Danıştayda, 10/02/2022 tarihli Uzaktan Sağlık Hizmetleri Yönetmeliğinin meslek kuruluşları ile istişaresiz hazırlanması, "sağlık meslek mensupları" ibaresi, bilgi sistemleri standartları, kişisel veri güvenliği ve hizmet kapsamındaki belirsizlikler gerekçeleriyle iptali talep edilen önemli bir hukuki ihtilaf.
Özet: Davacı birlik, uzaktan sağlık hizmetleri sunumuna ilişkin yönetmeliğin, meslek kuruluşlarıyla istişare edilmeden hazırlandığını, sağlık meslek mensupları tanımının belirsizliğini, kişisel veri güvenliği standartlarının eksikliğini, uzaktan sunulabilecek hizmetlerin kapsamının muğlaklığını ve hatta bazı cerrahi işlemleri dahi kapsayabilecek geniş yorumlara açık olmasını gerekçe göstererek belirli maddelerinin ve tümünün hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptalini talep etmektedir.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
DAVACI : ... Birliği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesinde yer alan "sağlık meslek mensuplarını" ibaresinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının, 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla," ibaresinin, aynı fıkranın (d) bendinde yer alan "Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir." ibaresinin ve 2. fıkrasının, 8. maddesinin 4. fıkrasının ve aynı maddenin 6. fıkrasında yer alan "ve başvurunun Genel Müdürlük tarafından uygun görülmesi" ibaresinin, 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla; 11. maddesinin 1. fıkrası ile 13. maddesinin 1. fıkrasının eksik düzenleme nedeniyle; anılan Yönetmeliğin tamamının ise kapsamındaki sağlık hizmetlerine ilişkin belirliliğe sahip olmadığı iddiasıyla iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, Yönetmeliğin tamamı yönünden, Yönetmeliğin, meslek kuruluşlarıyla hiç bir iletişim sağlanmadan hazırlandığı, bu nedenle uzaktan sağlık hizmetlerinin neredeyse kuralsız olarak sunulması olarak anlaşılabilecek hukuka aykırı düzenlemeler içerdiği, sağlık hizmetinin esasının hastanın hekim tarafından bizzat ve doğrudan muayene edilmesine dayandığı, uzaktan sağlık hizmetinin bunun yerine geçemeyeceği, sağlık hizmetinin uzaktan verilmesinin ancak istisnai bir hizmet sunum biçimi olduğu, bir başka anlatımla, uzaktan sağlık hizmetlerinden yararlanılmasına ilişkin hareket kısıtı olanlar, coğrafi olarak sağlık kuruluşlarına erişemeyenler gibi hastalar bakımından ancak kesin gereklilik hallerinde başvurulan istisnai bir uygulama olarak yer almasının sağlanması gerektiği, bunun yanı sıra, hangi sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulabileceğine ilişkin ölçütlerin de belirlenmiş olmasının gerektiği; 2. maddede yer alan "sağlık meslek mensupları" ibaresi yönünden, dişhekimliğine özgü yasal sınırların Yönetmelik ile aşıldığı, dişhekimi olmadığı halde ağız ve diş sağlığı hizmeti veren kişilerin varlığının ülkemizde önemli bir sorun olduğu, bu nedenle, 1219 sayılı Kanun’da, diş protez teknikerlerine ilişkin özel bir yasak getirildiği, Yönetmelikte ise sağlık mesleği mensubundan ne anlaşılması gerektiğinin yer almadığı, hasta ile doğrudan ilişki kurması yasaklanan meslekler ve bu kişilerin kurduğu işyerlerinin de Yönetmelik kapsamında olduğunun anlaşıldığı, oysa sağlık mesleği mensubu sayılan bazı kişilerin hastalara uzaktan veya yüz yüze hizmet sunamayacağı, hasta ile mesleki ilişki kurmalarının dahi yasaklandığı; 5. maddenin 1. fıkrası yönünden, bilgi sisteminin asgari standartlarının belirsiz olduğu, bu kapsamda sağlık verilerinin sınırsız paylaşıldığı, Anayasa ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca kişisel verilerin ilgilinin açık rızası alınmaksızın işlenmesinin yasak olduğu, sağlık verilerinin en yüksek korumaya sahip kişisel veri olarak belirlendiği, diğer yandan, 6698 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasına göre sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin olarak Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınmasının şart olduğu, dava konusu düzenlemeye göre, uzaktan sağlık hizmetinin sunulacağı ve dolayısıyla sağlık verilerinin aktarılacağı uzaktan sağlık bilgi sisteminin, Bakanlığın belirlemiş olduğu asgari standartlara uygun olması gerektiği, ancak bu standartların ne olduğuna Yönetmelikte yer verilmediği, bilgi sisteminin, uzaktan sağlık hizmetinde, veri güvenliğinin mutlak biçimde sağlanması ve olası veri sızmalarının önlenmesi bakımından çok önemli bir yere sahip olduğu, bu sebeple Yönetmelikte en azından temel standartların belirlenmesinin gerektiği, ayrıca, kişisel sağlık verilerinin işlenmesine ilişkin temel düzemeler arasında yer alan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesi hükmü gereği, veri güvenliğine ilişkin hususların yönetmelik ile düzenlenmesi gerektiği, bu konunun alt düzenleme olan usul ve esaslarla düzenleyemeyeceği; 7. maddenin 1. fıkrasında yer alan "Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla," ibaresi yönünden, sağlık hizmetlerinden hangilerinin uzaktan sunulabileceğine ilişkin temel ölçüt olarak, niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak ölçütünün belirtildiği, hangi sağlık hizmetlerinin niteliksel olarak uzaktan sunulabileceğine ilişkin herhangi bir açıklama olmadığı, uygulayıcıların bu hükmü çok geniş yorumlama ihtimalinin bulunduğu, düzenlemenin bu haliyle belirsiz olduğu, öyle ki, maddenin (d) bendine göre, bir kısım cerrahi işlemlerin bile uzaktan sunulmasının mümkün görüldüğü, cerrahi hizmetler dışında kalan sağlık hizmetlerinin hemen tamamının uzaktan sunulabileceğinin düşünülebileceği; aynı fıkranın (d) bendinde yer alan "Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir." ibaresi yönünden, hastaların ihtiyaç duyduğu girişimsel veya cerrahi hizmetlerin de uzaktan sunulmasına Bakanlık tarafından izin verilebileceğinin belirtildiği, girişimsel ve cerrahi hizmetlerin uzaktan sunulabilmesinin teknolojik imkanların elvermesi ve Bakanlık tarafından belirlenmiş hizmetler arasında bulunması şartına bağlandığı, girişimsel veya cerrahi işlemlerden hangilerinin uzaktan sunulabileceğinin Bakanlık tarafından hangi ölçütlere göre belirleneceğinin belirsiz olduğu, oysa yönetmeliklerin, ilgili kanunların somut olaylara uygulanmasında uygulayıcıların duraksamaya düşmesini önlemek ve standart uygulama yapılmasını sağlamak üzere çıkartılan hukuksal düzenlemeler olduğu, dava konusu Yönetmeliğin düzenleme alanının sağlık hizmetleri olması ve bu alanda ortaya çıkabilecek bir yanlışlığın insan sağlığı ve hayatına mâl olma riskinin bulunması gözetildiğinde düzenlemelerin benzerlerine göre çok daha açık ve kesin sınırlar içermesinin şart olduğu; aynı maddenin 2. fıkrası yönünden, zaten sağlık kuruluşuna gelmiş bir hastaya orada sağlık hizmeti sunulması yerine başka bir sağlık kuruluşundan uzaktan sağlık hizmeti sunulabilmesine izin verilmesi suretiyle düzenlemenin istisnai niteliğine aykırı bir düzenleme yapıldığı, sağlık hizmetlerinin insanın sağlık ve yaşam gibi temel haklarına ilişkin niteliği gözetildiğinde sağlık hizmetlerinin barındırdığı doğal riski en aza indirebilecek kural ve uygulamaların öngörülmesinin, hizmetin doğal yapısının dışındaki sunum imkanlarının tanınmasının da kanunla yapılmasının gerektiği, ayrıca, Yönetmeliğin 14. maddesi ile, Yönetmelik kapsamına girmeyen sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulmasının yasaklandığı düşünülebilecek olsa dahi bunun da belirliliği sağlamak için yeterli olmadığı; 8. maddenin 4. fıkrası yönünden, Yönetmeliğin 2. maddesine göre dişhekimleri ile ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşlarının da bu Yönetmelik kapsamında olduğu, ancak, dava konusu düzenlemeye göre, uzaktan sağlık hizmeti faaliyet belgesi almak için başvuran sağlık tesisine yönelik incelemeyi yapacak olan komisyonda dişhekiminin bulunmadığı, uzaktan sağlık hizmeti verme taleplerini değerlendirecek komisyonun bir hekim, bir mühendis ve kalite konusunda deneyimli bir sağlık mesleği mensubundan oluşturulduğu, komisyon üyelerinde aranan özelliklere ilişkin somut bir ölçüt belirlenmediği, "bilişim teknolojileri hakkında mesleki birikimi olan" veya "kalite konusunda deneyimli olan" kişilerin hangi ölçütlere göre belirleneceğinin anlaşılamadığı, incelemenin konusu uzaktan sağlık hizmeti verme talebi olduğuna göre, bu talebin ileri sürüldüğü meslek mensubunun komisyonda kesinlikle yer almasının gerektiği, bu bağlamda, dişhekimleri ve ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşları ile genel tıp sağlık kuruluşlarında sunulacak ağız ve diş sağlığı hizmetleri için uzaktan sağlık hizmeti verme talebinin değerlendirilmesinde komisyonun dişhekimi başkanlığında oluşturulmasının gerektiği, hekimlikten farklı bir mesleki disiplin alanı olan dişhekimliğinin uzaktan sunulmasına ilişkin değerlendirmenin içinde dişhekimi olmayan bir komisyon tarafından yapılmasının hukuka uygun olmadığı; aynı maddenin 6. fıkrasında yer alan "ve başvurunun Genel Müdürlük tarafından uygun görülmesi" ibaresi yönünden, uzaktan sağlık hizmeti vermek isteyen sağlık kuruluşlarının başvurusunun Genel Müdürlük tarafından hangi ölçüte göre değerlendirilerek uygun görüleceğinin belirsiz olduğu, Yönetmelikte belirlenen şartları yerine getirdiği saptanmış olan bir hekim veya sağlık kuruluşunun başvurusunun Genel Müdürlük tarafından hangi ölçüte göre ilave değerlendirmeye tabi tutulacağının ve uygun görülmeyebileceğinin, takdir hakkının olup olmadığının belirlenmediği, bu yetkinin keyfi kullanımını önleyecek ölçütlere yer verilmediği; 11. maddenin 1. fıkrası yönünden, uzaktan sağlık hizmeti sunumu esnasında sağlık meslek mensubunun veya sağlık hizmeti alan kişinin bulunduğu ortamda hasta veya sağlık meslek mensubu ile yapılan görüşmeyi görebilecek ve/veya duyabilecek üçüncü bir kişinin olması hâlinde sağlık meslek mensubu ve/veya sağlık hizmeti alan kişinin, konu hakkında karşı tarafı bilgilendirmekle yükümlü tutulmasının yeterli olmadığı, sağlık hizmetinin yüz yüze sunulmasında ortamda bulunamayacak kişilerin uzaktan sağlık hizmeti sunulmasında da ortamda bulunmamasının gerektiği, dolayısıyla, dişhekiminin bulunduğu ortamda, sağlık hizmeti ile ilgisi olmayan kişilerin ortamda bulunmasının yasak olduğuna ilişkin hususun hükümde belirtilmemiş olmasının eksik düzenleme niteliğinde olduğu; 13. maddenin 1. fıkrası yönünden, Yönetmeliğin 12. maddesinin 3. fıkrasına göre uzaktan sağlık hizmetinde sesli ve/veya görüntülü kayıt yapılmasının hasta ve hekimin açık rızasına bağlı olduğu, taraflardan birinin açık rızası olmadığında kayıt alınmasının hukuka aykırı olacağı, dava konusu düzenlemede, sunulan hizmetin niteliği ve doğası dikkate alınarak sağlık hizmet sunumu ile ilgili sürecin kaydedilmesine izin verilmemesinin gerektiği, ayrıca hastaların sağlık hizmeti verilerini içeren görüntülerin Bakanlığa aktarılmayacağının açıkça düzenlenmemiş olmasının eksik düzenleme niteliğinde olduğu; aynı maddenin 2. fıkrası yönünden, Bakanlık merkezi sağlık veri sistemine hiçbir sınırlama/ölçüt olmaksızın bütün tıbbi kayıtların gönderileceğine ilişkin 13. maddenin 1. ve 2. fıkralarının, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması zorunlu ilkeler arasındaki "İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma" ilkesine ve bununla bağlantılı olarak Kanun'un 6. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olduğu, nitekim, bu Yönetmelikteki düzenleme ile benzer şekilde, muayenehaneye başvuran hastaların bütün sağlık verilerinin Bakanlığa gönderilmesi gerektiğini belirten bir Genel Yazı ile ilgili davada Danıştay Onuncu Dairesi tarafından, hastaların sağlık bilgilerinin tamamının Bakanlığa aktarılmasının, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nunda veri işlemede uyulması gereken temel ilkelerden “İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” ilkesine uygun olup olmadığının anlaşılamadığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verildiği, dava konusu düzenlemelerin iptali gerektiği iddia edilmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, usul yönünden, davacı Birliğin, Yönetmeliğin üyeleri ile ilgili olmayan kısımlarının iptalini istemede menfaati bulunmadığından, bu kısımların öncelikle subjektif ehliyet yokluğundan reddi gerektiği; esas yönünden, sağlık hizmetinin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbi teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamına, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesine, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesine, tescil edilmesine, sağlık tesislerinin bu kapsamda denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek maksadıyla hazırlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin, █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulduğu, Aralık 2019 döneminde Çin Halk Cumhuriyeti'nin Vuhan kentinde ortaya çıkan ve çeşitli ülkelerden bildirimi yapılan yeni bir alt tipe bağlı Koronavirüs hastalığının (covid-19) tüm dünya için halk sağlığı tehdidi oluşturduğu, covid-19'un ülkemizde de ilk vakanın görüldüğü █████/2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi ilan edildiği, covid-19 ile mücadelede temaslı takibi ve sürveyans da dâhil olmak üzere tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinin bir milyondan fazla sağlık çalışanı ile yürütüldüğü, Bakanlıklarınca bu süreçte sağlık kuruluşlarındaki yoğunluğun en aza indirilmesi ve sağlık çalışanlarının üzerindeki yükün azaltılması amacıyla birçok alanda tedbir alındığı, pandemi süreci kapsamında bulaşın azaltılması ve riskli kişilerin halk sağlığını tehdit etmeden sağlık hizmetlerine ulaşması açısından çalışma başlatıldığı, bu kapsamda Tele Sağlık Sistemi olarak planlanan uzaktan görüntülü muayene hizmeti (https://dr.enabiz.gov.tr) uygulamasının geliştirilerek kamu hastanelerinde uygulamaya konulduğu, dava konusu Yönetmeliğin hazırlandığı, bu Yönetmelik ile uzaktan sağlık hizmeti sunumuna uygun olan tüm alanlarda sağlık hizmeti sunumunun önünün açıldığı, Yönetmeliğin hazırlık aşamasında Sosyal Güvenlik Kurumu, Yükseköğretim Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu ile ilgili Bakanlık birimlerinin görüşleri alınarak büyük bir titizlikle çalışmalar yürütüldüğü, alınan bu görüşler dikkate alınarak taslak metnin revize edildiği, Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'te belirtilen görüş alma yükümlülüğünün Bakanlık tarafından yerine getirildiği; Yönetmeliğin 2. maddesinde yer alan "sağlık meslek mensupları" ibaresinin uzaktan sağlık hizmeti sunumunda yetkilendirilmiş sağlık kurum ve kuruluşlarında yer alan sağlık meslek mensuplarını kapsadığı, uzaktan sağlık hizmeti yetki belgesi almış, ancak sağlık tesisi bünyesinde görev yapmayan sağlık meslek mensuplarının uzaktan sağlık hizmeti sunmasının mümkün olmadığı; Yönetmeliğin 7. maddesi ile uzaktan sağlık hizmeti sunulabilecek alanların niteliğinin açıkça belirtildiği, maddenin 1. fıkrasının (d) bendindeki dava konusu ibare ile teknolojik değişim sürecinin yenilik ve yayılma olarak karşımıza çıkması sonucu teknolojik imkanların elvermesi ve Bakanlıktan gerekli izinlerin alınması koşuluyla kişilere, Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetlerinin sunulmasının amaçlandığı, maddenin 2. fıkrası ile uzaktan sağlık hizmeti almak isteyen vatandaşın uzaktan sağlık hizmeti talebinde bulunduğu sağlık tesisinin yetki belgesinin bulunmaması durumunda, yetkili sağlık tesisine yönlendirilmesinin sağlanacağı, bu durumda talepte bulunanın rızasının söz konusu olacağı, Yönetmeliğin 14. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi ile vatandaşın uzaktan sağlık hizmeti almaya zorlanamayacağının kesin hükme bağlandığı; uzaktan sağlık hizmetlerinin sunumunu yapacak olan sağlık tesislerinin uzaktan sağlık bilgi sistemi (yazılımı) için Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünce tescil edilmesinin gerektiği, sonrasında 8. maddeye göre uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesinin düzenleneceği, dava konusu düzenlemenin belirsiz olmadığı; meri mevzuatta uzaktan sağlık hizmetlerinin yalnızca istisnai hallerde, belirli koşullara sahip kişilere sunulabilecek bir sağlık hizmeti yöntemi olduğuna ilişkin hiçbir yasal düzenleme bulunmadığı, Dünya Sağlık Örgütünün uzaktan sağlık hizmetini "sağlık hizmetlerinin sunumunda iletişimin uzaktan gerçekleştiği durumlar" olarak tanımladığı ve her ülkenin tele sağlık hizmetlerini kendi sağlık sistemine entegre ederken hizmetin kapsamına, bu hizmetin ulaşmak istediği hasta grubuna, bu hizmetle varılmak istenen çıktılara kendisinin karar vermesinin gerektiğini vurguladığı, davaya konu Yönetmeliğin uzaktan sağlık hizmetinin kapsamına, bu hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesine, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesine, tescil edilmesine, sağlık tesislerinin bu kapsamda denetlenmesine ilişkin somut hükümler içerdiği, covıd-19 pandemisi ile birlikte Bakanlıklarınca geliştirilen “Dr. e-Nabız” isimli proje ile covid-19 tanısı almış veya temaslı olması sebebiyle dışarı çıkamayan vatandaşlara hekimleri ile bilişim sistemleri aracılığıyla görüşme imkanı tanındığı, yine pandemi döneminde RUHSAD ile Özel Çocuklar Destek Sistemi mobil uygulamasının kullanıma açıldığı, Bakanlıklarının sağlık bilişimi uygulamaları konusunda tecrübesinin bulunduğu, bu uygulamaların sonuçlarının etkinliğinin anlaşıldığı,
Yönetmelikte uzaktan sağlık hizmetinin yüz yüze sağlık hizmetinin muadili olmadığına ilişkin pek çok hüküm bulunduğu, Yönetmelikte kontrolsüz ve ölçüsüzce sunulan bir uzaktan sağlık hizmeti modelinin düzenlenmediği, yüz yüze sağlık hizmetinin uzaktan sağlık hizmeti ile karşılanamayacak özellikleri konusunda tutarlı hükümlere yer verildiği; 7. maddede belirtilen uzaktan sunulabilecek hizmetlerin örnekleyici nitelikte olmadığı, tahdidi nitelikte olduğu, dolayısıyla yorum yoluyla genişletilemeyeceği, burada tanımlanan hizmetler haricindekilerin uzaktan sunulmasının mümkün olmayacağı, ayrıca sayılan hizmetlerin de ilave değerlendirmeye tabi tutulmasının, somut olayın durumuna göre niteliğinin uzaktan sağlığa elverişli olup olmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, “niteliği itibarıyla elverişlilik” kriteri sebebiyle hastanın yaşam hakkını ve vücut bütünlüğünü korumak, kaliteli sağlık hizmeti sunmak maksadıyla hükmün daraltılabileceği, kaldı ki Yönetmeliğin 14. maddesi ile uzaktan sunulabilecek sağlık hizmetlerinin kapsamının keyfi şekilde genişletilmesi için önlem alındığı, hekimin ve diş hekiminin, mesleki yetkinliğe sahip, tıbbi bilgiyi haiz bir profesyonel olarak hastanın durumunu, eldeki teknolojik olanakları ve diğer koşulları somut olay özelinde değerlendireceği, “uzaktan sağlık hizmeti sunmaya elverişli olup olmadığına” vicdani kanaatine göre karar vereceği, diş hekimlerinin sahip oldukları görev ve sorumluluklar bakımından, somut olayın gereklerine göre hizmeti uzaktan veya fiziken sunmayı seçecek yetkinlikte olduğu, sağlık meslek mensubunun hastayı sağlık tesisine davet etmeyi seçebileceğinin Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde açıkça düzenlendiği, ayrıca aynı fıkranın (ı) bendi uyarınca görüşme başladıktan sonra hastanın durumunun niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmadığına kanaat getirmesi durumunda da görüşmeyi sonlandırma yetkisine sahip olduğu, girişimsel ve cerrahi işlemlerde Bakanlık onayı aranmasının hastayı koruduğu, bugün dahi robotlar ve bilgi sistemleri yardımıyla cerrahi ve girişimsel işlemlerin uzaktan yapılmasının mümkün olduğu, birkaç yıl içinde bu yöntemle yapılabilecek işlemlerin hızla artacağının öngörüldüğü, hastanın can güvenliğini korumak, teknolojinin hasta üzerinde uzaktan cerrahi müdahale ve girişim gerçekleştirecek kadar gelişmiş olduğunu teyit ettikten sonra bu hizmetleri kullanıma açmak amacıyla, bu sağlık hizmetinin diğer hizmetlerden farklı ve daha sıkı bir izin mekanizmasına tabi tutulduğu; 5. maddede uzaktan sağlık bilgi sisteminin sahip olması gereken asgari özelliklerin Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenerek ilan edileceğinin belirtildiği, anılan asgari özelliklerin, teknolojik gelişmelere ve çağın gereklerine göre Genel Müdürlük tarafından güncellenebileceği, kamuoyuna Bakanlığın resmi internet sitesinden ilan edileceği, güncellemelerin de aynı şekilde duyurulacağı, bu doğrultuda uzaktan sağlık bilgi sistemlerinin sahip olması gereken asgari özelliklerin Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenerek █████/2022 tarihinde kamuya duyurulduğu, uzaktan sağlık bilgi sistemi geliştiricilerine yönelik kılavuzun da aynı şekilde kamuoyuna ilan edildiği, Sağlık Bilgi Sistemleri tarafından belirlenen asgari standartları içeren dokümanların, hasta mahremiyetini en üst düzeyde korumak, kötü niyetli kişilerin hasta verilerine erişimini engellemek, hastaların bilişim suçlarına maruz kalarak mağduriyet yaşamalarını engellemek adına yazılımlara ilişkin güncel güvenlik standartları içerdikleri, bir yazılımın sahip olması gereken asgari özelliklerin Yönetmelik ile düzenlenmesi halinde belirlenen asgari güvenlik standartlarının hızlıca çağın gerisinde kalabileceği, bunun yerine Yönetmelik ile ana çerçevenin çizildiği, sınırların belirlendiği, teknolojik gelişmelere bağlı olarak düzenli revize edilmesi gereken dokümanların ise Yönetmelikte belirlenen bu çerçeve içerisinde kalmak kaydıyla Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından güncellenebileceği ve kamuya ilan edileceği, bu yöntemin, tamamıyla hasta verisini ve mahremiyetini en yüksek seviyede korumaya yönelik olduğu, aksi halde güncelliğini yitirecek yazılımların siber saldırılara karşı savunmasız hale geleceği, sağlık hizmeti yararlanıcıları ve kamunun telafisi imkânsız zararlar göreceği, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 358. maddesi ile Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğüne uzaktan sağlık bilgi sisteminin sahip olması gereken asgari özellikleri belirleme görev ve yetkisinin verildiği; Bakanlıklarının, sağlık hizmetlerine ilişkin kayıtları tutma, bu kayıtları muhafaza etme ve merkezi bir veri tabarında saklama görev ve yetkisine sahip olduğu, anılan Kararname'nin 378. maddesinin de Bakanlıklarına kişilerin sağlık verilerini toplama ve işleme yetkisini verdiği, bu yetkiyi düzenlerken kişinin özel veya kamu sağlık tesisine başvurması arasında fark gözetmediği, ayrıca bu verilere Bakanlığın ve ilgili kişilerin kendilerinin ya da yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişmesini sağlayacak bir sistem kurma görev ve yetkisinin de bu madde kapsamında tanımlandığı, bu verilerin işlenmesinde kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerinin uygulanacağının ifade edildiği, Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin █████/2019 tarihli ve 30808 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, Bakanlıklarının kişisel sağlık verilerini toplamasına ve işlemesine imkân veren bir başka düzenlemenin de 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 6. maddesinin 3. fıkrasında yer aldığı, sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel verilerin, ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetteri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceğinin hükme bağlandığı, Anayasa Mahkemesinin █████/2017 tarih ve E:████████, K:████████ sayılı kararının da bu yönde olduğu, sağlık hizmeti sunucuları tarafından e-Nabız'a veri gönderilmesine ilişkin emredici hükümleri içeren birçok düzenlemenin bulunduğu, Bakanlıklarınca hukuka uygun olarak işlenen kişisel verilerin güvenliğine ilişkin her türlü teknik ve idari tedbirin alındığının Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararları ile sabit olduğu, Bakanlıklarınca alınan teknik ve idari tedbirlerin yeterli olduğuna ... tarih ve ... sayılı Kişisel Verileri Koruma Kurulu Kararında yer verildiği; uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kayıt alınmasının istisnai bir uygulama olduğu, kayıtlara ne hastanın ne de sağlık meslek mensubumun erişiminin bulunduğu, sadece kanunen izin verilen merciler (örneğin mahkemeler, savcılıklar) veya bakanlık müfettişlerinin idari bir soruşturma kapsamında bu kayıtlara erişebileceği, Yönetmeliğin 12. maddesinin son fıkrasına göre, ses veya görüntü kaydı alınabilmesi için her iki tarafın da rızasının alınmasının gerektiği, taraflardan herhangi biri rıza vermez ise kayıt yapılmasının mümkün olmadığı, alınan kayıtların, hasta mahremiyetini en üst düzeyde sağlamak amacıyla on iki ay saklanacağı ve bu sürenin dolması ile birlikte kendiliğinden silineceği, böylece, ses ve görüntü kayıtlarının idari, hukuki, cezai uyuşmazlıklarda kullanılması imkanının olacağı, kişilerin hak arama hürriyetinin korunacağı, bir yandan da hasta mahremiyetinin zarar görmeyeceği, sağlık hizmetinde dijitalleşmenin çağın bir gereği olduğu, insan haklarının daha etkin korunmasını sağladığı; ülkemizde kamu hizmetlerinin sunumunda dijitalleşmeyi sağlamaya yönelik olarak Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisinin (CBDDO) kurulduğu, dijitalleşme ile kamu hizmetlerinden yararlanmada eşitlik ve kamu hizmetinin sürekliliği ilkelerinin sağlamlaştırıldığı, sağlık hizmetinin dijital ortamda gerçekleştirilebilmesinin, tüm vatandaşlara bu hizmetten ikametgahından, bulunduğu coğrafyadan bağımsız olarak eşit erişim imkânı sunduğu, netice itibarıyla dava konusu düzenlemelerin genel olarak hukuka, özel olarak da üst hukuk normlarına, hukukun genel ilkelerine ve hizmetin gereklerine uygun olduğu, hukuka aykırı ve iptali gerektirir bir cihet bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı Birlik tarafından, █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 2'nci maddesinde yer verilen "sağlık meslek mensuplarını" ibaresinin, 5'inci maddesinin 1'inci fıkrasının, 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasında yer alan "Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla," ibaresinin, aynı fıkranın (d) bendinde yer alan "Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir." ibaresinin ve 2'nci fıkrasının, 8'inci maddesinin 4'üncü fıkrasının ve aynı maddenin 6'ncı fıkrasında yer alan "ve başvurunun Genel Müdürlük tarafından uygun görülmesi" ibaresinin, 13'üncü maddesinin 1 ve 2'nci fıkralarının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla; 11'inci maddesinin 1'inci fıkrası ile 13'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının eksik düzenleme nedeniyle; anılan Yönetmeliğin tamamının ise kapsamındaki sağlık hizmetlerine ilişkin belirliliğe sahip olmadığı iddiasıyla iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idare tarafından usüle ilişkin olarak ileri sürülen Davacı Birliğin dava açma ehliyetinin olmadığı iddiası yerinde görülmeyerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek amacıyla yürürlüğe giren 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 2'nci maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3'üncü maddesinin I'inci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarım sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği, hükme bağlanmıştır.
Öte yandan; █████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan I sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (h) bendinde, sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Söz konusu Kararnamenin 508'inci maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak ve sağlık hizmetinin çağdaş tıbbî teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamı, hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesi, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesi, tescil edilmesi, denetlenmesi hususlarında usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğinin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda düzenleyici işlemler yapma yetkisine sahip oldukları gibi kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara ayak uydurmak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda da takdir yetkisine sahip olup; yasa koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir.
Günümüzde insanların yaşam kalitesinin arttırılması ve ihtiyaç olması halinde ulaşılmak istenilen sağlık hizmetinin kişilere hastaneye gitmeden, bilgisayar, tablet ya da akıllı telefon kullanılarak, görüntülü görüşmelerle, sesli ya da yazışma yolu ile sunulması, böylelikle, düzenli aralıklarla hastane ziyaretlerini gerçekleştiremeyen, yeterli zamanı olmayan, kalabalık ortama girmek istemeyen kişilerin sağlık hizmetlerine ulaşmasına olanak tanınması gerektiği kuşkusuzdur. Sosyal Devlet ilkesi gereğince, herkesin hayatını ruh ve beden sağlığı içinde sürdürebilmesini sağlamakla görevli olan Devletin, bu görevini uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık kurumlarından yararlanarak, yerine getireceği açıktır.
Bununla birlikte, yukarıda yer verilen 3359 sayılı Kanunun 9 ve ek 11'inci maddeleri, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355 ve 508'inci maddelerine dayanılarak çıkarılan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlıklı insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir.
Mevzuatla davalı idareye tanınan planlama ve denetleme yetkisi çerçevesinde, planlamanın işlevsiz kalmasının önlenmesi, istihdamda belirliliğin sağlanması, uzaktan sağlık hizmeti sunulması yoluyla teşhis ve tedavisi yapılan hastaların ve bu hizmeti sunan hekimlerin takibinin ve denetiminin yapılabilmesi ve bu faaliyetlerin disipline edilmesi, böylece hasta sağlığının korunması ile suistimallerin önüne geçilmesini teminen, hizmetin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbî teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere; uzaktan sağlık hizmetinin kapsamına, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesine, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesine, tescil edilmesine, sağlık tesislerinin bu kapsamda denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek, böylelikle, hizmetin sunumunda kolaylık sağlanması amacıyla davalı idareye tanınan takdir yetkisi uyarınca hazırlanan düzenlemelerde kamu yararı, üst hukuk normu ve hizmet gereğine aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 13'üncü maddesinin 1 ve 2'nci fıkralarının iptali istemine gelince;
Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin dava konusu maddeleri kişisel verilerin işlenmesine yönelik olduğundan ve davalı idarenin savunmasında da belirtildiği üzere, davada uygulanacak kural olan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 378'inci maddesinin, Anayasa Mahkemesinin █████/2023 gün ve E:████████; K:████████ sayılı kararıyla, yetki yönünden Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline ve iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görülerek, yeni düzenleme yapılması için yasama organına süre tanımak amacıyla iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesinin uygun olacağına karar verilmiştir. Bu karar, █████/2024 tarih ve 32473 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış, ancak dokuz aylık süre dolmamakla birlikte an itibarıyla henüz yeni bir düzenleme de yapılmamıştır.
Her ne kadar, Anayasanın 153'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği; 5'inci fıkrasında ise, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği hükme bağlanmışsa da; Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiği bilinmesine rağmen, görülmekte olan davaların, Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı düşeceğini kabul etmek gerekir.
Dava konusu Yönetmeliğin "Kayıt, bildirim ve iz kaydı" başlıklı 13'üncü maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık hizmeti kapsamında sağlık tesisine başvuran kişiler için uzaktan sağlık hizmetine ilişkin iş ve işlemler dijital ortamda kaydedilir ve kişisel verilerin korunmasına dair mevzuatta yer alan istisnai düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir.
(2) Bakanlık tarafından kurulan kayıt ve bildirim sistemi ile Bakanlıkça yapılacak diğer iş ve işlemlere esas olmak üzere talep edilen bilgi ve belgeler, sağlık tesisleri tarafından Bakanlığa gönderilir.
(3) Uzaktan sağlık hizmeti alımı esnasında Bakanlıkça belirlenen iz kaydı bilgileri sağlık tesisi tarafından sağlık tesisinin tabi olduğu mevzuatta belirtilen süre boyunca saklanır." kuralları yer almaktadır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2'nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu, 125'inci maddesinde ise, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, hükümlerine yer verilmiş olup, bu hükümlerle "sosyal devlet" gereğinin yerine getirilmesi yönünde idarelere Anayasal bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu durumda, Anayasanın 2'nci maddesine göre, bir Hukuk Devleti olarak nitelendirilen Türkiye Cumhuriyeti bireylerinin ekonomik ve sosyal durumlarını etkileyecek keyfi uygulamalara neden olunmaması için kişilere getirilecek yükümlülüklerin yasalarla belirlenmesi şarttır.
Öte yandan, Anayasanın 20'nci maddesinde, herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayat ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı, ....herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği, belirtilmekle, özel ve aile hayatı ile ilgili Anayasal çerçeve çizilmiştir.
█████/2017 tarih ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Anayasanın bazı maddelerinde yapılan değişikliklerle yeni bir hükûmet sistemine geçilmiş ve buna bağlı olarak Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri yeniden düzenlenmiş, 8'inci maddesinde yapılan değişiklikle Bakanlar Kurulu kaldırılarak yürütme yetkisi ve görevi tek başına Cumhurbaşkanına verilmiştir. Anayasa’da Bakanlar Kuruluna verilen görev ve yetkilere ilişkin maddelerde de aynı doğrultuda değişiklik yapılarak daha önce Bakanlar Kuruluna ait olan görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanı tarafından yerine getirilmesi öngörülmüş, 17'nci fıkrasında da, Cumhurbaşkanının yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabileceği, ancak, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler, Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda ve Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamayacağı, hüküm altına alınmıştır.
Bu kapsamda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin Anayasanın 104'üncü maddesinin onyedinci fıkrasında sayılan konu bakımından yetki kurallarına uygun olarak çıkarılması gerektiği açık olup, bu kurallara uyulmaması halinde içeriği Anayasaya aykırılık oluşturmasa bile düzenlemenin Anayasaya uygunluğundan söz edilemeyeceğinden, özel ve aile hayatına saygı hakkını düzenleyen 20'nci maddesindeki kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği yolundaki hüküm ile Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamayacağı yolundaki sınırlama uyarınca da, bu alanın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenmesinin konu bakımından yetki kurallarına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 13'üncü maddesinin 1 ve 2'nci fıkralarının iptaline; diğer iptal istemleri hakkında ise, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen █████/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'in ve davalı idare vekili Av. ...'nin geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik, █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, davacı tarafından anılan Yönetmeliğin 2. maddesinde yer alan "sağlık meslek mensuplarını" ibaresinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının, 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla," ibaresinin, aynı fıkranın (d) bendinde yer alan "Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir." ibaresinin ve 2. fıkrasının, 8. maddesinin 4. fıkrasının ve aynı maddenin 6. fıkrasında yer alan "ve başvurunun Genel Müdürlük tarafından uygun görülmesi" ibaresinin, 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla; 11. maddesinin 1. fıkrası ile 13. maddesinin 1. fıkrasının eksik düzenleme nedeniyle; anılan Yönetmeliğin tamamının ise kapsamındaki sağlık hizmetlerine ilişkin belirliliğe sahip olmadığı iddiasıyla iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarenin ehliyet itirazının incelenmesi:
Davalı idare tarafından, davacı Birliğin, Yönetmeliğin üyeleri ile ilgili olmayan kısımlarının iptalini istemekte menfaatinin bulunmadığı, bu kısımları yönünden davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 135. maddesi uyarınca kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan Türk Dişhekimleri Birliği, dişhekimliği mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, bu mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve hastaları ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak amacıyla kurulmuştur.
Dava konusu Yönetmelik hükümleri, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamını, sunulmasına ilişkin usul ve esasları, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verme prosedürlerini, sağlık hizmeti sunumunda veri kaydı, saklanması, aktarılması ve denetlenmesine ilişkin yükümlülükleri düzenlemekte olup, doğrudan hekimlerin mesleki sorumluluk alanlarını, çalışma koşullarını ve tıbbi uygulama süreçlerini etkilemektedir.
Bu itibarla, Yönetmeliğin hekimlik mesleğinin genel icrasını ilgilendiren, mesleki faaliyetlerinin çerçevesini belirleyen düzenlemeler içerdiği, bu nedenle davacı Birliğin, üyelerinin ortak menfaatlerini ilgilendiren söz konusu düzenlemelere karşı dava açmakta güncel, kişisel ve meşru bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varılmış olup, davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 5. maddesinde, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamanın Devletin temel amaç ve görevleri arasında olduğu belirtilmiş; 17. maddesinde, herkesin, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu düzenlenmiş olup, bu bağlamda devlet kişilerin sağlık hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri amacıyla her türlü tedbiri ve önlemi almak ve düzenlemeyi yapmak durumundadır. Bu durum Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu vurgulanarak, Devletin, kişilerin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyerek ve denetleyerek yerine getireceği belirtilerek düzenlenmiş; 124. maddesinin 1. fıkrasında da, ''Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.'' kuralına yer verilmiştir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; (f) bendinde, herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sisteminin kurulacağı, bu sistemin, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabileceği, bu amaçla, Sağlık Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabileceği düzenlenmiş; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği; Ek 11. maddesinde ise, sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetleneceği hükümlerine yer verilmiştir.
█████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (h) bendinde, sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak; (l) bendinde, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak, sağlık hizmetinin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbî teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere, uzaktan sağlık hizmetinin kapsamına, uzaktan sağlık hizmeti sunacak sağlık tesislerine izin verilmesine, uzaktan sağlık bilgi sisteminin geliştirilmesine, tescil edilmesine, sağlık tesislerinin bu kapsamda denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Dava konusu Yönetmeliğin tamamı yönünden yapılan inceleme:
Davacı tarafından, Yönetmeliğin, meslek kuruluşlarıyla hiç bir iletişim sağlanmadan hazırlandığı, bu nedenle uzaktan sağlık hizmetlerinin neredeyse kuralsız olarak sunulması olarak anlaşılabilecek hukuka aykırı düzenlemeler içerdiği, sağlık hizmetinin esasının hastanın hekim tarafından bizzat ve doğrudan muayene edilmesine dayandığı, uzaktan sağlık hizmetinin bunun yerine geçemeyeceği, sağlık hizmetinin uzaktan verilmesinin ancak istisnai bir hizmet sunum biçimi olduğu, bir başka anlatımla, uzaktan sağlık hizmetlerinden yararlanılmasına ilişkin hareket kısıtı olanlar, coğrafi olarak sağlık kuruluşlarına erişemeyenler gibi hastalar bakımından ancak kesin gereklilik hallerinde başvurulan istisnai bir uygulama olarak yer almasının sağlanması gerektiği, bunun yanı sıra, hangi sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulabileceğine ilişkin ölçütlerin de belirlenmiş olmasının gerektiği ileri sürülerek Yönetmeliğin tamamının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin tamamına ve dosya kapsamında sunulan gerekçesine bakıldığında, sosyal devlet ve hakkaniyet ilkeleri gereğince sağlık hizmetlerinin ülkenin en ücra köşelerine kadar götürülmesinin ve her gelir düzeyindeki vatandaşın eşit şekilde ve kabul edilebilir sürede sağlık hizmetini alabilmesinin zorunlu olduğu, Covid-19 pandemi süreci doğrultusunda sağlık çalışanlarının yükünün azaltılması, bulaşın önlenmesi ve riskli kişilerin halk sağlığını tehdit etmeden sağlık hizmetlerine ulaşması açısından çalışmalar başlatıldığı, bu kapsamda Tele Sağlık Sistemi olarak planlanan uzaktan görüntülü muayene hizmeti uygulamasının geliştirildiği ve kamu hastanelerinde uygulanmaya başlandığı, buna hizmet etmek üzere de dava konusu Yönetmeliğin çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Sağlık hizmetinin mekândan ve coğrafyadan bağımsız olarak ve çağdaş tıbbî teknolojiye dayanılarak sunulmasına hizmet etmek üzere uzaktan sağlık hizmeti sisteminin geliştirildiği ve anılan Yönetmeliğin ihtiyaçtan doğduğu görülmektedir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 358. maddesi ile Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğüne, sağlık bilişim sistemlerinin teknik özelliklerini belirleme görev ve yetkisi verilmiş olup, dava konusu düzenlemenin bu yetkiye dayanılarak tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, uzaktan sağlık bilgi sistemlerinin sahip olması gereken asgari özelliklerin █████/2022 tarihinde kamuoyuna ilan edildiği ve yazılım geliştiricilere yönelik kılavuzların yayımlandığı da görülmektedir.
Bu yönüyle, teknolojik gelişmelere bağlı olarak hızla güncelliğini yitirebilecek teknik standartların Yönetmelik düzeyinde katı biçimde düzenlenmesi yerine, çerçevenin Yönetmelikle çizilmesinin ve ayrıntıların uzman birimlerce güncellenebilir dokümanlarla belirlenmesinin hukuken mümkün olduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesine göre, anılan Yönetmelik uzaktan sağlık hizmeti sunan tüm sağlık tesislerini, uzaktan sağlık hizmeti sunumunda yer alan tüm sağlık meslek mensuplarını, uzaktan sağlık bilgi sistemi geliştiricilerini ve uzaktan sağlık hizmeti almak isteyen gerçek kişileri kapsamakta olup, 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre, uzaktan sağlık hizmeti, bu Yönetmelik hükümlerine göre faaliyet izni almış olan sağlık tesislerinde, sağlık meslek mensubunun, sağlık hizmeti talep eden kişiye uzaktan sağlık bilgi sistemi üzerinden sunduğu sağlık hizmetini; anılan fıkranın (d) bendinde de, uzaktan sağlık bilgi sistemi, Bakanlık tarafından üretilen veya Bakanlık tarafından tescil edilmek suretiyle uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kullanılması onaylanan yazılı, sesli veya görüntülü iletişime imkân sağlayan güvenli yazılımı ifade etmektedir.
Bununla birlikte Yönetmeliğin 8. maddesinde de, uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen sağlık tesisine gerekli şartları sağlaması hâlinde Bakanlıkça uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesi verileceği; faaliyet izninin, sağlık tesisinin mevcut faaliyet izin belgesine işleneceği; başvurunun, sağlık tesisi tarafından Yönetmeliğin eki Ek-1’de yer alan belgelerle birlikte Müdürlüğe yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen Yönetmelik hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, uzaktan sağlık hizmeti sunumunun kapsam bakımından uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen tüm sağlık tesislerini kapsadığı, anılan hizmetin Bakanlıkça yetkilendirilmiş, Yönetmelik hükümlerine göre faaliyet izni almış ve belirlenen teknik ve idari standartları sağlayan tüm sağlık kurum ve kuruluşları eliyle yürütülmesinin öngörüldüğü anlaşılmakta olup, hangi sağlık kuruluşlarının söz konusu hizmeti sunabileceği hususunda bir belirsizlik bulunduğundan söz edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu durumda, uzaktan sağlık hizmetinin kendine has bir sağlık hizmeti sunumu olduğu ve temel amacının sağlık hizmetine erişimi artırmak, sağlık tesislerindeki yoğunluğu azaltmak ve özellikle olağanüstü dönemlerde (pandemi gibi) kamu sağlığını korumak olduğu dikkate alındığında, dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından davacının Yönetmeliğin tamamına yönelik hukuka aykırılık iddiaları yerinde görülmemiştir.
B) Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesinde yer alan "sağlık meslek mensupları" ibaresinin incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Yönetmelik; uzaktan sağlık hizmeti sunan tüm sağlık tesislerini, uzaktan sağlık hizmeti sunumunda yer alan tüm sağlık meslek mensuplarını, uzaktan sağlık bilgi sistemi geliştiricilerini ve uzaktan sağlık hizmeti almak isteyen gerçek kişileri kapsar." düzenlemesi yer almaktadır.
Davacı tarafından, diş hekimliğine özgü yasal sınırların Yönetmelik ile aşıldığı, diş hekimi olmadığı halde ağız ve diş sağlığı hizmeti veren kişilerin ülkemizde önemli bir sorun teşkil ettiği, bu nedenle 1219 sayılı Kanun’da diş protez teknikerlerine hasta ile doğrudan ilişki kurma yasağı getirildiği, buna karşın dava konusu Yönetmelikte “sağlık meslek mensubu” kavramının tanımlanmadığı, hasta ile mesleki ilişki kurması yasak olan kişilerin ve bunların kurduğu işyerlerinin de Yönetmelik kapsamında değerlendirilebileceği, oysa sağlık mesleği mensubu sayılan bazı kişilerin hastalara uzaktan veya yüz yüze sağlık hizmeti sunamayacağı ileri sürülmektedir.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ve ilgili mevzuatta, dişhekimliği mesleğinin icrası ve diş protez teknikerleri gibi meslek gruplarının yetki sınırları açıkça düzenlenmiş olup, Yönetmelik'te bu sınırların genişletildiğine veya aşıldığına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Dava konusu Yönetmelik, herhangi bir sağlık meslek mensubuna, mevzuatta öngörülmeyen bir hasta ile ilişki kurma veya sağlık hizmeti sunma yetkisi tanımamakta; yalnızca mevcut yasal yetkiler çerçevesinde uzaktan sağlık hizmetlerinin sunumuna ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.
Nitekim söz konusu Yönetmelik'te, uzaktan sağlık hizmetlerinin kimler tarafından, hangi sağlık tesislerinde ve hangi usullerle sunulabileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, uzaktan sağlık hizmetlerinin, Bakanlıkça yetkilendirilmiş sağlık tesislerinde, faaliyet izni almış ve yetkilendirme şartlarını taşıyan birimler aracılığıyla sunulabileceği kurala bağlanmıştır.
Dava konusu düzenlemede yer alan “sağlık meslek mensupları” ibaresinin, ilgili mevzuatı uyarınca mesleki yetkileri ve görev alanları belirlenmiş kişileri ifade ettiği, görev ve yetkisi bulunmayan kişilerin genel anlamda sağlık hizmeti, uyuşmazlık özelinde ise uzaktan sağlık hizmeti sunamayacağı açıktır.
Bu itibarla, hasta ile doğrudan ilişki kurması veya sağlık hizmeti sunması yasaklanan meslek mensuplarının, anılan Yönetmelik kapsamında uzaktan sağlık hizmeti sunması mümkün olmadığından dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
C) Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının incelenmesi:
Yönetmeliğin "Uzaktan sağlık bilgi sistemi" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, uzaktan sağlık bilgi sisteminin, Bakanlık veya Bakanlık harici yetkilendirilmiş geliştiriciler tarafından Bakanlığın belirlemiş olduğu asgari standartlara uygun olarak geliştirileceği kurala bağlanmıştır.
Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan hukuki güvenlik ve belirlilik, idari düzenlemelerin ilgililer bakımından öngörülebilir olmasını gerektirmekle birlikte, Danıştayın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, teknik uzmanlık, bilimsel gelişme ve sürekli değişim gerektiren alanlarda, düzenleyici işlemlerin çerçeve nitelikte kalması ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların idareye bırakılması, tek başına hukuka aykırılık oluşturmayacaktır.
Dava konusu Yönetmelik'te uzaktan sağlık bilgi sistemi, Bakanlık tarafındann üretilen veya Bakanlık tarafından tescil edilmek suretiyle uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kullanılması onaylanan yazılı, sesli veya görüntülü iletişime imkan sağlayan güvenli yazılım olarak tanımlanmış olup; dava konusu 5. madde ile uzaktan sağlık hizmetinin güvenli yazılımlar aracılığıyla sunulması, hasta verilerinin korunması ve hizmetin Bakanlıkça denetlenebilir bir sistem üzerinden yürütülmesi amaçlanmış; bu doğrultuda uzaktan sağlık bilgi sistemlerinin sahip olması gereken asgari niteliklerin Bakanlıkça belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Davalı idare savunmasında, pandemi sürecinde sağlık tesislerince kullanılan ve sunucuları yurt dışında bulunan bazı uygulamaların, sağlık verilerini işlemek üzere tasarlanmamış olmaları nedeniyle ciddi güvenlik açıkları barındırdığı, bu durumun hasta mahremiyeti ve kişisel sağlık verilerinin korunması bakımından önemli riskler doğurduğu, bu risklerin bertaraf edilmesi amacıyla, uzaktan sağlık hizmetinde kullanılacak bilgi sistemlerinin asgari güvenlik standartlarının Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenmesi ve güncellenmesinin öngörüldüğü savunulmuştur.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 358. maddesi ile Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğüne, sağlık bilişim sistemlerinin teknik özelliklerini belirleme görev ve yetkisi verilmiş olup, dava konusu düzenlemenin bu yetkiye dayanılarak tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, uzaktan sağlık bilgi sistemlerinin sahip olması gereken asgari özelliklerin █████/2022 tarihinde kamuoyuna ilan edildiği ve yazılım geliştiricilere yönelik kılavuzların yayımlandığı da görülmektedir.
Bu yönüyle, teknolojik gelişmelere bağlı olarak hızla güncelliğini yitirebilecek teknik standartların Yönetmelik düzeyinde katı biçimde düzenlenmesi yerine, çerçevenin Yönetmelikle çizilmesi ve ayrıntıların uzman birimlerce güncellenebilir dokümanlarla belirlenmesi, hasta mahremiyetinin ve veri güvenliğinin etkin biçimde korunmasını amaçlayan makul ve ölçülü bir yöntem olacağından, dava konusu düzenlemenin belirsiz olduğundan veya denetlenemez bir alan yarattığından söz edilemeyecektir.
D) Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla," ibaresi ile aynı fıkranın (d) bendinde yer alan "Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir." ibaresinin ve 2. fıkrasının incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin "Uzaktan sağlık hizmetleri" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında "Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla, aşağıdaki hizmetler uzaktan sunulabilir: a) Uzaktan sağlık hizmeti talep eden kişi, uzaktan sağlık hizmetinin elverdiği ölçüde muayene edilebilir; kişinin tıbbî gözlem, izlem ve takibi ile değerlendirmesi yapılabilir, teşhis edilmiş hastalıkları kontrol edilebilir; tıbbî danışmanlık verilebilir; konsültasyon veya ikincil görüş talep edilebilir. Gerekli durumlarda, kişiye bir sağlık kuruluşuna fiziken müracaat etmesi önerilebilir. b) Hastalıkların uzaktan yönetimi ve takibi için kişinin kan şekeri ve kan basıncı gibi klinik parametreleri değerlendirilebilir, izlenebilir, tedavi ve ilaç yönetimi sağlanabilir. c) Sağlığın korunmasına ve takibine, sağlıklı yaşamın desteklenmesine, psikososyal destek hizmetlerinin sağlanmasına yönelik hizmetler verilebilir. ç) Sağlık riski artan veya ileri yaşlı kişilerin çok yönlü değerlendirmesi ve takibi yapılabilir. d) Teknolojik imkânların elvermesi ve Bakanlıktan gerekli izinlerin alınması koşuluyla kişilere, Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir. e) Endemik veya epidemik salgınlarda ulusal nitelikteki kılavuzlar doğrultusunda kişilerin sağlığının korunmasına yönelik gerekli tıbbî işlemler yürütülebilir. f) Giyilebilir teknolojiler ve diğer tıbbî cihazlar ile sağlık hizmeti talep eden kişinin sağlık verileri ölçülebilir ve takip edilebilir. g) Hekim tarafından değerlendirilen kişiye, hekimince e-reçete ve e-rapor tanzim edilebilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinde, uzaktan sunulabilecek sağlık hizmetleri tahdidi olarak sayılmış olup, bu hizmetlerin de ancak niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olması halinde sunulabileceği kurala bağlanmıştır. Bu kapsamda, maddede açıkça yer verilmeyen sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulmasına hukuken imkân bulunmamakla birlikte, düzenlemenin yorum yoluyla tüm sağlık hizmetlerini kapsayacak biçimde genişletilmesi de mümkün değildir.
Öte yandan, maddede yer verilen “niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak” ibaresi ile "girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir." ibaresinin, sağlık hizmetinin, hastanın klinik durumu, hizmetin tıbbi niteliği ve uzaktan sunumun hasta sağlığı bakımından risk oluşturup oluşturmadığı yönlerinden değerlendirilmesini ifade ettiği, belirsizlik yaratmaktan ziyade hasta güvenliği ve yaşam hakkını korumaya yönelik sınırlayıcı bir ölçüt niteliği taşıdığı muhakkaktır.
Yönetmeliğin tamamına bakıldığında, uzaktan sağlık hizmetinin her hasta ve her durum bakımından doğrudan uygulanması öngörülmediği, aksine, somut olayın özelliklerine göre, hizmetin uzaktan sunuma elverişli olup olmadığının değerlendirilmesinin mesleki bilgi ve yetkinliğe sahip sağlık meslek mensubuna bırakıldığı görülmektedir. Nitekim, Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık meslek mensubunun gerekli görmesi hâlinde hastayı sağlık tesisine davet edebileceği açıkça düzenlenmiş; 9. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde ise, görüşme sırasında uzaktan sağlık hizmetinin uygun olmadığı kanaatine varılması hâlinde görüşmenin sonlandırılabileceği kural altına alınmıştır. Bu kuralların, uzaktan sağlık hizmetinin kontrolsüz ve ölçüsüz biçimde sunulmasının önüne geçmeyi amaçlayan tamamlayıcı güvenceler niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, her ne kadar dava konusu hükümde, “niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak” ibaresine yer verilerek, uzaktan sunulabilecek sağlık hizmetlerinin belirsiz biçimde düzenlendiği, hükmün neredeyse tüm sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulmasına imkân verecek genişlikte kaleme alındığı, hangi durumlarda, kimlere ve hangi ihtiyaç kapsamında uzaktan sağlık hizmeti verileceğine ilişkin somut ölçütlerin belirlenmediği, bu haliyle düzenlemenin eksik olduğu ve kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırı bulunduğu ileri sürülmekte ise de, uzaktan sunulabilecek sağlık hizmetlerinin tümünün somut ölçütlerle ve değişmez standartlarla belirlenmesi, tıbbi uygulamaların doğası gereği mümkün olmadığından ve hastanın durumu, klinik tablosu ve sağlık hizmetinin niteliği farklılık gösterebildiğinden, uzaktan sunumun uygunluğunun, somut olay özelinde değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu hususun ise, tıbbi uygulamaların esnekliğini ve hasta güvenliğini esas alan bir yaklaşımın sonucu olduğu görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu hükümde, hukuki güvenlik ilkesini ihlal eden, belirsizliğe yol açan, mesleki standartları ve hasta güvenliğini zedeleyen veya hukuk devleti ilkesine aykırı nitelikte bir düzenleme bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, davacının hukuka aykırılık iddiaları yerinde görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin "Uzaktan sağlık hizmetleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında ise, sağlık tesisinin, uzaktan sağlık hizmetine ilişkin aynı branşta faaliyet izin belgesi sahip olması koşuluyla, başka bir sağlık tesisinde bulunan sağlık hizmeti talep eden kişiye uzaktan sağlık hizmeti sunabileceğine yer verilmiştir.
Uzaktan sağlık hizmeti sunumunun yüz yüze sunulan sağlık hizmetlerinden farklı olarak kendine özgü özellikleri, fiziksel mekân zorunluluğunun bulunmaması ve teknolojik altyapıya dayalı bir sağlık hizmeti olması hususları dikkate alındığında, uzaktan sağlık hizmeti sunan sağlık tesisinin aynı branşta faaliyet izni bulunan başka bir sağlık tesisinde bulunan kişiye talebi halinde uzaktan sağlık hizmeti sunmasında kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
E) Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 4. fıkrası ile 6. fıkrasında yer alan "ve başvurunun Genel Müdürlük tarafından uygun görülmesi" ibaresinin incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin "Faaliyet izni" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen sağlık tesisine gerekli şartları sağlaması hâlinde Bakanlıkça uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesi verilir. Faaliyet izni, sağlık tesisinin mevcut faaliyet izin belgesine işlenir. (2) Başvuru, sağlık tesisi tarafından Ek-1’de yer alan belgelerle birlikte Müdürlüğe yapılır. (3) Müdürlük başvuruyu dosya üzerinde inceler, eksiklik veya uygunsuzluk bulunması hâlinde, bu hususların neler olduğunu başvuru sahibine en geç 15 iş günü içerisinde bildirir. (4) Başvuru uygun ise, Müdürlükçe oluşturulan komisyon tarafından incelenir. Komisyon, gerekli gördüğü durumlarda yerinde inceleme de yapabilir. Komisyon, sağlık hizmetleri başkanlığında görevli bir hekim başkanlığında, müdürlükte görevli personel arasından tercihen bilişim teknolojileri hakkında mesleki birikimi olan bir mühendis, tekniker veya teknisyen ile kalite konusunda deneyimli bir sağlık meslek mensubu olmak üzere üç kişiden oluşur. İhtiyaç halinde birden fazla komisyon kurulabilir. (5) Yapılacak incelemeler neticesinde, herhangi bir eksiklik ve uygunsuzluk olmadığının tespiti halinde komisyon raporuyla birlikte başvurular, Genel Müdürlüğe gönderilir. (6) Sağlık tesisinin başvurusunda belirttiği uzaktan sağlık bilgi sisteminin, Bakanlık kayıt tescil sisteminde kayıtlı olması ve başvurunun Genel Müdürlük tarafından uygun görülmesi hâlinde, sağlık tesisi için uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesi düzenlenir. Faaliyet izin belgesinde, faaliyet alanı ve sınırları belirtilir. (7) Bakanlığa bağlı sağlık tesisleri için Bakanlık resen uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izni verebilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesine göre, anılan Yönetmelik uzaktan sağlık hizmeti sunan tüm sağlık tesislerini, uzaktan sağlık hizmeti sunumunda yer alan tüm sağlık meslek mensuplarını, uzaktan sağlık bilgi sistemi geliştiricilerini ve uzaktan sağlık hizmeti almak isteyen gerçek kişileri kapsamakta olup, 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre, uzaktan sağlık hizmeti, bu Yönetmelik hükümlerine göre faaliyet izni almış olan sağlık tesislerinde, sağlık meslek mensubunun, sağlık hizmeti talep eden kişiye uzaktan sağlık bilgi sistemi üzerinden sunduğu sağlık hizmetini; anılan fıkranın (d) bendinde de, uzaktan sağlık bilgi sistemi, Bakanlık tarafından üretilen veya Bakanlık tarafından tescil edilmek suretiyle uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kullanılması onaylanan yazılı, sesli veya görüntülü iletişime imkân sağlayan güvenli yazılımı ifade etmektedir.
Bununla birlikte Yönetmeliğin 8. maddesinde de, uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen sağlık tesisine gerekli şartları sağlaması hâlinde Bakanlıkça uzaktan sağlık hizmeti faaliyet izin belgesi verileceği; faaliyet izninin, sağlık tesisinin mevcut faaliyet izin belgesine işleneceği; başvurunun, sağlık tesisi tarafından Yönetmeliğin eki Ek-1’de yer alan belgelerle birlikte Müdürlüğe yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Yönetmelikte, uzaktan sağlık hizmeti sunumunun kapsam bakımından uzaktan sağlık hizmeti sunmak isteyen tüm sağlık tesislerini kapsadığı ve anılan hizmetin Bakanlıkça yetkilendirilmiş, Yönetmelik hükümlerine göre faaliyet izni almış ve belirlenen teknik ve idari standartları sağlayan tüm sağlık kurum ve kuruluşları eliyle yürütülmesi öngörülmüş, uzaktan sağlık hizmeti faaliyet belgesi almak üzere yapılan başvuruların incelenmesi amacıyla bir komisyon kurulacağı kurala bağlanmış, anılan komisyonun ise, sağlık hizmetleri başkanlığında görevli bir hekim başkanlığında, müdürlükte görevli personel arasından tercihen bilişim teknolojileri hakkında mesleki birikimi olan bir mühendis, tekniker veya teknisyen ile kalite konusunda deneyimli bir sağlık meslek mensubu olmak üzere üç kişiden oluşacağı düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, Komisyonun, Müdürlükçe uygun bulunan başvuruların, uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olup olmadığı, anılan hizmete ilişkin teknik altyapı, bilişim güvenliği, yeterlilik ve kalite standartlarını sağlayıp sağlamadığı hususlarında değerlendirme yapmak üzere teşkil edildiği anlaşıldığından, bu yönleriyle komisyonda bir hekim, tercihen bilişim teknolojileri hakkında mesleki birikimi olan bir mühendis, tekniker/teknisyen ve kalite konusunda deneyimli bir sağlık meslek mensubu gibi farklı meslek disiplinlerinin birlikte görev almasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Davacı tarafından her ne kadar komisyonda bir dişhekiminin zorunlu olarak yer alması gerektiği iddia edilmekte ise de, komisyonda bir hekime yer verilmiş olması ve komisyonun görev ve sorumlulukları dikkate alındığında anılan iddiaya itibar edilmemiştir.
Öte yandan, davacı, komisyon üyelerinde aranan “bilişim teknolojileri hakkında mesleki birikim” ve “kalite konusunda deneyim” gibi niteliklerin somut ölçütlerle belirlenmediğini, Genel Müdürlük tarafından başvurunun hangi ölçüte göre uygun görüleceğinin belirsiz olduğunu iddia etmekte olup, teknik ve uzmanlık gerektiren alanlarda belirlenecek niteliklerin, idarenin takdir yetkisi kapsamında her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemelerde bu yönüyle de kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.
F) Dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (eksik düzenleme iddiası yönünden) incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin "Hak ve sorumluluklar" başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasında, "Uzaktan sağlık hizmeti sunumu esnasında sağlık meslek mensubunun veya sağlık hizmeti alan kişinin bulunduğu ortamda hasta veya sağlık meslek mensubu ile yapılan görüşmeyi görebilecek ve/veya duyabilecek üçüncü bir kişinin olması hâlinde sağlık meslek mensubu ve/veya sağlık hizmeti alan kişi, konu hakkında karşı tarafı bilgilendirmekle yükümlüdür." kuralı yer almaktadır.
Davacı tarafından, düzenlemenin yeterli olmadığı, sağlık hizmetinin yüz yüze sunulmasında ortamda bulunamayacak kişilerin uzaktan sağlık hizmeti sunulmasında da ortamda bulunmaması gerektiği, dolayısıyla, dişhekiminin bulunduğu ortamda, sağlık hizmeti ile ilgisi olmayan kişilerin ortamda bulunmasının yasak olduğuna ilişkin hususun hükümde belirtilmemiş olmasının eksik düzenleme niteliğinde olduğu iddia edilmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğe göre uzaktan sağlık hizmeti Bakanlık tarafından üretilen veya Bakanlık tarafından tescil edilmek suretiyle uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kullanılması onaylanan yazılı, sesli veya görüntülü iletişime imkan sağlayan güvenli yazılım olan uzaktan sağlık bilgi sistemi üzerinden sunulan sağlık hizmetini ifade etmekte olup, sağlık hizmeti sunumu sırasında yapılan görüşmeyi görebilecek ve/veya duyabilecek üçüncü bir kişinin olmasının, uzaktan sağlık hizmeti sunan ve bu hizmeti alan kişiye bilgi verilmesi ve rızasının alınması şartına bağlanmasında uzaktan sağlık hizmetinin sunum şeklinin kendine özgü özellikleri de dikkate alındığında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu durumda, uzaktan sağlık hizmeti sunumunda, tarafların, üçüncü kişilerin varlığı halinde bilgilendirildiği, sağlık hizmetinin ve dolayısıyla kişisel verilerin ancak kişilerin açık rızasıyla paylaşılması suretiyle yeterli hukuki güvencenin sağlandığı görüldüğünden, dava konusu hükmün, eksik düzenleme niteliği taşımadığı sonucuna varılmıştır.
G) Dava konusu Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. ve 2. fıkrasının, ayrıca 2. fıkrasının (eksik düzenleme iddiası yönünden) incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin "Kayıt, bildirim ve iz kaydı" başlıklı 13. maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık hizmeti kapsamında sağlık tesisine başvuran kişiler için uzaktan sağlık hizmetine ilişkin iş ve işlemler dijital ortamda kaydedilir ve kişisel verilerin korunmasına dair mevzuatta yer alan istisnai düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir. (2) Bakanlık tarafından kurulan kayıt ve bildirim sistemi ile Bakanlıkça yapılacak diğer iş ve işlemlere esas olmak üzere talep edilen bilgi ve belgeler, sağlık tesisleri tarafından Bakanlığa gönderilir. ..." kuralı düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, uzaktan sağlık hizmeti kapsamında elde edilen kişisel ve özel nitelikli sağlık verilerinin Sağlık Bakanlığı bilgi sistemine aktarılmasına ve merkezî sağlık veri sisteminde toplanmasına ilişkin düzenlemelerin, 6698 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, yine Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasında, hastaların sağlık hizmeti verilerini içeren görüntülerin Bakanlığa aktarılmayacağının açıkça düzenlenmemiş olmasının eksik düzenleme niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir.
Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı ifade edilmiş; 3. fıkrasında, "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu'nun, "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir." hükmü;
"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır." hükmü;
"Genel ilkeler" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir.
(2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur: a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un "Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları" başlıklı 6. maddesinde -dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle-, "(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.
(2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır.
(3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.
(4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır." hükmü yer almakta iken, anılan maddenin 2. ve 3. fıkralarında █████/2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra madde, "(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.
(2) (Mülga:2/3/2024-███████ md.)
(3) (Değişik:2/3/2024-███████ md.) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi yasaktır. Ancak bu verilerin işlenmesi;
a) İlgili kişinin açık rızasının olması,
b) Kanunlarda açıkça öngörülmesi,
c) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin, kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması,
ç) İlgili kişinin alenileştirdiği kişisel verilere ilişkin ve alenileştirme iradesine uygun olması,
d) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması,
e) Sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlarca, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amacıyla gerekli olması,
f) İstihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve sosyal yardım alanlarındaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olması,
g) Siyasi, felsefi, dini veya sendikal amaçlarla kurulan vakıf, dernek ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluş ya da oluşumların, tâbi oldukları mevzuata ve amaçlarına uygun olmak, faaliyet alanlarıyla sınırlı olmak ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla; mevcut veya eski üyelerine ve mensuplarına veyahut bu kuruluş ve oluşumlarla düzenli olarak temasta olan kişilere yönelik olması, halinde mümkündür.
(4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır." şeklini almıştır.
Yine aynı Kanun'un "Kişisel verilerin aktarılması" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz.
(2) Kişisel veriler; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir.
(3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır." hükmü yer almıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (b) bendinde,koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın gerektiğinde hizmet satın alınarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliğinin esas alınacağı; Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının ilgili Bakanlığın muvafakatını alarak, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına koruyucu sağlık hizmeti görevi vereceği ve bu kurum ve kuruluşların bütün sağlık hizmetlerini denetleyeceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; (f) bendinde, herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sisteminin kurulacağı, bu sistemin, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabileceği, bu amaçla, Sağlık Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabileceği; (i) bendinde, sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla; bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılacağı, sağlık kurum ve kuruluşlarının coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanlarının, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlü oldukları; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde ise, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Anılan Kanun'un -dava konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihteki haliyle- ek 11. maddesinin 3. fıkrasında da, "Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmayan veya bildirim zorunluluğunu yerine getirmeyen sağlık kurum ve kuruluşları iki defa uyarılır. Uyarıya uymayanlara bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde biri kadar idari para cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, █████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Bilgi toplama, işleme ve paylaşma yetkisi" başlıklı 378. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verileri işlenebilir.
2) Sağlık hizmetinin verilmesi, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması ve maliyetlerin hesaplanması amacıyla Bakanlık, birinci fıkra kapsamında elde edilen verileri alarak işleyebilir. Bu veriler, Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz.
(3) Bakanlık, ikinci fıkra gereğince toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kurar.
(4) Üçüncü fıkraya göre kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartlar Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak Bakanlıkça belirlenir. Bakanlık, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır. Bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurar.
(5) Sağlık personeli istihdam eden kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler, istihdam ettiği personeli ve personel hareketlerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür.
(6) Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususlar Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır.
Bununla birlikte 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesi, görülen dava devam etmekte iken, █████/2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin █████/2023 tarih ve E:████████, K:████████ sayılı kararıyla sağlık hizmetleriyle ilgili olarak kişisel verilerin toplanmasına, işlenmesine, aktarılmasına, bu kişisel verilere erişim sisteminin kurulmasına, sistemin güvenliğinin sağlanmasına ilişkin düzenlemeler içeren kuralın Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemeyecek yasak alan içinde kaldığı gerekçesiyle konu bakımından yetki yönünden Anayasa'ya aykırı bulunmuş ve maddenin iptaline karar verilmiş; iptal hükmünün ise Anayasanın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (█████/2024) yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de; █████/2025 tarih ve 32783 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7538 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle 3359 sayılı Kanun'a eklenen ek 19. maddesinde, "Sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verileri işlenebilir.
Sağlık hizmetinin verilmesi, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması ve maliyetlerin hesaplanması amacıyla Sağlık Bakanlığı, birinci fıkra kapsamında elde edilen verileri alarak işleyebilir. Bu veriler, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz.
Bakanlık, ikinci fıkra gereğince toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kurar.
Üçüncü fıkraya göre kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartlar Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak Bakanlıkça belirlenir. Bakanlık, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır; bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurar.
Sağlık personeli istihdam eden kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler, istihdam ettiği personeli ve personel hareketlerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür.
Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususlar Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
3359 sayılı Kanun ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesine dayanılarak hazırlanan ve █████/2019 tarih ve 30808 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin "Genel ilke ve esaslar" başlıklı 5. maddesinde ise, "(1) Kişisel verilerin işlenmesinde Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan genel ilkeler başta olmak üzere, Kanunda yer alan bütün esaslara riayet edilir.
(2) Herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Bakanlık ile bağlı ve ilgili kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sistemi kurulur. Bu sistem, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabilir. Bu amaçla Bakanlık tarafından, bağlı ve ilgili kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemleri kurulabilir.
(3) Hiç kimse, sağlık hizmeti sunumu için gerekli olan durumlar haricinde geçmiş sağlık verilerinin dökümünü sunmaya veya göstermeye zorlanamaz.
(4) Sağlık hizmeti sunucuları tarafından; banko, gişe ve masa gibi bölümlerde yetkisi olmayan kişilerin yer almasını önleyecek ve aynı anda yakın konumda hizmet alanların birbirlerine ait kişisel verileri duymalarını, görmelerini, öğrenmelerini veya ele geçirmelerini engelleyecek nitelikte gerekli fiziki, teknik ve idari tedbirler alınır.
(5) Sağlık hizmeti sunucuları, tahlil ve tetkik sonuçları gibi hastaya ait kişisel sağlık verilerini içeren basılı materyal üzerinde gerekli kısmî kimliksizleştirme veya maskeleme tedbirlerini uygular ve söz konusu materyalin yetkisiz kişilerin eline geçmesi hâlinde kime ait olduğunun tespit edilmesini zorlaştıracak diğer tedbirleri alır.
(6) Herkes, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili olarak Kanunun 11 inci maddesinde yer alan hakları kullanabilir.
(7) Veri sorumlusuna başvuruda, Kanunun 13 üncü maddesi ile Kurum tarafından hazırlanarak 10/3/2018 tarihli ve 30356 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ hükümlerine riayet edilir.
(8) Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesinde, Kanunun 10 uncu maddesi ile Kurum tarafından hazırlanarak 10/3/2018 tarihli ve 30356 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümlerine riayet edilir." kuralına;
"Sağlık personelinin verilere erişimi" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti sunumunda görevli kişiler; ilgili kişinin sağlık verilerine ancak, verilecek olan sağlık hizmetinin gereği ile sınırlı olmak kaydıyla erişebilir.
(2) e-Nabız hesabı bulunan kişilerin sağlık verilerine, kendi gizlilik tercihleri çerçevesinde erişim sağlanır. İlgili kişiler, gizlilik tercihleri ve sonuçları konusunda ayrıntılı şekilde bilgilendirilir. Gizlilik tercihi ve geçmiş sağlık verilerinin görüntülenememesi nedeniyle sağlık hizmeti sunumunda meydana gelebilecek aksaklık ve zararlardan Bakanlık sorumlu olmaz.
(3) e-Nabız hesabı bulunmayan kişilerin sağlık verilerine ise Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan istisnai amaçlarla sınırlı olmak üzere ancak; a) Kişinin kayıtlı olduğu aile hekimi tarafından herhangi bir süre sınırı olmaksızın, b) Kişinin sağlık hizmeti almak üzere randevu aldığı hekim tarafından, randevunun alındığı gün ile sınırlı olmak kaydıyla ve alınan sağlık hizmeti ile doğrudan bağlantılı işlemler sonlanana kadar, c) Kişinin sağlık hizmeti almak üzere giriş yaptığı sağlık hizmeti sunucusunda görev yapan hekimler tarafından, yirmi dört saat süre ile sınırlı olmak kaydıyla, ç) Hastanın yatışının yapıldığı sağlık hizmeti sunucusunda görev yapan hekimler tarafından, hasta sağlık hizmeti sunucusundan taburcu olana kadar, erişilebilir.
(4) Üçüncü fıkrada yer alan erişim kuralları, Bakanlığın sağlık hizmeti sunumu ihtiyaçlarına göre ve Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında Genel Müdürlük tarafından yeniden değerlendirilebilir. Böyle bir durumda aydınlatma yükümlülüğü kapsamında gereklilikler sağlanır.
(5) Geçmiş sağlık verilerinin herhangi bir kimse tarafından erişilmesini istemeyen kişilere ilgili gizlilik tercihi e-Nabız üzerinden sunulur. Bu gizlilik tercihini kullanan kişilerin geçmiş sağlık verilerine ancak kişinin kendisi tarafından beyan edilen telefon numarasına gönderilecek olan kodun hekim ile paylaşılması ve hekim tarafından sisteme girilmesi halinde erişilebilir.
(6) Mahremiyet düzeyi daha yüksek olan, başkaları tarafından görülmesi ve bilinmesi halinde kişilerin sosyal hayatını ve ruh sağlığını olumsuz etkileme riski taşıyan kişisel sağlık verileri Bakanlıkça belirlenir ve sağlık personelinin bu verilere erişimine ölçülü kısıtlar getirilebilir." kuralına;
"Bakanlık birimlerinin verilere erişimi" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti sunucuları tarafından merkezi sağlık veri sistemine kimliksizleştirilerek gönderilen sağlık verilerini, ilişkisel veri tabanı aracılığı ile ait oldukları kişilerle eşleştirmeye yetkili kişileri Bakanlığın birim amirleri ayrı ayrı belirler ve Genel Müdürlükten bu kişilerin yetkilendirilmesini talep eder. Her birimin amiri, kendi biriminden en fazla üç kişinin yetkilendirilmesini talep edebilir.
(2) Birim amirinin talebi üzerine Genel Müdürlükçe yetkilendirilen kullanıcılar bu yetkiyi, yalnızca sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi ile denetleme ve düzenleme görevleri kapsamında, kişisel veri koruma mevzuatı ilkelerine uygun olarak kullanabilirler.
(3) Sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacının sınırları, yasal ve idari düzenlemelerde ilgili birime verilen görevler üzerinden belirlenir." kuralına;
"Kişisel sağlık verilerinin aktarılması" başlıklı 15. maddesinde, "(1) Kişisel sağlık verilerinin yurtiçinde aktarımında Kanunun 8 inci maddesine, yurtdışına aktarımında ise Kanunun 9 uncu maddesine riayet edilir.
(2) Kişisel sağlık verilerinin, Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü fıkrası ve 28 inci maddesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarına aktarılması için protokol düzenlenir. Düzenlenen protokolde, kişisel veri koruma mevzuatının genel ilkeleri ile veri güvenliğine ilişkin hükümlere ve protokol kapsamında hangi verilerin aktarılacağına yer verilir. Verilerin aktarımı, teknik altyapının uygun olması hâlinde KamuNET üzerinden gerçekleştirilir.
(3) Kişisel sağlık verilerinin aktarımı talepleri, talep edilen sağlık verilerinin ilgili olduğu Bakanlık birimi tarafından Kanun ve ilgili diğer mevzuat açısından değerlendirilir, değerlendirme sonucuna göre Genel Müdürlükçe işlem tesis edilir." kuralına;
"Yaptırım" başlıklı 21. maddesinin 3. fıkrasında, "Merkezi sağlık veri sistemine Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uygun bir şekilde veri gönderimi yapmayan sağlık hizmeti sunucularına, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun Ek 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre işlem tesis edilir." kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuat incelendiğinde; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sisteminin kurulacağının ifade edildiği, bu sistemin, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabileceği gibi bu amaçla, Sağlık Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabileceğinin kurala bağlandığı; diğer yandan 3359 sayılı Kanun'un ek 19. maddesinde, kamu veya özel sağlık kuruluşlarına başvuranların kişisel verilerinin işlenebileceğinin belirtildiği, Bakanlığın, toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kuracağı, kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartların Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak belirleneceği, Bakanlığın, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alacağı, bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurulacağı, kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususların Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceğinin hükme bağlandığı; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 6. maddesinde de, sağlık verilerinin özel nitelikli kişisel veri olarak sayıldığı, işlenmesinin özel kurallara bağlandığı ve maddenin gerekçesinde ise Sağlık Bakanlığı ile her türlü sağlık kuruluşunun ve Sosyal Güvenlik Kurumunun bu amaçlarla tuttukları verilerin ve kayıtların bu kapsamda değerlendirileceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, davalı Sağlık Bakanlığının, sağlık verilerinin toplanması ve işlenmesi ile kayıt altına alınması konusunda yetkisinin bulunduğu, dava konusu Yönetmelik hükümleri ile öngörülen veri aktarımı ve merkezi sistemde saklama yükümlülüğünün, üst hukuk normlarına uygun olduğu ve bu normları aşan veya normlara aykırı yeni bir kural içermediği, ayrıca dava konusu hükmün eksik düzenleme niteliği taşımadığı anlaşıldığından dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. █████/2022 tarih ve 31746 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla," ibaresi ile 13. maddesinin 1. ve 2. fıkraları yönünden oyçokluğuyla, Yönetmeliğin iptali istenen diğer kısımları yönünden oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesisinin 1. fıkrasında yer alan "Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla," ibaresi yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu Yönetmeliğin "Uzaktan sağlık hizmetleri" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla, aşağıdaki hizmetler uzaktan sunulabilir: a) Uzaktan sağlık hizmeti talep eden kişi, uzaktan sağlık hizmetinin elverdiği ölçüde muayene edilebilir; kişinin tıbbî gözlem, izlem ve takibi ile değerlendirmesi yapılabilir, teşhis edilmiş hastalıkları kontrol edilebilir; tıbbî danışmanlık verilebilir; konsültasyon veya ikincil görüş talep edilebilir. Gerekli durumlarda, kişiye bir sağlık kuruluşuna fiziken müracaat etmesi önerilebilir. b) Hastalıkların uzaktan yönetimi ve takibi için kişinin kan şekeri ve kan basıncı gibi klinik parametreleri değerlendirilebilir, izlenebilir, tedavi ve ilaç yönetimi sağlanabilir. c) Sağlığın korunmasına ve takibine, sağlıklı yaşamın desteklenmesine, psikososyal destek hizmetlerinin sağlanmasına yönelik hizmetler verilebilir. ç) Sağlık riski artan veya ileri yaşlı kişilerin çok yönlü değerlendirmesi ve takibi yapılabilir. d) Teknolojik imkânların elvermesi ve Bakanlıktan gerekli izinlerin alınması koşuluyla kişilere, Bakanlıkça belirlenen girişimsel veya cerrahi operasyon hizmetleri sunulabilir. e) Endemik veya epidemik salgınlarda ulusal nitelikteki kılavuzlar doğrultusunda kişilerin sağlığının korunmasına yönelik gerekli tıbbî işlemler yürütülebilir. f) Giyilebilir teknolojiler ve diğer tıbbî cihazlar ile sağlık hizmeti talep eden kişinin sağlık verileri ölçülebilir ve takip edilebilir. g) Hekim tarafından değerlendirilen kişiye, hekimince e-reçete ve e-rapor tanzim edilebilir. (2) Sağlık tesisi, uzaktan sağlık hizmetine ilişkin aynı branşta faaliyet izin belgesi sahibi olması koşuluyla bir başka sağlık tesisindeki sağlık hizmeti talep eden kişiye uzaktan sağlık hizmeti sunabilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla” ibaresi, sağlık hizmetlerinden hangilerinin uzaktan sunulabileceğine ilişkin tek ve temel ölçüt olarak belirlenmiştir. Ancak, maddenin uygulanabilirliği açısından, “uzaktan sunulabilirlik” kriterinin hangi özelliklere sahip sağlık hizmetlerinde geçerli olduğu, hangi durumlarda hizmetin uzaktan verilemeyeceği, hizmetin kapsamı ve sınırları gibi hususlar Yönetmelikte açık ve somut bir şekilde belirtilmemiştir. Bu eksikliğin, sağlık tesisleri ve sağlık meslek mensupları açısından uygulama belirsizliği doğuracağı muhakkaktır.
Nitekim söz konusu ibare, ifade edildiği şekilde oldukça genel olup, yorum yoluyla neredeyse tüm sağlık hizmetlerinin uzaktan sunulabileceği sonucuna varılmasına imkân verebilecek niteliktedir. Bu durum, hem sağlık hizmeti alan bireylerin güvenliği hem de mesleki standartların korunması açısından ciddi bir risk oluşturabilecek mahiyettedir.
Belirsizliğin varlığı, hekimlerin ve sağlık tesislerinin hukuki güvenliğini zedeleyebilir, hangi hizmetlerin uzaktan sunulamayacağına dair sınırların belirlenmesini imkânsız hâle getirebilir. Bu da Yönetmeliğin somut uygulamada öngörülen amacı olan güvenli ve standartlara uygun uzaktan sağlık hizmeti sunumunu tehlikeye atabilir. Sağlık hizmeti sunumunda belirsizlik, doğrudan halkın sağlık hakkını etkileyebilir. Sağlık hizmetinden adil ve güvenli bir şekilde yararlanabilmenin ön koşullarından biri, hizmetin kimler tarafından, hangi koşullarda ve hangi nitelikte verilebileceğinin öngörülebilir olmasıdır.
Söz konusu ibarenin muğlaklığı, yasal ve idari öngörülebilirlik ile hukuki güvenlik ilkelerine de aykırıdır. Bu nedenle, vatandaşın ve sağlık meslek mensubunun haklarını ve yükümlülüklerini önceden bilmesi mümkün olmadığından bu durum hukuki belirlilik ilkesini ihlal etmektedir.
Bu durumda, Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasındaki “niteliği itibarıyla uzaktan sağlık hizmeti sunumuna elverişli olmak kaydıyla” ibaresinin, belirsiz, ölçütleri belirlenmemiş, uygulamada standardizasyonu ve hukuki güvenliği sağlamayan, sağlık hakkı ve mesleki standartlarla çelişme riski taşıyan bir düzenleme niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararının anılan kısmına katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY :
Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. ve 2. fıkrası yönünden yapılan inceleme:
█████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Bilgi toplama, işleme ve paylaşma yetkisi" başlıklı 378. maddesinde, "(1) Sağlık hizmeti almak üzere, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile sağlık mesleği mensuplarına müracaat edenlerin, sağlık hizmetinin gereği olarak vermek zorunda oldukları veya kendilerine verilen hizmete ilişkin kişisel verileri işlenebilir.
(2) Sağlık hizmetinin verilmesi, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması ve maliyetlerin hesaplanması amacıyla Bakanlık, birinci fıkra kapsamında elde edilen verileri alarak işleyebilir. Bu veriler, Kişisel Verilerin Korunması Kanununda öngörülen şartlar dışında aktarılamaz.
(3) Bakanlık, ikinci fıkra gereğince toplanan ve işlenen kişisel verilere, ilgili kişilerin kendilerinin veya yetki verdikleri üçüncü kişilerin erişimlerini sağlayacak bir sistem kurar.
(4) Üçüncü fıkraya göre kurulan sistemlerin güvenliği ve güvenilirliği ile ilgili standartlar Kişisel Verileri Koruma Kurulunun belirlediği ilkelere uygun olarak Bakanlıkça belirlenir. Bakanlık, ilgili mevzuat uyarınca elde edilen kişisel sağlık verilerinin güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alır. Bu amaçla, sistemde kayıtlı bilgilerin hangi görevli tarafından ne amaçla kullanıldığının denetlenmesine imkân tanıyan bir güvenlik sistemi kurar.
(5) Sağlık personeli istihdam eden kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler, istihdam ettiği personeli ve personel hareketlerini Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür.
(6) Kişisel sağlık verilerinin işlenmesi, güvenliği ve bu maddenin uygulanması ile ilgili diğer hususlar Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir." hükmü düzenlenmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin "Kayıt, bildirim ve iz kaydı" başlıklı 13. maddesinde, "(1) Uzaktan sağlık hizmeti kapsamında sağlık tesisine başvuran kişiler için uzaktan sağlık hizmetine ilişkin iş ve işlemler dijital ortamda kaydedilir ve kişisel verilerin korunmasına dair mevzuatta yer alan istisnai düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kaydedilen veriler, ilgili mevzuatı uyarınca Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde Bakanlık merkezî sağlık veri sistemine gönderilir.
(2) Bakanlık tarafından kurulan kayıt ve bildirim sistemi ile Bakanlıkça yapılacak diğer iş ve işlemlere esas olmak üzere talep edilen bilgi ve belgeler, sağlık tesisleri tarafından Bakanlığa gönderilir. ..." hükümlerine yer verilmiştir.
Bakılmakta olan davada, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmeliğin dava konusu maddelerinin kişisel verilerin işlenmesine yönelik olduğu, davalı idarenin savunmasında da belirtildiği üzere, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesinin, dava konusu düzenlemelerin dayanağını oluşturduğu ortadadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti ilkesi düzenlenmektedir. Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da vurgulandığı üzere, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, kanunların üstünde kanun koyucunun da uyması gereken Anayasa ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Anayasa'nın İkinci Kısmının İkinci Bölümünde yer alan 'Kişi Hakları ve Ödevleri' arasında yer alan 'Özel Hayata Saygı Hakkı'nı düzenleyen 'A- Özel hayatın gizliliği' başlıklı 20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
(...)
Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”
█████/2017 tarih ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Anayasa’nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmıştır. Yapılan değişikliklerle yeni bir hükûmet sistemine geçilmiş ve buna bağlı olarak Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri yeniden düzenlenmiştir. Anayasa’nın 8. maddesinde yapılan değişiklikle Bakanlar Kurulu kaldırılarak yürütme yetkisi ve görevi tek başına Cumhurbaşkanına verilmiştir. Anayasa’da Bakanlar Kuruluna verilen görev ve yetkilere ilişkin maddelerde de aynı doğrultuda değişiklik yapılarak daha önce Bakanlar Kuruluna ait olan görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanı tarafından yerine getirilmesi öngörülmüş, Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinin düzenlendiği 104. maddesinin onyedinci fıkrasında, Cumhurbaşkanına, yürütme yetkisine ilişkin konularda “Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" (CBK) adı altında düzenleme yapma yetkisi tanınmıştır.
İdare hukukunda yetki, idari işlemin sadece kanunla/anayasayla belirlenmiş ve sınırlanmış makamlar tarafından yapılabilmesi yeteneğini ifade eder. Bu anlamda yetki, bir kişiye değil bir makama verilmiş olup, bir hak değil, bir yükümlülüktür.
Yetki unsurunun içinde kişi, konu, yer ve zaman bakımından yetki kavramları yer almaktadır.
Kişi bakımından yetki ile idari faaliyet için irade açıklamaya yetkili makam, yer bakımından yetki ile yetkinin kullanılabileceği coğrafi alan, zaman bakımından yetki ile de görevlinin yetkisini belli bir süre dahilinde kullanması gerekliliği belirtilmektedir. Konu yönünden yetki ise belli konulara ilişkin kararların hangi idari makamlarca alınacağını ifade eder.
Cumhurbaşkanına CBK çıkarma yetkisi veren düzenleme Anayasa’nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasında yer almaktadır. 104. maddenin onyedinci fıkrasında,
"Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir." hükümleri yer almaktadır.
█████/2019 tarih ve 46 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin bazı maddelerinin iptali istemiyle yapılan başvuru hakkında, Anayasa Mahkemesinin █████/2020 tarih ve E:████████, K:███████ sayılı kararıyla, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin konu bakımından yetki unsuruna ilişkin şu tespitlerde bulunulmuştur:
"(...) 8. Anayasa’da Cumhurbaşkanı’na CBK çıkarma yetkisi verilmekle birlikte bu yetki sınırsız değildir. Kanunlardan farklı olarak Anayasa’da CBK’yla düzenlenecek konular sınırlandırılmıştır. Konu bakımından yetki yönünden getirilen bu sınırlamalar Anayasa’nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasının ilk dört cümlesinde düzenlenmiştir.
9. Anılan fıkranın birinci cümlesinde Cumhurbaşkanı’nın yürütme yetkisine ilişkin konularda CBK çıkarabileceği ifade edilmiştir. Buna göre yürütme yetkisine ilişkin konular dışında CBK ile düzenleme yapılması mümkün değildir.
10. Fıkranın ikinci cümlesinde 'Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin' CBK’yla düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Bu hüküm uyarınca belirtilen alanlarda CBK ile düzenleme yapılamaz.
11. Fıkranın üçüncü cümlesinde de Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda CBK çıkarılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak Anayasa’da hangi konuların münhasıran kanunla düzenleneceğine ilişkin özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadında anayasa koyucunun kanunla düzenlenmesini öngördüğü konuların bu kapsamda görülmesi gerektiği kabul edilmektedir (AYM, E.████████, K.████████, █████/2017, § 57; E.████████, K.2018/4, 18/1/2018, § 17; E.███████, K.████████, █████/2017, § 13; E.████████, K.████████, █████/2016, § 9; E.███████, K.███████, 6/6/2013). Buna göre Anayasa’da kanunla düzenleneceği belirtilen alanlarda Cumhurbaşkanı’nın CBK çıkarma yetkisi bulunmamaktadır.
12. Fıkranın dördüncü cümlesinde ise kanunda açıkça düzenlenen konularda CBK çıkarılamayacağı ifade edilmiştir. Anılan hükme göre Cumhurbaşkanı’nın yürütme yetkisine ilişkin konularda CBK çıkarabilmesi için CBK’yla düzenlenecek konunun kanunlarda açıkça düzenlenmemiş olması gerekir.
13. CBK’ların yukarıda belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygun olarak çıkarılması gerekmektedir. Aksi takdirde içeriği Anayasa’ya aykırılık oluşturmasa bile bu düzenlemelerin Anayasa’ya uygunluğundan söz edilemez. Dolayısıyla CBK’ların yargısal denetiminde öncelikle Anayasa’nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygunluğunun ele alınması gerekir. Anılan fıkra yönünden herhangi bir aykırılık tespit edilmemesi durumunda ise bu defa CBK’ların içerik yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi yapılmalıdır (...)" (AYM █████/2020, E:████████, K:███████).
Dava konusu uyuşmazlık bağlamında, yukarıda özetine yer verilen Anayasa Mahkemesi kararından çıkarılabilecek sonuçlar şunlardır;
1. CBK’ların Anayasa'nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasında sayılan konu bakımından yetki kurallarına uygun olarak çıkarılması gerektiği açık olup, bu kurallara uyulmaması halinde içeriği Anayasa’ya aykırılık oluşturmasa bile düzenlemenin Anayasa’ya uygunluğundan söz edilemeyecektir.
2. Anayasa’nın İkinci Kısmının Birinci ve İkinci Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü Bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin CBK’yla düzenlenemeyeceği yolundaki sınırlama uyarınca kişisel verilere ilişkin konuların Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenemeyeceği görülmektedir.
Öte yandan, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 378. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi üzerine, bu maddede yer verilen hukuksal düzenlemeler aynen olmak üzere ve fakat davanın açıldığı tarihten yaklaşık üç yıl sonra 7538 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a ek 19. madde olarak eklendiği görülmekte ise de, iptaline karar verilmesi istenilen Yönetmelik kuralının dava konusu edildiği tarihteki koşullar bağlamında değerlendirilmesi gerektiği, 3359 sayılı Kanun'a eklenen ek 19. madde hükmünün geçmişe yürütüleceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, sonradan yapılan yasal düzenlemenin dava konusu Yönetmelik kuralının hukuki dayanağını oluşturamayacağı da açıktır.
Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. ve 2. fıkrasının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararının aksi öndeki kısımlarına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!