Tapu iptali ve tescil davasında, bozma ilamına rağmen aldatma (hile) iddiasının araştırılmaması usuli kazanılmış hakkın ihlalidir.
Özet: Bu dava, murisin ehliyetsizliği ve aldatma (hile) iddialarına dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılmış olup, mahkemenin murisin işlem tarihinde ehliyetli olduğuna dair Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda ehliyetsizlik iddiasını reddetmesinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte, bozma ilamına uyulmasına rağmen aldatma (hile) iddiasının hiç araştırılmamış olması nedeniyle, usulî kazanılmış hak ilkesi uyarınca hile iddiası yönünden gerekli araştırmanın yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.Mahkeme kararı davacılar ve dahili davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Dava, ehliyetsizlik ve aldatma (hile) hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Davacılar vekili;: davacıların muris ...'in ilk eşinden çocukları olduğunu, babalarının annelerinden boşandıktan sonra 1964 yılında ikinci evliliğini gerçekleştirdiğini, muris ...'in 79 42... parsel sayılı taşınmazda 02.02.2005 tarihinde eşi ... lehine intifa hakkı tesis ettiğini ve 17.02.2008 tarihinde de taşınmazın 3/4 payını eşine devrettiğini, murisin işlem tarihinde ehliyetsiz olup davalının aldatması sonucu temlikin yapıldığını ileri sürerek ehliyetsizlik ve aldatma (hile) nedeniyle taşınmazın tapu kaydının iptaline, miras payı oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiş; aşamada davacı ...'nin ölmesi üzerine mirasçıları davaya dahil olmuştur.Davalı ... vekili; murisin dava konusu taşınmazın devri sırasında ehliyetli olduğunu, kendi iradesi ile işlem yaptığını belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.Mahkemenin 23.06.2015 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile muvazaa iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 01.10.2018 tarih, ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararı ile; davacı tarafın ehliyetsizlik ve aldatma (hile) hukuki nedenlerine dayandığı halde bu yönden bir araştırma yapılmadığı ve Adli Tıp Kurumu 4. ihtisas Kurulundan rapor alınmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; murisin 17.12.2008 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinin 20.01.2023 tarihli raporu ile saptandığı ve iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Dosya içeriğinden; muris ...'ın maliki olduğu 79 42... parsel sayılı taşınmazda eşi olan ... lehine 02.02.2005 tarihinde ¼ oranında intifa hakkı tesis ettiği, 17.12.2008 tarihinde de aynı taşınmazın 3/4 payının çıplak mülkiyetini satış suretiyle ...'e devrettiği, murisin 2011 yılında, ...’in 2009 yılında öldüğü, muris ...’ın geride mirasçı olarak 1964 yılında boşandığı ilk eşinden olma çocukları davacılar ve dava dışı ... ile ikinci eşi ...’den olma çocukları davalılar ... ve ...’in mirasçı olarak kaldığı anlaşılmaktadır.Hemen belirtmek gerekir ki, muris ...’ın işlem tarihinde ehliyetli olduğu Adli Tıp Kurumu raporuyla saptanmak suretiyle ehliyetsizlik iddiası yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekilinin bu yöne ilişkin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine.Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece; bozma ilamına uyulmuş olmakla ilgilileri lehine usulî kazanılmış hak oluşacağı ve mahkemenin bozma gereklerini yerine getirmek zorunda bulunduğu kuşukusuzdur. Ancak, Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma kararında, iddianın ileri sürülüş biçimi ve dava dilekçesinin içeriğinden davacı tarafın ehliyetsizlik ve aldatma(hile) hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğu, murisin işlem tarihinde ehliyetli olup olmadığının araştırılması, ehliyetli olduğu anlaşılırsa aldatma (hile) iddiası yönünden değerlendirme yapılması ve hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece sadece ehliyetsizlik iddiasına ilişkin olarak değerlendirme yapılarak karar verildiği, hile iddiasının araştırılmadığı görülmüştür.Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunu'nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan; hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca hile iddiası yönünden toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.Davacılar vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İzmir 24. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 09.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.