Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin, internet bankacılığı dolandırıcılığı sonucu oluşan zararın tazmini davasında banka ve müşteri kusur oranlarını belirleyen kararı.
Özet: Bir şirketin, dolandırıcıların banka çalışanı gibi davranarak şirket çalışanını yanıltması sonucu kredi kartı limiti artırma bahanesiyle banka hesabından üçüncü kişiye para transferi gerçekleştirmesi üzerine bankaya açtığı tazminat davasında, ilk derece mahkemesi hem çalışanın onay kodu girmesi nedeniyle şirketi hem de bankanın güvenlik zafiyetleri ve şüpheli işleme onay süreci işletmemesi sebebiyle bankayı müterafik kusurlu bularak zararın bir kısmından bankayı sorumlu tutmuş, banka ise tüm kusurun davacı şirkette olduğunu savunarak karara istinaf etmiştir.

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi █████████ Esas ████████ Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO : █████████ KARAR NO : ████████TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2022NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVA : TazminatDAVA TARİHİ : █████/2021KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankada hesabı bulunduğunu, şirkette çalışan ...'ın cep telefonu üzerinden arayan kişinin davalı banka çalışanı olarak kendisini tanıttığını, şirket kredi kartı limitinin şirketin onayı halinde 40.000.00TL’den 110.000.00TL’ye çıkarılabileceğini ve kredi kartının yenileneceğini belirttiğini, bu işlemin gerçekleştirilebilmesi için ise ... İnternet Bankacılığı portalından ...’ın telefon ekranına çıkarılacak olan işlemi onaylamasının yeterli olduğunun ifade edildiğini, müvekkili şirket çalışanı şirket hesabından herhangi bir para çıkışı manasını taşıyabilecek eft, havale vb. ifadeleri içermediğinden işlemi onayladığını, ...’ın onayı sonrası şirketin kredi kartı limitinin artması beklenirken, işbu işlem ile müvekkili şirkete ait davalı bankadaki hesabından 50.500,00 TL'nın, dava dışı üçüncü kişi hesabına aktarıldığının anlaşıldığını, durumun fark edilir edilmez davalı banka müşteri hizmetlerinin durumdan haberdar edildiğini, dolandırıcılık suçu niteliğini haiz işlemin iptali ve müvekkilinin zararının giderilmesi taleplerine ilişkin olumlu bir dönüş alınamadığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü ve objektif özen sorumluluğu bulunduğunu, hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğunu, müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olacağını, davalı banka tarafından müvekkili şirkete işlemin gerçekleştiğini bildirir bir mesajın gönderilmediğini belirterek 50.500,00 TL'nin 18.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tüm bilgileri kendi eliyle diğer tarafa aktarmış bir kişinin bilgisi dışında işlem yapıldığını iddia edemeyeceğini, müvekkilinin sorumluluklarını yerine getirdiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının ilgisiz bir telefon numarasından aranmasına rağmen onay kodu girdiği ve bu konuda kendi kusurunun bulunduğunun aşikar olduğu, ancak kusurun tek başına davacıya yüklenemeyeceği, davalı bankanın somut olayda davacının hesabından kredili mevduat hesap limitinin tamamı kullanılarak kayıtlı olmayan bir hesaba yapılan havale işleminde bankanın herhangi bir onay süreci işletmediği, davalı bankanın alınabilecek tüm önlemleri almadığı, banka müşterilerinin bankacılık bilgileri ve şifrelerinin güvenliğini/gizliliğini sağlayamadığı, bankanın internet ekran güvenliğinin sağlanamadığı, davacıya davalı banka nezdindeki bilgilerin doğru aktarıldığı, bankanın sistemi üzerinden işlemin gerçekleştiği, buna göre müşteri bilgileri koruma ve sistem güvenliğinden bankanın sorumluluğu bulunduğu, bu sorumluluğun sadece onay kodunun müşteri tarafından girildiğinden bahisle kaldırılamayacağı, davacının müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.350,00 TL'nin █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda, gerekçe olarak "davacının ilgisiz bir telefon numarasından aranmasına rağmen onay kodu girdiği ve bu konuda kendi kusurunun bulunduğunun aşikar olduğu" belirtilmesine rağmen "ancak kusurun tek başına davacıya yüklenemeyeceği" de denilerek müterafik kusurdan bahisle kendi içinde çelişkili bir karara hükmedildiğini, müvekkilinin ne olayın meydana gelmesine ne de ağırlamasına sebep olduğunu, somut olayda davacının sorumluluğu evin anahtarını adeta bir hırsıza kendi elleriyle veren ev sahibininkine benzer nitelikte olup yalnızca davacıya ait olduğunu, davacı ticaretle meşgul olmasına rağmen basiretli bir tacirin göstermesi gereken özeni göstermediğini, saklanması gereken tüm bilgilerini yetkili olmayan kişilerle paylaştığını, huzurdaki olayın meydana gelmesine neden olduğunu, davacının kendi iradi hareketinden zarar uğraması sonucunda bir şekilde bunu kendisinin dışındakilere yüklemeye çalıştığı açık olup somut olayda müvekkilinin kusurundan bahsedilemeyeceğini, müvekkili banka tarafından davacıya mesaj gönderildiğine ilişkin tablonun daha önce de dosyasına sunulduğunu, bu tablo tekrar işbu dilekçenin ilgili kısımlarına eklendiğini, davacının beyanlarında belirttiği telefon numarasının bankaya ait olmadığının, ... adında bir banka çalışanının bulunmadığının. eft işlemi öncesi müşteriden 2FA işlem onayı smartkey doğrulaması alındığının tekraren belirtilmesinde fayda görüleceğini, mahkeme tarafından verilen anılan karar eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde verilmiş olup, hukuk ve hakkaniyet gereği ortadan kaldırılması gerektiğini, dava dilekçesinde, müvekkili bankaya ait olmayan bir numara ile görüşmekte iken dava dışı üçüncü kişilerin hesabına kendi bilgisi dışında para aktarıldığından bahisle işbu davanın ikame edildiğinin ifade edildiğini, tüm bilgileri kendi eliyle diğer tarafa aktarmış bir kişinin, bilgisi dışında işlem yapıldığını iddia etmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla somut olayda müvekkilinin müterafik kusurunun söz konusu olmadığını, fakat bilirkişilerin bu gerçeği neredeyse tamamen unutarak raporda müvekkilinin sözde kusurlarına odaklandığını, müvekkilinin özensiz bir davranışı söz konusu olmadığını, müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, bu süreci olabilecek en titiz şekilde yürüttüğünü, davacı müşterinin, gerçekleştireceği internet bankacılığı işlemlerinde, kendisine verilen şifre ve kullanıcı bilgilerini gizli tutmakla yükümlü olup bunların gizli kalması için de gerekli tüm dikkat ve özeni göstermekle sorumlu olduğunu, Yargıtay kararlarında da müşterilerin müterafik kusurlarından söz edildiğini, müşteri kendi kullandığı bilgisayar/telefonun güvenliğinden tek başına sorumlu bulunduğunu, kendisinden beklenen ve beklenebilecek tüm önlemleri almış olan müvekkiline, müterafik kusur kavramı altında sorumluluk atfedilmeye çalışılması hukuken kabul edilemez nitelikte olup, bu yaklaşımın kesinlikle hakkaniyetsiz olduğunu, işlem yapılabilmesi için kendisine onay kodu gönderildiğini, söz konusu işlemler için bu onay kodunun doğru bir şekilde girildiğinin belirlendiğini, söz konusu işlemin 2FA işlem onayı smartkey doğrulaması (2 faktörlü doğrulama ile mobil cihazdan işlemlere onay verilmesi) ile internet bankacılığına giriş yapılarak █████/2021 tarihinde saat 10:23’te gerçekleştirildiğini, dolandırıcılık işlemi banka şubesi tarafından saat 13:01’de ürün güvenliği departmanına e-posta kanalı ile bildirildiğini, bankaca ... A.Ş. ile iletişime geçilerek para transferinin müşteri bilgisi dışında olduğu iletildiğini, işlemin kendileri tarafından incelenmesinin talep edildiğini, davacının ifade ettiği telefon numarasının bankaya ait olmadığının, ... adında bir banka çalışanının bulunmadığının, eft işlemi öncesi müşteriden 2FA işlem onayı smartkey doğrulaması alındığının belirtilmesinde fayda görüleceğini, davacının "gelen talebi onayladık" diyerek açıkça kendi eylemini ve sorumluluğunu ikrar ettiğini, güvenliğin tam olarak sağlanmasını esas amaç olarak edinen müvekkili bankanın, üzerine düşen tüm sorumluluğu hakkıyla yerine getirmesine rağmen, hiçbir güvenlik önleminden faydalanmayan davacının ihmal ve tedbirsizliği sonucunda uğradığını iddia ettiği zararından müvekkili bankanın sorumlu tuttulması gerek hukuka gerekse bu konuda Yargıtayca verilmiş olan kararlara aykırılık teşkil ettiğini, herhangi bir limit artırım işlemi için Meşrutiyet şubesi ve/veya genel müdürlükten her halükarda Türkiye sınırları içerisinden aranmasının olağan olduğunu, fakat 0392 alan kodu herkesçe bilindiği üzere Kıbrıs'tan gelen aramaları nitelendirdiğini, Türkiye'deki bir şubede banka hesabı mevcut bulunan davacının, bankacılık işlemi için niçin Kıbrıs'tan arandığı hususunda şüphe dahi duymamasına rağmen, ihtimam ve özen konusunda müvekkilinin suçlamasının hiçbir mantıklı ve hakkaniyetli yanı bulunmadığını, davacı şirketin, bu tür iş ve işlemler konusunda bilgisiz tecrübesiz bir gerçek kişi olmadığını, bilakis davacı şirketin TBK ve TTK kapsamında basiretli bir tacir gibi davranma ve objektif özen sorumluluğunu taşımakta olup bunu yerine getirmediğini, bilirkişilerin, davacıyı arayan telefon numarasının alan kodunun Türkiye değil Kıbrıs'a ait olması sebebiyle davacının ne derece özensiz ve ihmalkar davrandığına ilişkin bu değerlendirmeleri, davacının en basit düzeydeki bu dikkati dahi göstermemiş olmasının dosyaya sunulan tüm beyanları desteklediğini, bankanın hiçbir işlem yapmadığı iddiasının aksine, dosyaya daha önce sunulmuş olan müvekkilinin iç yazışmaları da dahil olmak üzere tüm belgelerde açık olduğu üzere alıcı banka hesaplarına derhal bloke konması için gerekli talimatların verildiğini, fakat gerçekleştirilen transfer işlemi neticesinde, tutarın karşı banka alıcısı tarafından ilgili hesaptan çekildiğinin belirlendiğini, karşı bankaların iş ve işleyişine müdahale ise müvekkili bankadan beklenemeyeceğini belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; internet bankacılığı yoluyla banka hesabından bilgi ve rıza dışında üçüncü kişi hesabına aktarılan paranın tazmini istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan şirket çalışanını cep telefonundan arayan kişinin davalı banka personeli olduğunu söylediğini, arayan kişinin şirket kredi kartı limitini yükseltmek isteyip istemediğini sorduğunda şirket çalışanının kart limitini yükseltmek istediğini söylediğini, ekrana gelen onay ekranının onaylanması ile kredi kartı limitinin yükseltildiğini düşünürken hesaptan dava dışı üçüncü kişi hesabına 50.500,00 TL'nin aktarıldığını daha sonra fark ettiklerini, havale işlemine ilişkin banka tarafından hiçbir bilgilendirme yapılmadığını, yapılan işlemde bilgi ve rızasının bulunmadığını iddia etmiş, davalı yan ise yapılan işlemde kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının davalı bankada hesabı bulunduğu, hesabından internet bankacılığı yoluyla 50.500,00 TL'nin dava dışı 3. kişi hesabına aktarıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının hesabından dava dışı üçüncü kişi hesabına internet bankacılığı yoluyla havale yapılması işleminde bilgi ve onayının olup olmadığı, bilgi ve onayı yok ise yapılan işlemlerde taraflardan hangisinin hangi oranda kusurlu olduğu, davacının davalıdan talep edebileceği bir alacak bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; davacının işbu davada ve hesabından üçüncü kişi hesabına para aktarılmasından sonra aşamalarda cep telefonundan davalı banka personeli olduğunu söyleyen kişi tarafından şirket çalışanının arandığını, arayan kişinin şirket kredi kartı limitini artırmak isteyip istemediğini sorduğunu, artırmak istediğini söyleyince ekrandaki onayın yapılmasının istendiğini, şirket çalışanının kredi kartı limitinin artırıldığını düşünerek ekrandaki onayı yaptığını, hesaptan para transferi yapıldığını daha sonra öğrendiğini, yapılan işlemlerde bilgi ve rızasının bulunmadığını belirtmiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile, sms bildirimlerinin davacının olayı bildirmek adına yaptığı görüşmelerle başladığı, davacının arandığı telefon numarasının bankaya ait olamayacağının bariz olduğunu, davacının ilgisiz bir telefon numarasından aranmasına rağmen onay kodu girerek bilgilerinin üçüncü kişinin eline geçmesine neden olduğu, davalının ise daha önce para transferi yapılmamış veya kayıtlı olmayan hesaplara para transferi yapılmış olmasına rağmen dava konusu somut olayda davacının hesabından kmh hesap limitinin tamamı kullanılarak kayıtlı olmayan bir hesaba yapılan havale işleminde bankanın herhangi bir onay süreci işletmediği, davalının alınabilecek tüm önlemleri almadığı, davacının kusurunun bankanın var olabilecek müterafik kusurunu ortadan kaldırmayacağı belirtilmiştir. Taraflara yüklenecek kusur takdiri somut olayın özelliklerine göre hakime ait olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının %30, davalının %70 kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş olup, davacının karara yönelik herhangi bir istinaf itirazı bulunmadığından Dairemizce istinaf incelemesi davalıya yüklenen kusur yönünden yapılmıştır. Dava konusu işlemlerin yapıldığı █████/2021 tarihinde yürürlükte bulunan Bankalarda Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 36. maddesi "(1) Banka, elektronik bankacılık hizmetleri kapsamında gerçekleşen olağan dışı, sahtekârlık amaçlı veya dolandırıcılık riski bulunan işlemleri tespit etmeye ve bunları önlemeye yönelik işlem takip mekanizmaları kurar. İşlem takip mekanizması kapsamında uygun olan durumlarda asgari olarak aşağıdaki risk unsurları takip edilir: a) Finansal sonuç doğuran işlemlere yönelik bilinen dolandırıcılık yöntemleri, b) Gerçekleştirilen her bir bankacılık işleminin tutarı ve bu tutarlara göre müşterinin konum bilgisi de kullanılarak normal dışı bir ödeme, fon transferi ya da davranış deseni gösterip göstermediği, c) Kaybolmuş, çalınmış ya da yetkisiz kişilerce ele geçirilmiş kimlik doğrulama unsurlarının listesi, ç) Her bir kimlik doğrulama oturumuna yönelik olarak zararlı yazılımların bulaşmış olabileceğini gösteren belirtiler. (2) Banka, riskli işlemleri filtreleyerek değerlendirir ve bu filtrelere takılan müşterileri daha yakından takip eder. Riskli işlemlerin gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi halinde banka, telefon ya da kısa mesaj gibi uygun yöntemlerle müşterilerin en kısa sürede uyarılmasını sağlar." hükmünü içermektedir. Anılan hüküm karşısında somut olayda, davacının hesabından internet bankacılığı yoluyla █████/2021 tarihinde saat 12:45'de 50.500,00 TL'nin dava dışı 3. kişi hesabına aktarıldığı, yapılan eft işlemine ilişkin davacıya işlem öncesi ve sonrasında sms şifresi gönderilmediği gibi, davacının hesabında 586,65 TL var iken kmh hesabı kullanılarak üçüncü kişi hesabına 50.500,00 TL gönderildiği, hesabın (-) bakiyede yapılan işleme ilişkin davalının davacıdan açık onayını almamakla davalı banka kusurludur. Hal böyle olunca mahkemece, davacının hesabında yeterli miktar yok iken kmh hesabı kullanılarak üçüncü kişi hesabına para aktarılması işlemleri sırasında davalının internet bankacılığına ilişkin gerekli güvenlik önlemlerini zamanında ve etkin şekilde alarak dolandırıcılığın gerçekleşmesini engellemediği, havale işlemine ilişkin işlemden önce ve sonra davacıya sms şifresi gönderilmediği, davalı bankanın olayda kusurlu bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 2.414,76 TL harçtan peşin alınan 603,69 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.811,07 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. █████/2026Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.