Yaya geçidinde sürücünün kusurlu hareketiyle çarpılması sonucu sol ayak kemiği kırılan, uzun süreli tedavi gören, eğitimi aksayan ve psikolojik travma yaşayan öğrencinin bedensel ve ruhsal zarar tazminatı davası.
Özet: Davacı vekili, müvekkilinin 22.10.2024 tarihinde davalı sürücünün yaya geçidinde sağa dönüş esnasında trafik kurallarını ihlal ederek çarptığı kazada sol ayak kemiği kırığı, yumuşak doku ve damar hasarı gibi ağır yaralanmalar yaşadığını, davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza sonrası uzun süreli tedavi süreçleri, bakım ihtiyacı, üniversite eğitiminin kesintiye uğraması ve travmaya bağlı stres bozukluğu gibi ciddi maddi ve manevi zararlar gördüğünü belirterek tazminat talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ....... 'in, 22.10.2024 tarihinde, sevk ve idaresindeki ...... plakalı aracı ile Atilla Altıkat Caddesi üzerinden sağa dönüş aldığı sırada ...... 2.Etap durağı önündeki yaya geçidinden karşıya geçmekte olan müvekkili ..... 'a çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmesine sebebiyet vermiş olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin sol ayak kemiğinde kırık oluşmuş, damarlarının zarar görmüş olduğunu, kaza nedeniyle yaralanan müvekkilinin ambulans ile Başakşehir'de bulunan Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne sevk edilmiş olduğunu, burada yapılan tetkikler ve muayene sonucunda müvekkilinin sol ayak kemiğinde kırık olduğunun ve yumuşak dokunun zarar gördüğünün tespit edilmiş olduğunu, davalı sürücünün, dikkatsiz ve özensiz araç kullanması, yaya geçidinden geçmekte olan yaya müvekkiline yol vermeyerek çarpması nedeniyle açıkça ASLİ kusurlu olduğunu, kazanın meydana geldiği Atilla Altıkat Caddesi'nde bulunan yaya geçidinden geçmekte olan müvekkiline çarpması nedeniyle kazanın meydana gelmiş olduğunu, kaza tespit tutanağında işbu kaza ile davalı sürücünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun madde 53/2-a 'da düzenlenen “Sağa ve sola dönüşlerde sürücülerin, kurallara uygun olarak geçiş yapan yayalara ilk geçiş hakkını vermesi” kuralını ihlal etmesinden kaynaklandığı, davalı sürücünün kusurlu olduğunun bildirilmiş olduğunu, kamera kayıtları incelendiğinde de davalı sürücünün asli kusurlu olduğunun açıkça görülmekte olduğunu, davalı sürücü, tüm dikkat ve özenini yol levhasına ve yola yöneltmiş olsaydı müvekkiline çarpmayacağının muhakkak olduğunu, öte yandan davalı sürücünün müvekkiline çarptıktan sonra da aracın tekerliği ile müvekkilinin ayağının üzerinde durmuş uzunca bir süre aracını hareket ettirmeyerek gerekli tedbirleri almayarak müvekkilinin zararının artmasına neden olduğunu, tedavi süresince müvekkilinin bakımının başkaları tarafından yapılmış, müvekkilinin en basit ihtiyaçlarını bile kendisinin karşılayamamış olduğunu, Türk-Alman Üniversitesi'nde Almanca hazırlık öğrencisi olan müvekkilinin, elim kazadan sonra eve hapsolmuş vaziyette yaşamını sürdürmüş, okuluna gidememiş derslerinden geri kalmış olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin sol ayak kemiğinde kırık ve yumuşak dokunun zarar gördüğünün tespit edilmiş olduğunu, davalı sürücünün yaklaşık 2 ton(1880kg) ağırlığındaki aracı uzunca bir süre müvekkilinin üzerinde tutması sebebiyle kemik kırığının yanı sıra kemik dokusunda, kaslarda ezilme ve damarlarında da ciddi hasar meydana gelmiş olduğunu, müvekkilinin kırık nedeniyle uzunca bir süre yatarak sonrasında ise fizik tedavi süreci başlamış ise de; bir türlü sağlığına kavuşamamış olduğunu, müvekkiline 19 Aralık 2024 tarihinde yaptırdığı muayene sırasında alçının çıkarılmasına ve fizik tedavi sonrasında olağan hayatına devam etme kararı alınmış olduğunu, müvekkilinin, olağan eğitim hayatına başladığı bu günlerde 08.02.2025 tarihinde ayağında ani ve şiddetle başlayan ağrı nedeniyle metroda bayılmış, çevredeki vatandaşların yardımıyla hastaneye kaldırılmış olduğunu, bu süreçta yapılan muayenelerde ise kaza sırasında aşırı ezilmeye bağlı kemik kırığının yinelenmesi sebebiyle yeniden alçıya alınmasına karar verilmiş olduğunu, ikinci kez alçı tedavisi sonrasında yine fizik tedavi süreci başlamış ve halen tedavisi devam etmekte olduğunu, müvekkili bir süre hastanede tedavi görmüş sonra taburcu edilmiş ise de; uzun süre evde yatarak tedavi görmüş olduğunu, müvekkilinin, yatarak tedaviden sonra ayağa kalkmasına müsaade edildiğinde ise uzunca bir süre (yaklaşık 5 ay) koltuk değneği kullanmış olduğunu, müvekkilinin yatarak tedavi gördüğü süreçte sürekli bir başkasının bakımına muhtaç hale gelmiş olduğunu, ayağı alçılı halde baston kullandığı hallerde ise ulaşımı sağlayamadığından yine muhtaç halde yaşamını sürdürmüş olduğunu, müvekkilinin, elim kazanın üzerinden 3 ay geçmesine rağmen hala tam olarak iyileşememiş olduğunu, müvekkilinin, yaşadıklarının etkisiyle kuvvetle muhtemel travmaya bağlı stres bozukluğu yaşamakta olduğunu, müvekkilinin ruh sağlığının da bozulduğunu, müvekkilinin sağlık durumu için rapor alınırken ruh sağlığına yönelik değerlendirme yapılmasını da talep ediyor olduklarını, kaza tarihinde müvekkilinin Türk-Alman Üniversitesi'nde Almanca bölümü hazırlık öğrencisi olup bu tedavi sürecinde eğitimine ara vermek zorunda kalmış, bu durumun müvekkilinin eğitim hayatının uzamasına sebebiyet vermiş, ayrıca başarılı bir öğrencilik hayatı olan müvekkilinin, hazırlık eğitimini okulun Almanya'da eğitim görmek için gerekli başarı puanını hedeflemiş ve buna ulaşarak üniversite eğitimini Almanya'da devam ettirebilecek kapasiteye sahip iken; tedavi sırasında yapmak zorunda kaldığı devamsızlık nedeniyle müvekkilinin geleceğini kökten etkileyecek bu durumun da riske girmiş oludğunu, bu izah edilen durum nedeniyle müvekkilinin ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları talep etme haklarını saklı tutuyor olduklarını, müvekkilinin, tedavi için pek çok masraf yapmış ve yapmaya devam etmekte olduğunu, bunların tamamına yakının belgelenmesinün mümkün olmadığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da bahsedildiği gibi müvekkilinin tüm tedavi ve iyileşme giderlerinin bilirkişi tarafından tespiti gerektiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin vücut fonksiyonlarında meydana gelen geçici ve daimi iş gücü kaybının yargılama sırasında tespit edilecek olduğunu, müvekkilinin annesi ve babası boşanmış olup; babası emekli, annesi ise özel bir kurumda öğretmen olarak çalışmakta olduğunu, müvekkilinin ebeveynlerinin bakmakla yükümlü oldukları; müvekkili haricinde bir üniversite, bir lise bir de ortaokul öğrencisi bulunduğunu, boşanmış olan ebeveynlerin 4 öğrencinin ihtiyaçlarını zar zor karşılamaya çalışırken bir de müvekkilinin geçirdiği kaza sebebiyle çıkan masrafları karşılamakta oldukça zorlanmakta olduklarını, bunla beraber müvekkilinin raporlu olmasına rağmen sırf okulunun uzaması tehlikesini önlemek adına alçılı ayağıyla vize ve finallerine girmiş olduğunu, Başakşehir'de ikamet eden müvekkilinin, sınavlarına Beykoz'da yerleşkesinde bulunan üniversitesine ve fizik tedaviye ücreti mukabilinde bir tanıdıkları aracılığıyla gidip gelmekte olduğunu, zaten kıt kanaat geçinen müvekkilinin ve ailesinin ödemek zorunda oldukları yol ücretiyle de maddi zarara uğramış olduklarını, müvekkilinin 2006 doğumlu olup kaza tarihinde 18 yaşında ve üniversite öğrencisi olduğunu, kazanın üzerinden 5 ay geçmesine rağmen iyileşemeyen müvekkilinin, hala başkalarının bakımına muhtaç durumda olduğundan kendisine dava tarihindeki asgari ücret üzerinden geçici iş göremezlik tazminatı ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin, ayağındaki kırık ve doku ezilmesi nedeniyle şiddetli ağrı, acı ve ızdırap çekmekte oluğunu, müvekkilinin ağrılarının ancak ağır ağrı kesicilerle dindirilebilmekte olduğunu, müvekkilinin, elim kazanın üzerinden 5 ay geçmesine hala tam olarak iyileşememiş olduğunu, müvekkilinin kaza nedeniyle uzun süre evden dışarı çıkamaması, en temel ihtiyacında dahi başkasının yardımına muhtaç olması müvekkilini derinden sarsmış olduğunu, müvekkilinin, binbir emek ve zorlukla kazandığı üniversiteye dahi elim kaza sebebiyle gidememiş, okulu uzama riski ile karşı karşıya kalmış olduğunu, oldukça başarılı olan üvekkilinin %1'lik dilimle kazandığı üniversitesini yurtdışında okuma hayali kurarken, eğitimin uzayacak olmasının onu derinden üzmekte olduğunu, müvekkilinin, gençliğinin baharında kampüste arkadaşlarıyla vakit geçirmesi gereken zamanlarda bir anda yatağa, eve bağımlı olması, en temel ihtiyaçları için dahi yardıma muhtaç hale gelmesi elem ve kederini daha da artırmakta olduğunu, sonuç olarak, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkilinin, hem maddi hem de manevi zarara uğramış olup işbu zararın öncelikle kısmi ödeme ile sonrasında tam tespit edilecek zararın tamamının davalı tarafından karşılanması gerektiğini, kazada müvekkiline çarpan ..... plaka sayılı aracın, zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında, ...... poliçe numarası ile davalı ...... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketine maddi zararlarının karşılanması için 10.01.2024 tarihinde KEP yolu ile müracaat edilmiş ise de; davalı sigorta şirketinın başvurularına herhangi bir cevap vermeyerek taleplerini reddetmiş olduğunu, müvekkilinin, trafik kazası nedeniyle uğradığı maddi zararların tazmini için yapılan arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamamış olduğunu, bu nedenle müvekkilinin uğradığı maddi zararının tazmini için sigorta şirketine karşı iş bu davayı ikame etmenin zorunlu olduğunu, müvekkilinin, ailesinin desteğinin yanı sıra öğrencilere özel dersler vererek kazanç elde edip hayatını idame ettirmeye çalışan bir vatandaş iken; davalının haksız eylemi nedeniyle müvekkili ve ailesinin ekonomik zorluğa girmiş olduklarını, müvekkilinin, sağlığına kavuşması için harcamak zorunda olduğu bakıcı ve tedavi giderinin içinde bulunduğu zorluğu daha da artırmakta olduğunu, müvekkilinin içinde bulunduğu ekonomik zorluğu bir nebze olsun rahatlatmak için müvekkili lehine geçici ödemeye hükmedilmesi gerektiğini, davalının kazanın meydana gelmesinde %100, ASLİ kusurlu olduğunun ekte sunulu video kaydı, kaza tespit tutanağı ve davalının soruşturma aşamasında verdiği ifade ile bilirkişi raporuna gerek bırakmayacak şekilde ortada olduğunu, müvekkili ve ailesinin, davalının haksız fiili nedeniyle zor günler geçirmekte, iyileşme ve eğitim hayatını aksatmadan sürdürebilmek için kendisini ve ailesinin ekonomik güçlüğe düşürecek harcamalar yapmakta olduğunu, izah edilen nedenle; dava konusu olayda davalının kusurlu olduğu, müvekkilinin acil parasal desteğe ihtiyaç duyduğu aşikar olup müvekkilinin lehine geçici ödemeye hükmedilmesi talepleri bulunduğunu, huzurdaki davanın davalısı ...... 'in, kolluk ifadesinde işsiz olduğunu herhangi bir maddi imkanı bulunmadığını beyan etmiş olduğunu, hal böyleyken müvekkili lehine hükmedilecek hak ve alacakların dava boyunca güvence altına alınabilmesi dava sonunda infazın sağlanabilmesi, kazaya karışan aracın üçüncü kişilere devrinin önlenebilmesi için ...... plaka sayılı aracın üzerine davacı müvekkilinden teminat alınmadan ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ediyor olduklarını, yukarıda izah edildiği üzere müvekkili öğrenci olup derslerinden arta kalan zamanda özel ders verme karşılığı aldığı ücretin ancak harçlığının bir kısmını karşılamakta olduğunu, müvekkilinin, ailesinin de ekonomik durumunun, müvekkilin tedavi giderlerini ve davanın masraflarını karşılamaya yetmediğini, bu nedenle HMK’nın 336. maddesi gereği adli yardım talebinde bulunuyor olduklarını, dosyaya sunulu deliller dikkate alınarak HMK 334. maddesi hükmü uyarınca müvekkilinin adli yardım talebinin kabulü ile harç ve gider avansından muaf tutulmasına karar verilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile, adli yardım talebinin kabulüne, harç ve gider avansının adli yardım ödeneğinden karşılanmasına, TBK 76. Md kapsamında 50.000,00TL maddi tazminattan, 20.000,00TL manevi tazminattan geçici ödeme yapılmasına, kazaya sebebiyet veren davalı ......'in sevk ve idaresindeki ...... plaka sayılı araç kaydına ihtiyaten tedbir konulmasına, fazlaya ilişkin talep, dava ve ZMSS şirketine yönelik talep hakları saklı kalmak kaydıyla -maddi tazminat talepleri yönünden şimdilik, 10.000,00 TL tedavi giderinin, 10.000,00TL bakıcı giderinin, 100,00 TL kalıcı iş göremezlik zararının, 30.000,00TL geçici iş göremezlik zararının davalı sigorta şirketinin yalnızca sigorta poliçe limiti ile sorumlu tutularak, davalı sigorta şirketi açısından kazanın kendilerine ihbar edildiği 10.01.2025 tarihinden 8 iş gününden itibaren, davalı ....... için kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin maluliyetinin kalıcı olması halinde fazlaya ilişkin dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ..... 'den tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...... Sigorta A.Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ....... plakalı aracın, müvekkili şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalanmış olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin şahıs başına azami poliçe limiti ile sınırlı olarak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacı her ne kadar arabuluculuğa başvurmuş olsa da yeterli ve gerekli evrakla başvuru yapılmaması ve evrakların taraflarına iletilmemesi sebebiyle sürecin olumsuz sonuçlanmış olduğunu, arabuluculuk aşamasından önce; geçerli başvuru yapılmamış olduğunu, dava şartı noksanlığı nedeniyle dava usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava öncesi müvekkili şirkete gerekli belgeler ile başvuru yapmamış olduğunu, 26.04.2016 tarihli yasanın 6.maddesi ve poliçe genel şartlarının B.2.1 maddesi hangi evraklar ile başvuru yapılması gerektiğini açıkça düzenlemiş olduğunu, davacı tarafa eksikliklerin giderilmesi için dilekçe ekinde sunulan yazının iletilmiş ancak davacı tarafın eksiklikleri gidermeksizin işbu davayı açmış bulunduğunu, ilgili kanun maddeleri ve poliçe genel şartları uyarınca başvurusu bulunmayan davacının davasının usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirket bakımından husumetin dayanağı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında ihdas edilen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası olduğunu, mahkememizin ön inceleme safhasına geçmeden önce, dava şartı noksanlığı sebebiyle davayı usulden reddetmesine karar vermesini talep ediyor olduklarını, zira kanunun açık düzenlemesinin de bunu gerektirdiğini, geçici iş göremezlik tazminatının kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın geçici iş görmezlik kaybı talebinin 01.06.2015 tarihinde yürürlüğü giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları geçici iş görmezlik tazminat taleplerini sağlık giderleri kapsamında kabul ederek açıkça teminat kapsamı dışında bırakmakta olduğunu, poliçe tanzim tarihi 09.06.2015 ve dava konusu kaza 15.11.2015 tarihinde meydana gelmiş olup 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren poliçe genel şartları A-5 b bendi uyarınca teminat kapsamında olmadığını, iş bu maddeden de görüleceği üzere ; 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları ile birlikte, geçici iş göremezlik talepleri sürekli sakatlık teminatına dahil edilmemiş olması sebebiyle teminat dışı tutulmuş olduğunu, aynı şekilde çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri olarak kabul edilmiş olup sağlık gideri teminatı kapsamında olduğunu, sağlık gideri - tedavi giderleri dolayısıyla müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmayıp tüm sorumluluğun SGK’ da olduğunu, teminat kapsamında olmayan bakıcı masrafı kaybı olarak tespit edilen giderler sorumluluklarında olmadığı için davanın bu talepler yönünden reddedilmesi gerektiğini, yeni genel şartlar, ilgili mevzuat ve yönetmelik değişiklikleri uyarınca sigorta şirketelerinin bakıcı ve tedavi giderlerinden sorumlu tutulabilmesi ancak ve ancak maluliyet oranının %70 üzeri olduğunun tespit edildiği durumlarda mümkün olabildiğini, maluliyet oranının %70 üzerinde olduğu durumlarda adli tıp ihtisas dairesinden bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınmasının yasal zorunluluk olduğunu, davacı iddia edildiği gibi bakıcıya ihtiyaç duyacaksa ; tedavisinin tamamlanıp maluliyet oranının %70 üzeri olduğu belirlendikten sonra bakıcıya ihtiyacı olduğu yönünde ATK’dan rapor alındığı taktirde ödeyeceği ücretin tedavi gideri olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp ölüm sakatlık teminatından karşılanacak olduğunu, bu nedenle; davacının maluliyet durumunun kesinleşmesinden itibaren yapacağı bakıcı giderleri, poliçede düzenlenen tedavi teminatı değil, maddi tazminat (ölüm ve sakatlanma) teminatı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim müvekkili şirket tarafından davacıya yapılan maluliyet ödemesinin de bu sebeple dikkate alınması gerektiğini, tedavi süresince ihtiyaç duyacağı bakıcı gideri yönünden müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, tedavi masrafları ve buna bağlı bakıcı giderleri ve yan giderler bakımından son yasal düzenlemeler çerçevesinde sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacak olup, müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu edilen bakıcı giderlerinin de Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının sorumluluğunda bulunduğu açık olmakla, yeni yasal düzenlemeler çerçevesinde bakcı giderlerine ilişkin talepler bakımından davanın husumet yokluğu sebebi ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek şartıyla; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun, Karayolları Trafik Kanunu ve Poliçe Genel Şartları gereğince “Karayolu”nda meydana gelen zararların poliçe limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zararın tazmini ile sınırlı olduğunu, bu sebeple Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini, sigortalısının kusuru oranında sorumlu olan müvekkili Sigorta Şirketinin de sorumluluğunun tespiti açısından tüm dosyanın ve savcılık / ceza davası evraklarının da eklenerek Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas dairesinden kusur raporu alınmasını talep ediyor olduklarını, maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi hususunun Adli Tıp Kurumu ...... İhtisas Dairesi tarafından yerine getirilmesi gerektiğini, davaya konu somut olay bakımından; davacının Adli Tıp Kurumu ...... İhtisas Dairesi’ne sevkinin sağlanarak, kazadan sonra gördüğü tedavilere ilişkin, teşhis ve tedavi dosyalarının da ikmal edilmek suretiyle; muayenesinin yapılması ve dava konusu trafik kazasına bağlı yaralanması nedeni ile malul kalıp kalmadığının ve 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK DEĞERLENDİRMESİ HAKKINDAKİ YÖNETMELİK ‘e göre MALULİYET ORANININ TESPİTİ için heyet raporu alınmasını talep ediyor olduklarını, davayı kabul anlamına gelmemek şartıyla zarar hesabının aktüerya bılım dalı ile uğraşan aktüerler tarafından yapılması gerektiğini, poliçede belirtilen bedel her halükarda ödenecek bir bedel olmayıp eğer bir zarar oluşmuşsa yapılacak aktüer hesabı sonucunda oluşan zarar ile orantılı olarak ödenebilmekte olduğunu, hiç bir zaman zararın oluşup oluşmadığı irdelenmeden ve aktüer hesabı yapılmadan doğrudan tazminat ödemesi yapılmadığını, geçerli bir başvuru olmadığı için müvekkili şirketin temerrüdü söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun başlayabilmesi için müvekkili şirkete öngörülen şekilde ve gerekli belgelerle birlikte bir müracaatın varlığı ve bu müracaatı takip eden 8 iş günlük sürenin geçmiş olması, böyle bir müracaat olmaması halinde ise ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edilebilecek olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin poliçe teminatı ile sınırlı olarak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumluluğunu yerine getirmiş olduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin, temerrüde düşmediği gibi davanın açılmasına da sebebiyet vermemiş olduğunu, temerrüde düşmemiş ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderlerine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasını talep ediyor olduklarını, temerrüt tarihinden faiz talep edilmesinin hatalı olduğunu, somut olayda müvekkili şirkete yapılan müracaat usulüne uygun gerçekleştirilmediği için müvekkili şirketin temerrüde düşmemiş olduğunu, müvekkili şirket temerrüde düşmemiş olup, davacının faiz isteme hakkı doğmamış olduğunu, mahkememiz aksi kanaatteyse dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, davacının söz konusu olaydan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerekeceğini, müvekkili şirket her halükarda poliçe limiti ile sorumlu olmakla, yasa gereği eğer sosyal güvenlik kuruluşları veyahut özel bir sigorta kuruluşundan anılan kaza sebebiyle yapılan ödemeler daha sonradan müvekkili şirketçe ödeneceğinden bu konuda herhangi bir ödeme alınıp alınmadığının gerek bu kurumlara müzekkere yapılarak, gerekse davacı yanın imzalı açık beyanının alınarak tespiti gerektiğini, yapılan ödemeler oranında zararın karşılandığı ve bu ödemeler için yine ayrıca müvekkili şirkete Sosyal Güvenlik Kurumunca rücu edileceği düşünülerek bu ödemelerin hesaplanabilecek tazminat miktarından mahsubu gerektiğini, ceza soruşturması esnasında uzlaştırma sağlanıp sağlanmadığının tespiti gerektiğini, uzlaştırma sağlanmış ise açılan davadan feragat edilmiş sayılacağından davanın esasına girilmeden davanın reddi gerekeceğini beyanla; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline, öncelikle davanın usulden reddine, davayı kabul anlamına gelmemek koşulu ile; kusur durumunun tespiti için dosyanın ceza dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesine gönderilmesine, erişkinler için engellilik tespiti için dosyanın Adli Tıp İhtisas Dairesine gönderilmesine, dosyanın tüm bu eksiklikler tamamlandıktan sonra zararın oluşup oluşmadığı ve var ise ne kadar olduğunun tespiti için aktüer bilirkişiye gönderilmesine, anılan kazada müterafik kusur, hatır taşıması gibi tazminatta indirim sebebi olacak sair hususların mahkemece re’sen tespitini, temerrüde düşmemiş ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine de hükmolunmamasını, hükmolunması halinde müvekkili şirketin sorumlu olduğu azami poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmasını talep etmiştir.
Davalı Ahmet Yücel'e usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; █████/2024 tarihinde davalıların sürücüsü, maliki ve ZMMS kapsamında sigortacısı olduğu ....... plakalı aracın yaya olarak seyir halinde olan davacıya çarparak yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiği ve iş bu kazada davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiası ile geçici-kalıcı iş göremezlik tedavi gideri ve bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat gideri ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyanın gölge dosya oluşturularak tüm tedavi evraklarıyla birlikte kül halinde İstanbul ATK 2. İhtisas Kuruluna gönderilerek kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmelik uyarınca iş göremezlik oranının belirlenmesinin ve bu hususta rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, ATK ...... İhtisas Kurulu █████/2025-..... Karar ve ..... A.T.Nolu raporda özetle; Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin..... tarihli Genel Adli Muayene Formu ve epikrizinde; araç dışı trafik kazası, araba köşeden dönerken ayağı arabanın altında kalan hasta, genel durum iyi, solunum rahat, düzenli, bilinç açık, pupiller izokorik, sol ayak metatars distali ve distal falankslarda hassasiyet, sol ayak üstünde şişlik olduğu, diğer sistem muayeneleri olağan olduğu, Ortopedi konsültasyonunda; adtk sonucu sol ayakta ağrı ile gelen hasta, fm: sol ayakta cilt intakt, sol ayakta dorsal yüzde palpasyonla ağrı ve şişlik olduğu, kızarıklık, ısı artışı olmadığı, sol ayak bileği eha açık olduğu, nvm olağan, x-ray:sol ayak 2.metatars bazis fraktürü, atel sonrası kontrol grafisi görüldüğü, dizilim uygun bulunduğu, hasta bilgilendirildiği, ortopedik aciller anlatıldığı, elevasyon ve soğuk uygulama anlatıldığı, poliklinik kontrolü önerildiği, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin 22.10.2024 tarihli sol ayak BT’de 2.parmak metatarsal baziste gövde kısmına uzanan serbest osseöz yapılanma olduğu, fraktür?, inceleme alanına giren diğer kemik yapılar tabii olduğu, FAST US’de normal bulgular olduğu, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Ortopedi Kliniği’nin ..... tarihli epikrizinde; sol 2.metatars bazis fraktürü, nvm olağan, kısa bacak atel gözlendiği, kontrol grafi görüldüğü, 1 hafta sonra kontrol önerildiği, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Ortopedi Polikliniği’nin ..... tarihli epikrizinde; hasta değerlendirildiği, kontrol grafisi istendiği, ateli çıkarıldığı, hasta mobilize edildiği, poliklinik kontrolü önerildiği, Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi Kliniği’nin ..... tarihli epikrizinde; 2 ay önce araç çarpması sonucu dış merkezde sirküler alçı ile takip edilen hasta, ağrı ve kas çekilmesi şikayetleri ile geldiği, sudeck atrofi?nedeniyle ftr yönlendirildiği, d vit kullandığı, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Kliniği’nin 15.01.2025 tarihli muayene notunda; 22 Ekimde adtk, sol ayak tekerin altında kaldığı, metatars kırığı olduğu, alçıya alındığı, 3 hafta önce alçı çıkarıldığı, Ortopedi fraktür olmadığını belirttiği, yük verebileceğini belirttiği, Ortopedi tarafından Sudeck atrofisi için yönlendirildiği, sol ae L4-S1 3+/5, L5 3/5, sol ayak sağa kıyasla renk değişikliği+, ödem+, soğuk+, ağrı+, sol abdf nötrale geldiği, nötrali geçemediği, eha kısıtlı, df harici eha açık, sağ ae 5/5, kontrast banyo önerildiği, ortopedik rehab yazıldığı, ortopedik rehab sonrası kas gücü geri gelmemiş ise emg isteneceği, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Kliniği’nin 30.01.2025 tarihli muayene notunda; hasta değerlendirildiği, düzelme mevcut olduğu, önerilerde bulunulduğu, Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi Acil Kliniği’nin 08.02.2025 tarihli epikrizinde; sol ayak dorsumunda metroda ani hareket sonrası başlayan ağrı olduğu, geçmişte aynı bölgeden fraktür öyküsü olduğu, sistem muayeneleri olağan olduğu, metatarslar üzerinde hassasiyet olduğu, Ortopedi konsültasyonunda; sokakta düşen hasta sol ayakta ağrıyla başvurduğu, muayenede sol ayak 2.metatars bazisi ağrılı, ödem olmadığı, ekimoz olmadığı, ayak tabanında ekimoz olmadığı, aşil intakt olduğu, nabızlar palpabl, kapiller dolum doğal olduğu, nm doğal olduğu, basarak grafi istendiği, görüntülemede sol ayak 2.metatars bazis kırığı görüldüğü, kısa bacak atel yapıldığı, poliklinik kontrolü, analjezi, istirahat, elevasyon önerildiği, dolaşım kontrolü anlatıldığı, üstüne basmaması söylendiği, önerilerle taburcu edildiği, Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi’nin 08.02.2025 tarihli sol ayak+ayak bileği BT incelemesinde; “Tibiotalar eklem mesafesi ve eklem yüzleri tabiidir. Eklem mesafesinde artmış sıvı izlenmemiştir. Talus ve kalkaneusun korteks ve medülla dansiteleri tabiidir. Korteks devamlılıkları korunmuştur. Litik ya da sklerotik lezyon izlenmemiştir. İnceleme alanına giren tarsal ve metatarsal kemikler ile distal tibia ve fibulanın dansiteleri ve korteks devamlılıkları tabiidir. Litik ya da sklerotik lezyon izlenmemiştir. İnceleme alanına giren kas ve yumuşak dokular ile tendon ve ligamentöz yapıların morfolojileri ve dansiteleri tabiidir. Normal sınırlarda inceleme.”şeklinde kayıtlı olduğu, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 10.02.2025 tarihli Okul Raporunda; 08.02.2025 tarihinde acil servise düşme şikayeti ile gelen hastanın yapılan muayene ve görüntüleme sonrasında tarsal kemik fraktürü tespit edilmiş olup, 10 (on) gün istirahat sonunda kontrolü uygundur.”şeklinde kayıtlı olduğu, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Ortopedi Kliniği’nin 19.02.2025 tarihli muayene notunda; metatara çevresi ağrılı, 3 ay önce travma sonrası 1 ay alçıda kaldığı, sonrasında şikayetleri geçtiği, metroda ters hareket sonrası tekrar başladığı, stres fr?, MR istendiği, patoloji yoksa Sudeck açısından ftr önerildiği, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin 19.02.2025 tarihli sol ayak MR incelemesinde; “2.metatars proksimal metafizinde, 1. 2. ve 3. metatars başında kemik iliği ödemi ve minimal periost reaksiyonun eşlik ettiği fraktür hatları izlenmiştir. Bunun dışında lateral sesamoid kemikte kemik iliği ödemi mevcuttur. Inceleme alanına giren kaslar ve tendonlar normal morfoloji ve sinyal özelliklerindedir. Koleksiyon veya ödem ile uyumlu bulgu saptanmamıştır. Inceleme alanına giren kemik yapıların korteks ve medulla sinyal özellikleri normaldir. Yer kaplayan oluşum saptanmamıştır. Cilt, cilt altı yağlı doku doğaldır.”şeklinde kayıtlı olduğu, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Fizik Tedavi Polikliniği’nin 12.08.2025 tarihli muayene notunda; Ekim 2024’te trafik kazası sonrası sol ayak 2.metatarsal baziste kırık öyküsü, alçı ile tedavi edildiği, fm: sol ayak şişlik olmadığı, sol ayak bileği eklem hareketleri açık, sol ayak parmakları eklem hareketleri açık olduğu, kişiye ait dosyaya ekli görüntülemelerin Kurullarınca incelenmesinde; 22.10.2024 tarihli BT’de 2.metatars baziste kırık izlendiği, 08.04.2025 tarihli grafide; sol 2.metatars baziste kırık sekeli izlendiği SONUÇ OLARAK: mevcut belgelere göre; davacı Betül Eryılmaz’ın 21.10.2024 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı olayla illiyetli yaralanması, kaza tarihinde yürürlükte olan 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında değerlendirildiğinde; kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir.
Dosya aslının kaza görüntüleri ve kazaya ilişkin soruşturma dosyasındaki tüm evraklarla birlikte Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas dairesine gönderilerek meydana gelen trafik kazası nedeniyle tarafların kusur oranlarının % 100 üzerinden denetime elverişli şekilde hesaplanmak kaydıyla kusur oranının ne olduğu konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, Ankara Trafik İhtisas Dairesi █████/2025 tarih ve ..... sayılı raporda özetle; 22.10.2024 günü saat 06:49 sıralarında sürücü ..... sevk ve idaresindeki ...... plakalı otomobil ile Anafartalar Caddesi üzerinden seyri sırasında geldiği olay mahalli kavşaktan sağa dönüşle Atilla Altıkat Caddesine girdiği sırada, aracının sağ ön kısımlarıyla, seyrine göre sağ tarafından yola girip yaya geçidinden karşıya geçmekte olan yaya .....'a çarpması sonucu, dava konusu trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, kazanın, meskun mahalde, genişliği 8 m. olan, asfalt kaplama, düşeyde eğimsiz, yatayda düz, kuru zeminli, orta refüjle bölünmüş yolda, açık havada, gündüz meydana gelmiş olduğunu, tutanakta kaza yerindeki azami hız sınırının 30 km/saat olduğu, çarpma noktasının yaya geçidi üzerinde olduğunun tespiti bulunduğunu, trafik kazası tespit tutanağında; sürücü .....'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 53/2-a maddesini ihlal ettiğinin belirtilmiş olduğunu, tüm dosya kapsamı kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, ifadeler, CD'de mevcut kaza anı görüntüsü ve diğer tüm veriler incelendiğinde; kazanın yukarıda ‘’OLAY’’ kısmında anlatıldığı biçimde gerçekleştiğinin anlaşılmış olduğunu SONUÇ OLARAK: mevcut verilere göre; sürücü .....'in sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde seyri sırasında geliği olay mahalli kavşaktan sağa dönüşle Atilla Altıkat Caddesine girdiği sırada, yaya geçidini kullanarak karşıya geçen yayaya ilk geçiş hakkını verebileceği şekilde dikkatli ve müteyakkız biçimde seyretmesi gerekirken gereken dikkat ve özeni göstermeyip, seyrine göre sağından yola girerek yaya geçidinden karşıya geçmekte olan geçiş hakkına haiz yayaya çarpması sonucu meydana gelen olayda, asli kusurlu olduğunu, yaya ......'ın, geçiş hakkına haiz şekilde yaya geçidi üzerinden yola girip karşıya geçmeye çalıştığı esnada, sol tarafından dönüş manevrasıyla gelen aracın sadmesine maruz kaldığı olayda hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından atfı kabil kusuru bulunmadığını SONUÇ OLARAK: olayda; sürücü .....'in %100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, yaya ......'ın kusursuz olduğu bildirilmiştir.
Dosyanın bilirkişi listesinden resen seçilecek bir aktüerya ve bir doktor bilirkişisine tevdii ile; davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının (geçici iş göremezlik- maluliyet, belgelendirilmiş ve belgelendirilmemiş tedavi giderleri) hesaplanmasının istenilmesine karar verilmiş olup, Tazminat Hesap Uzmanı bilirkişi ..... ve Doktor bilirkişi ..... █████/2026 tarihli raporlarında özetle; bilinen ek hastalık öyküsü olmayan █████/2006 doğumlu, .....’ın 21.10.2024 tarihinde
geçirmiş olduğu araç dışı trafik kazasında meydana gelen sol 2.metatars bazis kırığı sonrasında,
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde tedavisinin yapıldığını, sonrasında gelişen Sudeck atrofisi
nedeniyle Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve
Araştırma Hastanesi, Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi
Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Ortopedi ve
Fizik tedavi Kliniklerinde tedavi gördüğünün anlaşılmakta olduğunu, hastanelerin tümünün Sağlık Bakanlığı’na ait olduğunu, ve tedavi bedellerini SGK’ya fatura ederek GSS
kapsamında tahsil etmiş olduğunun anlaşıldığını, tedavi giderlerine dair dosyaya ibraz edilmiş BELGELİ
TEDAVİ GİDERİNİN BULUNMADIĞINI, yerleşik Yargıtay kararları uyarınca mahkememizin daha iyi bileceği gibi belgelenmeyen tedavi
giderlerinin de hesaplanmasının gerektiğinden, davacının yaralanmalarının niteliği göz önünde
bulundurulduğunda, CANADİEN TİPTE KOLTUK DEĞNEĞİ’ne ihtiyaç duyacağı ve tedavi tarihinde
950,00 -TL’ye temin edilebildiğini, tedavisini sürdürdüğü hastanelere giderken takdiren 7.500,00 –TL
YOL GİDERİ’ne katlanmak zorunda kaldığını, davacının dava konusu yaralanması nedeniyle SGK
tarafından karşılanmayan BELGESİZ TEDAVİ GİDERLERİ’nin toplamının 8.450,00 –TL olduğunun hesaplanmış olduğunu, 25.09.2006 doğumlu olan davacının 22.10.2024 kaza tarihi itibariyle (18) yıl (27) günlük olup, (18)
yaşında kabul edilecek olduğunu, Yargıtay’ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarına göre aktif çalışma devresi
sınırı (60) yaş kabul edildiğinden, kaza tarihi itibarıyla (18) yaşında olan davacının aktif çalışma
devresinde olduğunu, dava dilekçesinde davacının kaza tarihinde üniversite öğrencisi olduğunun beyan edilmekte olduğunu, dava dilekçesinde davacının kaza tarihinde öğrenci olduğunnu beyan edilmekte olduğunu, kaza tarihinde (18)
yaşında ve gelir getirecek işte çalışmayan ve öğrenci olan davacının geçici iş göremezlik maddi zararı
talep edip edemeyeceği hususundaki takdirin mahkememize ait olmak üzere net asgari ücretlerin
hesaba esas alınarak değerlendirme yapılacak olduğunu, 22.10.2024 – 22.01.2025 arasında (3) aylık işlemiş aktif dönemdeki kazançlar:
(3) aylık işlemiş aktif devredeki net kazanç kaybı 3 Ay = 54.731,22 TL
olduğunu, davacının geçici iş göremezlik maddi zararı: 54.731,22 TL
olduğunu, olayın meydana gelmesinde davacı kusursuz olup davalıların kusur sorumluluğu %100 oranında
olduğundan hesaplanan maddi zarar tutarının %100 kusura isabet eden kısmının davacı yararına maddi
tazminat olarak nazara alınacak olduğunu, davacı kaza tarihinde aktif sigortalı olmadığından SGK tarafından davacıya SGK tarafından geçici iş
göremezlik ödemesi yapılabilmesinin mümkün görülmediğini, buna göre rücuya tabi ödemeler
hususunda indirime yer olmadığı kanaatine varılmış olduğunu, davacıya davalı tarafından maddi tazminat ödemesi yapıldığına dair belge olmadığından ödeme
tenziline yer bulunmadığını, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının;
54.731,22 TL x %100 kusur = 54.731,22 TL
olduğu kanaatine varılmış olduğunu, ...... plakalı aracın18.04.2024-18.02.2025 vadeli ZMSS poliçesi ile davalı sigorta şirketi
tarafından sigortalanmış olduğunu, kaza tarihi itibarı ile Hazine Müsteşarlığınca belirlenmiş olan ZMSS poliçe
limiti sürekli sakatlık için 1.800.000,00 TL ve ayrıca tedavi giderleri için 1.800.000,00 TL olduğunu, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararı 54.731,22 TL olup, 1.800.000,00 TL
tutarındaki sakatlık teminat limiti dahilinde olduğunu, davacının talep edebileceği tedavi gideri maddi zararı 8.450,00 -TL olup, 1.800.000,00 TL tutarındaki
tedavi gideri teminat limiti dahilinde olduğunu, dava öncesinde gerekli belgelerle birlikte başvurunun davalı sigorta şirketine 10.01.2025 tarihinde
tebliğ edildiğinin görülmüş olduğunu, buna göre 10.01.2025 tarihinin (8) iş günü sonrası olan 23.01.2025
tarihinin davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt başlangıcını teşkil edeceği kanaatine varılmış olduğunu, davalı sürücü yönünden ise temerrüt başlangıcı haksız fiilin başlangıcı olan 22.10.2024 kaza tarihi olduğunu, dava dilekçesinde yasal faiz nev’inden faiz talep edilmiş olması hasebiyle talep ile bağlı kalınarak faiz
nev’inin yasal faiz olduğu kanaatine varılmış olduğunu SONUÇ OLARAK: davacının talep edebileceği tedavi gideri maddi zararının 8.450,00 -TL olduğunu, heyetlerince davacının bakıcıya ihtiyacının olmadığı kanaatine varıldığından bakıcı gideri maddi
zarar şartlarının oluşmadığını ve bakıcı gideri hesabına yer olmadığını, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 54.731,22 TL olduğunu, temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 23.01.2025 tarihi; davalı sürücü
yönünden 22.10.2024 kaza tarihi ve faiz nev’inin yasal faizi olduğunu bildirmişlerdir.
Davacı vekili vermiş olduğu █████/2026 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde 10.000,00TL tedavi gideri, 10.000,00TL bakıcı gideri, 100 TL kalıcı iş göremezlik zararı ve 30.000 TL de geçici iş göremezlik zararı talep etmiş olduklarını, dosyada yer alan bilirkişi raporu doğrultusunda talep etmiş oldukları geçici iş göremezlik zararını 24.731,22 TL artırarak 54.731,22 TLye yükseltiyor olduklarını beyanla; bedel artırım taleplerinin kabulü ile 54.731,22TL geçici iş göremezlik zararının, 10.000TL bakıcı giderinin, 8.450,00TL tedavi giderinin davalı sigorta şirketi yönünden 23.01.2025 , davalı sürücü yönünden ise kaza tarihi olan 22.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, 50.000TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sürücüden tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6098 Sayılı Türk Borçlar kanunun 49. Maddesi uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Buna göre bir kişi kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle (kasten, ihmal ederek, tedbirsiz davranarak) bir başkasını zarara uğratırsa zarar tazmini ile yükümlüdür. Zararın türü maddi ve manevi olabilir.
6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanununun 54. maddesi ise bedensel zararların kapsamını şu şekilde tayin etmiştir.
“Bedensel zararlar özellikle şunlardır:
1. Tedavi giderleri.
2. Kazanç kaybı.
3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar."
Yukarıdaki yasa maddelerinden de görüleceği üzere; trafik kazası sonucu şayet ölüm meydana gelmişse defin ve cenaze masrafları ile vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının talep edebileceği destek yoksun kalma tazminatı talep edilebilecek zarar kalemlerini oluşturur. Trafik kazası sonucu yaralanma halinde ise tedavi giderleri, tedavi sırasında çalışılamayan günlere ilişkin zararlar, kalıcı bir maluliyet varsa, kalıcı maluliyetin getirdiği maddi gelir kaybı en önemli maddi tazminat kalemleridir. Ölümü halinde ise defin cenaze masrafları ve vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının zarar talep edebilecek tazminat kalemleridir. Trafik kazasında mağdur olan kişinin kaza sırasında araç kullanıyor olması halinde aracında yada başka bir eşyasında kaza sebebi ile zarar meydana gelmişse bunlarda talep edebilecek tazminat kalemleri arasında sayılacaktır.
Trafik kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelir önem arz eden hususlardandır. Zarar miktarı tespit edilirken göz önünde bulundurulacak olan gelir, zarar verici olayın meydana geldiği andaki gelir olmakla birlikte bu gelire zarar görenin ileriki yıllarda elde edeceği terfileri, ücret ve maaş yükselmeleri gibi gelir artışları da eklenmelidir.
22.10.2024 tarihinde davalı ..... sevk ve idaresindeki ...... plakalı aracın Atilla Altıkat Caddesi üzerinden sağa dönüş aldığı sırada ..... 2. Etap durağı yönünden yaya geçidinden karşıya geçmekte olan davacıya çarpması sonucu davacının yaralanmış olduğu, Ankara Trafik İhtisas Dairesi █████/2025 tarih ve ...... sayılı raporu ile olayın meydana gelmesinde sürücü .....'in %100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, yaya .....'ın kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Yapılan tespit kazanın oluş şekline ve bilimsel esaslara uygun bulunmuştur.
Davacı yönünden düzenlen ATK ..... İhtisas Kurulu █████/2025-.... Karar ve .......Nolu raporu ile;davacı .....’ın 21.10.2024 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı olayla illiyetli yaralanması, kaza tarihinde yürürlükte olan 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında değerlendirildiğinde; kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir.
Davacı hakkında düzenlenen ATK raporları ve kusura ilişkin yukarıda yapılan tespitler, SGK kayıtları dikkate alınarak davacının talep edebileceği maddi tazminatlarının hesabı yapılmış, buna göre davacının talep edebileceği tedavi gideri maddi zararının 8.450,00 -TL olduğunu, heyetlerince davacının bakıcıya ihtiyacının olmadığı kanaatine varıldığından bakıcı gideri maddi
zarar şartlarının oluşmadığını ve bakıcı gideri hesabına yer olmadığını, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 54.731,22 TL olduğunu olduğu tespit edilmiştir.
Dosya arasında mevcut sigorta poliçesi uyarınca davalı sigorta şirketinin ..... plaka sayılı aracın kaza tarihindeki ZMMS sigortacısı olduğu ve yine kaza tespit tutanağı aracın davalı .....'in sevk ve idaresinde olduğu anlaşılmakla davalı .....'in ve davalı sigorta şirketinin teminat limiti ile sınırlı olmak kaydı ile davacının maddi tazminat taleplerinden sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Yapılan bu açıklamalar ve davacı vekilinin harçlandırılmış bedel artırım dilekçesi uyarınca, davalı ......'in olay tarihi itibari ile, davalı sigorta şirketinin ise başvurunun yapıldığı tarihi takip eden 8 iş günü sonrası olan 23.01.2025 tarihi itibari ile mütemerrit sayılması gerektiği sonucuna varılarak maddi tazminat davası yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile; tedavi gideri ve geçici iş göremezlik taleplerinin kısmen kabulü ile davacı taraf için 54.731,22 TL geçici iş göremezlik, 8.450,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 63.181,22 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 23.01.2025 tarihinden, diğer davalı ..... yönünden kaza tarihi olan 22.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile ) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanunun 56. maddesine göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir. Yine aynı Kanunun 58. maddesine göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir.
Davaya konu manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ısdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Somut olayda davacı tarafın manevi tazminat talebi dava konusu trafik kazası nedeniyle uğramış olduğu bedeni zarara ve sonrasında gerçekleşen ıstıraba dayanmaktadır. Mevcut belgeler ile de sabit olduğu üzere davalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu davranışlarıyla dava konusu kazanın meydana geldiği sabittir. Buna göre davaya konu olayda davalı araç sürücüsü ile araç malikinin haksız fiil hükümlerine göre davacıya karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir.
Mahkememizce manevi tazminatın belirlenmesinde davacı yanın maddi gücü, davalı tarafın maddi durumu, davacıların uğramış olduğu zararın niteliği ve davaya konu trafik kazasında kusur oranları göz önüne alınarak tazminat miktarının tespiti cihetine gidilmiştir. Bir tarafın zenginleştirilip diğer tarafın fakirleştirilmemesi gerektiği hususu nazara alınmış, bunun yanında manevi tazminatın caydırıcı ve cezalandırıcı boyutunun da olduğu göz önünde tutulmuş, bütün bunlar toplu halde biri diğerine üstün tutulmaksızın tüm ilkeler birlikte değerlendirilmek suretiyle manevi tazminatın hüküm kısmında belirtildiği şekilde takdir edilmesi uygun görülmüştür. Bu bağlamda davacı yanın manevi tazminat talepleri yerinde olduğundan manevi tazminat talebinin miktar yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Anayasa Mahkemesi █████/2024 tarihinde E.███████ numaralı dosyada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasının “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Yine kararın gerekçesinde ise; "Bu itibarla miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını, başka bir ifadeyle davanın sonunda talebinin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde kuralla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın “manevi tazminat davaları” yönünden kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır." hususlarına yer verilmiştir.
Bu haliyle Mahkememizce davacı yanın maddi gücü, davalı tarafın maddi durumu, davacıların uğramış olduğu zararın niteliği ve davaya konu trafik kazasında kusur oranları nazara alınarak manevi tazminat belirlenmiş, Anayasa Mahkemesi iptal kararında belirtildiği şekilde davanın sonundaki haklılık durumu da nazara alınarak takdiren belirlenen manevi tazminat yönünden davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
A) MADDİ TAZMİNATA İLİŞKİN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE,
1- Geçici iş göremezlik ve tedavi gideri taleplerinin KISMEN KABULÜ İLE davacı taraf için 54.731,22 TL geçici iş göremezlik, 8.450,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 63.181,22 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 23.01.2025 tarihinden, diğer davalı ..... yönünden kaza tarihi olan 22.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile ) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE,
2-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-Alınması gereken 4.315,91 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davalı ....... Sigorta A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden bu davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 10.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE,
B)MANEVİ TAZMİNATA İLİŞKİN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
1-Davacı taraf için 35.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...... den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Alınması gereken 2.390,85 TL harcın davalı ...... 'den alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 35.000,00 TL ücreti vekaletin davalı ...... 'den alınarak davacıya VERİLMESİNE,
C)YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN;
1-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 3.666,20 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak 933,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, (davalı ..... 'in tamamından, davalı ..... Sigorta A.Ş.'nin 2.359,20 -TL ile sınırlı sorumluluklarına)
2-a)Maddi Tazminat Davası Yönünden;
-Adli yardım nedeni ile suç üstü ödeneğinden karşılanan ATK fatura ücreti, bilirkişi ücreti, posta, ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 30.955,00-TL yargılama giderinin 1/2 sine tekabül eden 15.477,50 TL yargılama giderinden kabul oranı (%86,34) ret oranı (%13,66) dikkate alınarak hesaplanan 13.363,27-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, bakiye 2.114,23 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b)Manevi Tazminat Davası Yönünden;
-Adli yardım nedeni ile suç üstü ödeneğinden karşılanan ATK fatura ücreti, bilirkişi ücreti, posta, ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 30.955,00-TL yargılama giderinin 1/2 sine tekabül eden 15.477,50 TL yargılama giderinin davalı ..... 'den alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026
Katip ......
Hakim .....

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!