Yargıtay, hırsızlık davasında sanığın zorunlu müdafiinin duruşmada hazır bulunmaması nedeniyle savunma hakkı kısıtlandığı için hükmün bozulmasına karar verdi.
Özet: Yüksek Mahkeme, hırsızlık suçundan verilen ve bölge adliye mahkemesince onanan hükmü, Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri uyarınca cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olmasına karşın, karar duruşmasında Ceza Muhakemesi Kanununun 150/3. maddesi gereği sanığa atanan zorunlu müdafiinin hazır bulundurulmamasının savunma hakkını kısıtladığı ve bu durumun 5271 sayılı kanunun 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle bozarak, davanın yeniden değerlendirilmesi için ilk derece mahkemesine geri göndermiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onamaİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin "şikâyetçinin zararının ve şikâyetinin bulunmadığına, sanık hakkında mahsup hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve kararın bozulması talebine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen aynı Kanun'un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, ███████ E., ████████ K. sayılı kararı dikkate alınarak, hükmün kurulduğu 20.06.2023 tarihli duruşmada 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığa atanan zorunlu müdafii hazır bulundurulmaksızın aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için dosyanın takdiren Silvan Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.