █████/2014 tarihli 68.796,00 TL gecikme cezasının iptali ile toplam 96.579,00 TL’na hükmedilmiş olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile;█████/2021 tarihli 46.305,00 TL gecikme cezasının 27.783,00 TL'lik kısmının iptali ve █████/2014 tarihli 68.796,00 TL gecikme cezasının iptali ile toplam 96.579,00 TL’nin dava tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Kesilen gecikme cezasının iptali ve fatura tarihlerinden itibaren ticari temerrüt faizi ile tahsili gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davacı yüklenicinin taahhüt ettiği sürede işi bitirmemiş olması nedeniyle müvekkilinin mağdur edildiğini, kesin hakediş tutarı 2.207.258,29 TL olan bir işte 115.101,00 TL'lık ceza kesintisi değerlendirildiğinde kesilen cezanın davacı yüklenicinin mahvına sebep olmayacak tutarda olduğunu, ayrıca kararda yüklenicinin kesintilerin yapıldığı ara hakedişlerdeki gecikme cezalarına hiç bir itirazda bulunmadığna ilişkim müvekkili lehine tespitlerin yapılmış olduğunu, mahkemenin müvekkilini haksız bulmasının sadece 14 günlük ceza uygulayabileceğine kara verilmesinin delillerle çeliştiğini, heyette teknik bilirkişi eksikliği olduğunu, bilirkişi raporlarına ve heyetine itirazlarının devam ettiğini, rapora itirazlarının nazara alınmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu kaldı ki bilirkişi raporunda müvekkilince yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunun çok yerde belirtilmiş olmasına rağmen sonuç kısmında aksine müvekkilinin kusurlu bulunmasının çelişki yarattığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 344. maddesi hükmünde "İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile hüküm altına alınan alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş olup verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin █████████ E, █████████ K. Sayılı, █████/2025 tarihli kararı ile " Davacı vekilince verilen istinafa cevap dilekçesinde kesilen gecikme cezasının fatura tarihlerinden itibaren ticari temerrüt faizi ile tahsili gerektiğini belirtmiş olmakla belirtilen hususun istinaf istemi olup olmadığı davacı vekiline sorularak istinaf isteminde bulunulduğunun tespiti halinde istinaf başvurma harcı ile istinaf karar harcının ikmal edilmesi için" dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmesi üzerine mahkemesince Dairemizin geri çevirme kararı ile birlikte istinaf harçlarının ikmaline ilişkin 06.11.2025 tarihli muhtıranın davacı vekili adına tebliğe çıkarılarak 11.11.2025 tarihinde tebliğ edildiği, muhtırada belirtilen bir haftalık kesin süreden sonra 24.11.2025 tarihinde davacı tarafça istinaf başvuru harcı ile maktu istinaf karar harcının yatırılmış olduğu görülmekle ilk derece mahkemesi tarafından, verilen kesin süre içerisinde istinaf harçlarını ikmal etmemesi nedeniyle davacı tarafın istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair karar verilmesi gerekirken dosyanın istinaf incelemesi için gönderilmesi doğru olmamış ise de; istinaf mahkemesince de bu kararın verilebileceği gözetilerek; istinaf harçları muhtırada belirtilen süre içerisinde ödenmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 344. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
6100 sayılı HMK.nun 115/1 maddesinde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiğinin belirtildiği, anılan kanunun 114/1 maddesinde dava şartlarının sayıldığı ve 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğunun belirtildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede ise, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının bir dava şartı olarak kabul edildiği, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiğinin düzenlendiği, yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı, bu durumda; dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olmasının dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olduğu, bununla birlikte, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olmasının ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlandığı, iş bu dava konusu somut olayda, davacı tarafından dava tarihi olan 14.09.2021 tarihinden sonra 26.10.2021 tarihinde arabulucuya başvurularak arabuluculuk sürecinin başlatılmış olduğu, 11.11.2021 tarihinde anlaşamama tutanağının düzenlenmiş olduğu ve anlaşamama son tutanak aslının davacı vekilinin 26.11.2021 tarihli dilekçesi ekinde dosyaya sunulmuş olduğu görülmüş olup, bu durumda Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde belirtilen dava şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla ( Yargıtay 6. HD. 18.12.2025, █████████ E., █████████ K), davadan önce arabuluculuk zorunlu dava şartı yerine getirilmediğinden, davalı vekilinin sair istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve buna dair aşağıdaki yeni hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 344. maddesi gereğince yapılmamış sayılmasına,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
3-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.06.2023 tarih ve ████████ Esas- ████████Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
4-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça yatırılan 1.965,64 TL harçtan mahsubu ile artan 1.233,64 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
11-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
12-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan 1.650,00 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
13-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderleri ile ödediği başvurma harcının kendisi üzerinde bırakılmasına,
14-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından ödenen 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 33,60 TL tebligat gideri ve 170,00 TL dosya posta masrafı olmak üzere toplam 941,60 TL giderin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 21.05.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  
Başkan Üye   Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!