İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, reklamcılık ve organizasyon hizmetlerinden kaynaklanan ticari fatura alacağının tahsili için açılan itirazın iptali davasına ilişkin istinaf başvurusunu inceledi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacının davalıya sağladığı organizasyon ve reklamcılık hizmetlerinden kaynaklanan ve ödenmeyen faturalar nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davası ele alınmaktadır; ilk derece mahkemesi, dosyadaki delilleri, tanık beyanlarını, taraflar arasındaki elektronik yazışmaları ve bilirkişi raporunu inceleyerek, davacının hizmetleri davalıya sunduğunu tespit etmiş ve bu doğrultuda 95.720,52 TLlik ana alacak yönünden davanın kısmen kabulüne karar vererek, itirazın iptali ile icra takibinin devamına hükmetmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
BAM KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin organizasyon ve reklamcılık hizmetleri işi ile uğraştığını, bu kapsamda davalı yan ile müvekkili arasında davalı yanın çeştli mağazalarında organizasyon ve reklamcılık hizmetleri sunumu ile ilgili anlaşma yapıldığını ve faturaların düzenlendiğini, anılan faturaların davacının ticari defterlerinde işli olduğunu, söz konusu faturalar ve müvekkili tarafından davalı yana gönderilen İzmir 16. Noterliği'nin █████/2018 tarihli ihtarnamesi içeriğindeki faturalara rağmen davalı yanca herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine anılan faturaya dayalı ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili için karşı yan hakkında İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı/borçlunun borcu ödemediği gibi takibe de haksız yere itiraz ederek icra takibinin durduğunu, faturalardan kaynaklı alacaklarla ilgili icra takibinin ... A.Ş’ye yapıldığını, ilamsız icra takibine itiraz edildiği esnada .... A.Ş’nin .... A.Ş’yi devralması üzerine .... A.Ş'nin arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını beyan ederek, davalı yanın İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı icra dosyasındaki itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı yan hakkında %20 ’den aşağı olmamak üzere icra inkat tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın öncelikle dosyaya sunduğu faturalara konu hizmetleri verdiğini belgelerle ispatlaması gerektiğini, icra takibine konu faturaların tebliğ edildiğinin ispatlanmadığını, söz konusu kargo ile faturaların tebliğ edildiği belirtilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere söz konusu kargonun içeriğinde faturaların yer aldığının da ispatı ile irsaliyelerde yer alan kişilerin müvekkili şirketin çalışanları olduğu ve imzalarının da onlara ait olduğunun kanıtlanması gerektiğini, hiçbir şekilde borcun kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafından müvekkili şirketten icra inkar tazminatı talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davacının müvekkili şirketten hiçbir alacağının bulunmaması ile haksız ve yersiz açılan davanın ve %20 icra inkar tazminat talebinin reddine, davacının haksız olarak tahsil etmeye çalıştığı tutarın %20’sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "....Dava; taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklı İİK. 67/2 uyarınca açılmış, itirazın iptali davasıdır.
Dosya içinde İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı takip dosyası, davacının ibraz etmiş olduğu faturalar, yapılan işe ilişkin fotoğraflar, ayrıca mahkememizce davacı tanığı ...., ...., ...., ... mahkememizce dinlenmiş, BA ve BS formları da irdelenmek suretiyle taraf defterleri üzerinde inceleme yapılmış, ayrıca davacı tarafça davalı şirket yetkilileri ile yapılan mailler dosyaya delil olarak sunulmuştur.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mahkememizce dinlenen davacı tanığı ....,....,...., ... ..'ın yapılan işe ilişkin dosyaya sunulan fotoğraflarla örtüşen samimi beyanları, dosyaya davacı tarafça sunulan ve yapılan işe ilişkin hizmetin verildiği yönündeki davalı şirket temsilcileri ile yapılan mailler ve maillere ilişkin faturalar, irsaliye faturaları, bilirkişi raporu değerlendiriliğinde dosyadaki maillerin içeriği, tanık anlatımları ve faturaların birbirini doğrulaması, davalı şirket temsilcisi ile inkar edilmeyen mailler, hizmetin davacı tarafça verildiği davalı tarafa hizmetin verildiği mahkememizce kabul edilerek bilirkişi raporu doğrultusunda 95.720,52 TL'lik asıl alacak yönünden ve 14 adet faturadan kaynaklı verilen hizmetten dolayı, özellikle tanık anlatımları, mailler, faturalarla ölçüşen mail içerikleri, mail içeriklerinden söz konusu muhtelif yerlerde davacı tarafça davalı tarafa hizmetin verildiği, muhtelif yerlerde sabit olmakla davanın kısmen kabulüne, alacak yargılama esnasında belirlendiğinden, hizmetin verildiği hususu dinlenen tanık anlatımları, dosyadaki mailler, alınan bilirkişi raporu ile belirlendiğinden her ne kadar fatura alacağı olarak görülse de söz konusu hizmetin verilmesi yönünde deliller toplanmakla alacak miktarı yargılamayla belirlendiğinden şartlar oluşmadığından davacı lehine İİK. 67/2 uyarıca icra inkar tazminatına takdir edilmesine yer olmadığına, ret edilen miktar yönünden şartlar oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmeyerek mahkememizdeki vicdani kanıyı yansıtan aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davalının İzmir 25. İcra Müdürlüğü ██████████ sayılı takip dosyasındaki toplam 134.333,50 TL lik alacağa yönelik İTİRAZININ İPTALİ İLE; Takibin, 95.720,52 TL ye takip tarihinden itibaren, avans faizi uygulanmak suretiyle, DEVAMINA, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Alacak, yargılamam esnasında belirlendiğinden, hizmetin verildiği hususu yargılama ile belirlendiğinden, her ne kadar fatura alacağı olarak görülse de hizmetin verilmesi yönünde, deliller toplanmakla, yargılamayla belirlendiğinden, şartları oluşmadığından, davacı lehine İİK 67/2 uyarınca, icra inkar tazminatına yer olmadığına, Reddedilen miktar yönünden, şartları oluşmadığından, davalı lehine kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE'' karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafça faturadan kaynaklandığını iddia ettiği alacağını ispat edemediğini, davacı tarafça, █████/2014 ile █████/2015 tarihi aralığında müvekkil şirkete kesilen toplam 95.721,00 TL bedelli faturanın icra takibine konu edildiği, söz konusu faturaların müvekkili şirketin kayıtlarında yer almadığını, ancak buna rağmen mahkemece faturaların tebliğ edilip edilmediğinin dahi araştırılmaksızın tanık beyanları doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece de takdir edileceği üzere faturadan kaynaklanan uyuşmazlıklarda alacaklı tarafından kesilen faturaların borçlunun ticari defterlerinde kayıtlı değilse alacaklının anılan faturaları borçluya tebliğ ettiğini veya söz konusu faturalara konu hizmeti sağladığının ispatla yükümlü olduğunu, davacı tarafın faturaları tebliğ ettiğini ispat edemediğini, davacı kargo ile faturaların taraflarına tebliğ edildiğinin belirtilmiş ise de, mahkeme kararlarında da açıkça belirtildiği üzere söz konusu kargonun içeriğinde faturaların yer aldığının da ispatının ve irsaliyelerde yer alan kişilerin de müvekkili şirketin çalışanları ve imzalarının da onlara ait olduğunun kanıtlanması gerektiğini, dava değeri itibariyle davacının alacağını tanıkla ispat etmesinin mümkün olmadığını, HMK'nın 200. maddesi uyarınca dava değerinin 2.500 TL üzerinde olan davalarda senetle ispat zorunluluğunun bulunduğunu, açık Kanun hükmü uyarınca, söz konusu davada alacağa dayanak olan hizmetlerin ifa edilip edilmediği hususunun tanıkla ispat edilmesinin hukuken yasal dayanaktan yoksun olduğunu, nitekim Yargıtayın da yerleşik içtihatlarının aynı görüşte olduğunu, bu nedenle, yerel mahkemece tanık beyanları kapsamında davanın kabulüne karar verilmesinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tanıkların beyanlarının faturalara konu hizmetin verildiğini ispata yeterli olmadığını, tanık dinletilmesine muvafakat ettiklerinin kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dosya kapsamında dinlenen tanıkların yalnızca taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunduğunu ve bu ticari ilişki kapsamında hizmetlerin verildiğini beyan ettiklerini, bir başka ifade ile tanık beyanlarının genel nitelikli olup, faturalara konu hizmetin alındığını gösterir hiçbir beyanlarının bulunmadığını, ancak faturaların da hizmet kapsamının açıkça belirtilmediğini, hangi mağazada hangi organizasyonun yapıldığına yönelik bir ifadenin de bulunmadığını, dolayısıyla genel nitelikteki tanık beyanlarının dava konusu faturalara konu hizmetin verildiğini ispat ettiğinden söz etmenin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, eldeki davanın konusunun cari hesap alacağı değil fatura alacağı olup, yerel mahkemece talebin cari hesap alacağıymış gibi karar verildiğini, davacının alacağını ispat ettiğinin kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafından yalnızca █████/2014 ile █████/2015 tarihi aralığınsa müvekkil şirkete kesilen toplam 95.721,00 TL bedelli faturanın konu edildiğini, bir başka ifade ile, davacının cari hesap alacağını değil, cari hesapta yer alan spesifik bir alacağı icra takibine konu ettiğini, ancak yerel mahkemece, sanki cari hesap alacağının davaya konu edilmiş gibi, tarafların defterlerinde işli olan veya olmayan faturaların irdelendiğini ve icra takibine konu fatura nedeni ile değil, sanki cari hesap alacağıymış gibi, takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu yönünde hesaplama yapıldığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusunun, davacı şirketin fatura nedeni ile alacaklı olup olmadığı yönünde olup, yerel mahkeme tarafından bu hususun göz ardı edildiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca; ''Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak, borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır'' denildiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya takibe konu faturanın tarihinden sonra bir çok ödeme yapılmış olup, bu hususun bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini, davacı tarafça müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeler için herhangi bir açıklama yapılmadığını veya makbuz verilmediğini, müvekkili şirket tarafından yapılmış olan ödemelerin daha önce muaccel olmuş borçlardan ve en nihayetinde icra takibine konu faturalardan mahsup edilmesi gerekeceğinin ortada olduğunu, davacı tarafça cari hesap alacağının talep edilmiş gibi müvekkili şirketin cari hesap alacağından sorumluluğuna hükmeden kararın kabulünün mümkün olmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde" Davanın kısmen kabulü ile; davalının İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı takip dosyasında toplam 134.333,50 TL'lik alacağa yönelik itirazının iptali ile; takibin, 95.720,52 TL'ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak yargılama esnasında hizmetin verildiği hususunun yargılama ile belirlendiğinden, her ne kadar fatura alacağı olarak görülse de hizmetin verilmesi yönünde delillerin toplanmakla, yargılamayla belirlendiğinden, şartları oluşmadığından, davacı lehine İİK 67/2 uyarınca, icra inkar tazminatına yer olmadığına, reddedilen miktar yönünden şartları oluşmadığından, davalı lehine kötü niyet tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davaya konu İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında, 95.721,60 TL asıl alacak, 39.535,77 Tl işlemiş faiz olmak üzere toplam 135.257,37 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Eldeki iş bu dava itirazın iptali davası olup takibe sıkı sıkıya bağlı davalardandır. Bu nedenle incelemenin takibe konu faturalarla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
Takibe dayanak olarak davacı tarafça davalı adına düzenlenen 14 adet faturanın gösterildiği görülmüştür.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre takip ve davaya konu 14 adet faturanın davacı şirkete ait ticari defterlerde aynen kayıtlı olduğu ve davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan cari hesaptan bakiye 94.753,16 TL alacaklı olduğunun kayden tespit edildiği bildirilmiştir. Davalı şirkete ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemeye göre de takibe konu 14 adet faturanın davalıya ait ticari defterlerde kaydının bulunmadığı, takip tarihi itibarıyla da davacı tarafın kayden bir alacağının bulunmadığının tespit edildiği bildirilmiştir. Yine aynı raporda her iki tarafa ait ticari defterler arasındaki farkın takibe konu 14 adet faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından ve davacı taraf ticari defterlerindeki 967,36 TL'lik fazladan yapılan ödeme kaydından kaynaklandığının bildirildiği görülmüştür.
Takibe konu irsaliyeli faturalar incelendiğinde teslim alan kısmında imza bulunmadığı görülmüştür.
Davacı tarafça takibe konu mal ve hizmetin davalıya verildiği ancak fatura bedellerinin ödenmediği iddia edilmiş olup, davalı tarafça faturalara konu mal ve hizmetin davalıya verilmediği savunma olarak ileri sürülmüştür. Bu durumda takibe konu 14 adet fatura muhteviyatı mal ve hizmetin davalıya verildiği yönündeki iddianın ıspat yükü üzerinde olan davacı tarafça dava değeri itibarıyla HMK 200 ve devamı maddeleri gereğince yazılı deliler ile kanıtlanması gerekmektedir.
Davacı tarafça faturalara konu hizmetin verildiğine dair 24.02.2020 tarihli dilekçe ekinde irsaliyeli faturalar, bir kısım fotoğraf ve taraflar arasında yapıldığı bildirilen maillerin sunulduğu görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında 26.05.2022 tarihli duruşmada davalı vekili tarafından, davacı tarafça delil olarak sunulan maillerin davalı tarafça gönderildiğinin kabullerinde olduğu bildirilmiştir.
Davacı tarafça sunulan mail içerikleri incelendiğinde takibe konu faturalar içeriğinin davalı tarafça kabul edildiğine dair açık bir kayıt bulunmamaktadır. Anca davalı adına .... tarafından davacı tarafa gönderilen 27.09.2018 tarihli mailde " hazırlanan protokol ekteki gibidir. Tarafların imzalamasıyla birlikte işleme alınacaktır." şeklinde bildirimde bulunulduğu, davacı tarafça da 08.10.2028 tarihli mail ile ".... bey iyi çalışmalar, tarafımıza göndermiş olduğunuz protokolde genel olarak anlaşıyoruz, ancak tahsilatların uzaması ve araya avukatların girmesi nedeni ile ekstra masraflar ve giderler olmuştur. Bu giderlerin detaylarını ekte gönderiyorum, avukatımız tarafınızın avukatları ile sanırım bunları da görüşüyor. Bu giderleri içeren bir protokol olursa hemen imzalayalım" şeklinde bildirimde bulunulduğu, davalı tarafça gönderildiği belirtilen Sulh Protokolü başlıklı imzasız belgenin bir suretinin davacı delileri arasında dosyaya sunulmuş olduğu, içeriğinde davaya konu İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı icra takip dosyasına konu edilen 95.721,60 TL asıl alacak, 39.535,77 Tl işlemiş faiz olmak üzere toplam 135.257,37 TL alacak dışındaki fer'ilerden davacı tarafça vazgeçilmesi koşulu ile alacağın davalı tarafça 31.01.2019 tarihide ödenmesi konusunda tarafların mutabık kaldığının kararlaştırıldığı görülmüştür. Yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece yapılan yargılama sırasında 26.05.2022 tarihli duruşmada davalı vekili tarafından, davacı tarafça delil olarak sunulan maillerin davalı tarafça gönderildiğinin kabullerinde olduğu bildirilmiştir. Bu durumda yukarıda belirtilen mail içeriklerine göre takibe konu faturalar muhteviyatı hizmetin davalıya verildiğinin kabulü gerekeceğinden davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan, yerel mahkeme kararına karşı yerinde olmayan istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 9.176,32 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 2.294,08 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 6.882,24 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
7-Kararın resen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!