Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin, anonim şirket yöneticilerinin şirkete kasıtlı zarar verme ve mal varlığını ele geçirme iddiasıyla açılan tazminat davasına ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Bu hukuki metin, bir pay sahibi tarafından, şirket yöneticileri ve diğer paydaşlar aleyhine, şirketin mal varlığını ele geçirmek amacıyla danışıklı bir şekilde sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali davası açarak şirketi zarara uğrattıkları ve özen ile sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri iddiasıyla açılan bir tazminat davasına ilişkin olup, davacı, kasten şirkete verilen zararların müştereken ve müteselsilen tazminini talep ederken, davalılar şirketin bu davada taraf olamayacağını savunarak husumet itirazında bulunmuş ve bireysel olarak da iddiaların mesnetsiz olduğunu belirtmiştir.

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ
Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
BAŞKAN : ....
ÜYE : ....
ÜYE : ....
KATİP : ....
DAVACI : ... - ....
VEKİLLERİ : Av. ....
Av. ....
DAVALILAR : 1- ... - ....
2- ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 3- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Tazminat/Anonim Şirket Yöneticisinin Sorumluğundan Kaynaklanan
DAVA TARİHİ : █████/2019
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR Y.TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki yönde karar tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
1. Davacı vekili Asli Müdahale/Dava dilekçesinde; davalı ... ile şirket yönetim kurulu başkanı ... müvekkilinin %80 hisse ile ortağı olduğu davalı şirkete karşı operasyon içerisinde olduklarını, amaçları şirket yönetimini ele geçirerek şirket mal varlığı ve şirkete ait olan taşınmazı kendi mülklerine geçirmek olduğunu, tarafların danışıklı olarak Mahkemenin .... sayılı dosyasını ikame ettiklerini, davalıların bahsi geçen dosyada sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptalini istediklerini, tarafların danışıklı olarak bahsi geçen dosyayı ikame ettiklerini, davanın iptali istenen genel kurul toplantısından 5 yıl sonra açıldığını, sermaye artırımının bahsi geçen .... sayılı dosyasının davacısı olan ... ile şirket ortağı ve aynı zamanda o dönem yönetim kurulu başkanı olan ...'nın bilgisi dahilinde yapıldığını, genel kurul kararının iptalini gerektiren hiçbir neden bulunmadığını, davalı ...'in bizzat katılım sağladığı █████/2017 tarihli genel kurulda iptali istenen karar doğrultusunda pay değerinin yazılı olduğu tutanağı imzaladığını, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan ...'in 133.000,00 TL itibari pay değerine herhangi bir itirazda bulunmadığını ve tutanağı imzaladığını, yine aynı tutanakta pay oranı olarak yazılmış bulunan %13,3 orana da itiraz etmediğini, davalı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi ... ile davalı şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı ...'nın yönetim kurulu üyeleri olarak şirkete verdikleri zararlardan TTK kapsamında sorumlu olduklarını, sonuç olarak bahsi geçen .... sayılı dosyada genel kurul kararının iptaline yönelik talebin reddini, müvekkilinin ortağı olduğu şirket tüzel kişiliğini kasten zarara uğrattıkları sabit olan şirket ortağı ve şirket yöneticisi olan davalılardan kasıtlarıyla şirketi uğratmış oldukları zarardan şimdilik 1.000,00 TL'nin müşterek ve müteselsil olarak tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili █████/2021 tarihli talep açıklama dilekçesi ile; sermaye artırımının davalının ve şirket ortağı ve aynı zamanda o dönem yönetim kurulu başkanı olan ...'nın bilgisi dahilinde yapıldığını, genel kurul kararının iptalini gerektiren hiçbir neden bulunmamakta iken tarafların şirket sermayesi taşınmazı mülklerine geçirmek amacıyla 5 yıl sonra oy kullandıkları genel kurul kararının iptali için işbu davayı ikame ettiklerini, şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı olar ...'nın ... görevinden Mahkemenin .... sayılı ilamı ile azledildiğini, şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan ...'nın ortak ve yönetici olarak üstlendiği sorumlulukları yerine getirmediğini şirkete kasten zarar verdiğini, ... görevini de özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak gerçekleştirdiğini, ...'nın yönetici olarak kasten sebep olduğu şirket zararlarıyla yönetmediğini, ... sürecinde de şirkete zarar vermeye devam ettiğini beyan etmiştir.
II-SAVUNMALAR
3. Davalı .... Tic. Ve Müş. A.Ş ve ... vekili cevap dilekçesinde; asli müdahale talep edenin dilekçesinde yer alan hiç bir hususun müvekkili şirket açısından kabulünün mümkün olmadığını, asli müdahale talep edenin dava dilekçesinde müvekkili şirketin zarara uğradığından bahisle müvekkili şirketi davalı sıfatı ile dosyaya eklediğini ve zararın tazminini de müvekkili şirketten talep ederek büyük bir çelişki içerisine girdiğini, müvekkili şirket açısından anılan davada husumet oluşmadığını, kanunen müvekkilinin bu davanın tarafı olamayacağını, davanın müvekkili şirket açısından aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, bu nedenle müvekkili açısından davanın usulden reddini talep ettiklerini, davanın taraflarının ve konularının farklı olduğunu, davaların tefrik edilerek görülmesini talep ettiklerini, sonuç olarak müvekkilinin davalı sıfatı ile kusurdan sorumluluğu mümkün olmadığından davanın usulden reddini, usuli itirazları dikkate alınmaz ise davanın tefrik edilerek görülmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; asli müdahale talep edenin dava dilekçesinde talebinin açık ve net olmadığını, hazirun cetvelinin kabul beyanı içeren bir sözleşme olmadığını, yalnızca paydaşları gösteren bir liste olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte hazirun cetvelinde müvekkilinin imzası bulunsa dahi bu paylarının durumundan haberdar olduğu ya da olacağı anlamına gelmediğini, müvekkili imzalamış olsaydı dahi hazirun cetvelinde yazan hiçbir şeyi anlamadığı için irade sakatlığı hali mevcut olduğunu, müvekkilinin bildiği dilin Arapça olduğunu, asli müdahale talep edenin davasını belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, ancak anılan davada şirketin yahut kendisinin uğradığı hiçbir zararı kanıtlayamadığını, sonuç olarak asli müdahale talep edenin ikame ettiği davanın haksız ve hukuka aykırı olduğu dikkate alınarak reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı ve asli müdahale talep eden tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
III. TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
5. Tarafların ileri sürdüğü, üzerinde anlaştıkları ve çekişme konusu olmaktan çıkan her hangi bir vakıa bulunmadığı anlaşılmaktadır.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
6. Uyuşmazlık, davalı yöneticilerin yine davalı şirkete yönetici olarak zarar verip vermedikleri ile zarar vermişler ise verdikleri zarar tutarına ilişkindir.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
7. Mahkememizin ....sayılı dosyası; Davanın ... tarafından ... ve .... Tic. A.Ş aleyhine davalı şirketin █████/2014 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların iptali istemiyle açıldığı, Feri Müdahil ... vekilinin █████/2021 tarihli asli müdahale dilekçesi üzerine, davacının asli müdahale talebinin Mahkememiz asıl dosyasından tefrik edilerek yukarıda bahsedilen esasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyası içeriği bu dosya bakımından da delil olarak değerlendirilmiştir.
V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
8. Dava, şirket yöneticilerinin şirkete vermiş olduğu zararların tazmini istemine ilişkindir.
9. Mahkememizce 05.10.2022 tarihinde, açılan tazminat davasının dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine dair karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu, .... Dairesi'nin 07.10.2025 tarih, ...., sayılı ile mahkememiz kararının kaldırıldığı görülmüştür.
10. .... Dairesi'nin 07.10.2025 tarih, ...., sayılı kararında özetle; "...Mahkemece karar gerekçesinde davacıların iddia edilen zararın şirket adına tahsilinin talep edilmesi gerekirken zararın şirket adına tahsilinin talep edilmediğinden davalı gerçek kişiler aleyhine açılan davanın reddi gerektiği, davalı şirket yönünden ise sorumluluk davasının şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığı, davanın pasif husumetten reddi gerektiği belirtilmiştir. Davalı şirket yönünden pasif husumete dair esasa ilişkin anılan gerekçenin yanı sıra karar gerekçesinde ayrıca davacının asli müdahale talep ettiği davanın davalı şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olduğu, asli müdahale talep edenin müdahale talep edilen davadaki talep sonucuna yönelik bir hak iddiasında bulunmadığı, usulüne uygun olarak açılmış bir dava olmadığı belirtilerek davanın bu nedenle de reddi gerekçesi yazılmıştır. Bu durum ise, kararın davanın hem usulden hem esastan reddine ilişkin gerekçe içermesi nedeniyle HMK'nun 297/2 maddesine aykırılık teşkil etmektedir." gerekçesi ile Mahkememiz kararının kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
11. Öncelikle davacı ve davalının pay sahibi olduğu şirketin pay ve paydaş yapısının ele aldığımızda, davalı ... Şirketi'nin merkezinin .... İlinde bulunduğu, 1.000.000,00.-TL tutarında sermayeye sahip olduğu, ortaklarının ... (800.000 paya karşılık 800.000.TL), ... (65.000 paya karşılık 65.000.TL), ... (1.000 paya karşılık 1.000.TL), ... ( 1.000 paya karşılık 1.000.TL), .... ( 133.000 paya karşılık 133.000.TL) olduğu anlaşılmaktadır.
12. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre davalı şirketin merkezinin .... İli olduğu ... kayıtlarından anlaşılmakla TTK m. 561 hükmü gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
13. Somut olayın değerlendirmesine geçmeden önce şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.
14. 6102 sayılı TTK’nın 644/1-a maddesi uyarınca, limited şirket müdürlerinin sorumluluğu anonim şirketlere ilişkin kurallara tabidir.
15. 6102 sayılı TTK'nın Kurucuların, Yönetim Kurulu Üyelerinin, Yöneticilerin ve Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu başlıklı 553. maddesi "(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
(2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.
(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz" hükmünü içermektedir.
16. Aynı Kanunun "Şirketin Zararı" başlıklı 555. maddesinde ise "(1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.
(2) Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
17. 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca, anonim şirketlerde Kanun ya da esas sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen kurucular, yöneticiler, yönetim kurulu üyeleri ve tasfiye memurları bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu tutulmuşlardır. Hükümde belirtilen sorumlulur sınırlı sayıda ifade edilmemiş olup fiili organların da düzenleme kapsamında yer aldığı kabul edilmektedir. Sorumluluğun müeyyidesi ise tazminattır (....).
18. Yöneticilerin sorumluluğu için yönetim kurulu üyelerinin yükümlülüklerini kanuna veya esas sözleşmeye aykırı şekilde ihlal etmesi, kusur, zarar ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin ve tasfiye memurlarının sorumlu tutulmaları, kendilerine kanun ve ana sözleşme ile yüklenen yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde sözkonusu olabilecektir. Bu anlamda yükümlülüklerin sorumlu olan kişiye göre belirlenmesi gerekmektedir. Yükümlülük kavramı, yönetim kurulunun bir görevi ve yetkisi bağlamında, kanunda ve esas sözleşmede öngörülen konulardaki yapma ve yapmama zorunluluklarını ifade etmektedir (....).
19. TTK m. 553 hükmü uyarınca yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler, tasfiye memuru ve madde kapsamına giren diğer kişilerin sorumluluğunda kusur sorumluluğu esası kabul edilmiştir. Bu anlamda sorumluluğunun doğması açıkça kusur şartına bağlı kılınmış olup zarar veren işlem ve eylemlerin yöneticilerin kusurundan kaynaklandığının ispatı aranmaktadır. Kusurun derecesi bakımından her hangi bir sınırlandırma öngörülmemesi nedeni ile sorumlular hafif kusurlarından dahi sorumlu olacaklardır (....).
20. Kusurun objektif ölçüye göre belirlenmesi gerektiği ise TTK m. 369 hükmünde belirtilen yöneticinin görevini "tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmesi" gerektiği yönündeki düzenlemeden anlaşılmaktadır. Buna göre tedbirli yönetici, bir yandan kusurda ölçü rolüne sahipken; diğer yandan tedbirli yöneticinin karar ve eylemlerde göstereceği özen, nesnel davranışı ifade eder. Buradaki nesnellik ile görevi yerine getirebilmek için yetkin olma, ilgili bilgileri değerlendirebilme, uygulamayı ve gelişmeleri takip edebilme ve anonim şirket ile ilgili bilgiler çerçevesinde denetleyebilme yeteneği ve öğrenime sahip olma yeterlilikleri kastedilmiştir. Bu anlamda yönetim kurulu üyelerinin kontrolü dışındaki ve kendilerinden beklenenin ötesindeki tedbir, tedbirli yönetici kavramına dahil değildir. Nitekim TTK m.553/3 hükmüne göre, yönetim kurulu üyelerinden bir uzman bilgisine sahip olması zorunluluğu beklenmemektedir. Hükmün gerekçesinde ayrıca, bir yöneticinin kontrolü dışında kalan ve nesnel olarak beklentilerin uzağındaki davranışlardan tedbirli yöneticinin sorumlu olmayacağı belirtilerek bu açıdan TTK m. 553/3 hükmünün bu konudaki sınırı ortaya koyduğu görülmektedir (....).
21. Zarar doğurucu işlem ya da eylemin sorumluların kusurdan kaynaklandığının ispatı ise, TTK m. 553 hükmü uyarınca davacı yana yüklenmiştir. Davacı yanın, TTK 553 madde kapsamındaki sorumlulara kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu ispatlaması halinde, yönetici ancak zarar doğuran işlemlerde kendisinden beklenen özen yükümünü yerine getirdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
22. Öte yandan görev ve yetki devrinin sorumluluğa etkisi ise 553. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup buna göre görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hali hariç, bu kişilerin işlem ve fiillerinden sorumlu tutulamazlar.
23. TTK m. 553 hükmü kapsamına giren kişilerin sorumluluklarının doğması için, yükümlülüklerini kusurlu hareketleri sonucunda ihlal etmelerinin neticesinde zararın da ortaya çıkması gerekecektir. Bu zarar olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilecektir. Olumlu zarar, alacaklının borcun yerine getirilmesi sonucunda ortaya çıkma ihtimali olan menfaatlerinin gerçekleşmemesi sebebiyle uğranılan fiili zarardır. Olumsuz zarar ise, hüküm doğuracağına inanılan bir sözleşmenin hükümsüz olması ya da kurulamaması sebebiyle uğranılan kardan yoksunluk şeklindeki zarardır. Zararın var olduğunun ispatlanmasının yanında, zararın miktarına ilişkin hesaplamaların da yapılması gerekir. Zararı ispatlama yükümlülüğü zarar görene aittir.
24. Ortaya çıkan zarar, şirketin, pay sahiplerinin veya bir alacaklının doğrudan malvarlığında bir değer eksilmesine neden olan ya da malvarlığında meydana gelmesi beklenen değer artışının gerçekleşmemesi biçiminde ise "doğrudan zarar" olarak, anonim şirketin malvarlığında meydana gelen zararın pay sahipleri ve alacaklıları yansıma yoluyla etkilemesi şeklinde ise "dolaylı zarar" olarak ifade edilmektedir. Yani şirketin uğradığı doğrudan zarar, pay sahipleri ve anonim şirkete yansımaktadır. Doğrudan zararla pay sahibinin veya alacaklıların şirketten bağımsız olarak uğradıkları zararlar sözedilmektedir.
25. Zararın doğrudan ya da dolaylı olduğu hususunun tespit edilmesi dava açma yetkisi bakımından önem taşımaktadır. Sorumluluk davasında dava açma hakkı madde metninden de anlaşılacağı üzere, şirkete, ortaklara ve alacaklılara tanınmış olup asıl dava hakkı, ortaklığa aittir.
26. Şirketin dava açma yetkisi bakımından doğrudan ya da dolaylı zarar ayrımı yapılmasına lüzum bulunmamaktadır. Zira şirketin dava açma yetkisine sahip olduğu hallerde şirketin uğradığı zarar doğrudan zarar niteliğindedir.
27. Bununla birlikte, ortakların ve alacaklıların dava açma hakkı doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Yöneticinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışı sonucunda ortağın doğrudan zarara uğraması söz konusu ise, ortak uğradığı zararın tazmin edilerek kendisine verilmesi için yönetici aleyhine tazminat davası açabilecektir. Yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açacaktır. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Bir başka anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Bu halde açılacak davalarda, hükmolunacak tazminatın da şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. Zira TTK'nın 555. maddesi uyarınca şirketin uğradığı zararlar zarara neden olanlardan, ortak tarafından açılacak davayla istenebilecek ise de, hükmolunacak tazminatın ancak şirkete ödenmesi istenebilir. (....).
28. Öte yandan şirket tarafından açılacak davalara ilişkin olarak 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1 ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Böyle bir kararın varlığı HMK'nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Ancak, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu gidilmemeli, bu yöndeki eksikliğin giderilmesi bakımından makul bir süre verilmelidir.
29. Buna karşın ortaklar ya da alacaklıların açacağı davada ise şirket genel kurulunda karar alınması gerekmemektedir.
30. Yapılan açıklamalar neticesinde somut olay incelendiğinde, davacının dava dilekçesinde davalı şirketin yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat isteminde bulunulduğu, talep edilen tazminatın şirkete ödenmesini değil doğrudan kendisine ödenmesinin talep edildiğinin görüldüğü ancak, dolaylı zararlarda açılacak davalarda, hükmolunacak tazminatın da şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerektiği, zira TTK'nın 555. maddesi uyarınca şirketin uğradığı zararlar, zarara neden olanlardan, ortak tarafından açılacak davayla istenebilecek ise de, hükmolunacak tazminatın ancak şirkete ödenmesinin istenebileceği, ancak davacı yan davalılar arasında şirketi göstermiş ve talep sonucu bölümünde ise tahsilini istediği zararın şirket adına talep edildiği hususunu açıklamadığı, 29.09.2021 tarihli celse ve 29.09.2021 tarihli celse ara kararı gereğince 05.10.2021 (UYAP havale tarihli) tarihinde sunmuş olduğu dilekçe içeriğinde de şirketin uğradığı zararı somutlaştırarak esasen kendisinin dolaylı zarara uğradığını kabul ettiği anlaşılmakla, davanın davalılar ....yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
31. Öte yandan davacı yanca, davalı şirket aleyhine dava açılmış ise de; davanın TTK'nın 553 ve 555. maddeleri uyarınca yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin olduğu, bu nedenle husumetin yöneticilere yönetilmesinin gerekli ve yeterli olduğu anlaşılmakla, davanın davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
32. Sonuç olarak açıklanan nedenlerle davalılar .... yönünden davanın reddi; davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi yönünde değerlendirme yapılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
VI-HÜKÜM
1- Davalılar .... aleyhine açılan tazminat davasının REDDİNE,
2- Davalı şirket aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00.-TL harçtan, mahkememizin 26.01.2023 tarihli Harç Tahsil Müzekkeresi ile tahsil edilen 80,70.-TL harcın düşümü akabinde bakiye 651,30.-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE,
6-Davalılar .... kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13. maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 1.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar ....'ya ödenmesine,
7-Davalı şirket kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13. maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 1.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı şirkete ödenmesine,
Dair, davalılar vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ....Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ....Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ....
E-İmza
Üye....
E-İmza
Üye ....
E-İmza
Katip ....
E-İmza
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!