Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli tahsili davasında, önceki bozma kararı sonrası verilen kabul hükmünün temyizinde usul ve güncel bedel iddiaları incelendi.
Özet: Bu hukuki metin, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasını ele almaktadır; süreç, usulüne uygun yapılmayan kamulaştırma tebligatları nedeniyle ilk red kararının bozulmasıyla başlamış, ardından yerel mahkeme davayı kabul ederek bedel ödenmesine hükmetmiş, bu karar üzerine hem güncel bedel talep eden davacılar hem de hak düşürücü süre ve usulde eksiklik olmadığını savunan davalı idare temyiz başvurusunda bulunmuş, yargıtay ise taraf sıfatı olmayan ihbar olunanın temyizini reddederek tarafların temyizlerini incelemeye almıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ Esas, ████████ KararKARAR : Kabul Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar, davalı idare ve ihbar olunan ... Organize Sanayi Bölgesi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükme karşı kanun yollarına müracaat etme hakkı davada taraf olan kişilere aittir. Davada fer'i müdahil veya asli müdahil sıfatını taşımayan ve hakkında mahkemece hüküm kurulmayan ihbar olunan ... Organize Sanayi Bölgesinin Mahkemece verilen karara ilişkin olarak temyiz talebinde bulunma hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle ihbar olunan ... Organize Sanayi Bölgesi vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.Davacılar ve davalı idare vekillerinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 515 parsel taşınmazın davalı idare adına tescil edildiğini, usulüne uygun olarak kamulaştırma işleminin tebliğ edilmediğini ileri sürerek bedelin ödenmemesinden dolayı tazminatın davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın usulüne uygun kamulaştırıldığını ve idare adına tesciline karar verildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARIMahkemenin 17.12.2013 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; dava konusu taşınmazın kamulaştırılma işlemine İmar İskan Bakanlığının 07.06.1982 tarihli olur kararı ile başlandığı, o tarihte yürürlükte bulunan 6830 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 7 nci maddesinde yazılı tapu ile vergi dairesi ve haricen zabıta marifetiyle tapu maliklerinin adreslerinin tespiti yönünden usulüne uygun araştırma yapılmadığından ilanen tebligatın geçersiz olduğunu, açıklanan nedenlerle mahkemece işin esasına girilerek talep hakkında karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 5 inci ve 7 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen Ek Madde 2 ve Ek Madde 15 hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar, davalı idare vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz bedelinin mahkeme karar tarihine en yakın tarihteki Türkiye İstatistik Kurumu Yurt İçi Üretici Fiyat Endekslerine göre güncellenmek sureti ile yeniden belirlenerek yeniden karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, dava konusu taşınmazın usulüne uygun kamulaştırıldığını, tebligatların usulüne uygun yapıldığını, davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre 515 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kamulaştırma işleminin ilgililerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gibi malikler adına bloke edilmiş olan bedelin de ilgilisine ödendiğine dair bilgi ve belgeye ulaşılamadığı anlaşıldığından kamulaştırma işleminin davacılar yönünden kesinleşmediği ve dava konusu 515 parsel sayılı taşınmazın Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile davalı idare adına (Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü) tescil edildiği anlaşılmıştır.3. İşbu davanın 24.12.2019 tarihinden önce açıldığı anlaşılmaktadır. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki “...dava tarihi itibarıyla...” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.4. Bu durumda eldeki davanın 01.11.2011 tarihinde açıldığı gözetildiğinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararı nazara alınarak, bozma kararı öncesinde alınan, dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılarak, taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun kabulü ile usulüne uygun olarak emsal karşılaştırması yapılarak değer tespit edilmesinde bir isabetsizlik göülmemiştir.5. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. İhbar Olunan Vekilinin Temyizi Yönünden;İhbar olunan ... Organize Sanayi Bölgesi vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,2. Davacılar ve Davalı İdare Vekillerinin Temyizi Yönünden; Davacılar ve davalı idare vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, ihbar olunandan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,30.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY2019 yılında 7201 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, █████/2020 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı) .Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda da eldeki davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi, aynı Kanunun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği,Uygulama yapılırken de; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dava dosyaları yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden, davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği, Kanaatinde olduğumuzdan, Sayın çoğunluğun “Onanma Kararına” katılmıyoruz. 30.03.2026